Yahudileştirme politikasını tırmandıran bu yeni adım, İsrail işgal organlarının kutsal kentte demografik ve coğrafi yapıyı değiştirme konusundaki ısrarını yansıtıyor.

Resmî açıklamaya göre anlaşma, yaklaşık 2.780 yeni yerleşim biriminin inşasını kapsıyor ve ilk aşamadaki maliyetinin yaklaşık 120 milyon şekel olduğu belirtiliyor.

Proje, yerleşimi orta ölçekli bir yerleşim alanı olmaktan çıkarıp, çevresindeki Filistin köy ve kasabalarını boğacak büyük bir yerleşim kentine dönüştürmeyi amaçlıyor.

Kaynaklar, planın yalnızca konut birimleriyle sınırlı olmadığını; Filistinlilere ait daha fazla araziyi gasp edecek yeni yerleşim yollarının açılmasını ve yerleşimin yalnızca yerleşimcilere hizmet eden ayrıcalıklı altyapı ağlarına bağlanmasını içeren geniş kapsamlı bir yerleşim altyapısını da kapsadığını açıkladı.

Raporlara göre projenin ilk aşaması, yaklaşık 500 yerleşim biriminin pazarlanmasıyla fiilen başlamış durumda. İnşaat ve genişleme faaliyetlerinin, bölge üzerinde tam bir hâkimiyet sağlamak amacıyla ardışık aşamalar halinde sürdürülmesi planlanıyor.

Ateşkes Sonrası Yeni Dönem: “İbrahim Anlaşmaları” Hızlanacak mı?
Ateşkes Sonrası Yeni Dönem: “İbrahim Anlaşmaları” Hızlanacak mı?
İçeriği Görüntüle

“Adam” yerleşimindeki bu genişleme, işgalin yerleşim bloklarını birbirine bağlamayı hedefleyen “Büyük Kudüs” stratejisinin bir parçası olarak hayata geçiriliyor. Bu strateji, kutsal kenti Batı Şeria’daki Filistin derinliğinden tamamen koparmayı amaçlıyor.

Aynı zamanda işgal, Batı Şeria’nın kuzeyini güneyinden ayırarak parçalamayı ve böylece gelecekte coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devleti kurulmasına yönelik her türlü ihtimali ortadan kaldırmayı hedefliyor.

1967’den bu yana işgal altındaki Kudüs, yoğun “İsrailleştirme” ve Yahudileştirme girişimlerine maruz kalıyor. Kudüslüler, kendilerini göçe zorlamayı amaçlayan ayrımcı politikalarla (sessiz tehcir) karşı karşıya bulunuyor. Bu politikalar arasında ev yıkımları, kimliklerin iptali, ağır vergiler (arnona) yoluyla ekonomik kuşatma ve Arap ticari sektörünün boğulması yer alıyor.

Kudüslü kaynaklar, “Adam” yerleşiminin genişletilmesinin yalnızca bir konut projesi olmadığını; gasp edilen Filistin toprakları üzerinde İsrail egemenliğini pekiştirmeyi ve toprak ile altyapı kaynaklarını yerleşimcilere tahsis ederek asıl toprak sahipleri aleyhine bir “apartheid” sistemini kurumsallaştırmayı hedefleyen jeopolitik bir araç olduğunu vurguladı.

Filistinli teşkilatlar ve insan hakları çevreleri bu planı sert biçimde kınadı. Yerleşim faaliyetlerinin, işgal altındaki topraklarda her türüyle uluslararası hukuk ve Dördüncü Cenevre Sözleşmesi tanımlamasına göre “savaş suçu” teşkil ettiğini belirterek, uluslararası toplumu Kudüs ve (C) kategorisinde gösterilen bölgelerde işgalin yayılmacı politikalarını durdurmak için acilen müdahaleye çağırdı.