Balkanlar

Srebrenitsa Soykırımı: Müslüman Boşnakların Kıyımının 26. Yılı

Bosna Hersek'in Srebrenitsa şehrinde 1995 yılının temmuz ayında 8 binden fazla Boşnak sivilin Sırp askerler tarafından katledildiği ve 2. Dünya Savaşı'nın ardından Avrupa'da gerçekleşmiş en büyük vahşet olarak kabul edilen soykırım, üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen hala yakın tarihin kanayan yarası olarak tazeliğini koruyor.

Abone Ol

Muslim Port Haber Merkezi

Srebrenitsa'nın 11 Temmuz 1995 günü Ratko Mladiç emrindeki Sırp askerlerin eline geçmesinin ardından başlayan soykırımında sadece birkaç gün içinde aralarında çocukların da bulunduğu en az 8372 Boşnak sivil hunharca katledildi.

Yaşanan zulüm, kıyım, soykırım sadece Bosna Hersek'te değil, tüm dünyada acının ve adalet arayışının sembolü haline geldi.

Srebrenitsa soykırımında öldürülen, ancak bedenlerine yıllar sonra toplu mezarlarda ulaşılan ve kimlik tespitleri yapılan 19 şehit daha yarın Potoçari Anıt Mezarlığı'nda ebedi huzura kavuşacak.

Aradan 26 yıl geçmesine rağmen halen binden fazla kaybın olması gerçeği ise Srebrenitsa yarasının neden hala kapanmadığının, kanamaya devam ettiğinin en önemli kanıtı.

Boşnak milleti için bu soykırım yarasının neden hala açık olduğunun bir diğer nedeni ise masum sivilleri acımasızca katledenleri hala serbest etrafta dolaşması ve yaşanan soykırımın bazı kesimlerce hala inkar edilmesi.

Srebrenista Katliamı, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak nitelendiriliyor. Aradan çeyrek asır geçmesine rağmen halen bin kurbanının kayıp olduğu bu büyük trajedi sadece Bosna Hersek'in değil tüm insanlığın adalet arayışının sembolü haline geldi.

Soykırımda katledildikten sonra toplu mezarlara gömülen Bosnalıların DNA örneklerinden kimlik tespit çalışmaları ise devam ediyor.

Srebrenitsa sürecine nasıl gelindi?

25 Haziran 1991'de Hırvatistan ve Slovenya'nın resmi olarak bağımsızlıklarını ilan etmesi sonrasında patlak veren Yugoslavya İç Savaşı sonrası dağılmaya başlayan ülke, Sırbistan, Karadağ, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Slovenya ve Makedonya'dan oluşuyordu.

Bosna- Hersek de 29 Şubat-1 Mart 1992'de yapılan referandumla eski Yugoslavya'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etti. 1991'de bağımsızlığını kazanan Hırvatistan'da Hırvat güçleri ile Yugoslav askerleri arasında devam eden çatışmalar, Bosna Hersek'e de sıçradı. Sırpların kontrolündeki Yugoslav ordusu, o dönemde nüfusunun büyük çoğunluğunu Hırvatların oluşturduğu Boşnakların Ravno köyüne saldırdı. Böylece Bosna Hersek'teki savaş bu saldırı ile gayrı resmi olarak başlamış oldu.

Yugoslavya'nın parçalanmasını fırsat bilen Bosnalı Hırvat ve Sırplar da Bosna Hersek topraklarını kendi aralarında paylaşmak için Boşnakları da içine alan cumhuriyet kurduklarını açıkladı. Hırvatlar, 18 Kasım 1991'de Hersek-Bosna Hırvat Cumhuriyeti'ni, Sırplar ise 9 Ocak 1992'de Sırp Cumhuriyeti'ni ilan etti.

Bosna'yı ele geçirmek isteyen Sırp ve Hırvatların bağımsızlığını ilan etmesinin ardından, Sırpların kontrolündeki Yugoslav ordusunun ve istihbarat birimlerinin silahlandırdığı Bosnalı Sırplar, Müslüman Boşnaklara yönelik etnik temizlik başlattı. Boşnaklar ise liderleri Aliya İzzetbegoviç önderliğinde kuzeyde ve doğuda Sırplara, güneyde ve batıda da Hırvatlara karşı ülkenin bütünlüğünü korumak için savaştı.

Srebrenitsa'da neler yaşandı?

Çok sayıda sivilin öldürüldüğü haberleri üzerine Birleşmiş Milletler 1993 yılında Srebrenitsa'yı Boşnaklar için sözde "güvenli bölge" ilan etti. Şehir, Sırpların bin 425 gün sürecek modern savaş tarihinin en uzun kuşatması sonrası Temmuz 1995'de Sırpların eline geçti.

Kamyonlarla Srebrenitsa'dan Tuzla'ya giden Boşnaklar / 29 Mart 1993 AP

Binlerce Boşnak erkek, kadın ve çocuk, Srebrenitsa'nın hemen dışındaki Potocari'de bulunan 400 Hollandalı askerlerin denetimindeki BM barış gücü karargahına sığındı.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'nın en büyük mülteci krizi de Bosna-Hersek savaşı sırasında yaşandı. Dört milyonluk nüfusun yarısı mülteci durumuna düştü. Hollandalı askerler, karargaha sığınan Boşnaklar'a burada güvende olacaklarını söyledi.

Srebrenitsa'dan kaçan Boşnaklar Tuzla'da BM üssüne yakın noktada beklerken (13 Temmuz 1995) AP

Ancak Ratko Mladic komutasındaki Sırp birliklerin 11 Temmuz 1995'te Hollandalı (BM) askerlerinin koruması altındaki bu sözde "güvenli bölge" Srebrenitsa'ya girmesi sonucu binlerce Boşnak kaderine terk edildi.

Eşinin Srebrenitsa'da katledildiğini öğrenen bir Boşnak kadın ağlarken // 17 Temmuz 1995AP

Mladiç komutasında Srebrenitsa'ya giren Sırp ordusu en az 8 bin 372 Boşnak sivili ormanlık alanda, fabrikalarda ve depolarda katletti. Katledilen Boşnaklar, toplu mezarlara gömüldü.

Bosna Hersek'in Srebrenitsa kasabasında 13-18 Temmuz 1995 tarihleri arasında 8 bin genç ve yetişkin Müslüman erkek, Bosnalı Sırp güçler tarafından katledildi. Savaş sırasında Prijedor, Foça, Zvornik, Vişegrad gibi birçok şehirde yapılan soykırım sonucu neredeyse hiç Boşnak bırakılmadı. Kimi göç etmek zorunda kaldı, kimi öldürüldü.

Srebrenitsa'daki aile üyelerinin geri kalanlarından haber alamayan bir Boşnak kadın ve kızı ağlarken 13 Temmuz 1995 AP

Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, "Bosna Kasabı" olarakta anılacak Sırpların eski lideri Radovan Karaciç'i Srebrenitsa'da yaşananlardan sorumlu tuttu ve 40 yıl hapis cezası verdi.

BM'nin yargı organı Uluslararası Adalet Divanı 2007'de, kasabada yaşananları "soykırım" olarak nitelendirmiş ancak sorumlusunun Sırbistan olmadığına hükmetmişti.

"Ölüm Yolu"

Şehrin düşmesinin ardından burada yaşayan Boşnakların bir kısmı, bugünkü şehitliğin karşısındaki eski akümülatör fabrikasında bulunan Hollanda askerlerine sığınırken bir kısmı da orman yolundan Boşnak ordusunun kontrolündeki bölgeye ulaşmak istedi.

Nihayetinde orman yolunu seçenlerin de Hollandalı askerlere sığınanların da kaderi aynı olacaktı.

Yaşanan büyük kıyımlar nedeniyle halk arasında 'ölüm yolu' olarak da nitelendirilen orman yolunu tercih eden binlerce Boşnak, Sırp askerlerin kurduğu pusularda yaşamlarını yitirdi.

Hollandalı askerlere sığınanlar da eski akümülatör fabrikasındaki ilk gecenin ardından başlarına gelecekleri anlayacaktı. İlk gece fabrikaya giren Sırp askerler Boşnakların kimlik kontrolünü yapıp keyiflerine göre bazılarını götürürken, eşlerinden ya da oğullarından ayrılan kadınların çığlıkları olacakların habercisiydi.

Ertesi gün, Hollandalı askerlerin birkaç metre ilerisinde, kampın hemen dışında bekleyen Sırp askerler, kadın ve çocukları otobüslere bindirirken erkekleri hemen orada ailelerinden ayırdı. Ailelerinden ayrılan erkekler, daha sonra kurşuna dizilip toplu mezarlara gömüldü.

Mostar Köprüsü savaşın simgesi olmuştu

Osmanlı döneminden kalan en önemli eserlerden biri olan Mostar Köprüsü, Bosna-Hersek'te yaşanan iç savaşta 1993 yılında yıkılmış, aslına uygun olarak tekrar inşa edilerek 2004 yılında yeniden açılmıştı. 1566'da inşa edilen ve ülkenin simgesi olan Mostar Köprüsü'nün savaşın en şiddetli dönemlerinden birinde yıkılması, katliam döneminin de akıllardan çıkmayacak anlarından birisiydi.

NATO müdahalesi

11 Temmuz 1995 yılında BM'nin güvenli bölge ilan ettiği Srebrenitsa'da binlerce Boşnak erkeğin katledilmesi Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO)'ya yönelik tepkileri artırdı. 28 Ağustos'ta Saraybosna'nın merkezinde Markale'deki pazar yerine yapılan havan topu saldırısı sonucu 43 kişinin yaşamını yitirmesi sonrasında ise NATO uzun süren sessizliğini bozdu. 30 Ağustos 1995 tarihinde Bosna'daki Sırp hedeflere yönelik ''Kararlı Güç Harekatı'' (Operation Deliberate Force) başlatıldı. Operasyon, 21 Eylül 1995'te sona erdi. Yaklaşık 400 savaş uçağı ve 15 ülkeden 5 bin askerin katıldığı müdahalede çok sayıda Sırp hedefleri vuruldu. NATO'nun müdahalesinin ardından savaştaki denge bozuldu ve Sırplar barış masasına oturmaya ikna oldu.

Bosna Savaşı nasıl sonuçlandı?

Ülke genelinde kurulan yüzlerce toplama kampında esir tutulan Boşnaklar, işkencelere maruz kaldı, tecavüze uğradı ve katledildi.


Ferida Osmanovic isimli Boşnak kadın, Tuzla'da BM üssüne yakın bir noktada kendini ağaca asarak intihar etti 14 Temmuz 1995 AP

Avrupa'nın ortasında, uluslararası toplumun duyarsızlığında, 3,5 yıl süren ve çok sayıda katliam, soykırım, insanlık suçlarının işlendiği bir savaş yaşandı. Savaş, 1995 yılında imzalanan Dayton Barış Antlaşması ile sona erdi.

Aliya İzzetbegoviç ile gelen bağımsızlık

Yugoslavya döneminde Müslümanların hakları için mücadele eden Aliya İzzetbegoviç, 1990 yılında Demokratik Eylem Partisi'ni kurdu. İlk çok partili seçimde Bosna-Hersek'in başkanı seçilen Begoviç, bağımsızlık referandumunun ardından ülkesine yapılan saldırılar karşısında (1992-1995) halkına önderlik etti. Dayton Barış Antlaşması sonrasında 'bağımsız' Bosna- Hersek'in ilk cumhurbaşkanı seçildi. Sağlık sorunları nedeniyle 19 Ekim 2003'te hayatını kaybetti.

BM Barışgücü Hollanda'nın Srebenista'daki rolü neydi?

Srebrenitsalı Boşnak sivillerin o dönem sığınabileceği tek güç olan Hollandalı BM askerlerinin rolü, aradan 26 yıl geçmesine rağmen hala tartışma konusu.

Şehrin Sırp güçlerince işgal edilmesinin ardından, BM şemsiyesi altındaki Hollandalı askerlerin komutanı Thom Karremans'ın 11 Temmuz 1995'te görüştüğü Mladic ile birlikte kadeh kaldırması tepki toplamıştı.

Kamuoyuna yansıyan görüntülere rağmen Karremans hiçbir zaman yargılanmadı.

Hollanda devleti ise Srebrenitsa'daki katliamdan "kısmen" suçlu bulundu. Mahkeme, "Hollandalı askerlerin, Sırplara teslim edilen 300 kişinin öldürüleceğini öngörmesi gerektiğini" ifade etti ve 300 erkeğin yakınlarına tazminat ödemesi gerektiğine karar verdi.

Kimlik tespiti yapılanlar her yıl 11 Temmuz'da anıt mezara defnediliyor

Savaşın ardından kayıpları bulmak için yapılan çalışmalarda, toplu mezarlarla cesetlerine ulaşılan kurbanlar, kimliklerinin tespit edilmesinin ardından her yıl 11 Temmuz'da Potoçari Anıt Mezarlığı'nda toprağa veriliyor.

Uluslararası Adalet Divanı "Soykırım" dedi

Hollanda'nın Lahey kentideki Uluslararası Adalet Divanı, 2007'deki kararında, Srebrenitsa ve civarında yaşananları "soykırım" olarak nitelendirdi.

Sırp komutan Ratko Mladic, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi (ICTY)'de bir önceki kasım ayında sonuca bağlanan davada, aralarında Srebrenitsa Soykırımının da bulunduğu birçok suçtan müebbet hapse mahkum edildi.

Aynı mahkeme, 2016'da sonuca bağladığı davada, 'Bosna kasabı' olarak bilinen Bosnalı Sırpların eski lideri Radovan Karadzic'e Srebrenitsa soykırımı dahil 10 ayrı suçtan 40 yıl hapis cezası verdi.

Mahkeme ayrıca, Srebrenitsa soykırımındaki suçları nedeniyle eski Sırp general Radislav Krstic'i 35 yıl, Vidoje Blagojevic'i 15 yıl, Vujadin Popovic ve Ljubisa Beara'yı ömür boyu, Drago Nikolic'i 35 yıl, Ljubomir Borovcanin'i 17 yıl, Vinko Pandurevic'i 13 yıl, Radivoje Miletic'i 19 yıl, Milan Gvero'yu 5 yıl hapse mahkum etti. Bosna Hersek Mahkemesinde görülen davada ise 13 Temmuz 1995'te bine yakın Boşnak sivilin öldürülmesiyle suçlanan Milorad Trbic, 30 yıl hapse mahkum edildi.

Farklı mahkemelerde görülen Srebrenitsa davalarında bugüne kadar 45 Sırp, toplam 699 yıl hapis cezası aldı.

Eski Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Milosevic de Srebrenitsa'daki soykırımla suçlanmış ancak ICTY'deki yargılanması devam ederken tutuklu bulunduğu cezaevinde yaşamını yitirmişti.

Savaş suçlusu Bosnalı Hırvat Slobodan Praljak mahkemede intihar etti

Hollanda'nın Lahey kentindeki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin 2017 Aralık ayında görülen temyiz duruşmasında Bosnalı Hırvatların altı askeri veya siyasi sorumlusunun 1992–1995 yıllarındaki savaşta işledikleri suçlardan 2013'te aldıkları cezalara yaptıkları itiraz karara bağlanıyordu.

Mahkeme, davanın sanıklarından 72 yaşındaki Bosnalı Hırvat Slobodan Praljak'ın 20 yıl hapis cezasını onadı. Bu kararın okunmasının ardından "Praljak suçlu değil!" diye bağıran eski komutan, elinde tuttuğu şişedeki potasyum siyanür zehrini içerek intihar etti.

Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi kapandı

1993'te BM kararı ile kurulan Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, Praljak'ın intiharı sonrası faaliyetlerini fiilen sonlandırdı.

İç savaşta işlenen suçların cezalandırılması için kurulan mahkemede görülen 161 davada 4 bin 650 tanık dinlendi, 90 kişi mahkum edildi, 19 kişinin de beraatine karar verildi.