Siyonistlerin burayı işgal etmesinden sonra geçen sürenin en uzun süreli kapanışı olarak değerlendirilen bu uygulama, Eski Şehir’e yönelik sıkı izolasyon önlemleriyle birlikte ve yahudilerin “Pesah (Hamursuz) Bayramı” öncesinde gerçekleşmektedir. Bu bayram, Mescid-i Aksa’da yeni fiili durumlar dayatmayı hedefleyen aşırı dini grupların gündeminde merkezi bir yer tutmaktadır.
Bu kapanış, işgal güçlerinin yoğun şekilde konuşlandırılması ve Filistinlilerin Eski Şehir’e girişini engelleyen askeri kontrol noktalarının kurulmasıyla birlikte yürütülmekte; yalnızca bölge sakinlerinin geçişine izin verilmesi, kentin mekânsal ve dini olarak daha da izole edilmesi politikasını derinleştirmektedir.
Pesah hazırlıkları kapsamında, yerleşimciler Babu’r-Rahme Mezarlığı içinde, Mescid-i Aksa’ya bitişik alanda, işgal güçlerinin yoğun koruması altında Talmudî ritüeller gerçekleştirdi. Bu sırada sözde “Tapınak” grupları, 2–9 Nisan tarihleri arasında sürecek bayram günlerinde Mescid-i Aksa’ya geniş çaplı baskınlar düzenlenmesi çağrılarını artırdı.
Pesah, Yahudilikte en önemli dini bayramlardan biri olup Tevrat anlatısına göre “İsrailoğulları’nın Mısır’dan çıkışı”nı anımsatır. Geleneksel olarak “Pesah kurbanı” ritüeliyle ilişkilendirilir. Bu ritüelin sözde “Tapınak”ta gerçekleştirildiğine inanılması, bu grupların Mescid-i Aksa içinde bu uygulamayı yeniden canlandırma çabalarını artırmalarına bahane olarak kullanılmaktadır.
Son yıllarda bu ritüel, söz konusu grupların Mescid-i Aksa avlusuna “kurbanlık hayvanları” sokma ve burada kesme girişimleriyle bir çatışma eksenine dönüşmüştür. Gözlemcilere göre bu adımlar, El Halil’deki İbrahim Camii örneğinde olduğu gibi mekân ve zaman yönünden paylaştırma uygulamasının dayatılmasına zemin hazırlamaktadır.
Bu örgütler, söz konusu ritüelleri gerçekleştiren yerleşimcilere mali teşvikler ve ödüller sunarak işgal polisini Mescid-i Aksa’daki uygulamaları değiştirmeye ve açık Talmudî ibadetlere izin vermeye zorlamayı hedeflemektedir.
Bu bağlamda, “kızıl inekler” söylemi de giderek öne çıkmaktadır. Bu kavram, sözde “Tapınak”ın inşasına zemin hazırlayan dini arınma ritüellerini meşrulaştırmak için kullanılan Tevrat kökenli bir anlayışa dayandırılmaktadır.
Aşırı dini gruplar, “kusursuz kızıl ineklerin” yetiştirilmesi ve küllerinin arınma ritüellerinde kullanılması gerektiğini savunmakta; bunu Tapınak’ın yeniden inşası için ön koşul olarak görmektedir. Son aylarda yurt dışından inek getirilmesi ve bunların dini kriterlere göre incelenmesi yönünde yoğun teşvikler var.
Bu ritüeller, sahadaki adımlarla da örtüşmektedir. Bunlar arasında, bayram süresince Ağlama Duvarı meydanında hahamların toplu dualar gerçekleştirmesine yönelik planlar da bulunmaktadır. Bu durum, Mescid-i Aksa çevresinde organize Yahudi dini varlığının genişletilmesine yönelik bir eğilimi yansıtmaktadır.
Buna karşılık işgal organları, Mescid-i Aksa’yı tamamen kapalı tutmaya ve ikinci ayına giren süreçte ibadetlerin yapılmasını engellemeye devam etmektedir. Bu durum Hristiyan kutsal mekânlarını da kapsamış; Kutsal Kabir Kilisesi (Kıyamet Kilisesi) de ibadet edenlere ve ziyaretçilere kapalı tutulmuştur. Bu tablo, kutsal şehirde dini alanın yeniden düzenlenmesine yönelik kapsamlı bir politikanın göstergesi olarak değerlendirilmektedir.
İşgal polisi, İslami Vakıflar Dairesi’ne Mescid-i Aksa’nın kapatılmasının Nisan ortasına kadar uzatıldığını bildirmiştir. Kudüslü kurumlar, aralarında Kudüs Uluslararası Vakfı’nın da bulunduğu yapılar, bu adımı Mescid-i Aksa üzerinde İsrail egemenliğinin kademeli olarak dayatılmasının bir parçası ve doğrudan güvenlik yönetimine geçirilmesi yönünde bir süreç olarak değerlendirmektedir.
Bu tırmanış, son bölgesel çatışmalarla eş zamanlı gerçekleşmesi nedeniyle daha da dikkat çekmektedir. Filistinliler, bayram namazı dahil olmak üzere Ramazan ayının büyük bölümünde Mescidi Aksa’da ibadetlerini yerine getiremedi. Bu durum, şehirde yaşanan dönüşümün boyutunu ve güç kullanımı eşliğinde dini ve tarihsel statünün yeniden tanımlanmasına yönelik girişimleri gözler önüne sermektedir.





