Uzak Asya

Eski ÇKP Yetkilisinden Doğu Türkistan İtirafı: "Toplama Kampları Kapatılmadı, Zulüm Sürüyor!"

Çin Komünist Partisi'nin işgal altındaki Doğu Türkistan'da ve azınlıklar üzerinde kurduğu zulüm mekanizması, yıllarca bu sistemin içinde yer alan üst düzey bir yetkili tarafından ortaya çıkarıldı. ABD'ye iltica eden eski ÇKP yetkilisi Ma Ruilin, Kızıl Çin'in İslam'ı yok etme planlarını, cami yıkımlarını ve halen açık olan toplama kamplarını kan donduran sözlerle itiraf etti.

Abone Ol

Yıllardır kapalı kapılar ardında sistematik bir asimilasyon ve soykırım politikası yürüten Kızıl Çin'in karanlık yüzü, sistemin tam kalbinden gelen bir itirafla bir kez daha uluslararası kamuoyunun gündemine oturdu.

24 yıl boyunca Çin Komünist Partisi (ÇKP) hiyerarşisinde görev yapan ve son olarak Kansu eyaletinde "Birleşik Cephe Çalışma Departmanı" (United Front Work Department) Parti Sekreter Yardımcılığı gibi kritik bir pozisyonda bulunan Hui kökenli Müslüman Ma Ruilin, Şubat 2024'te ABD'ye sığındı.

CNN'e konuşan Ma, Çin'deki şatafatlı hayatını terk etme sebebini "sistemin şeytani yapısı ve vicdan azabı" olarak açıkladı.

İSLAMI KÖKTEN SİLMEYE ÇALIŞIYORLAR!

Ma Ruilin'in yönetici pozisyonunda bulunduğu Birleşik Cephe Çalışma Departmanı, Çin'deki dini grupları ve azınlıkları kontrol altında tutan devasa bir zulüm aygıtı olarak biliniyor.

Ma'nın bu departmanın faaliyetlerine dair yaptığı itiraflar, Pekin yönetiminin din düşmanlığını gözler önüne serdi.

Yürütülen politikaların doğrudan inancı yok etmeyi hedeflediğini belirten Ma, şu çarpıcı ifadeleri kullandı:

"İslamiyet söz konusu olduğunda acımasızca camileri yıkıyorlar. Hristiyanların ise haçlarını söküyorlar. Hangi din olursa olsun, en katı kural şu: Çocukların cami, kilise veya tapınaklara girmesi kesinlikle yasak. Sadece bu kural bile, dinin nesilden nesile aktarılmasını kalıcı olarak kesip atmayı amaçlıyor."

George Orwell'ın 1984 distopyasını aratmayan bir gözetim toplumu inşa edildiğini vurgulayan eski yetkili; her caminin girişine yüz tanıma özellikli kameralar yerleştirildiğini, dini cemaatlerin içine sivil polisler ve muhbirler sızdırıldığını, hatta Hac ibadetini yerine getiren kafilelerin bile ÇKP ajanları tarafından saniye saniye izlendiğini kaydetti.

DOĞU TÜRKİSTAN İTİRAFI!

Milyonlarca Uygur Türkü'nün hapsedildiği işgal altındaki Doğu Türkistan (Sincan) hakkında dünyayı ayağa kaldıracak gerçekleri teyit eden Ma, Çin'in yalanlarını da çürüttü.

Pekin yönetiminin "mesleki eğitim merkezi" yalanıyla örtbas etmeye çalıştığı tesislerin birer esir kampı olduğunu belirten Ma, zulmün bugün de devam ettiğini şu sözlerle itiraf etti:

"Özellikle Doğu Türkistan'da, eğer İslami inancınızı yaşar veya ifade ederseniz, sizi bekleyen yer toplama kamplarıdır. Devasa sayılarda masum insanı o zindanlara kapattılar. İşin en acı tarafı, şu an bile insanları tutuklayıp bu kamplara kapatmaya devam ediyorlar."

Öte yandan bir Hui Müslümanı olarak sistemde yükselmesine rağmen her zaman "ikinci sınıf vatandaş" muamelesi gördüğünü belirten Ma; Uygur, Hui, Moğol ve Tibetli Müslümanların Çin devletinin ana akımına uydurulmak için sistematik bir etnik temizlik ve asimilasyona maruz kaldığının altını çizdi.

- “HALKA FAYDALI BİR ŞEY YAPMIYORDUK!”

Geride bıraktığı annesi ve kız kardeşlerini bir daha asla göremeyeceğini, Çin rejimi tarafından "vatan haini" ilan edileceğini ve ailesinin büyük bir baskı göreceğini bildiğini söyleyen Ma Ruilin, sessiz kalmanın vicdani yüküne dayanamadığını ifade etti.

ABD'ye ilticasını "ruhsal bir kurtuluş" olarak tanımlayan eski ÇKP yetkilisi, şu sözlerle konuşmasını noktaladı:

"Çin'de hayatta kalabilmek için sürekli olarak kötülük yapmaya devam etmek zorundasınız. Halka faydalı hiçbir şey yapmıyorduk. ABD bana en azından kötülük yapmama özgürlüğü verdi."