Kuzey Afrika

Dış ve İç Etkenlerin Kıskacında Sudan

Halkın sömürgeciler ve darbeci yönetimlere karşı yıllardır verdiği mücadele, başta İsrail ve Körfez ülkelerinin etkisi ve son olarak yaşanan darbe girişimi... Sudan’daki gelişmeleri Mücahit Taş yazdı.

Abone Ol

Muslim Port Haber Merkezi | Mücahit Taş

Osmanlı'nın Mısır'ı fethetmesinden sonra Sudan'da hakimiyeti bulunan Func Devleti güneye doğru kayarak varlığını uzun süre sürdürdü. Dönemin Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa 1821'de Func Devleti'ni yenerek Sudan topraklarını ele geçirdi.

Ancak Mehmed Ali Paşa'nın Osmanlı'ya ihaneti ve Sudan halkını hiç memnun etmeyen bir takım siyasi hesaplarla Fansız ve İngilizlerle iş birliği yapması Sudan halkını rahatsız etti.

Muhammed Ahmed el- Mehdi adlı bir zatın başlattığı hareket Mısır ve İngiliz sömürge yönetimlerine karşı ayaklanmış ve Kızıldeniz'den Orta Afrika'ya kadar uzanan büyük bir İslam devletinin bir yüzyıl boyunca Sudan'da etkisini korumasını sağlamıştı.

Sudan daha sonra tekrar İngilizlerin hakimiyetine girdi. Sudan halkı dönem dönem Ingilizlere karşı isyan hareketleri başlatsa da ancak 1956'da bağımsızlığını elde edebildi. Sudan'da bağımsızlığın kazanıldığı 1956'dan bu yana son darbe ile birlikte 12 darbe girişimi yaşandı.

İngiltere'den bağımsızlığını 1956'da kazanan Sudan'da, İsmail El-Ezheri liderliğinde ilk demokratik ulusal hükümet kuruldu. 1957'de, İsmail Kibeyda liderliğinde bir grup subay ve askeri öğrencinin Ezheri'yi devirme girişimi, ülke tarihinin başarısız ilk kalkışması oldu.

Başarılı olan ilk kalkışma 1958'de Korgeneral İbrahim Abbud tarafından gerçekleştirilerek Milli Ümmet Partisi ve Demokratik Birlik Partisinin koalisyonundan oluşan seçilmiş hükümete karşı yapıldı. Ülkeyi yaklaşık 7 yıl yöneten Abbud, 1964'te geniş halk protestoları ile devrildi.

Halkın seçimle iş başına getirdiği hükümet, Tuğgeneral Numeyri, Komünist Parti ve Arap milliyetçilerine bağlı subayların birlikte gerçekleştirdiği darbe ile devrildi. Numeyri rejimine karşı ise 3 başarısız darbe oldu. 16 yıllık iktidarı bir halk ayaklanması ile 1985'te sona erdi.

Daha sonra kurulan sivil hükümet, Tuğgeneral Ömer el-Beşir'in 1989'da, Hasan et-Turabi liderliğindeki "Ulusal İslam Cephesi"nin yardımıyla askeri darbe sonucunda devrildi. Ömer el-Beşir'e karşı 1990 ve 1992 yıllarında iki başarısız darbe gerçekleştirilmişti.

Sudan'ın 2011 yılında ikiye bölünmesinden ve Güney Sudan'ın ayrı bir devlet olarak yoluna devam etmesinden sonra, giderek derinleşen ekonomik kriz, geniş halk kesimlerinde büyük bir öfke meydana getirmişti.

Ömer el-Beşir'in iktidara gelmesine destek veren Turabi, süreç içerisinde Sudan'daki yönetimin yozlaştığını belirttiği için El-Beşir ile yollarını ayırdı. 2001'de Beşir rejimi tarafından ev hapsine mahkûm edilen Turabi, 2003'te salıverilse de 2004'te yeniden gözaltına alındı.

Bir kaç yıl sonra gelen tepkileri hafifletmek için serbest bırakıldı. 5 Mart 2016'da vefat eden Turabi son nefesine kadar Beşir rejiminin yaşadığı yozlaşma, yolsuzluk ve adaletsizlikleri dillendirmeye, uyarmaya devam etti.

Ömer el-Beşir kitlesel halk gösterilerinin ardından Askeri bir darbe ile devrildi. Beşir dönemi Savunma bakanı olan Avad bin Avf Askeri Geçiş Konseyi Başkanı sıfatıyla yemin ederek göreve başladı. Fakat halk baskısı nedeniyle 24 saat sonra istifa etmek zorunda kaldı.

Askeri Geçiş Konseyi'nin başkanlığını Korgeneral Abdülfettah el-Burhan üstlendi. Beşir'e karşı halk protestolarına öncülük eden partiler koalisyonu Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) ile müzakerelere başlattı.

Konsey ile ÖDGB arasında varılan mutabakata göre Ağustos 2019'dan itibaren 3 yıllık bir geçiş dönemi ön görülüyordu. Bu arada Sudan hükümeti ile Devrimci Cephesi bünyesinde bulunan 9 isyancı silahlı örgüt arasındaki çatışmaları sona erdiren Cuba Barış Anlaşması imzalandı.

Geçiş dönemi bu anlaşma gerekçe gösterilerek Askeri Geçiş Konseyi tarafından 3 Ekim 2020'den başlayarak üç yıl daha uzatıldı. Bu süre zarfında Geçiş Konseyine karşı askeriye içinden 3 başarısız darbe girişimi gerçekleşti.

Ömer el-Beşir'in görevden indirilmesinin ardından devlet başkanlığı yetkilerini üzerinde toplayan yetkili organ olarak Sudan Egemenlik Konseyi kurulmuştur. Konseyin başkalığını Abdulfettah el-Burhan yürütmektedir. Konsey Başbakanlık koltuğuna Abdullah Hamduk'u getirdi.

Hamduk, yönetimi ve üslubu ile halkı tarafından sevilen bir lider haline geldi. Fakat Suud ve BAE destekli Güvenlik Konseyi'nin gizli ajandasında Hamduk'a yer yoktu. Hamduk hükümetine büyüyen halk desteği askeri telaşlandırmıştı.

Bilindiği üzere Ömer el-Beşir Filistin davasına ve Hamas'a sonsuz destek veriyordu. Beşir iktidarının devrilmesinin ardından İsrail ile Sudan Egemenlik Konseyi arasında arasında önce 'Normalleşme Anlaşması' imzalandı.

Daha sonra Sudan'da Hamas'a uzun yıllar boyunca önemli bir gelir sağladığı düşünülün ondan fazla şirket kapatıldı. İsrail ile ilişkileri yine Suud ve BAE ile yakın ilişkisi olan Hızlı Destek Gücü Komutanı Hamideti lakaplı General Muhammed Hamdan Daklu'nun kurduğu belirtiliyor.

Hamideti'nin Sudan'ın gizli lideri olduğu ve Konseydeki gücünü her geçen gün artırdığı biliniyor. Haziran ayında Mossad şefi Yossi Cohen 'in uçağının Sudan'a geldiği ve Hartum'da Hamideti il gizli bir görüşme gerçekleştirdiği ortaya çıkmıştı.

Bu görüşmenin ortaya çıkınca Başbakan Hamduk sert tepki göstermiş ve ABD Büyükelçiliği Maslahatgüzarı'na, Hamideti ile temaslarından duydukları memnuniyetsizliği aktararak ABD Başkanı Joe Biden'dan İsrail'e konuyla ilgili bir mesaj iletmesini talep ettiklerini aktarmıştı.

Walla internet sitesinin haberine göre İsrail ile Sudan arasında ilişkileri normalleştirme sürecinin başından bu yana Hamideti'nin, Sudan'daki özgün programını yürütmek için el-Burhan ve Hamduk'u atlatarak İsrail ile bağımsız iletişim kanalları kurmaya çalıştığı belirtildi.

Suud ve BAE'nin koordinasyonunda Hamideti'nin Sudan'da İslami hareketleri hedef alan baskı ve tutuklama operasyonlarını organize ettiği düşünülüyor.

Askeriye içerisinde İslami hassasiyete sahip askerleri darbe iddiaları ile tutuklatarak İslamcıların tekrardan iktidara gelmesini engellemeye çalıştı.

Hamideti aynı zamanda Sudan'daki altın rezervlerinin kontrolünü elinde bulundurduğu için Sudan ordusunu etkisi altında tutuyor.

İsrailli bir yetkili, 'Israel Today' gazetesine verdiği demeçte ordu ve askeri komutanların Batı ve İsrail ile normalleşme ilişkilerini güçlendirme konusunda Hamduk'tan daha iyi olduğu ve darbeyi desteklediklerini belirtti.

Darbeyi Libya ve Tunus'ta olduğu gibi Sudan'da da İsrail karşıtı bir iktidarın önünü kesmek için İsrail'in taşeronu olan BAE ve Suud'a organize ettirdiği ortaya çıkıyor.

Dün gerçekleştirilen darbe sonrası açıklama yapan Abdülfettah el-Burhan, ülke genelinde OHAL ilan edildiğini ve geçiş dönemi konseyi ve hükümetin feshedildiğini açıkladı. Seçimlere kadar bağımsız hükümet ülke yönetimini üstlenecek ve seçimler 2023 yılının Temmuz ayında yapılacak.