Bölgede zaten pamuk ipliğine bağlı olan sinirler, Tel Aviv'den gelen son küstah açıklamalarla tamamen koptu.
Aylardır Gazze ve Lübnan'ı kan gölüne çeviren İsrail yönetiminin bir numaralı ismi, niyetinin sadece askeri hedeflerle sınırlı olmadığını tüm dünyanın gözü önünde ilan etti.
Savaşın seyrini değiştirecek basın toplantısında sarf edilen sözler, sadece Tahran-Tel Aviv hattında değil, tüm Orta Doğu'da yeni ve çok daha kanlı bir sayfanın açılmak üzere olduğunun en net sinyali olarak kayıtlara geçti.
Trump ile her gün gizli planlar yaptıklarını itiraf eden Netanyahu, İran halkına "Rejimi devirin, sizi silahlandıralım" çağrısı yaparak Orta Doğu'daki savaş ateşine adeta benzin döktü.
"Yeni Zalim" ve Suikast İması
Netanyahu, İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney ve Hizbullah lideri Naim Kasım'ı doğrudan hedef tahtasına koydu.
"Eski tiranı ortadan kaldırdık. Yeni tiran ise halkın karşısına bile çıkamıyor" sözleriyle suikast imasında bulunan İsrail Başbakanı'nın, "Bir sigorta acentesi olsaydım bu iki kişiye hayat sigortası poliçesi düzenlemezdim" şeklindeki ifadeleri dikkat çekti.
Lübnan hükümetine de açıkça şantaj yapan Netanyahu, Hizbullah'ın silahsızlandırılmaması halinde bölgeyi karadan vuracaklarını ve ağır bir bedel ödeteceklerini kaydetti.
İsyan Çağrısı
Operasyonların asıl hedefinin sadece askeri tesisleri yok etmek olmadığını itiraf eden Netanyahu, İran içinde bir iç savaşın fitilini ateşlemeye çalıştıklarını gizlemedi.
İsrail istihbaratının muhalif grupları silahlandırma seçeneğini masada tuttuğu vurgulandı. Netanyahu, "İran halkının çabaları olmadan rejim devrilemez ve biz de bunu onlara bildirdik. Yardımın yolda olduğunu da söyledik" diyerek Tahran sokaklarında kaos yaratmak istediklerini açıkça ifade etti. Hava saldırılarıyla İran sokaklarını protestolara hazırladıklarını söyledi.
Trump ile Her Gün Gizli Mesai
Toplantının en çarpıcı detaylarından biri de Washington ile kurulan hattın boyutu oldu.
ABD Başkanı Donald Trump ile "benzeri görülmemiş" bir ittifak kurduklarını öne süren Netanyahu, "Her gün konuşuyoruz. Fikir alışverişi yapıyor, istişare ediyor, birlikte kararlar alıyoruz" dedi. Bu sözler, ABD'nin bölgedeki İsrail operasyonlarına verdiği kayıtsız şartsız desteğin geldiği son noktayı ve yaklaşan yeni askeri hamleleri gözler önüne serdi. Savaşın gidişatına dair "Sürprizlerimiz olacak" demesi ise tansiyonu daha da tırmandırdı.
Skandal İslamofobik Hedef Gösterme
Askeri ve siyasi hedeflerin ötesine geçerek dini bir çatışma dili kullanan İsrail Başbakanı, inanç üzerinden milyarlarca Müslümanı hedef aldı.
Netanyahu, "Hem Sünni hem de Şii aşırı İslam, tüm dünya için tehdittir. Bunun kendiliğinden çözüleceğini söyleyemeyiz" sözleriyle açık bir düşmanlık sergiledi. Öte yandan "Krallığa ve Mesih'in gelişine ulaşacağımıza inanıyorum" şeklindeki ifadeleri, Tel Aviv yönetiminin aylardır sürdürdüğü katliamları teolojik bir zemine oturttuğunu bir kez daha kanıtladı.
Bölge başkentlerinde alarm zillerinin çalmasına neden olan bu benzeri görülmemiş skandal ve küstah meydan okumanın ardından gözler şimdi Tahran ve Beyrut başta olmak üzere İslam başkentlerinden gelecek olası misilleme ve cevaplara çevrilmiş durumda.




