Seherin Sahuruna Dikkat Ediniz!

Dün Ramazan orucunun birinci günü olması nedeniyle seher vakti, Rabbimizin rahmet kapısını çaldık.

Abone Ol

Akşam, yatsı, teravih ve teheccüd namazında Fatiha Süresi’yle, Rabbimizin bize öğrettiği kelimelerle istekte bulunduk.

Hakkın yarattığı halkla omuz omuza verdik.

Omuz omuza verirken, ceplerimizdeki dengesizliği de dengelemeye çalışacağız.

Yediğimizden yedirmeye, giydiğimizden giydirmeye çalışacağız.

Kıblemizi, yönümüzü, yolumuzu bütün dünyaya gösterdik, duyurduk.

Her isteği, içinde barındıran “İhdinessırata el Müstekıym/Bize doğru yolu göster” dedik.

Eğri yollardan cehenneme yol alan Mağdub ve Dallin/Yahudiler ile Hristiyanların yolunu istemiyoruz” dedik.

Yetmiş senedir, seksen senedir aynı istekte devam ediyoruz.

Başka kapı olmadığından, Rabbimizin rahmet kapısından ayrılamıyoruz.

Köprü altında yaşasam da, saraylarda olsam da, bana her an nefes veren başka biri olmadığı gibi, beni cennetine koyacak biri de olmadığından, onun rahmet kapısından ayrılmak istesem de, başka kapı olmadığı için ayrılamıyoruz.

Millet olarak, seherde, Rabbimizin rahmet kapısının önünde, seher yeli gibi esmeye, seher yeliyle daha coşkun öten bülbül gibi Allah’ın adını şakımaya çalıştık.

Kirlenmiş akıllarla, kirlenmiş gönüllerle,

Kirlenmiş boğazlarla, kirlenmiş eller, gözler, kulaklarla huzura vardık.

Tan yerini ağartan Rabbimizin afvı ve mağfiretinden başka hiçbir temizleyicinin pak edemeyeceği günahlarımızı temizleyecek biri olmadığından yine o organları bize verene koştuk; emaneten verdiği organları koruyamadığımız, kırdığımız veya kirlettiğimiz için özür dilemeye, afvımızı istemeye çalışıyoruz.

Şafak vakti, müşfik (acıyan, esirgeyen, koruyan)lerin, şefkatlerini artırma vaktidir.

Bülbül sever bir dostum vardı, rahmetli oldu.

Bülbüllerin baharda İstanbul’a geldiğini, Beykoz ve Sarıyer ormanlarında kaldıklarını, “En yanık ve en coşkun sesleri, seher vaktinde öterler ve biz de elimizde teyp onların sesini avlardık” demişti.

Bülbül avcıları da seherde onların ötmesiyle yerlerini tespit edip avlarlarmış.

Bülbül, seher vaktini nasıl anlar?

Rabbimiz, onların tabiatına koymuş o bilgiyi; arıya bal yapmayı öğrettiği gibi.

Bülbül, üç bin kilometre uzaktan İstanbul’da güllerin açıldığını bilir ve pusulasız eski yuvasını bulurmuş.

Rabbimiz, bize de akıl vermiş.

Kılavuz kitap olarak Kur’an-i Kerim göndermiş.

Rabbimiz, Müttekıyleri tarif ederken:

كَانُوا قَلِيلًا مِنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ

“Gecenin çok azında uyurlardı.

وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

Seherlerde istiğfar ederlerdi.

وَفِي أَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ

“Onların malında dilenenin ve mahrumun hakkı vardır.” (Zariyat Süresi ayet 51/17-19)

الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا آَمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

“Onlar, "Rabbimiz, biz iman ettik, günahlarımızı afvet ve bizi ateşin azabından koru" diyenlerdir.

الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنْفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالْأَسْحَارِ

Onlar, sabredenler, doğru olanlar, itaat edenler, infak edenler, seherlerde istiğfar edenlerdir.” (Al-i İmran süresi ayet 3/16-17)

Sevgili Peygamberimiz haber veriyor:

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ : يَنْزِلُ رَبُّنَا تَبَارَكَ وَتَعَالَى كُلَّ لَيْلَةٍ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا حِينَ يَبْقَى ثُلُثُ اللَّيْلِ الآخِرُ يَقُولُ : مَنْ يَدْعُونِي فَأَسْتَجِيبَ لَهُ مَنْ يَسْأَلُنِي فَأُعْطِيَهُ مَنْ يَسْتَغْفِرُنِي فَأَغْفِرَ لَهُ.

“Allah Rasülü (s.a.v.) buyurdu: “Her gecenin son üçte birinde Rabbimiz, (mahiyyetini bilmediğimiz şekilde) dünya semasına iner ve şöyle der: ‘Kim bana dua ederse cevap veririm, kim benden bir şey isterse onu veririm, kim benden afvını isterse onu afvederim” (Buhari, Sahih, K. Teheccüd, bab 14, Müslim, Sahih, K. Müsafirin, bab 24, Ebu Davud, Sünen, K. Tetavvu’ Bab 22 ve bütün sünen, mu’cem ve Müsnedlerde rivayet edilmiş.)

İşte dünyayı cennete dönüştürebilmenin, ahirette Rabbimizin lütfuyla cennete gidebilmenin yolu:

Önce kâmil bir iman, sonra boyun büküp Allah’a yalvarmak,

Emirleri yerine getirirken, yasaklardan kaçarken, din için cephede ateş hattında sabretmek, doğru olmak, doğrularla beraber doğruları savunmak,

Yalnız Allah’a boyun eğmek, kazandığımızdan dağıtmak ve seherlerde kalkarak; “Ya Rabbi, Sana layık kulluk yapamadım, beni/bizi afvet” diyerek yalvarmaktır.

Kur’ân-ı Kerim’de birkaç yerde, “Seher vakitlerinde istiğfar” olayı geçmektedir.

Bunu yapanlarımız, Mekke ve Medine’de inen Kur’an-ı Kerim’i, Sevgili Peygamberimiz’in anladığı ve uyguladığı şekilde tebliğe çıkmışlar ve Buhara, Semerkant’tan İspanya’ya kadar aydınlatmışlar.

Yeniden canlanış/ihya hareketi, getireceksek onun asılları ve usulleriyle olur.

Sırtına ihram giyerek, Amerikan uçağına binenin niyyeti ne kadar iyi olursa olsun, tavafı Vaşington portakalı olur.