Muslim Port Haber Merkezi | Sevde Köse

Gazze - Heba Ebu Hasira, geçen 18 Mart günü öğleden sonra Şifa Hastanesi yakınlarındaki evinin zemin katında silah sesleri duyunca, işgal askerlerinin dairesine baskın yapıp erkek kardeşini tutuklayacağını ve kendisini, annesi ile iki kız kardeşini de Gazze Şeridi'nin güneyine zorla göndereceğini düşünüyordu.

Ancak saatler önce evinin yakınındaki Şifa Hastane’sini işgal eden askerlerin başka planları vardı: Evin tüm sakinlerini infaz etmeye karar verdiler.

O sırada Ebu Hasira'nın annesi Büşra (55 yaşında), erkek kardeşi Saif (21 yaşında), kız kardeşleri Razan (25 yaşında) ve Rania (20 yaşında) evin bir odasında panik içinde toplanmışlardı, Heba ise başka bir odadaydı.

Apartmanı basan 7 askerden biri aile bireylerini fark edince tüfeğiyle yoğun bir şekilde üzerlerine ateş etmeye başladı ve öldüklerinden emin olana kadar da durmadı.

يبيبي6 1713196575

Heba, hayatını alt üst facianın anılarını hatırlamak için evinin yıkıntılarına dönüyor. (Al Jazeera)

Siyonistlerin Toplu İnfazları

O anlarda Heba'nın en büyük dileği ailesinden en azından sadece bir kişinin hayatta kalmasıydı; böylece hemşirelik okulunda öğrendikleri ve Şifa Hastane’sinde gönüllü olarak çalıştığı sırada uyguladıklarıyla ona yardım edebilecekti. Ölüm her köşede pusuda beklerken, onlarca tank bölgeyi doldururken, bomba ve kurşun sesleri dinmezken Heba "hiçbir yere" gitmedi.

Genç kadın, işgal kurşunlarının kendisini her an öldürebileceğini bekleyerek şehit olan ailesine kavuşmak için amaçsızca yürümeye başladı, ta ki bölgeden biraz uzaklaşıp kendisini güvenli bir bölgeye götürebilecek birkaç vatandaşı bulana kadar.

Birkaç gün sonra askerler eve geri döndü ve evi yakarak kurbanları kömürleşmiş cesetlere dönüştürdü daha sonra da evi tamamen yıktı.

İşgal ordusunun Şifa Hastanesini iki hafta boyunca işgal etmesi sonucu 400'den fazla Filistinli şehit oldu, ayrıca binalar ve çevresi büyük ölçüde yıkıldı.

Vahşetin Boyutu: Kömürleşmiş Kemik Kalıntıları

İşgalci ordunun bölgeden çekilmesinin ardından Hemşire Heba, hayatını sonsuza dek değiştiren felaketin kalıntılarını aramak için bölgeye geri döndü. Filistinli genç kadın, yaşadıklarını elleriyle de işaret ederek Al Jazeera Net'e anlattı: "Şu anda ailemi gözümün önünde infaz ettikleri odadayız. Odanın kapısı bu taraftandı ve işte burada komodin ve ayna vardı. Ailem burada tam karşımdaydı, hepsi oradaydı ve hayatımı alt üst eden olay burada yaşandı.” dedi.

Heba dizlerinin üzerine çöküp dairenin zeminindeki molozları kazmaya başladı. Elinde küçük siyah parçalar tutarak " Bunlar ailemin kemiklerinden ve etinden kalan kömürleşmiş kalıntılar" dedi.

Perişan haldeki kız, sözlerini "Her şeyi gömemedik" diyerek sonlandırdı.

Şu anda gönüllü olmasını isteyen annesinin vasiyeti doğrultusunda hastaların acılarını dindirmek için El Ehli Baptist Hastanesi'nde gönüllü hemşire olarak çalışmalarına devam eden Heba, yaşadığı şok ve felaketin etkilerini atlatmaya çalışıyor.

Heba'nın Şifa Hastanesi’ndeki meslektaşlarından Meha Suveylim ise işgalin burada gerçekleştirdiği suçlara ve katliamlara ilişkin başka ayrıntıları ortaya koydu.

yaklaşık üç ay önce Gazze'nin doğusundaki Zeytun mahallesindeki evini yıktıktan sonra, Maha ve ailesi Al-Shifa yerleşkesine taşındı ve kendisi hemşire, kocası Abdülaziz Kali ise ambulans görevlisi olarak çalıştığı bu yerleşkeyi yaşamak ve çalışmak için bir yer olarak kabul etti.

İşgal güçlerinin yaklaşık 3 ay önce Gazze'nin doğusundaki el-Zeytun mahallesindeki evini yıkmasının ardından Maha, ailesiyle birlikte Şifa Hastanesi’ne yerleşmek zorunda kaldı. Kendisi hemşire, kocası Abdul Aziz Kali de ambulans görevlisi olarak çalıştığı için burayı hem yaşadıkları hem de çalıştıkları bir yer olarak kullanıyorlar.

18 Mart şafak vakti Şifa Hastanesi’ne baskın yapıldığı gün Hemşire Meha, şiddetli çatışma sesleri duyduğu sırada ailesiyle birlikte ihtisas cerrahi binasındaydı ve bu binanın içinde ağır ateş ve patlamalara maruz kaldılar.

Maha, ailesiyle birlikte odalar arasında dolaşarak daha güvenli bir yer aradı ancak hiçbir şey bulamamış ve işgal ordusunun binaya gelişigüzel ateş açması sonucu, koridorların arasında yerde yatan şehit cesetleriyle karşılaşmıştı.

Şahit olduğu acı sahnelerden biri de “kalp hastaları için ayrılan yoğun bakım bölümünde” onları korumaya çalışan bir annenin çocuklarının hedef alınmasıydı. Çocuklardan biri şehit olmuş diğerleri ise ağır yaralanmıştı.

Meha dehşet içinde kaldı ve ailesiyle birlikte çok kez yerlerde sürünmeye devam etti.

Üçüncü gün işgal ordusu, hastane binasındaki personel ve misafirlerin acilen zemin kata inmeleri için duyuru yaptı. Ardından erkekler kadınlardan ayrıldı ve reşit erkekler tutuklandı.

"İsrail Nefesini Tuttu, Yahya Sinvar'ın Yanıtını Bekliyor" "İsrail Nefesini Tuttu, Yahya Sinvar'ın Yanıtını Bekliyor"

يبيبيب10 1713196594

Meha Suveylim, kocasının akıbetine dair bir iz aramak için Şifa'ya döndüğünde kocasının tıbbi gömleğinden başka bir şey bulamadı. (Al-Jazeera)

"Hunharca" Katlettiler

Aynı gün ordu herkesin hastaneden ayrılmasını istedi. Meha, çıkarken bambaşka bir manzarayla karşılaştı: Her yer yıkılmış, binalar tahrip edilmiş ve meydanlar işgal araçlarıyla dolup taşıyordu.

İşgal askerleri ihtisas cerrahi binasının bahçesinde 50 sağlık personelini topladı. Meha dahil 15 kişiyi serbest bıraktı ve kocasının da aralarında bulunduğu 35 kişiyi ise tutukladı.

Hemşire Meha, işgal askerlerinin dört doktorun hastaneden ayrılmasına izin verdiklerini, ancak geri dönüp onlara "haince" ateş ederek ikisini öldürdüklerini ve halen el-Ehli Baptist Hastanesi'nde tedavi gören iki doktoru da yaraladıklarını kendi gözleriyle gördü.

İşgal ordusunun hastanenin içindekilere dışarı çıkma emri vermesinin ardından Meha ve yerinden edilen diğer kişiler, açılan çukurlar nedeniyle bozuk yollarda yürürken, şehitlerin cesetleri her yerdeydi.

Meha yaşadıklarını “Hastaneden ayrılırken işgal askerleri yerinden edilmiş kadın ve çocuklara sözlü tacizde bulunmaya, onlarla alay etmeye ve onları tehdit etmeye başladı.” diye anlattı.

İsrail ordusu hastaneden çekildiğinde Meha, kocasının akıbetine dair herhangi bir iz bulmak için hemen geri döndü ve askerler ona tüm kıyafetlerini çıkarmasını emrettikten sonra yerde duran mavi bir tıbbi gömleği dışında hiçbir şey bulamadı.

Meha "Onun hakkında hala hiçbir şey bilmiyorum, hayatta mı yoksa öldü mü bilmiyorum." diyerek sözlerini tamamladı.

*Yazımız Al Jazeera kanalında yayınlanan makaleden çeviri yapılmıştır.