Orta Doğu İnsan Hakları Gözlemevi adlı kuruluş, İsrail ordusunun Gazze'deki Şifa Tıp Merkezi ve Kuzey Gazze'deki Endonezya Hastanesi'nde yaşamını yitirenlerin naaşlarını alıkoyması nedeniyle uluslararası bağımsız bir soruşturma komitesi kurulmasını talep etti.

Selahaddin Yolu üzerindeki tahliye koridoru çevresinde bulunan diğer cesetlerin de alıkonulduğuna dikkat çekti.

Orta Doğu İnsan Hakları Gözlemevi ayrıca, İsrail ordusunun Şifa Hastanesinde on gün önce oluşturulan toplu mezarı açtığını ve buradaki cesetleri çıkarıp alıkoyduğunu bildirdi.

Gözlemevi, İsrail ordusunun onlarca cesedi alıkoyduğuna dikkat çekerken, cesetlerin bir kısmının Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne teslim edilerek Güney Gazze'ye gönderilip gömme işleminin tamamlandığını kaydetti. Şarku’l Avsat’ın DPA’dan aktardığı bilgilere göre,  İsrail ordusu cesetlerin diğer kısmını hala elinde tutmaya devam ediyor.

Orta Doğu İnsan Hakları Gözlemevi, bazı doktorların Gazze'de hızlı bir şekilde inceledikleri cesetlerin bir kısmında göz korneası, kulak zarı, karaciğer, böbrek ve kalp gibi yaşamsal organların çalındığını fark ettiklerini belirterek, bu durumun organ hırsızlığıyla ilgili şüpheleri artırdığını ifade ettiler.

Orta Doğu İnsan Hakları Gözlemevi’nin görüştüğü doktorlar, tıbbi muayene ile organ hırsızlığını kesin olarak doğrulamanın zor olduğunu, özellikle birçok cesedin önceden cerrahi müdahaleye maruz olması nedeniyle, kesin sonuçların elde edilmesinin güç olduğunu ifade ettiler. Ayrıca, İsrail ordusunun yoğun hava ve topçu saldırıları altında, sürekli olarak yaralıların gelmeye devam ettiği bir ortamda, cesetlere ayrıntılı analizler yapmanın imkansız olduğunu ancak bazı belirtilerin organ hırsızlığına işaret ettiğini vurguladılar.

Orta Doğu İnsan Hakları Gözlemevi, İsrail'in Filistinlilerin cesetlerini alıkoyma konusunda zengin bir geçmişi olduğunu belirterek en az 145 Filistinli cesedin özel soğutma ünitelerinde tutulduğunu, ayrıca 255 cesedin toplu mezarlarda bulunduğunu ve 75 kayıp kişinin cesetlerinin de alıkonulduğunu aktardı.

Orta Doğu İnsan Hakları Gözlemevi, İsrail'in Filistinli cesetlerini alıkoymak için ‘düşman savaşçıları mezarları’ olarak adlandırdığı gizli toplu mezarlara güvendiğine dikkat çekti. Bu mezarlar kapalı askeri bölgeler gibi belirli bölgelerde yer almakta ve cesetler veya kalıntılar, metal levhalar üzerine kazınmış numaralarla bilinmeyen bir şekilde gömüldüğü biliniyor.

Gözlemevi, İsrail yetkililerinin Filistinlilerin cesetlerini tuttuktan sonra bu cesetleri dondurarak sıcaklığın eksi kırk dereceye kadar düşebileceği bir süre sonunda cesetlerin kesilmemesi koşuluyla ailelerine iade etme eğiliminde olduğunu söyledi. Gözlemevine göre bu eylem çalınan organların gizlenmesi amacını taşıyor olabilir.

İsrail'in son yıllarda Filistinlilerin cesetlerini alıkoymak ve organlarını çalmak için yasal bir dayanak oluşturma yoluna gittiği de vurgulandı. Bu dayanakların içinde 2019 yılında İsrail Yüksek Mahkemesi'nin çıkardığı karar da bulunuyor. Bu karar, askeri yetkililere cesetleri alıkoyma ve ‘numara mezarlara’ geçici olarak gömme izni veriyor.

İsrail Parlamentosu (Knesset), 2021 yılının sonunda polis ve orduya Filistinli cesetlerin kalıntılarını tutma yetkisi veren yasal bir düzenleme çıkardı.

Son yıllarda, İsrail'in Filistinlilerin cesetlerini yasa dışı yollarla kullanarak organ ticareti yaptığı ve bu cesetleri İsrail üniversitelerinin tıp fakültelerinde araştırma malzemesi olarak kullandığıyla ilgili çok sık raporlar gündeme geliyor.

İsrailli doktor Meyra Fayiz, ‘Ölü Bedenleri Üzerinde’ adlı kitabında, Filistinli cesetlerden organların çalınarak Yahudi hastalara nakledildiği ve İsrail üniversitelerinin tıp fakültelerinde araştırma amacıyla kullanıldığını açığa çıkardı.

İsrail Abu Kabir Adli Tıp Enstitüsü'nün eski direktörü, Yehuda Hiss de farklı zamanlarda Filistinli cesetlerden organ, doku ve derinin çalındığını ve bu eylemin ailelerinin bilgisi veya izni olmadan gerçekleştirildiğini kabul etti.

Orta Doğu İnsan Hakları Gözlemevi, İsrail'in sistematik bir politika olarak Filistinli cesetleri alıkoyduğunu vurgularken, bu politikayı ‘güvenlik tedbiri’ olarak savunduğunu ve bu şekilde uluslararası antlaşmaları ihlal ettiğini belirtti.

Ayrıca, Filistinli cesetlerin ailelerine teslim edilmemesinin, onların dini inançlarına saygı gösterme gerekliliğine aykırı olabileceğini ve bu durumun uluslararası hukukun Lahey Tüzüğü'nün 50’inci maddesi ve Cenevre Sözleşmesi'nin 33’üncü maddesi tarafından yasaklanan toplu cezalandırma kapsamına girebileceğini vurguladı.

(Şarku’l Avsat)

Hamas: Serbest Bırakılan Esirlerin Durumu Maruz Kaldıkları Muameleleri Gösteriyor Hamas: Serbest Bırakılan Esirlerin Durumu Maruz Kaldıkları Muameleleri Gösteriyor
Editör: Yusuf Yusmar