Nasıruddin, yaptığı basın açıklamasında, bu çağrıların artışının işgalin İslami kutsal mekânlara karşı yürüttüğü dinî savaş bağlamında tehlikeli bir tırmanış olduğunu belirtti.
Tapınak gruplarının Ramazan ayında Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlenmesi yönündeki çağrılarının, işgalin İslami kutsallara karşı sürdürdüğü dinî savaşta bir tırmanış niteliği taşıdığını vurgulayan Nasıruddin, bunun Müslümanlar için en kutsal aylardan birinde mekânın dokunulmazlığını kırmayı hedeflediğini ifade etti.
Bu çağrıların, Mescid-i Aksa’da nöbet tutanların ve Kudüslülerin baskı, uzaklaştırma ve cezalandırma uygulamalarıyla eş zamanlı gerçekleştiğine dikkat çeken Nasıruddin, bunun işgalin Aksa’daki mevcut statükoyu değiştirmeyi, mabedi ibadet edenlerden arındırmayı ve zaman ya da mekân yönünden bölme işlemini zorla dayatmayı amaçlayan Yahudileştirme planının bir parçası olduğunu söyledi.
Bu “faşist uygulamaların” sonuçlarına karşı uyaran Nasıruddin, söz konusu adımların Kudüs’te sahadaki gerilimi daha da artırabileceğini ve olayların patlak vermesine yol açabileceğini belirterek, “Aksa’ya dokunmak kırmızı çizgidir” dedi.
Filistin halkının ve Kudüs’teki Filistinlilerin bu planların hayata geçirilmesine izin vermeyeceğini vurgulayan Nasıruddin, bedeli ne olursa olsun Mescid-i Aksa’yı savunmayı sürdüreceklerini, çünkü Aksa’nın pazarlık kabul etmeyen bir inanç ve kimlik meselesi olduğunu ifade etti.
Nasıruddin ayrıca özellikle Ramazan ayı boyunca Mescid-i Aksa’ya yoğun şekilde gidilmesi ve orada nöbet tutulması çağrısında bulunarak, kutsal mekânların korunması ve yerleşimci saldırganlığının durdurulması için Filistin, Arap ve İslam dünyasında ortak bir tutum sergilenmesi gerektiğini belirtti.





