Muslim Port Haber Merkezi | Sevde Köse

Afrika'daki Amerikan Komutanlığı (AFRICOM), Pentagon'un başlıca askeri komutanlıklarından biri olup 53 Afrika ülkesindeki askeri ilişkiler ve operasyonlardan sorumludur.

Bu komutanlık, 11 Eylül saldırılarından sonra ABD'nin Afrika'ya ilgisinin arttığı bir dönemde ve Çin yayılmacılığı karşısında kuruldu. Kıta genelinde destek tesislerinin kurulmasıyla önemli ölçüde gelişen komutanlık, ABD'nin dünyanın bu stratejik bölgesinde daha fazla kontrol ve etki sahibi olmasının da önünü açtı.

Somaliland Kıyılarındaki Devasa Petrol Keşifleri Bölgesel Savaşı mı Tetikliyor? Somaliland Kıyılarındaki Devasa Petrol Keşifleri Bölgesel Savaşı mı Tetikliyor?

Amerika'ıin Afrika'daki askeri varlığını kesinleştiren kritik olaylardan birisi de 7 Ağustos 1998'deki "terörist" saldırılarıydı. El-Kaide tarafından üstlenilen bu saldırılarda Nairobi, Kenya, Darüsselam ve Tanzanya'daki ABD elçiliklerinde eş zamanlı patlamalarla meydana geldi. Patlamalar aralarında Amerikalıların da bulunduğu 224 kişi ölümüne ve 4.500'den fazla kişinin yaralanmasına neden oldu.

Amerika'nın Afrika Kıtasına Ağ Kurma Serüveni

O dönemde Afrika'da kalıcı bir Amerikan askeri üssünün bulunmaması nedeniyle, 900'den fazla FBI ajanı yardım için bölgeye gitmek zorunda kaldı. Bu durum, ABD'nin Afrika'daki tehditlere daha iyi yanıt vermesi için yapılan çağrıları güçlendirdi.

Richard J. Catoire adlı bir ABD subayı 2000 yılı ocak ayında 'Sahra Altı Afrika için Birleşik Komuta Planını Yeniden Değerlendirilmesi' başlıklı bir rapor yazarak Avrupa Merkez Komutanlığı'ndan bağımsız bir Afrika komutanlığı kurulmasını önerdi.

Pentagon, küresel güvenlik durumunu ve Catoire raporunun önerilerini inceledikten sonra Afrika'da bir birleşik güvenlik komutanlığı kurulması fikrini benimsemeye başladı. Bu Ekim 2008'de tam olarak faaliyete geçtiği ilan edilen AFRICOM'un kurulmasının zeminini hazırladı.

Şubat 2007'de AFRICOM'un kurulduğunu açıkladığında eski ABD Başkanı George W. Bush stratejik hedeflerini vurgulayarak "AFRICOM Afrika ile güvenlik işbirliğimizi güçlendirecek ve kıtadaki ortaklarımızın kabiliyetlerini geliştirmek için yeni fırsatlar yaratacaktır." dedi.

Eski Amerika Başkanı "Bu, Afrika halkları için barış ve güvenliğin sağlanmasına yönelik çabalarımızın güçlendirilmesine katkıda bulunacak ve kalkınma, sağlık, eğitim, demokrasi ve ekonomik büyüme konusundaki ortak hedeflerimizi destekleyecektir.” ifadelerini kullandı.

AFRICOM, kuruluş aşamasındaki kongre oturumunda önemli soruları gündeme getirmiş, gerekliliği ve Amerikan kaynakları üzerindeki etkisi sorgulanmıştı.

Tartışmalar arasında başlıca “Yeni masrafları haklı çıkaran yeni bir komutanlığa ihtiyaç var mı? Amerikan askeri varlığının büyüklüğü ve kapsamı gerçek stratejik ihtiyaçlarla orantılı olacak mı yoksa AFRICOM gerçek ihtiyaçtan bağımsız olarak kaynakları tüketen kurumsal zorunluluklar mı yaratacak?” soruları yer alıyordu.

Amerika'nın Askeri Varlığının Endişeleri

AFRICOM'un temel yetkilerini aşarak gücünü kontrolsüz uygulayabileceği yönünde endişeler vardı. AFRICOM'u destekleyenler, istikrar ve güvenliği desteklemek üzere Afrika ülkeleriyle birlikte çalışmanın ABD'nin stratejik hedeflerini güçlendireceğini, saldırıları caydırmaya ve krizleri daha etkili bir şekilde yönetmeye yardımcı olacağını savunuyordu.

Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı ve Uluslararası Kalkınma Ajansı'ndan (USAID) bazı kişiler, askeri operasyonların sivil ve diplomatik çabaları gölgeleme riski olduğunu düşünüyordu.

Syracuse Üniversitesi'nde Afrika'da Amerikan politikası üzerine profesör olan Horace J. Campbell, Al Jazeera.net'e verdiği bir röportajda AFRICOM'un kuruluş sürecini anlattı.

Campbell, ABD'nin daha önce Afrika’daki operasyonlarını Avrupa Komutanlığı, Pasifik Komutanlığı ve Orta Doğu'daki Merkez Komutanlığı gibi diğer komutanlıkları aracılığıyla yönettiğini belirterek Fransa, İngiltere, Belçika ve Portekiz gibi eski sömürgeci güçlerin ABD çıkarlarına hizmet edeceklerine güvenilebileceği varsayımına dayandığını söyledi.

Bu fikrin kökleri 1996'ya kadar uzanıyordu ve Sahra altı Afrika'da Amerikan hayatının tehdit altına girmesiyle ciddi bir şekil almaya başlamıştı. Daha sonra fikir, Bush döneminde “Afrika Krizine Müdahale (ACRI)” girişimiyle hızlı bir müdahale planı olarak netleşti. “Teröre Karşı Küresel Savaş (GWOT)” kapsamında terörle mücadele operasyonlarını desteklemeyi amaçlıyordu.

Bu plan, o zamanlar bir Amerikan müttefiki olan Mali'de kurulan Afrika Acil Durum Operasyonları Eğitim ve Yardım Programı'nın (AETAP) kurulmasını da içeriyordu. Afrikalı müttefiklere barışı koruma operasyonlarında yardımcı olmak üzere 500 milyon dolarlık bir bütçeyle kurulmuş ve sonunda Avrupa Merkez Komutanlığı'ndan (CENTCOM) esinlenilen AFRICOM'a dönüşmüştü.

Başlangıçta ABD, Avrupa'da konuşlanmış ABD askeri kuvvetlerinin azalması nedeniyle AFRICOM'un ana karargahını Stuttgart'ta kurmayı tercih etti. Washington böylece Almanya, İspanya ve İtalya'nın Afrika'nın Akdeniz’e yakın bulunduğunu göz önüne alarak Avrupa'dan operasyonları yönetme ve gerektiğinde yeniden konumlandırma imkanını değerlendirmiş oldu.

Hangi Sorunlarla Karşılaştılar

Ancak tekrarlanan sözde terör saldırıları ve Batılıların kaçırılması Afrika'da gerçek hayatta karşılaşılan zorlukların iyice su yüzüne çıkmasına neden oldu. Bu da dönemin AFRICOM komutanı General William Ward'ı 2008 yılında Londra'da “karargâh personelinin bir kısmının kıtada üst düzeyde hazır hâlde bulunmasının önemini açıklamaya” sevk etti.

Bu bağlamda Uzman Degang Sun ve Uzman Yahya Zübeyir, Amerikan gazetelerine yaptıkları değerlendirmelerde, “Cibuti'de bir AFRICOM karargâhı daha kurulmasının nedeninin, özellikle Afrika Boynuzu'nda, teröre karşı küresel savaş programlarının uygulanması” olduğunu açıkladı.

Washington, Fransız ordusuna bağlı Lemonnier üssünü kullanarak Somali, Sudan ve Yemen'deki terörist gruplarla mücadele etmek için Cibuti'ye kuvvetler konuşlandırdı.

Ocak 2012'de ABD Donanması kuvvetleri Somali'deki Amerikalıları kurtarması ve onları tedavi için Lemonnier Kampı'na nakletmesi; Washington'un Afrika Boynuzu, Aden Körfezi ve Bab el-Mandeb Boğazı'ndaki operasyonları için üssü kullanmak üzere Cibuti ile müzakere etmesine yol açtı.

Mayıs 2014'te ABD, eski Başkan Barack Obama'nın Cibuti'ye yaptığı ziyaret sırasında Camp Lemonnier'in kira kontratını yeniledi. Obama, üssün bölgesel güvenliğin güçlendirilmesinde ve Afrika Boynuzu ile tüm kıtada terörle mücadeledeki stratejik önemini vurguladı.

Neden Nijer'de de AFRICOM Karargâhı Var?

Dejang ve Yahya, hazırladıkları raporda Nijer'deki Amerikan askeri varlığının nasıl geliştiğine ışık tuttu; 2002'de Sahel Girişimi'nin hayata geçirilmesiyle başlayıp 2005'te Trans-Sahra Terörle Mücadele Ortaklığı'na kadar genişlemiş ve bu sayede Moritanya, Nijer ve Burkina Faso'ya verilen destek artmıştı.

Doksanlı yılların ortalarından bu yana Sahel bölgesi, 2003 yılında Cezayir'in güneyinde 32 Avrupalı turistin “Selefi Vaaz ve Cihat Grubu” (daha sonra İslami Mağrip El Kaidesi'ne dönüştü) tarafından kaçırılması da dahil olmak üzere zaman zaman yabancı uyruklu kişilerin kaçırılmasına tanık olmuştu.

Amerika'nın Kıtadaki Stratejik Konumu Ne Oldu?

2005 yılında Moritanya'daki bir sınır karakoluna yapılan saldırı ve 2006-2007 yılları arasında Nijer Deltası'nda Amerikalıların kaçırılması gibi olaylar Washington'u bölgede kalıcı bir askeri üs kurma arayışına itti.

Orta Afrika'yı Çad'a, Batı Afrika'yı Nijerya, Benin, Mali ve Burkina Faso'ya, ve Kuzey Afrika'yı da Cezayir ve Libya'ya bağlayan stratejik konumu sayesinde Nijer, bu üsler için ideal bir yerdi.

Temmuz 2012'de ABD Dışişleri Bakanlığı, Nijer'e, kuvvetlerinin varlığını kolaylaştırmak için askeri bir üssün inşasına hazırlık olarak sözlü bir nota verdi.1 Nijer 28 Ocak 2013'te anlaşmayı onayladı.

Böylece Nijer'de üç askeri üs kuruldu: Nijer'in kuzeyindeki Agadez'de 201'inci Hava Üssü, Niamey'de 101'inci Hava Üssü ve CIA'nın Libya sınırı yakınlarında Dirkou üssü.

Profesör Campbell, AFRICOM'un zaman içinde değişen ve kuruluşundan bu yana defalarca değişen hedeflerine ulaşmada temel sorunlarla karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Başlangıçta asıl amacı terörle mücadele iken zamanla Afrika petrol üretimi ve ihracatındaki aksaklıkları önlemeye dönüştüğünü açıkladı.

Daha sonra odak noktasının Çin'in Afrika'da yayılmasına karşı koymaya, ardından da yönetilmeyen bölgeleri ve sınır ötesi aşırıcılığı kontrol etmeye kaydı.

Afrika Boynuzu ve Büyük Göller bölgelerindeki istikrarsızlıkla mücadele gibi hedefler belirlendi. AFRICOM 2017 yılında kapasite geliştirme, Afrika devletleriyle ilişkileri güçlendirme ve Sahel bölgesindeki şiddet yanlısı aşırı grupları etkisiz hale getirme gibi yeni hedefler de benimsedi.

Ancak etkili bir başarı elde edilmeden hedeflerin sürekli değişmesi Afrikalı liderleri rahatsız etti. Amerikan varlığına ve askeri üslere karşı muhalefete yol açtı. En son Nijer de ABD ile yaptığı askeri anlaşmayı iptal etti.

Sonuç olarak hem Çin hem de Rusya, Sahra altı Afrika'daki nüfuzlarını artırmak için bu belirsizlik ve etkisizlikten yararlanabildi.

Washington, Afrika'nın üç hayati bölgesini izlemesine olanak sağlayan Nijer'deki AFRICOM hava üssünü kaybetmesi halinde alternatif olarak Afrika'nın batı kıyılarına doğru kayması öngörülüyor.

Ocak 2024 tarihli Stratfor raporuna göre Gana, Fildişi Sahili ve Benin'deki pistlerin insansız hava araçları için kullanılması konusunda tartışmalar sürüyor. Bu geçiş, El Kaide ve İslam Devleti gibi grupların bölgede giderek daha etkili hale gelmesiyle birlikte stratejik bir değişime zemin hazırlıyor.

*Yazımız Al Jazeera kanalında yayınlanan makaleden çeviri yapılmıştır.

Editör: Yusuf Yusmar