<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Muslim Port | İslam Coğrafyası ve Dünya'dan Haberler</title>
    <link>https://www.muslimport.com</link>
    <description>İslam Coğrafyası ve Dünya'dan Haberler</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.muslimport.com/rss/mp-dosya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 20 Apr 2026 17:29:15 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/rss/mp-dosya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[MGV’de 51. Dönem Coşkusu: Yeni Ufuklara Doğru]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/mgvde-51-donem-coskusu-yeni-ufuklara-dogru</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/mgvde-51-donem-coskusu-yeni-ufuklara-dogru" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Görüş lideri ve Türkiye’nin 54. Hükümet Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından yarım asır önce kurulan Milli Gençlik Vakfı (MGV), 51. yılına yeni bir heyecan ve güçlü bir vizyonla adım attı. Türkiye’nin dört bir yanında gönülleriyle hizmet eden MGV, “önce ahlak ve maneviyat” ilkesiyle yeni dönem çalışmalarına resmen başladı.</p>

<p>Vakfın yaptığı açıklamaya göre, 51. dönem vizyonu çerçevesinde ilk il başkanı atamaları tamamlandı. Diğer illerdeki görevlendirmelerin ise önümüzdeki günlerde yapılacağı belirtildi. Yeni yapılanma kapsamında, MGV İstişare Kurulu Başkanlığı görevine uzun yıllardır Milli Görüş teşkilatlarında çeşitli kademelerde hizmet eden Tacettin Çetinkaya getirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yarım asırdır binlerce gencin hayatına dokunan, onları inanç, ilim ve dava şuuru ile yetiştiren Milli Gençlik Vakfı; 51. yılında da aynı kararlılıkla yoluna devam ediyor. Vakıf, bu dönemde özellikle gençlik çalışmaları, aile merkezli sosyal projeler, manevi ve kültürel eğitim programları ile toplumsal bilinç ve sorumluluk alanlarında etkin çalışmalar yürütmeyi hedefliyor.</p>

<p>MGV, kuruluşundan bu yana olduğu gibi bugün de, gençliğe yön vermeyi, milli ve manevi değerlerle donanmış nesiller yetiştirmeyi en temel görev biliyor. 51. dönem, sadece bir faaliyet dönemi değil; bir dava bilincinin, bir medeniyet yürüyüşünün yeni bir merhalesi olarak görülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Haberler, Yakın Asya, MP Dosya, Analiz Haber, Sıcak Bölgeler</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/mgvde-51-donem-coskusu-yeni-ufuklara-dogru</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Nov 2025 21:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2025/11/i-m-g-0265.jpeg" type="image/jpeg" length="57451"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bekir Sıtkı Şirin Cevapladı: KKTC Cumhurbaşkanlığı Seçim Sonuçları Ne İfade Ediyor?]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/7-soruda-kktc-cumhurbaskanligi-secim-sonuclari-ne-ifade-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/7-soruda-kktc-cumhurbaskanligi-secim-sonuclari-ne-ifade-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KKTC’de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarına dair merak edilenleri Gazeteci-Yazar Bekir Sıtkı Şirin’e sorduk.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>1. Seçimin Temel Sonucu Ne?</strong></p>

<p>Türkiye’de özellikle belirli kesimler, Tufan Erhürman’ın, Ersin Tatar’ı açık farkla mağlup etmesini halkın mevcut statükodan memnun olmadığı ve “iki devletli çözüm” yerine yeniden “federasyon temelli” bir siyasal dil arayışında olduğunu gösterdiğini savundu. Ancak ben bu teze katılmıyorum. Evet doğru; KKTC seçmeninde bir memnuniyetsizlik söz konusu… Lakin söz konusu memnuniyetsizliğin temel çıktıları arasında Ankara’nın varlığını sorgulama eğilimi olduğunu düşünmüyorum. KKTC seçmeni Ankara ile bağların zayıflamasından ziyade KKTC’ye daha farklı ve fazla değer verilmesini istiyor. Bu bağlamda ilk bakışta adanın kuzeyindeki ekonomi parametresi göze çarpıyor. Bunun yanı sıra ada halkı; KKTC’nin fuhuş, kumar ve mafya düzeniyle de anılmasını istemiyor.</p>

<p><strong>2. Halk Ne Mesaj Verdi?</strong></p>

<p>Kıbrıs Türk halkı, ekonomik sıkışmışlıktan bıktığını net bir şekilde gösterdi. İlaveten milliyetçi motifler çerçevesinde siyaset yaptığını iddia eden bir kanadın bilhassa adadaki İsrail bağlantılı faaliyetler karşısında etkisiz kalması da seçmen tarafından cezalandırıldı. Biraz önce de belirttiğim üzere ada halkı; KKTC’nin fuhuş, kumar ve mafya düzeniyle de anılmasını istemediğini net bir şekilde beyan etti. Yukarıda saydığım hususlar KKTC’deki seymenlerin tamamının hem fikir olduğu hususlar olduğunu belirtmeliyim.</p>

<p><strong>3. Türkiye–KKTC İlişkilerinde Yeni Bir Dönem mi Başlıyor?</strong></p>

<p>Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; seçim sonuçları, Ankara’nın istediği şekilde sonuçlanmadı. Ancak ben Ankara’nın bu seçim sonuçlarından gerekli mesajları aldığı ve alacağı kanaatindeyim. Bu noktada bilhassa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın KKTC Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarına ilişkin yapıcı açıklaması çok önemliydi. İlişkilerde yeni bir dönem başlayıp başlamayacağı meselesine gelirsek Türkiye’nin KKTC’ye olan ilgisi ve desteğinin daha fazla artacağını düşünüyorum. Ve Tufan Erhürman Bey’in de Türkiye kamuoyunda sanıldığı kadar Ankara ile uyumsuz bir çizgide olacağını sanmıyorum. Kısacası; Ersin Tatar Bey kadar olmasa da Tufan Erhürman Bey döneminde de uyumlu siyaset devam edecektir.</p>

<p><strong>4. Federasyon Tartışması Yeniden Mi Gündemde?</strong></p>

<p>Türkiye’de “Erhürman’ın zaferiyle birlikte Birleşmiş Milletler parametrelerine dayalı federasyon modeli yeniden uluslararası meşruiyet kazanacaktır” tezini savunan çok sayıda kişi var. Ama daha önce de dediğim gibi ben bunun böyle olacağını sanmıyorum. Bir kere Sayın Erhürman bir önceki CTP Adayı Mustafa Akıncı kadar radikal bir isim değil. Tufan Erhürman ile Ankara uyumlu bir siyaset izleyecektir. Kısacası; Ankara’nın dış politikada yeni bir diplomatik denge arayışına girmesini zorunlu kılacak bir durum olduğu kanaatinde değilim.</p>

<p><strong>5. Ankara Bu Sonuca Nasıl Tepki Verebilir?</strong></p>

<p>Türkiye, seçim sonuçlarını “saygıyla karşıladığını” açıkladı. Ve ben bu açıklamaların samimi olduğunu düşünüyorum. Tabi eğer Tufan Erhürman iki ülke arasındaki ilişkileri bozucu bir adım atarsa perde arkasında bu tablo bir rahatsızlık oluşturacaktır. Yani Erhürman’ın olası bir AB yanlısı ve federal çözümcü çizgisi, Ankara’nın dış politika ajandasında yeni bir gerilim hattı oluşturabilir.</p>

<p><strong>6. KKTC İç Siyasetinde Denge Nasıl Değişti?</strong></p>

<p>CTP’nin başarısı, merkez solun güçlendiğini gösteriyor. Bu, Meclis aritmetiğinde ve hükümet kurma süreçlerinde dengeleri kökten değiştirebilir.</p>

<p><strong>7. Doğu Akdeniz Jeopolitiği Açısından Ne Anlama Geliyor?</strong></p>

<p>Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrini temel bir esastır ve de devlet politikasıdır. “Bu sonuçla birlikte Türkiye, KKTC’deki siyasi meşruiyet desteğini kısmen kaybetmiş oldu” demek süreci doğru okuyamama anlamına gelecektir. Mavi Vatan doktrini yoluna devam edecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Haberler, Yakın Asya, MP Dosya, Analiz Haber, Sıcak Bölgeler</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/7-soruda-kktc-cumhurbaskanligi-secim-sonuclari-ne-ifade-ediyor</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Oct 2025 23:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2025/10/your-paragraph-text.png" type="image/jpeg" length="13304"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AGD ve Hamas kol kola: İstanbul’da dev program]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/agd-ve-hamas-kol-kola-istanbulda-dev-program</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/agd-ve-hamas-kol-kola-istanbulda-dev-program" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim 2023 tarihinden bu yana Gazze'de siyonist işgal rejiminin yürüttüğü soykırıma tepki göstermek için ve aynı zamanda Filistin halkına ve direnişe destek vermek için İstanbul'da dev bir organizasyon gerçekleştirildi. Programa Milletvekillerinin yanı sıra Hamas’tan da katılım oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anadolu Gençlik Derneği İstanbul Şubesi ve Üniversiteler Komisyonu tarafından hazırlanan program Ümraniye Haldun Alagaş Kapalı Spor Salonunda binlerce kişinin katılımıyla yapıldı.</p>

<p>Programın açılışında konuşan AGD İstanbul Üniversiteler Komisyonu Başkanı Hasan Basri Yazıcı, 7 Ekim'den bu yana meydanlarda ve direnişin istediği her yerde Gazze'ye destek verdiklerini bunun için ödenmesi gereken bedelleri ödediklerini kaydetti. Yazıcı konuşmasında Hamas'ın komutanlarına ve şehit olan öncülerine selam gönderdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AGD İstanbul Şube Başkanı Mehmet Yaroğlu ise yaptığı konuşmada "Biz Hamas'ın yanında değiliz biz Hamas'ın kendisiyiz. Hamas'la aynı cephedeyiz. 7 Ekim'den bugüne kadar bizden hangi konuda destek istemişlerse o desteği verdik. Siyonist elçiliklerini kuşattık, işbirlikçilere tepki gösterdik, atılması gereken her adımı attık" dedi</p>

<p>"Gazze'de Anneler çocuklarını kendi elleriyle cepheye gönderdiler. Geride kalan küçük yavrularına yedirecek bir lokma ekmek, içilecek bir damla su bulamadılar" diye konuşan Yaroğlu, "Gazzeli annelere karşı mahcubuz ama başımız dik. Mahcubuz çünkü ümmetin Gazze'deki erkekleri cihatta savaşırken, biz Gazze'ye bir yudum su bile sokamadık ama başımız dik çünkü Hamas bizden hangi adımı atmamızı istemişse biz o adımı attık bizden hangi desteği istemişse o desteği sağladık” sözlerini sarf etti.</p>

<p>Programa konuk olarak katılım sağlayan Sumud Filosu katılımcılarından Saadet Partisi Milletvekili Mehmet Atmaca, Gelecek Partisi Milletvekili Sema Silkin Ün ile Aktivistler Ömer Faruk Narlı ve Emine Güneş filo hazırlıkları, İsrail’in hukuksuz müdahalesi ve gözaltı sürecinde yaşadıklarına değinmenin yanında Gazze’deki soykırımın boyutlarını dile getirdiler.</p>

<p>Öte yandan programa katılan Hamas temsilcisi Muhammed Mişeyniş direnişin tüm gücüyle işgale karşı mücadele devam edeceğini ve direnişin bu süreçten daha güçlü bir şekilde çıkacağını belirtti.</p>

<p>Program Grup İslami Direniş'in ezgileriyle sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Haberler, Yakın Asya, MP Dosya, Analiz Haber, Sıcak Bölgeler</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/agd-ve-hamas-kol-kola-istanbulda-dev-program</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Oct 2025 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2025/10/i-m-g-0241.png" type="image/jpeg" length="87783"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AGD Genel Başkanı Salih Turhan’dan KKTC Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/agd-genel-baskani-salih-turhandan-kktc-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/agd-genel-baskani-salih-turhandan-kktc-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı görevine seçilen Tufan Erhürman’ı tebrik eden AGD Genel Başkanı Salih Turhan önemli uyarılarda da bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı görevine CTP lideri Tufan Erhürman seçildi. Gündemin birinci sırasına oturan seçim sonucunun ardından AGD Genel Başkanı Salih Turhan da önemli değerlendirmelerde bulundu. Turhan, KKTC’nin siyonist yapılardan ve Chabad gibi karanlık örgütlerin etkisinden arındırılmasının ve KKTC ile Türkiye arasındaki kardeşlik bağlarının daha da güçlenmesinin en büyük temennisi olduğunu kaydetti.</p>

<p>AGD Genel Başkanı Salih Turhan, “Federasyon görüşmeleri, Türkiye ile bağların koparılması, Türkiye karşıtı politikaların yürütülmesi, evlatlarımızın inançlarını yaşayamaması ve okullarımızda milli ve manevi değerlere bağlı eğitimlerin verilmemesi gibi durumların karşısındayız ve sürecin takipçisiyiz” ifadelerini de kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>AGD Genel Başkanı Salih Turhan’ın açıklaması şu şekilde:</strong></p>

<blockquote>
<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı görevine seçilen Sayın Tufan Erhürman’ı tebrik ediyoruz.</p>

<p>Kıbrıs bizim göz bebeğimizdir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) rüyası, Hala Sultan’ın beldesi, mücahitlerin kanıyla alınmış sahabe toprağı Kıbrıs'ımızın önümüzdeki süreçte farklı meselelerle gündeme gelmemesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.</p>

<p>Yeşil Ada Kıbrıs’ımızın siyonist yapılardan ve Chabad gibi karanlık örgütlerin etkisinden arındırılması, KKTC ile Türkiye arasındaki kardeşlik bağlarının daha da güçlenmesi en büyük temennimizdir.</p>

<p>Milli ve manevi değerlere bağlı, inançlı bir neslin yetişmesi ve Erbakan Hocamızın sıkça vurguladığı gibi “Bizim bir bağımsız devletimiz var” gerçeğinin tüm dünyaya ilan edilmesi için atılacak adımlar olduğunu hatırlatmak istiyoruz.</p>

<p>Ayrıca federasyon görüşmeleri, Türkiye ile bağların koparılması, Türkiye karşıtı politikaların yürütülmesi, evlatlarımızın inançlarını yaşayamaması ve okullarımızda milli ve manevi değerlere bağlı eğitimlerin verilmemesi gibi durumların karşısındayız ve sürecin takipçisiyiz.</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Haberler, Yakın Asya, MP Dosya, Analiz Haber, Sıcak Bölgeler</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/agd-genel-baskani-salih-turhandan-kktc-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Oct 2025 13:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2025/10/i-m-g-0240.jpeg" type="image/jpeg" length="12706"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsrail’in Suriye’deki Stratejik Hedefleri: Post-Esad Dönemi Analizi]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/israilin-suriyedeki-stratejik-hedefleri-post-esad-donemi-analizi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/israilin-suriyedeki-stratejik-hedefleri-post-esad-donemi-analizi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2025 itibarıyla Beşar Esad’ın devrilmesi ve Ahmed Şara’nın iktidara gelmesi, Ortadoğu jeopolitiğinde derin kırılmalara yol açtı. Bu gelişme, İsrail’in emelleri doğrultusunda uzun yıllardır Suriye ve bölge üzerinde sürdürdüğü girişimlerini yeni parametreler üzerinden yeniden şekillendirmekte... Bu raporda da Esad sonrası dönemin İsrail açısından doğurduğu fırsatlar, riskler, bölgesel yansımalar ve olası stratejik senaryolar çok boyutlu olarak analiz edilmekte…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><strong>1. Giriş</strong></h3>

<p>2011’de başlayan Suriye iç savaşı, ülkeyi uluslararası güçlerin rekabet sahasına dönüştürmüştü. İran’ın Suriye’deki askerî nüfuzunu artırması, Hizbullah’ın lojistik hatlarını genişletmesi ve Rusya’nın 2015 sonrası sahaya doğrudan müdahil olması, İsrail açısından ciddi güvenlik endişeleri meydana getirmişti. Bu nedenle Tel Aviv yönetimi, savaş sürecinde Suriye’ye yönelik yüzlerce hava saldırısı ve özel operasyonla sahayı sürekli baskı altında tuttu.</p>

<p>Ancak 2025’te Beşar Esad’ın devrilmesi ve yerine Ahmed Şara’nın gelmesi, İsrail’in bu stratejik dosyasının yeniden tanımlanmasını zorunlu kılmıştır.</p>

<p><!--[if mso & !supportInlineShapes & supportFields]><span
lang=TR><span style='mso-element:field-begin;mso-field-lock:yes'></span><span
style='mso-spacerun:yes'> </span>SHAPE <span
style='mso-spacerun:yes'> </span>\* MERGEFORMAT <span style='mso-element:field-separator'></span></span><![endif]--><!--[if gte vml 1]><v:rect id="Dikdörtgen_x0020_9" o:spid="_x0000_s1032"
 style='width:453.6pt;height:.1pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square;
 mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001;mso-position-horizontal:absolute;
 mso-position-horizontal-relative:char;mso-position-vertical:absolute;
 mso-position-vertical-relative:line;mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001;
 v-text-anchor:top' o:gfxdata="UEsDBBQABgAIAAAAIQC75UiUBQEAAB4CAAATAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbKSRvU7DMBSF
dyTewfKKEqcMCKEmHfgZgaE8wMW+SSwc27JvS/v23KTJgkoXFsu+P+c7Ol5vDoMTe0zZBl/LVVlJ
gV4HY31Xy4/tS3EvRSbwBlzwWMsjZrlprq/W22PELHjb51r2RPFBqax7HCCXIaLnThvSAMTP1KkI
+gs6VLdVdad08ISeCho1ZLN+whZ2jsTzgcsnJwldluLxNDiyagkxOquB2Knae/OLUsyEkjenmdzb
mG/YhlRnCWPnb8C898bRJGtQvEOiVxjYhtLOxs8AySiT4JuDystlVV4WPeM6tK3VaILeDZxIOSsu
ti/jidNGNZ3/J08yC1dNv9v8AAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEArTA/8cEAAAAyAQAACwAAAF9y
ZWxzLy5yZWxzhI/NCsIwEITvgu8Q9m7TehCRpr2I4FX0AdZk2wbbJGTj39ubi6AgeJtl2G9m6vYx
jeJGka13CqqiBEFOe2Ndr+B03C3WIDihMzh6RwqexNA281l9oBFTfuLBBhaZ4ljBkFLYSMl6oAm5
8IFcdjofJ0z5jL0MqC/Yk1yW5UrGTwY0X0yxNwri3lQgjs+Qk/+zfddZTVuvrxO59CNCmoj3vCwj
MfaUFOjRhrPHaN4Wv0VV5OYgm1p+LW1eAAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEAJ4lkUpkCAACVBQAA
HwAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9kcmF3aW5nMS54bWykVNtu2zAMfR+wfxD03trJcqtRt+jS
CwZ0a9Gs2DMjK7ZQWdIkxUn6YfuB/dgo2Wm8bthDFwOORPIck4eUTs+3tSQNt05oldPBcUoJV0wX
QpU5ffx6fTSjxHlQBUiteE533NHzs/fvTiErLZhKMIIMymWQ08p7kyWJYxWvwR1rwxX6VtrW4HFr
y6SwsEHmWibDNJ0kNQhFzw5Ul+CBrK14A5XU7IkXc1ANOKSULOtbuhwl+39myFRzY83C3NuQOfvS
3FsiipyicgpqlIgmnaMLw23yClUeCLYrW4d4vVqRbWTZhXfk4FtPGBrH00k6HeIHGPoGw2nnZtXd
X0CsuvoXDFNpP4mLXhrOhCRU82dds9l0PBsNJpN9fZfiqfj5w/qSK3LyUuwe6MwttsIRpecVqJJf
OMOZx7QRvjdZqzcVh8IFcysP6tgyRKkOZCjucvNZF6grrL2O0/JmyV5qh8xY52+4rklY5NRijpEb
mlvn25T2IVEYfS2kjE2RimxyejIejiMAT0ERfMRq/034alGBwWTT1umQLeBLR4zGcluzs+VyLi1p
QOb0Ig1PJ0Pp+tGDNPwi02+Qqw/h6UFCL/efkkIRFB6nZtTC22r2eQb+WnhuiRR1TmcvMZCFllyp
IlbpQch2jdxSxRF23cz77SJOi99+1MUuEC7xHzuFEoQSw33i7/C1khqlYlIYSiptn1/bQhyeSPRQ
ssHbJKfu+xosp0R+UqjWyWA0QjofN6NxPAK271n2PaAYUuXUU6w/LOced4hfGyvKKs5gSFbpC5yk
leja3OYeHNL5hd9JHgWIFXJV3IOFB6xNRk25OnpcdMJjBGpzEGHt+MI84CC1grcqYUQ4WsmrCylC
uws03Hr9/dkvAAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEAe5Te7R4HAABIIAAAGgAAAGNsaXBib2FyZC90
aGVtZS90aGVtZTEueG1s7FlLbxs3EL4X6H8g9t5YkmXZMiIHli3HTfxCpKTIkZKoXcbc5YKk7OhW
JKdeChRIix4aoLceiqIBGqBBL/0xBhy06Y/okPsQKVHxA0ERFI6BYHf2m+FwZjgzGt6+8zRm6IQI
SXnSCqq3KgEiyYAPaRK2goe9nc/WAiQVToaY8YS0ggmRwZ2NTz+5jdcHjKZ9jsWwF5GYIBCUyHXc
CiKl0vWlJTkAMpa3eEoS+DbiIsYKXkW4NBT4FBaI2VKtUmksxZgmwQZIVFpQh8F/iZKaMGCiq8UQ
lOAYVj8cjeiAGOzwuKoRciK3mEAnmLUCkDnkpz3yVAWIYangQyuomH/B0sbtJbyeMzG1gNfi2zH/
cr6cYXhcM2uKsF8uWunU1urVUr4BMDWP66zpv1KeAeDBAHaa6WLLrK40Kmu1HGuBskeP7OZqddnF
W/KX53SuNhvtWt2Rb0CZ/PocvrLT7GyvOHgDyvArc/jNSq3dXHbwBpThG3P4emdztdZx8AYUMZoc
z6Mbq2trjRxdQkac7XrhzUajsrqdw6coiIYyuvQSI56oRbEW4ydc7ABAAxlWNEFqkpIRHkBMbqaK
S7RNZcrwJEApTrgEcqVWrULo1Su18s9YHK8TbHFrvUATOUfS+iA5EDRVreAeSA0syPmbN2fPXp89
+/3s+fOzZ7+iPRpGKhPl8O3iJLT53v30zT8vv0R///bjuxff+vHSxr/95au3f/z5PvFw1KamOP/u
1dvXr86///qvn194pG8K3LfhPRoTiQ7IKXrAY9igMYWrP+mLq3H0Ikxtjs0klDjBehWP/I6KHPTB
BDPswbWJa8dHAlKND3h3/MRRuBuJsaIeifej2AHuc87aXHitcF+vZZm5N05C/+JibOMeYHziW3sL
J46XO+MUciz1idyKiKPmEcOJwiFJiEL6Gz8mxLO7x5Q6dt2nA8ElHyn0mKI2pl6T9GjfiaYp0y6N
wS8Tn4Lgb8c2+49QmzPfrrfJiYuEs4GZR/keYY4Z7+KxwrFPZA/HzDb4HlaRT8nuRAxsXEcq8HRI
GEedIZHSx3MoYL+W0+9jyG5et++zSewihaLHPpl7mHMbuc2PtyIcpz5slyaRjf1cHkOIYnTElQ++
z90Tot/BDzhZ6O5HlDjuvjgbPIQsZ6s0DRD9ZSw8vrxLuBO/3QkbYeJLNZsidlLspqDe6GiPQye0
9whh+BQPCUEPP/do0OapY/Op0vciyCq7xBdY97Abq/o9IZIg09zM58k9Kp2Q7ZKQL9BnfzKTeCY4
ibFYJPkAvG7bvNMXcBg9+zxkg2MbeECh34N48RrlUIIMK7gXSj2KsFPA9Lv0x+tEOP67zBmDc/nE
UeMS5xJ4yJV5ILHbPO+1TQ8zZ4FpwPQwRXu+dAssjvunLLq4Graxl2/kHtqpG6A7cpqemCYXdED/
XecD/cX5Dy89Ifhhuh2/YCdVXbHPWZRKdme6m0W42Z5mi4sh/fhbmm08To4IVJH5fHXT0dx0NMH/
vqNZdJ5v+phF3cZNHxNAf3HTx+SjlQ/Tx0xbF+hq9HghG/OYoU+8cOYzoox11YSRPWnGPhJ+zQx3
gKj5zGyTlDPANIJHXeZgAQcXCmx4kODqC6qiboRTmA1VAy0klLnoUKKUSxgZGbJXtsazcbzPh9mo
08yWKllllVhN6ZUVGDpldBhTqQzdWM2JWj8zTwV9jbahGbMWCmjeqyhhLeYqsexRYrUgXqCEnpp9
GC2aHi3WtPjCVXOmANVKr8DPbQQ/0lvBSl0rBINxOYDWfKj9lLm68K5x5of09CJjOhEAY8VsJzA3
Lz3d1Lou3J7eXRZql/C0o4RxShZWrhLGMqbBkxH8CM6jU1Mvo8ZVfd2cutRRT5vCrAfxPVVjde19
WlzX18A3mxtYYmcKlqBTOOM1OHQBGuC0FYxgZgyPcQrBI/VPLsxCuG0ZKJGd+OukllRItY1llFnc
ZJ3MPzFVRCBG41ag91/6gSUmiWTKNeHofqzK1fSB+9iUA6+7XiajERko2+8WRVs6e4UUnyUL71fD
fn2w5uRjcHc3Gp6iPhuLBxhCbGW1qr07pBKuDqqZq4cU7sLKTDaNv5nKlGd/+zLKxFBGxyyNcF5S
7GyewU1BKdUxb6UNrLd8z2BQyyR5JeyHusLaRnXKaVm7Mh0Wlt2LmbTlrKw5LZpOWtFl05/GnBWK
OjBjy+tVeUurwsSQ1OwSn+Xu2ZzbLJLdTKNQlgkweGm/69V+S7XpYo5qWuP5PKyTdk51i0exwQtU
u0yVsNJ+oxA7Y7eySHiXA+K1Sj/wzUYtkEZFY2ks7bvX3scp6ofVVgB3yzAbfApPcDsdAK2maTVN
gye4coZykd0Tt4L8oaDA94xSYpYLynKBqReUekFZKSgrBaVRUBoBMheqcImv71IDVNyXQg3L71fz
5sK9/N/4FwAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEAnGZGQbsAAAAkAQAAKgAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3
aW5ncy9fcmVscy9kcmF3aW5nMS54bWwucmVsc4SPzQrCMBCE74LvEPZu0noQkSa9iNCr1AcIyTYt
Nj8kUezbG+hFQfCyMLPsN7NN+7IzeWJMk3ccaloBQae8npzhcOsvuyOQlKXTcvYOOSyYoBXbTXPF
WeZylMYpJFIoLnEYcw4nxpIa0cpEfUBXNoOPVuYio2FBqrs0yPZVdWDxkwHii0k6zSF2ugbSL6Ek
/2f7YZgUnr16WHT5RwTLpRcWoIwGMwdKV2edNS1dgYmGff0m3gAAAP//AwBQSwECLQAUAAYACAAA
ACEAu+VIlAUBAAAeAgAAEwAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbFBLAQIt
ABQABgAIAAAAIQCtMD/xwQAAADIBAAALAAAAAAAAAAAAAAAAADYBAABfcmVscy8ucmVsc1BLAQIt
ABQABgAIAAAAIQAniWRSmQIAAJUFAAAfAAAAAAAAAAAAAAAAACACAABjbGlwYm9hcmQvZHJhd2lu
Z3MvZHJhd2luZzEueG1sUEsBAi0AFAAGAAgAAAAhAHuU3u0eBwAASCAAABoAAAAAAAAAAAAAAAAA
9gQAAGNsaXBib2FyZC90aGVtZS90aGVtZTEueG1sUEsBAi0AFAAGAAgAAAAhAJxmRkG7AAAAJAEA
ACoAAAAAAAAAAAAAAAAATAwAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9fcmVscy9kcmF3aW5nMS54bWwu
cmVsc1BLBQYAAAAABQAFAGcBAABPDQAAAAA=
" filled="f">
 <o:lock v:ext="edit" aspectratio="t"/>
 <w:wrap type="none"/>
 <w:anchorlock/>
</v:rect><![endif]--><!--[if gte vml 1]><v:shapetype id="_x0000_t75"
 coordsize="21600,21600" o:spt="75" o:preferrelative="t" path="m@4@5l@4@11@9@11@9@5xe"
 filled="f" stroked="f">
 <v:stroke joinstyle="miter"/>
 <v:formulas>
  <v:f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0"/>
  <v:f eqn="sum @0 1 0"/>
  <v:f eqn="sum 0 0 @1"/>
  <v:f eqn="prod @2 1 2"/>
  <v:f eqn="prod @3 21600 pixelWidth"/>
  <v:f eqn="prod @3 21600 pixelHeight"/>
  <v:f eqn="sum @0 0 1"/>
  <v:f eqn="prod @6 1 2"/>
  <v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth"/>
  <v:f eqn="sum @8 21600 0"/>
  <v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight"/>
  <v:f eqn="sum @10 21600 0"/>
 </v:formulas>
 <v:path o:extrusionok="f" gradientshapeok="t" o:connecttype="rect"/>
 <o:lock v:ext="edit" aspectratio="t"/>
</v:shapetype><![endif]--><!--[if mso & !supportInlineShapes & supportFields]><span
lang=TR><v:shape id="_x0000_i1031" type="#_x0000_t75" style='width:453.6pt;
 height:.1pt'>
 <v:imagedata croptop="-65520f" cropbottom="65520f"/>
</v:shape><span style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--></p>

<h3><strong>2. İsrail’in Esad Öncesi Dönemdeki Temel Hedefleri</strong></h3>

<p>Esad rejiminin devam ettiği dönemde İsrail’in öncelikleri şunlardı:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>İran’ın askeri varlığını sınırlamak: Kudüs Gücü, milisler ve İran’a ait üslerin sürekli vurulması.</li>
 <li>Hizbullah’ın hassas mühimmat projesini engellemek: Lübnan’a yönelik füze/İHA sevkiyatının kesilmesi.</li>
 <li>Golan hattını güvence altına almak: İran destekli milislerin Dera ve Kuneytra çevresinde mevzilenmesinin önlenmesi.</li>
 <li>Operasyonel üstünlüğü korumak: Suriye hava savunmasının etkisizleştirilmesi, havaalanlarının devre dışı bırakılması.</li>
</ul>

<p>Bu hedefler, Esad rejiminin zayıflığı sayesinde büyük ölçüde hayata geçirilebilmişti.</p>

<p><!--[if mso & !supportInlineShapes & supportFields]><span
lang=TR><span style='mso-element:field-begin;mso-field-lock:yes'></span><span
style='mso-spacerun:yes'> </span>SHAPE <span
style='mso-spacerun:yes'> </span>\* MERGEFORMAT <span style='mso-element:field-separator'></span></span><![endif]--><!--[if gte vml 1]><v:rect id="Dikdörtgen_x0020_7" o:spid="_x0000_s1031"
 style='width:453.6pt;height:.1pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square;
 mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001;mso-position-horizontal:absolute;
 mso-position-horizontal-relative:char;mso-position-vertical:absolute;
 mso-position-vertical-relative:line;mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001;
 v-text-anchor:top' o:gfxdata="UEsDBBQABgAIAAAAIQC75UiUBQEAAB4CAAATAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbKSRvU7DMBSF
dyTewfKKEqcMCKEmHfgZgaE8wMW+SSwc27JvS/v23KTJgkoXFsu+P+c7Ol5vDoMTe0zZBl/LVVlJ
gV4HY31Xy4/tS3EvRSbwBlzwWMsjZrlprq/W22PELHjb51r2RPFBqax7HCCXIaLnThvSAMTP1KkI
+gs6VLdVdad08ISeCho1ZLN+whZ2jsTzgcsnJwldluLxNDiyagkxOquB2Knae/OLUsyEkjenmdzb
mG/YhlRnCWPnb8C898bRJGtQvEOiVxjYhtLOxs8AySiT4JuDystlVV4WPeM6tK3VaILeDZxIOSsu
ti/jidNGNZ3/J08yC1dNv9v8AAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEArTA/8cEAAAAyAQAACwAAAF9y
ZWxzLy5yZWxzhI/NCsIwEITvgu8Q9m7TehCRpr2I4FX0AdZk2wbbJGTj39ubi6AgeJtl2G9m6vYx
jeJGka13CqqiBEFOe2Ndr+B03C3WIDihMzh6RwqexNA281l9oBFTfuLBBhaZ4ljBkFLYSMl6oAm5
8IFcdjofJ0z5jL0MqC/Yk1yW5UrGTwY0X0yxNwri3lQgjs+Qk/+zfddZTVuvrxO59CNCmoj3vCwj
MfaUFOjRhrPHaN4Wv0VV5OYgm1p+LW1eAAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEA2j+oKpkCAACVBQAA
HwAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9kcmF3aW5nMS54bWykVNtu2zAMfR+wfxD03tpJc6tRt+jS
CwZ0a9Gs2DMjK7ZQWdIkxUn2YfuB/dgo2Wm8bthDFwOORPIck4eUzi62tSQNt05oldPBcUoJV0wX
QpU5ffpyczSjxHlQBUiteE533NGL8/fvziArLZhKMIIMymWQ08p7kyWJYxWvwR1rwxX6VtrW4HFr
y6SwsEHmWibDNJ0kNQhFzw9UV+CBrK14A5XU7JkXc1ANOKSULOtbuhwl+39myFRza83CPNiQOfvc
PFgiipyicgpqlIgmnaMLw23yClUeCLYrW4d4vVqRbWTZhXfk4FtPGBrH00k6HeIHGPoGw2nnZtX9
X0Csuv4XDFNpP4mLXhrOhCRU82dd08n0dDibjE729V2J5+LnD+tLrsj0pdg90Jk7bIUjSs8rUCW/
dIYzj2kjfG+yVm8qDoUL5lYe1LFliFIdyFDc5eaTLlBXWHsdp+XNkr3UDpmxzt9yXZOwyKnFHCM3
NHfOtyntQ6Iw+kZIGZsiFdnk9HQ8HEcAnoIi+IjV/qvw1aICg8mmrdMhW8CXjhiN5bZmZ8vlXFrS
gMzpZRqeTobS9aMHafhFpt8g1yfh6UFCL/efkkIRFB6nZtTC22r2eQb+WnhuiRR1TmcvMZCFllyr
IlbpQch2jdxSxRF23cz77SJOi99+0MUuEC7xHzuFEoQSw33i7/G1khqlYlIYSiptv7+2hTg8keih
ZIO3SU7dtzVYTon8qFCt08FohHQ+bkbjeARs37Pse0AxpMqpp1h/WM497hC/NlaUVZzBkKzSlzhJ
K9G1uc09OKTzC7+TPAoQK+SqeAALj1ibjJpydfS06ITHCNTmIMLa8YV5xEFqBW9VwohwtJJXF1KE
dhdouPX6+/NfAAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEAe5Te7R4HAABIIAAAGgAAAGNsaXBib2FyZC90
aGVtZS90aGVtZTEueG1s7FlLbxs3EL4X6H8g9t5YkmXZMiIHli3HTfxCpKTIkZKoXcbc5YKk7OhW
JKdeChRIix4aoLceiqIBGqBBL/0xBhy06Y/okPsQKVHxA0ERFI6BYHf2m+FwZjgzGt6+8zRm6IQI
SXnSCqq3KgEiyYAPaRK2goe9nc/WAiQVToaY8YS0ggmRwZ2NTz+5jdcHjKZ9jsWwF5GYIBCUyHXc
CiKl0vWlJTkAMpa3eEoS+DbiIsYKXkW4NBT4FBaI2VKtUmksxZgmwQZIVFpQh8F/iZKaMGCiq8UQ
lOAYVj8cjeiAGOzwuKoRciK3mEAnmLUCkDnkpz3yVAWIYangQyuomH/B0sbtJbyeMzG1gNfi2zH/
cr6cYXhcM2uKsF8uWunU1urVUr4BMDWP66zpv1KeAeDBAHaa6WLLrK40Kmu1HGuBskeP7OZqddnF
W/KX53SuNhvtWt2Rb0CZ/PocvrLT7GyvOHgDyvArc/jNSq3dXHbwBpThG3P4emdztdZx8AYUMZoc
z6Mbq2trjRxdQkac7XrhzUajsrqdw6coiIYyuvQSI56oRbEW4ydc7ABAAxlWNEFqkpIRHkBMbqaK
S7RNZcrwJEApTrgEcqVWrULo1Su18s9YHK8TbHFrvUATOUfS+iA5EDRVreAeSA0syPmbN2fPXp89
+/3s+fOzZ7+iPRpGKhPl8O3iJLT53v30zT8vv0R///bjuxff+vHSxr/95au3f/z5PvFw1KamOP/u
1dvXr86///qvn194pG8K3LfhPRoTiQ7IKXrAY9igMYWrP+mLq3H0Ikxtjs0klDjBehWP/I6KHPTB
BDPswbWJa8dHAlKND3h3/MRRuBuJsaIeifej2AHuc87aXHitcF+vZZm5N05C/+JibOMeYHziW3sL
J46XO+MUciz1idyKiKPmEcOJwiFJiEL6Gz8mxLO7x5Q6dt2nA8ElHyn0mKI2pl6T9GjfiaYp0y6N
wS8Tn4Lgb8c2+49QmzPfrrfJiYuEs4GZR/keYY4Z7+KxwrFPZA/HzDb4HlaRT8nuRAxsXEcq8HRI
GEedIZHSx3MoYL+W0+9jyG5et++zSewihaLHPpl7mHMbuc2PtyIcpz5slyaRjf1cHkOIYnTElQ++
z90Tot/BDzhZ6O5HlDjuvjgbPIQsZ6s0DRD9ZSw8vrxLuBO/3QkbYeJLNZsidlLspqDe6GiPQye0
9whh+BQPCUEPP/do0OapY/Op0vciyCq7xBdY97Abq/o9IZIg09zM58k9Kp2Q7ZKQL9BnfzKTeCY4
ibFYJPkAvG7bvNMXcBg9+zxkg2MbeECh34N48RrlUIIMK7gXSj2KsFPA9Lv0x+tEOP67zBmDc/nE
UeMS5xJ4yJV5ILHbPO+1TQ8zZ4FpwPQwRXu+dAssjvunLLq4Graxl2/kHtqpG6A7cpqemCYXdED/
XecD/cX5Dy89Ifhhuh2/YCdVXbHPWZRKdme6m0W42Z5mi4sh/fhbmm08To4IVJH5fHXT0dx0NMH/
vqNZdJ5v+phF3cZNHxNAf3HTx+SjlQ/Tx0xbF+hq9HghG/OYoU+8cOYzoox11YSRPWnGPhJ+zQx3
gKj5zGyTlDPANIJHXeZgAQcXCmx4kODqC6qiboRTmA1VAy0klLnoUKKUSxgZGbJXtsazcbzPh9mo
08yWKllllVhN6ZUVGDpldBhTqQzdWM2JWj8zTwV9jbahGbMWCmjeqyhhLeYqsexRYrUgXqCEnpp9
GC2aHi3WtPjCVXOmANVKr8DPbQQ/0lvBSl0rBINxOYDWfKj9lLm68K5x5of09CJjOhEAY8VsJzA3
Lz3d1Lou3J7eXRZql/C0o4RxShZWrhLGMqbBkxH8CM6jU1Mvo8ZVfd2cutRRT5vCrAfxPVVjde19
WlzX18A3mxtYYmcKlqBTOOM1OHQBGuC0FYxgZgyPcQrBI/VPLsxCuG0ZKJGd+OukllRItY1llFnc
ZJ3MPzFVRCBG41ag91/6gSUmiWTKNeHofqzK1fSB+9iUA6+7XiajERko2+8WRVs6e4UUnyUL71fD
fn2w5uRjcHc3Gp6iPhuLBxhCbGW1qr07pBKuDqqZq4cU7sLKTDaNv5nKlGd/+zLKxFBGxyyNcF5S
7GyewU1BKdUxb6UNrLd8z2BQyyR5JeyHusLaRnXKaVm7Mh0Wlt2LmbTlrKw5LZpOWtFl05/GnBWK
OjBjy+tVeUurwsSQ1OwSn+Xu2ZzbLJLdTKNQlgkweGm/69V+S7XpYo5qWuP5PKyTdk51i0exwQtU
u0yVsNJ+oxA7Y7eySHiXA+K1Sj/wzUYtkEZFY2ks7bvX3scp6ofVVgB3yzAbfApPcDsdAK2maTVN
gye4coZykd0Tt4L8oaDA94xSYpYLynKBqReUekFZKSgrBaVRUBoBMheqcImv71IDVNyXQg3L71fz
5sK9/N/4FwAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEAnGZGQbsAAAAkAQAAKgAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3
aW5ncy9fcmVscy9kcmF3aW5nMS54bWwucmVsc4SPzQrCMBCE74LvEPZu0noQkSa9iNCr1AcIyTYt
Nj8kUezbG+hFQfCyMLPsN7NN+7IzeWJMk3ccaloBQae8npzhcOsvuyOQlKXTcvYOOSyYoBXbTXPF
WeZylMYpJFIoLnEYcw4nxpIa0cpEfUBXNoOPVuYio2FBqrs0yPZVdWDxkwHii0k6zSF2ugbSL6Ek
/2f7YZgUnr16WHT5RwTLpRcWoIwGMwdKV2edNS1dgYmGff0m3gAAAP//AwBQSwECLQAUAAYACAAA
ACEAu+VIlAUBAAAeAgAAEwAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbFBLAQIt
ABQABgAIAAAAIQCtMD/xwQAAADIBAAALAAAAAAAAAAAAAAAAADYBAABfcmVscy8ucmVsc1BLAQIt
ABQABgAIAAAAIQDaP6gqmQIAAJUFAAAfAAAAAAAAAAAAAAAAACACAABjbGlwYm9hcmQvZHJhd2lu
Z3MvZHJhd2luZzEueG1sUEsBAi0AFAAGAAgAAAAhAHuU3u0eBwAASCAAABoAAAAAAAAAAAAAAAAA
9gQAAGNsaXBib2FyZC90aGVtZS90aGVtZTEueG1sUEsBAi0AFAAGAAgAAAAhAJxmRkG7AAAAJAEA
ACoAAAAAAAAAAAAAAAAATAwAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9fcmVscy9kcmF3aW5nMS54bWwu
cmVsc1BLBQYAAAAABQAFAGcBAABPDQAAAAA=
" filled="f">
 <o:lock v:ext="edit" aspectratio="t"/>
 <w:wrap type="none"/>
 <w:anchorlock/>
</v:rect><![endif]--><!--[if mso & !supportInlineShapes & supportFields]><span
lang=TR><v:shape id="_x0000_i1030" type="#_x0000_t75" style='width:453.6pt;
 height:.1pt'>
 <v:imagedata croptop="-65520f" cropbottom="65520f"/>
</v:shape><span style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--></p>

<h3><strong>3. İsrail Açısından Yeni Dönemin Avantajları</strong></h3>

<h3><strong>3.1. İran Nüfuzunun Gerilemesi</strong></h3>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <h4>Şara yönetiminin Körfez ve Batı’ya yaslanması, İran’ın Suriye’deki stratejik yatırımını baltaladı.</h4>
 </li>
 <li>Hizbullah’a giden ikmal hatları zayıfladı; bu, İsrail’in kuzey cephesinde ciddi bir rahatlama oluşturdu.</li>
</ul>

<h4><strong>3.2. Hizbullah’ın Lojistik Krizi</strong></h4>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <h4>Şam–Halep havaalanları üzerinden yürütülen mühimmat akışı durma noktasına geldi.</h4>
 </li>
 <li>Irak sınırındaki El-Bukemal hattı üzerindeki İran kontrolü gevşedi.</li>
</ul>

<h4><strong>3.3. Diplomatik Alan</strong></h4>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <h4>İsrail, Körfez ülkeleri ve Batı ile örtük bir çıkar ortaklığı yakaladı. “İran’sız Suriye” fikri, Tel Aviv’in yıllardır arzuladığı bir hedefti.</h4>
 </li>
</ul>

<p><!--[if mso & !supportInlineShapes & supportFields]><span
lang=TR><span style='mso-element:field-begin;mso-field-lock:yes'></span><span
style='mso-spacerun:yes'> </span>SHAPE <span
style='mso-spacerun:yes'> </span>\* MERGEFORMAT <span style='mso-element:field-separator'></span></span><![endif]--><!--[if gte vml 1]><v:rect id="Dikdörtgen_x0020_6" o:spid="_x0000_s1030"
 style='width:453.6pt;height:.1pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square;
 mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001;mso-position-horizontal:absolute;
 mso-position-horizontal-relative:char;mso-position-vertical:absolute;
 mso-position-vertical-relative:line;mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001;
 v-text-anchor:top' o:gfxdata="UEsDBBQABgAIAAAAIQC75UiUBQEAAB4CAAATAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbKSRvU7DMBSF
dyTewfKKEqcMCKEmHfgZgaE8wMW+SSwc27JvS/v23KTJgkoXFsu+P+c7Ol5vDoMTe0zZBl/LVVlJ
gV4HY31Xy4/tS3EvRSbwBlzwWMsjZrlprq/W22PELHjb51r2RPFBqax7HCCXIaLnThvSAMTP1KkI
+gs6VLdVdad08ISeCho1ZLN+whZ2jsTzgcsnJwldluLxNDiyagkxOquB2Knae/OLUsyEkjenmdzb
mG/YhlRnCWPnb8C898bRJGtQvEOiVxjYhtLOxs8AySiT4JuDystlVV4WPeM6tK3VaILeDZxIOSsu
ti/jidNGNZ3/J08yC1dNv9v8AAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEArTA/8cEAAAAyAQAACwAAAF9y
ZWxzLy5yZWxzhI/NCsIwEITvgu8Q9m7TehCRpr2I4FX0AdZk2wbbJGTj39ubi6AgeJtl2G9m6vYx
jeJGka13CqqiBEFOe2Ndr+B03C3WIDihMzh6RwqexNA281l9oBFTfuLBBhaZ4ljBkFLYSMl6oAm5
8IFcdjofJ0z5jL0MqC/Yk1yW5UrGTwY0X0yxNwri3lQgjs+Qk/+zfddZTVuvrxO59CNCmoj3vCwj
MfaUFOjRhrPHaN4Wv0VV5OYgm1p+LW1eAAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEAb86wuJgCAACUBQAA
HwAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9kcmF3aW5nMS54bWykVNtu2zAMfR+wfxD03tpJ47Yx6hZd
esGAbi2aFXtmZMUWKkuapDjJPmw/sB8bJTuN1w176GLAkUieY/KQ0tnFppGk5dYJrQo6Okwp4Yrp
UqiqoE9fbg5OKXEeVAlSK17QLXf04vz9uzPIKwumFowgg3I5FLT23uRJ4ljNG3CH2nCFvqW2DXjc
2iopLayRuZHJOE2PkwaEoud7qivwQFZWvIFKavbMyxmoFhxSSpYPLX2Okv0/M+SqvbVmbh5syJx9
bh8sEWVBUTkFDUpEk97Rh+E2eYWq9gSbpW1CvF4uySaybMM7cvCNJwyN2clxejLGDzD0jcYnvZvV
938Bsfr6XzBMpfskLgZpOBOSUO2fdU2PskmWjae78q7Ec/nzh/UVV+T4pdYdzpk77IQjSs9qUBW/
dIYzj1kjfGeyVq9rDqUL5k4dlLFjiErtyVDbxfqTLlFWWHkdh+XNir2UDrmxzt9y3ZCwKKjFHCM3
tHfOdyntQqIu+kZIGXsiFVkXdJqNswjAQ1AGH7HafxW+ntdgMNm0czpkC/jKEaOx3M7sbLWYSUta
kAW9TMPTy1C5YfQoDb/I9Bvk+ig8A0ho5e5TUiiCwuPQTDp4V80uz8DfCM8tkaIp6OlLDOShJdeq
jFV6ELJbI7dUcYJdP/J+M4/D4jcfdLkNhAv8x06hBKHEcJ34e3wtpUapmBSGklrb769tIQ4PJHoo
WeNlUlD3bQWWUyI/KlRrOppMkM7HzSSLJ8AOPYuhBxRDqoJ6ivWH5czjDvErY0VVxxkMySp9iZO0
FH2bu9yDQzo/91vJowCxQq7KB7DwiLXJqClXB0/zXniMQG32Iqwcn5tHHKRO8E4ljAgnK3l1H0Vo
f3+GS2+4P/8FAAD//wMAUEsDBBQABgAIAAAAIQB7lN7tHgcAAEggAAAaAAAAY2xpcGJvYXJkL3Ro
ZW1lL3RoZW1lMS54bWzsWUtvGzcQvhfofyD23liSZdkyIgeWLcdN/EKkpMiRkqhdxtzlgqTs6FYk
p14KFEiLHhqgtx6KogEaoEEv/TEGHLTpj+iQ+xApUfEDQREUjoFgd/ab4XBmODMa3r7zNGbohAhJ
edIKqrcqASLJgA9pEraCh72dz9YCJBVOhpjxhLSCCZHBnY1PP7mN1weMpn2OxbAXkZggEJTIddwK
IqXS9aUlOQAylrd4ShL4NuIixgpeRbg0FPgUFojZUq1SaSzFmCbBBkhUWlCHwX+JkpowYKKrxRCU
4BhWPxyN6IAY7PC4qhFyIreYQCeYtQKQOeSnPfJUBYhhqeBDK6iYf8HSxu0lvJ4zMbWA1+LbMf9y
vpxheFwza4qwXy5a6dTW6tVSvgEwNY/rrOm/Up4B4MEAdprpYsusrjQqa7Uca4GyR4/s5mp12cVb
8pfndK42G+1a3ZFvQJn8+hy+stPsbK84eAPK8Ctz+M1Krd1cdvAGlOEbc/h6Z3O11nHwBhQxmhzP
oxura2uNHF1CRpzteuHNRqOyup3DpyiIhjK69BIjnqhFsRbjJ1zsAEADGVY0QWqSkhEeQExupopL
tE1lyvAkQClOuARypVatQujVK7Xyz1gcrxNscWu9QBM5R9L6IDkQNFWt4B5IDSzI+Zs3Z89enz37
/ez587Nnv6I9GkYqE+Xw7eIktPne/fTNPy+/RH//9uO7F9/68dLGv/3lq7d//Pk+8XDUpqY4/+7V
29evzr//+q+fX3ikbwrct+E9GhOJDsgpesBj2KAxhas/6YurcfQiTG2OzSSUOMF6FY/8jooc9MEE
M+zBtYlrx0cCUo0PeHf8xFG4G4mxoh6J96PYAe5zztpceK1wX69lmbk3TkL/4mJs4x5gfOJbewsn
jpc74xRyLPWJ3IqIo+YRw4nCIUmIQvobPybEs7vHlDp23acDwSUfKfSYojamXpP0aN+JpinTLo3B
LxOfguBvxzb7j1CbM9+ut8mJi4SzgZlH+R5hjhnv4rHCsU9kD8fMNvgeVpFPye5EDGxcRyrwdEgY
R50hkdLHcyhgv5bT72PIbl6377NJ7CKFosc+mXuYcxu5zY+3IhynPmyXJpGN/VweQ4hidMSVD77P
3ROi38EPOFno7keUOO6+OBs8hCxnqzQNEP1lLDy+vEu4E7/dCRth4ks1myJ2UuymoN7oaI9DJ7T3
CGH4FA8JQQ8/92jQ5qlj86nS9yLIKrvEF1j3sBur+j0hkiDT3MznyT0qnZDtkpAv0Gd/MpN4JjiJ
sVgk+QC8btu80xdwGD37PGSDYxt4QKHfg3jxGuVQggwruBdKPYqwU8D0u/TH60Q4/rvMGYNz+cRR
4xLnEnjIlXkgsds877VNDzNngWnA9DBFe750CyyO+6csurgatrGXb+Qe2qkboDtymp6YJhd0QP9d
5wP9xfkPLz0h+GG6Hb9gJ1Vdsc9ZlEp2Z7qbRbjZnmaLiyH9+FuabTxOjghUkfl8ddPR3HQ0wf++
o1l0nm/6mEXdxk0fE0B/cdPH5KOVD9PHTFsX6Gr0eCEb85ihT7xw5jOijHXVhJE9acY+En7NDHeA
qPnMbJOUM8A0gkdd5mABBxcKbHiQ4OoLqqJuhFOYDVUDLSSUuehQopRLGBkZsle2xrNxvM+H2ajT
zJYqWWWVWE3plRUYOmV0GFOpDN1YzYlaPzNPBX2NtqEZsxYKaN6rKGEt5iqx7FFitSBeoISemn0Y
LZoeLda0+MJVc6YA1UqvwM9tBD/SW8FKXSsEg3E5gNZ8qP2UubrwrnHmh/T0ImM6EQBjxWwnMDcv
Pd3Uui7cnt5dFmqX8LSjhHFKFlauEsYypsGTEfwIzqNTUy+jxlV93Zy61FFPm8KsB/E9VWN17X1a
XNfXwDebG1hiZwqWoFM44zU4dAEa4LQVjGBmDI9xCsEj9U8uzEK4bRkokZ3466SWVEi1jWWUWdxk
ncw/MVVEIEbjVqD3X/qBJSaJZMo14eh+rMrV9IH72JQDr7teJqMRGSjb7xZFWzp7hRSfJQvvV8N+
fbDm5GNwdzcanqI+G4sHGEJsZbWqvTukEq4OqpmrhxTuwspMNo2/mcqUZ3/7MsrEUEbHLI1wXlLs
bJ7BTUEp1TFvpQ2st3zPYFDLJHkl7Ie6wtpGdcppWbsyHRaW3YuZtOWsrDktmk5a0WXTn8acFYo6
MGPL61V5S6vCxJDU7BKf5e7ZnNsskt1Mo1CWCTB4ab/r1X5Ltelijmpa4/k8rJN2TnWLR7HBC1S7
TJWw0n6jEDtjt7JIeJcD4rVKP/DNRi2QRkVjaSztu9fexynqh9VWAHfLMBt8Ck9wOx0AraZpNU2D
J7hyhnKR3RO3gvyhoMD3jFJilgvKcoGpF5R6QVkpKCsFpVFQGgEyF6pwia/vUgNU3JdCDcvvV/Pm
wr383/gXAAD//wMAUEsDBBQABgAIAAAAIQCcZkZBuwAAACQBAAAqAAAAY2xpcGJvYXJkL2RyYXdp
bmdzL19yZWxzL2RyYXdpbmcxLnhtbC5yZWxzhI/NCsIwEITvgu8Q9m7SehCRJr2I0KvUBwjJNi02
PyRR7Nsb6EVB8LIws+w3s037sjN5YkyTdxxqWgFBp7yenOFw6y+7I5CUpdNy9g45LJigFdtNc8VZ
5nKUxikkUigucRhzDifGkhrRykR9QFc2g49W5iKjYUGquzTI9lV1YPGTAeKLSTrNIXa6BtIvoST/
Z/thmBSevXpYdPlHBMulFxagjAYzB0pXZ501LV2BiYZ9/SbeAAAA//8DAFBLAQItABQABgAIAAAA
IQC75UiUBQEAAB4CAAATAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAABbQ29udGVudF9UeXBlc10ueG1sUEsBAi0A
FAAGAAgAAAAhAK0wP/HBAAAAMgEAAAsAAAAAAAAAAAAAAAAANgEAAF9yZWxzLy5yZWxzUEsBAi0A
FAAGAAgAAAAhAG/OsLiYAgAAlAUAAB8AAAAAAAAAAAAAAAAAIAIAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5n
cy9kcmF3aW5nMS54bWxQSwECLQAUAAYACAAAACEAe5Te7R4HAABIIAAAGgAAAAAAAAAAAAAAAAD1
BAAAY2xpcGJvYXJkL3RoZW1lL3RoZW1lMS54bWxQSwECLQAUAAYACAAAACEAnGZGQbsAAAAkAQAA
KgAAAAAAAAAAAAAAAABLDAAAY2xpcGJvYXJkL2RyYXdpbmdzL19yZWxzL2RyYXdpbmcxLnhtbC5y
ZWxzUEsFBgAAAAAFAAUAZwEAAE4NAAAAAA==
" filled="f">
 <o:lock v:ext="edit" aspectratio="t"/>
 <w:wrap type="none"/>
 <w:anchorlock/>
</v:rect><![endif]--><!--[if mso & !supportInlineShapes & supportFields]><span
lang=TR><v:shape id="_x0000_i1029" type="#_x0000_t75" style='width:453.6pt;
 height:.1pt'>
 <v:imagedata croptop="-65520f" cropbottom="65520f"/>
</v:shape><span style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--></p>

<h3><strong>4. İsrail Açısından Riskler ve Belirsizlikler</strong></h3>

<h4><strong>4.1. Meşru ve Güçlü Bir Şam Yönetimi</strong></h4>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <h4>Ahmed Şara’nın uluslararası meşruiyet kazanması, İsrail’in Suriye’ye yönelik hava saldırılarını “diplomatik maliyetli” hale getirebilir.</h4>
 </li>
 <li>İsrail’in “sınırsız operasyon serbestisi” daralabilir.</li>
</ul>

<h4><strong>4.2. Yeni İttifak Dengeleri</strong></h4>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <h4>Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan destekli bir Suriye, orta vadede bölgesel güç dengelerini değiştirebilir.</h4>
 </li>
 <li>Bu durum, İsrail için yeni bir meydan okuma doğurur.</li>
</ul>

<h4><strong>4.3. Rusya Faktörü</strong></h4>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <h4>Moskova, üslerini ve nüfuzunu koruyabilmek için yeni yönetimle işbirliğini sürdürebilir.</h4>
 </li>
 <li>Bu, İsrail’in hava sahasındaki manevra kabiliyetini sınırlayabilir.</li>
</ul>

<p><!--[if mso & !supportInlineShapes & supportFields]><span
lang=TR><span style='mso-element:field-begin;mso-field-lock:yes'></span><span
style='mso-spacerun:yes'> </span>SHAPE <span
style='mso-spacerun:yes'> </span>\* MERGEFORMAT <span style='mso-element:field-separator'></span></span><![endif]--><!--[if gte vml 1]><v:rect id="Dikdörtgen_x0020_4" o:spid="_x0000_s1029"
 style='width:453.6pt;height:.1pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square;
 mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001;mso-position-horizontal:absolute;
 mso-position-horizontal-relative:char;mso-position-vertical:absolute;
 mso-position-vertical-relative:line;mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001;
 v-text-anchor:top' o:gfxdata="UEsDBBQABgAIAAAAIQC75UiUBQEAAB4CAAATAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbKSRvU7DMBSF
dyTewfKKEqcMCKEmHfgZgaE8wMW+SSwc27JvS/v23KTJgkoXFsu+P+c7Ol5vDoMTe0zZBl/LVVlJ
gV4HY31Xy4/tS3EvRSbwBlzwWMsjZrlprq/W22PELHjb51r2RPFBqax7HCCXIaLnThvSAMTP1KkI
+gs6VLdVdad08ISeCho1ZLN+whZ2jsTzgcsnJwldluLxNDiyagkxOquB2Knae/OLUsyEkjenmdzb
mG/YhlRnCWPnb8C898bRJGtQvEOiVxjYhtLOxs8AySiT4JuDystlVV4WPeM6tK3VaILeDZxIOSsu
ti/jidNGNZ3/J08yC1dNv9v8AAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEArTA/8cEAAAAyAQAACwAAAF9y
ZWxzLy5yZWxzhI/NCsIwEITvgu8Q9m7TehCRpr2I4FX0AdZk2wbbJGTj39ubi6AgeJtl2G9m6vYx
jeJGka13CqqiBEFOe2Ndr+B03C3WIDihMzh6RwqexNA281l9oBFTfuLBBhaZ4ljBkFLYSMl6oAm5
8IFcdjofJ0z5jL0MqC/Yk1yW5UrGTwY0X0yxNwri3lQgjs+Qk/+zfddZTVuvrxO59CNCmoj3vCwj
MfaUFOjRhrPHaN4Wv0VV5OYgm1p+LW1eAAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEAnz9wY5kCAACVBQAA
HwAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9kcmF3aW5nMS54bWykVNtu2zAMfR+wfxD03trJcmmNukWX
XjCgW4tmxZ4ZWbGFypImKU7SD9sP7MdGyU7jZcMeuhhwJJLnmDykdHaxqSVpuHVCq5wOjlNKuGK6
EKrM6dPXm6MTSpwHVYDUiud0yx29OH//7gyy0oKpBCPIoFwGOa28N1mSOFbxGtyxNlyhb6ltDR63
tkwKC2tkrmUyTNNJUoNQ9HxPdQUeyMqKN1BJzZ55MQPVgENKybK+pctRsv9nhkw1t9bMzYMNmbMv
zYMlosgpKqegRolo0jm6MNwmB6hyT7BZ2jrE6+WSbCLLNrwjB994wtA4nk7S6RA/wNA3GE47N6vu
/wJi1fW/YJhK+0lc9NJwJiShmj/rmk4m6WA6Gk929V2J5+LnD+tLrsjotdgd0Jk7bIUjSs8qUCW/
dIYzj2kjfGeyVq8rDoUL5lYe1LFliFLtyVDcxfqzLlBXWHkdp+XNkr3WDpmxzt9yXZOwyKnFHCM3
NHfOtyntQqIw+kZIGZsiFVnn9HQ8HEcAnoIi+IjV/pvw1bwCg8mmrdMhW8CXjhiN5bZmZ8vFTFrS
gMzpZRqeTobS9aMHafhFpt8g1x/C04OEXu4+JYUiKDxOzaiFt9Xs8gz8tfDcEinqnJ68xkAWWnKt
ililByHbNXJLFUfYdTPvN/M4LX7zURfbQLjAf+wUShBKDPeJv8fXUmqUiklhKKm0fTm0hTg8keih
ZI23SU7d9xVYTon8pFCt08FohHQ+bkbjeARs37Poe0AxpMqpp1h/WM487hC/MlaUVZzBkKzSlzhJ
S9G1uc09OKTzc7+VPAoQK+SqeAALj1ibjJpydfQ074THCNRmL8LK8bl5xEFqBW9VwohwtJKDCylC
uws03Hr9/fkvAAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEAe5Te7R4HAABIIAAAGgAAAGNsaXBib2FyZC90
aGVtZS90aGVtZTEueG1s7FlLbxs3EL4X6H8g9t5YkmXZMiIHli3HTfxCpKTIkZKoXcbc5YKk7OhW
JKdeChRIix4aoLceiqIBGqBBL/0xBhy06Y/okPsQKVHxA0ERFI6BYHf2m+FwZjgzGt6+8zRm6IQI
SXnSCqq3KgEiyYAPaRK2goe9nc/WAiQVToaY8YS0ggmRwZ2NTz+5jdcHjKZ9jsWwF5GYIBCUyHXc
CiKl0vWlJTkAMpa3eEoS+DbiIsYKXkW4NBT4FBaI2VKtUmksxZgmwQZIVFpQh8F/iZKaMGCiq8UQ
lOAYVj8cjeiAGOzwuKoRciK3mEAnmLUCkDnkpz3yVAWIYangQyuomH/B0sbtJbyeMzG1gNfi2zH/
cr6cYXhcM2uKsF8uWunU1urVUr4BMDWP66zpv1KeAeDBAHaa6WLLrK40Kmu1HGuBskeP7OZqddnF
W/KX53SuNhvtWt2Rb0CZ/PocvrLT7GyvOHgDyvArc/jNSq3dXHbwBpThG3P4emdztdZx8AYUMZoc
z6Mbq2trjRxdQkac7XrhzUajsrqdw6coiIYyuvQSI56oRbEW4ydc7ABAAxlWNEFqkpIRHkBMbqaK
S7RNZcrwJEApTrgEcqVWrULo1Su18s9YHK8TbHFrvUATOUfS+iA5EDRVreAeSA0syPmbN2fPXp89
+/3s+fOzZ7+iPRpGKhPl8O3iJLT53v30zT8vv0R///bjuxff+vHSxr/95au3f/z5PvFw1KamOP/u
1dvXr86///qvn194pG8K3LfhPRoTiQ7IKXrAY9igMYWrP+mLq3H0Ikxtjs0klDjBehWP/I6KHPTB
BDPswbWJa8dHAlKND3h3/MRRuBuJsaIeifej2AHuc87aXHitcF+vZZm5N05C/+JibOMeYHziW3sL
J46XO+MUciz1idyKiKPmEcOJwiFJiEL6Gz8mxLO7x5Q6dt2nA8ElHyn0mKI2pl6T9GjfiaYp0y6N
wS8Tn4Lgb8c2+49QmzPfrrfJiYuEs4GZR/keYY4Z7+KxwrFPZA/HzDb4HlaRT8nuRAxsXEcq8HRI
GEedIZHSx3MoYL+W0+9jyG5et++zSewihaLHPpl7mHMbuc2PtyIcpz5slyaRjf1cHkOIYnTElQ++
z90Tot/BDzhZ6O5HlDjuvjgbPIQsZ6s0DRD9ZSw8vrxLuBO/3QkbYeJLNZsidlLspqDe6GiPQye0
9whh+BQPCUEPP/do0OapY/Op0vciyCq7xBdY97Abq/o9IZIg09zM58k9Kp2Q7ZKQL9BnfzKTeCY4
ibFYJPkAvG7bvNMXcBg9+zxkg2MbeECh34N48RrlUIIMK7gXSj2KsFPA9Lv0x+tEOP67zBmDc/nE
UeMS5xJ4yJV5ILHbPO+1TQ8zZ4FpwPQwRXu+dAssjvunLLq4Graxl2/kHtqpG6A7cpqemCYXdED/
XecD/cX5Dy89Ifhhuh2/YCdVXbHPWZRKdme6m0W42Z5mi4sh/fhbmm08To4IVJH5fHXT0dx0NMH/
vqNZdJ5v+phF3cZNHxNAf3HTx+SjlQ/Tx0xbF+hq9HghG/OYoU+8cOYzoox11YSRPWnGPhJ+zQx3
gKj5zGyTlDPANIJHXeZgAQcXCmx4kODqC6qiboRTmA1VAy0klLnoUKKUSxgZGbJXtsazcbzPh9mo
08yWKllllVhN6ZUVGDpldBhTqQzdWM2JWj8zTwV9jbahGbMWCmjeqyhhLeYqsexRYrUgXqCEnpp9
GC2aHi3WtPjCVXOmANVKr8DPbQQ/0lvBSl0rBINxOYDWfKj9lLm68K5x5of09CJjOhEAY8VsJzA3
Lz3d1Lou3J7eXRZql/C0o4RxShZWrhLGMqbBkxH8CM6jU1Mvo8ZVfd2cutRRT5vCrAfxPVVjde19
WlzX18A3mxtYYmcKlqBTOOM1OHQBGuC0FYxgZgyPcQrBI/VPLsxCuG0ZKJGd+OukllRItY1llFnc
ZJ3MPzFVRCBG41ag91/6gSUmiWTKNeHofqzK1fSB+9iUA6+7XiajERko2+8WRVs6e4UUnyUL71fD
fn2w5uRjcHc3Gp6iPhuLBxhCbGW1qr07pBKuDqqZq4cU7sLKTDaNv5nKlGd/+zLKxFBGxyyNcF5S
7GyewU1BKdUxb6UNrLd8z2BQyyR5JeyHusLaRnXKaVm7Mh0Wlt2LmbTlrKw5LZpOWtFl05/GnBWK
OjBjy+tVeUurwsSQ1OwSn+Xu2ZzbLJLdTKNQlgkweGm/69V+S7XpYo5qWuP5PKyTdk51i0exwQtU
u0yVsNJ+oxA7Y7eySHiXA+K1Sj/wzUYtkEZFY2ks7bvX3scp6ofVVgB3yzAbfApPcDsdAK2maTVN
gye4coZykd0Tt4L8oaDA94xSYpYLynKBqReUekFZKSgrBaVRUBoBMheqcImv71IDVNyXQg3L71fz
5sK9/N/4FwAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEAnGZGQbsAAAAkAQAAKgAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3
aW5ncy9fcmVscy9kcmF3aW5nMS54bWwucmVsc4SPzQrCMBCE74LvEPZu0noQkSa9iNCr1AcIyTYt
Nj8kUezbG+hFQfCyMLPsN7NN+7IzeWJMk3ccaloBQae8npzhcOsvuyOQlKXTcvYOOSyYoBXbTXPF
WeZylMYpJFIoLnEYcw4nxpIa0cpEfUBXNoOPVuYio2FBqrs0yPZVdWDxkwHii0k6zSF2ugbSL6Ek
/2f7YZgUnr16WHT5RwTLpRcWoIwGMwdKV2edNS1dgYmGff0m3gAAAP//AwBQSwECLQAUAAYACAAA
ACEAu+VIlAUBAAAeAgAAEwAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbFBLAQIt
ABQABgAIAAAAIQCtMD/xwQAAADIBAAALAAAAAAAAAAAAAAAAADYBAABfcmVscy8ucmVsc1BLAQIt
ABQABgAIAAAAIQCfP3BjmQIAAJUFAAAfAAAAAAAAAAAAAAAAACACAABjbGlwYm9hcmQvZHJhd2lu
Z3MvZHJhd2luZzEueG1sUEsBAi0AFAAGAAgAAAAhAHuU3u0eBwAASCAAABoAAAAAAAAAAAAAAAAA
9gQAAGNsaXBib2FyZC90aGVtZS90aGVtZTEueG1sUEsBAi0AFAAGAAgAAAAhAJxmRkG7AAAAJAEA
ACoAAAAAAAAAAAAAAAAATAwAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9fcmVscy9kcmF3aW5nMS54bWwu
cmVsc1BLBQYAAAAABQAFAGcBAABPDQAAAAA=
" filled="f">
 <o:lock v:ext="edit" aspectratio="t"/>
 <w:wrap type="none"/>
 <w:anchorlock/>
</v:rect><![endif]--><!--[if mso & !supportInlineShapes & supportFields]><span
lang=TR><v:shape id="_x0000_i1028" type="#_x0000_t75" style='width:453.6pt;
 height:.1pt'>
 <v:imagedata croptop="-65520f" cropbottom="65520f"/>
</v:shape><span style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--></p>

<h3><strong>5. İsrail’in Yeni Stratejik Hedefleri</strong></h3>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>
 <p>İran’ın Suriye’ye geri dönüşünü engellemek.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hizbullah’ın lojistik damarlarını tamamen kurutmak.</p>
 </li>
 <li>Golan hattında kalıcı güvenliği sağlamak.</li>
 <li>Yeni rejimin “kontrollü güçlenmesini” sağlamak: İsrail, Suriye’nin toparlanmasını tamamen istemiyor; “İran’sız ama zayıf” bir Suriye, Tel Aviv’in çıkarlarına en uygun senaryodur.</li>
 <li>Batı–Körfez koordinasyonunu artırmak: İsrail, diplomatik planda bu bloğu destekleyerek kendi hedeflerini güvence altına alacaktır.</li>
</ol>

<h3><strong>6. Bölgesel ve Küresel Yansımalar</strong></h3>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>Türkiye ve Körfez ülkeleri: Yeni yönetimi destekleyerek İran’ın nüfuzunu kırmaya çalışacaklar. Bu, İsrail ile örtük çıkar kesişmesi meydana getiriyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Rusya: Üslerini koruyarak yeni dengeye uyum sağlıyor. İsrail için hava sahasında “kırmızı çizgiler” belirleyebilir.</p>
 </li>
 <li>ABD ve Avrupa: Ahmed Şara yönetimini destekleyerek İran karşıtı blokta tutmaya çalışacak. İsrail, bu desteğin doğrudan faydalanıcısı olacak.</li>
</ul>

<p><!--[if mso & !supportInlineShapes & supportFields]><span
lang=TR><span style='mso-element:field-begin;mso-field-lock:yes'></span><span
style='mso-spacerun:yes'> </span>SHAPE <span
style='mso-spacerun:yes'> </span>\* MERGEFORMAT <span style='mso-element:field-separator'></span></span><![endif]--><!--[if gte vml 1]><v:rect id="Dikdörtgen_x0020_2" o:spid="_x0000_s1027"
 style='width:453.6pt;height:.1pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square;
 mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001;mso-position-horizontal:absolute;
 mso-position-horizontal-relative:char;mso-position-vertical:absolute;
 mso-position-vertical-relative:line;mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001;
 v-text-anchor:top' o:gfxdata="UEsDBBQABgAIAAAAIQC75UiUBQEAAB4CAAATAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbKSRvU7DMBSF
dyTewfKKEqcMCKEmHfgZgaE8wMW+SSwc27JvS/v23KTJgkoXFsu+P+c7Ol5vDoMTe0zZBl/LVVlJ
gV4HY31Xy4/tS3EvRSbwBlzwWMsjZrlprq/W22PELHjb51r2RPFBqax7HCCXIaLnThvSAMTP1KkI
+gs6VLdVdad08ISeCho1ZLN+whZ2jsTzgcsnJwldluLxNDiyagkxOquB2Knae/OLUsyEkjenmdzb
mG/YhlRnCWPnb8C898bRJGtQvEOiVxjYhtLOxs8AySiT4JuDystlVV4WPeM6tK3VaILeDZxIOSsu
ti/jidNGNZ3/J08yC1dNv9v8AAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEArTA/8cEAAAAyAQAACwAAAF9y
ZWxzLy5yZWxzhI/NCsIwEITvgu8Q9m7TehCRpr2I4FX0AdZk2wbbJGTj39ubi6AgeJtl2G9m6vYx
jeJGka13CqqiBEFOe2Ndr+B03C3WIDihMzh6RwqexNA281l9oBFTfuLBBhaZ4ljBkFLYSMl6oAm5
8IFcdjofJ0z5jL0MqC/Yk1yW5UrGTwY0X0yxNwri3lQgjs+Qk/+zfddZTVuvrxO59CNCmoj3vCwj
MfaUFOjRhrPHaN4Wv0VV5OYgm1p+LW1eAAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEA0k2FApkCAACVBQAA
HwAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9kcmF3aW5nMS54bWykVNtu2zAMfR+wfxD03trJkjQx6hZd
esGAbi2aFXtmZMUWKkuapDhJP2w/sB8bJTuN1w176GLAkUieY/KQ0un5tpak4dYJrXI6OE4p4Yrp
Qqgyp49fr4+mlDgPqgCpFc/pjjt6fvb+3SlkpQVTCUaQQbkMclp5b7IkcaziNbhjbbhC30rbGjxu
bZkUFjbIXMtkmKaTpAah6NmB6hI8kLUVb6CSmj3xYg6qAYeUkmV9S5ejZP/PDJlqbqxZmHsbMmdf
mntLRJFTVE5BjRLRpHN0YbhNXqHKA8F2ZesQr1crso0su/COHHzrCUPj+GSSngzxAwx9g+FJ52bV
3V9ArLr6FwxTaT+Ji14azoQkVPNnXbPZeDKeTIeTfX2X4qn4+cP6kisyfCl2D3TmFlvhiNLzClTJ
L5zhzGPaCN+brNWbikPhgrmVB3VsGaJUBzIUd7n5rAvUFdZex2l5s2QvtUNmrPM3XNckLHJqMcfI
Dc2t821K+5AojL4WUsamSEU2OZ2Nh+MIwFNQBB+x2n8TvlpUYDDZtHU6ZAv40hGjsdzW7Gy5nEtL
GpA5vUjD08lQun70IA2/yPQb5OpDeHqQ0Mv9p6RQBIXHqRm18LaafZ6BvxaeWyJFndPpSwxkoSVX
qohVehCyXSO3VHGEXTfzfruI0+K3H3WxC4RL/MdOoQShxHCf+Dt8raRGqZgUhpJK2+fXthCHJxI9
lGzwNsmp+74GyymRnxSqNRuMRkjn42Y0jkfA9j3LvgcUQ6qceor1h+Xc4w7xa2NFWcUZDMkqfYGT
tBJdm9vcg0M6v/A7yaMAsUKuinuw8IC1yagpV0ePi054jEBtDiKsHV+YBxykVvBWJYwIRyt5dSFF
aHeBhluvvz/7BQAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEAe5Te7R4HAABIIAAAGgAAAGNsaXBib2FyZC90
aGVtZS90aGVtZTEueG1s7FlLbxs3EL4X6H8g9t5YkmXZMiIHli3HTfxCpKTIkZKoXcbc5YKk7OhW
JKdeChRIix4aoLceiqIBGqBBL/0xBhy06Y/okPsQKVHxA0ERFI6BYHf2m+FwZjgzGt6+8zRm6IQI
SXnSCqq3KgEiyYAPaRK2goe9nc/WAiQVToaY8YS0ggmRwZ2NTz+5jdcHjKZ9jsWwF5GYIBCUyHXc
CiKl0vWlJTkAMpa3eEoS+DbiIsYKXkW4NBT4FBaI2VKtUmksxZgmwQZIVFpQh8F/iZKaMGCiq8UQ
lOAYVj8cjeiAGOzwuKoRciK3mEAnmLUCkDnkpz3yVAWIYangQyuomH/B0sbtJbyeMzG1gNfi2zH/
cr6cYXhcM2uKsF8uWunU1urVUr4BMDWP66zpv1KeAeDBAHaa6WLLrK40Kmu1HGuBskeP7OZqddnF
W/KX53SuNhvtWt2Rb0CZ/PocvrLT7GyvOHgDyvArc/jNSq3dXHbwBpThG3P4emdztdZx8AYUMZoc
z6Mbq2trjRxdQkac7XrhzUajsrqdw6coiIYyuvQSI56oRbEW4ydc7ABAAxlWNEFqkpIRHkBMbqaK
S7RNZcrwJEApTrgEcqVWrULo1Su18s9YHK8TbHFrvUATOUfS+iA5EDRVreAeSA0syPmbN2fPXp89
+/3s+fOzZ7+iPRpGKhPl8O3iJLT53v30zT8vv0R///bjuxff+vHSxr/95au3f/z5PvFw1KamOP/u
1dvXr86///qvn194pG8K3LfhPRoTiQ7IKXrAY9igMYWrP+mLq3H0Ikxtjs0klDjBehWP/I6KHPTB
BDPswbWJa8dHAlKND3h3/MRRuBuJsaIeifej2AHuc87aXHitcF+vZZm5N05C/+JibOMeYHziW3sL
J46XO+MUciz1idyKiKPmEcOJwiFJiEL6Gz8mxLO7x5Q6dt2nA8ElHyn0mKI2pl6T9GjfiaYp0y6N
wS8Tn4Lgb8c2+49QmzPfrrfJiYuEs4GZR/keYY4Z7+KxwrFPZA/HzDb4HlaRT8nuRAxsXEcq8HRI
GEedIZHSx3MoYL+W0+9jyG5et++zSewihaLHPpl7mHMbuc2PtyIcpz5slyaRjf1cHkOIYnTElQ++
z90Tot/BDzhZ6O5HlDjuvjgbPIQsZ6s0DRD9ZSw8vrxLuBO/3QkbYeJLNZsidlLspqDe6GiPQye0
9whh+BQPCUEPP/do0OapY/Op0vciyCq7xBdY97Abq/o9IZIg09zM58k9Kp2Q7ZKQL9BnfzKTeCY4
ibFYJPkAvG7bvNMXcBg9+zxkg2MbeECh34N48RrlUIIMK7gXSj2KsFPA9Lv0x+tEOP67zBmDc/nE
UeMS5xJ4yJV5ILHbPO+1TQ8zZ4FpwPQwRXu+dAssjvunLLq4Graxl2/kHtqpG6A7cpqemCYXdED/
XecD/cX5Dy89Ifhhuh2/YCdVXbHPWZRKdme6m0W42Z5mi4sh/fhbmm08To4IVJH5fHXT0dx0NMH/
vqNZdJ5v+phF3cZNHxNAf3HTx+SjlQ/Tx0xbF+hq9HghG/OYoU+8cOYzoox11YSRPWnGPhJ+zQx3
gKj5zGyTlDPANIJHXeZgAQcXCmx4kODqC6qiboRTmA1VAy0klLnoUKKUSxgZGbJXtsazcbzPh9mo
08yWKllllVhN6ZUVGDpldBhTqQzdWM2JWj8zTwV9jbahGbMWCmjeqyhhLeYqsexRYrUgXqCEnpp9
GC2aHi3WtPjCVXOmANVKr8DPbQQ/0lvBSl0rBINxOYDWfKj9lLm68K5x5of09CJjOhEAY8VsJzA3
Lz3d1Lou3J7eXRZql/C0o4RxShZWrhLGMqbBkxH8CM6jU1Mvo8ZVfd2cutRRT5vCrAfxPVVjde19
WlzX18A3mxtYYmcKlqBTOOM1OHQBGuC0FYxgZgyPcQrBI/VPLsxCuG0ZKJGd+OukllRItY1llFnc
ZJ3MPzFVRCBG41ag91/6gSUmiWTKNeHofqzK1fSB+9iUA6+7XiajERko2+8WRVs6e4UUnyUL71fD
fn2w5uRjcHc3Gp6iPhuLBxhCbGW1qr07pBKuDqqZq4cU7sLKTDaNv5nKlGd/+zLKxFBGxyyNcF5S
7GyewU1BKdUxb6UNrLd8z2BQyyR5JeyHusLaRnXKaVm7Mh0Wlt2LmbTlrKw5LZpOWtFl05/GnBWK
OjBjy+tVeUurwsSQ1OwSn+Xu2ZzbLJLdTKNQlgkweGm/69V+S7XpYo5qWuP5PKyTdk51i0exwQtU
u0yVsNJ+oxA7Y7eySHiXA+K1Sj/wzUYtkEZFY2ks7bvX3scp6ofVVgB3yzAbfApPcDsdAK2maTVN
gye4coZykd0Tt4L8oaDA94xSYpYLynKBqReUekFZKSgrBaVRUBoBMheqcImv71IDVNyXQg3L71fz
5sK9/N/4FwAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEAnGZGQbsAAAAkAQAAKgAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3
aW5ncy9fcmVscy9kcmF3aW5nMS54bWwucmVsc4SPzQrCMBCE74LvEPZu0noQkSa9iNCr1AcIyTYt
Nj8kUezbG+hFQfCyMLPsN7NN+7IzeWJMk3ccaloBQae8npzhcOsvuyOQlKXTcvYOOSyYoBXbTXPF
WeZylMYpJFIoLnEYcw4nxpIa0cpEfUBXNoOPVuYio2FBqrs0yPZVdWDxkwHii0k6zSF2ugbSL6Ek
/2f7YZgUnr16WHT5RwTLpRcWoIwGMwdKV2edNS1dgYmGff0m3gAAAP//AwBQSwECLQAUAAYACAAA
ACEAu+VIlAUBAAAeAgAAEwAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbFBLAQIt
ABQABgAIAAAAIQCtMD/xwQAAADIBAAALAAAAAAAAAAAAAAAAADYBAABfcmVscy8ucmVsc1BLAQIt
ABQABgAIAAAAIQDSTYUCmQIAAJUFAAAfAAAAAAAAAAAAAAAAACACAABjbGlwYm9hcmQvZHJhd2lu
Z3MvZHJhd2luZzEueG1sUEsBAi0AFAAGAAgAAAAhAHuU3u0eBwAASCAAABoAAAAAAAAAAAAAAAAA
9gQAAGNsaXBib2FyZC90aGVtZS90aGVtZTEueG1sUEsBAi0AFAAGAAgAAAAhAJxmRkG7AAAAJAEA
ACoAAAAAAAAAAAAAAAAATAwAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9fcmVscy9kcmF3aW5nMS54bWwu
cmVsc1BLBQYAAAAABQAFAGcBAABPDQAAAAA=
" filled="f">
 <o:lock v:ext="edit" aspectratio="t"/>
 <w:wrap type="none"/>
 <w:anchorlock/>
</v:rect><![endif]--><!--[if mso & !supportInlineShapes & supportFields]><span
lang=TR><v:shape id="_x0000_i1026" type="#_x0000_t75" style='width:453.6pt;
 height:.1pt'>
 <v:imagedata croptop="-65520f" cropbottom="65520f"/>
</v:shape><span style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>7. Olası Senaryolar</strong></h3>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>
 <p>İran’ın tamamen tasfiyesi: İsrail ve Körfez’in hedeflediği ideal senaryo.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Şam’ın güçlenmesi: Batı desteğiyle toparlanan bir Suriye, orta vadede İsrail için yeni bir tehdit olabilir.</p>
 </li>
 <li>Kontrollü istikrarsızlık: İsrail için en avantajlı durum; İran dışarıda tutulurken Suriye’nin tam toparlanması engellenir.</li>
</ol>

<p><!--[if mso & !supportInlineShapes & supportFields]><span
lang=TR><span style='mso-element:field-begin;mso-field-lock:yes'></span><span
style='mso-spacerun:yes'> </span>SHAPE <span
style='mso-spacerun:yes'> </span>\* MERGEFORMAT <span style='mso-element:field-separator'></span></span><![endif]--><!--[if gte vml 1]><v:rect id="Dikdörtgen_x0020_1" o:spid="_x0000_s1026"
 style='width:453.6pt;height:.1pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square;
 mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001;mso-position-horizontal:absolute;
 mso-position-horizontal-relative:char;mso-position-vertical:absolute;
 mso-position-vertical-relative:line;mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001;
 v-text-anchor:top' o:gfxdata="UEsDBBQABgAIAAAAIQC75UiUBQEAAB4CAAATAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbKSRvU7DMBSF
dyTewfKKEqcMCKEmHfgZgaE8wMW+SSwc27JvS/v23KTJgkoXFsu+P+c7Ol5vDoMTe0zZBl/LVVlJ
gV4HY31Xy4/tS3EvRSbwBlzwWMsjZrlprq/W22PELHjb51r2RPFBqax7HCCXIaLnThvSAMTP1KkI
+gs6VLdVdad08ISeCho1ZLN+whZ2jsTzgcsnJwldluLxNDiyagkxOquB2Knae/OLUsyEkjenmdzb
mG/YhlRnCWPnb8C898bRJGtQvEOiVxjYhtLOxs8AySiT4JuDystlVV4WPeM6tK3VaILeDZxIOSsu
ti/jidNGNZ3/J08yC1dNv9v8AAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEArTA/8cEAAAAyAQAACwAAAF9y
ZWxzLy5yZWxzhI/NCsIwEITvgu8Q9m7TehCRpr2I4FX0AdZk2wbbJGTj39ubi6AgeJtl2G9m6vYx
jeJGka13CqqiBEFOe2Ndr+B03C3WIDihMzh6RwqexNA281l9oBFTfuLBBhaZ4ljBkFLYSMl6oAm5
8IFcdjofJ0z5jL0MqC/Yk1yW5UrGTwY0X0yxNwri3lQgjs+Qk/+zfddZTVuvrxO59CNCmoj3vCwj
MfaUFOjRhrPHaN4Wv0VV5OYgm1p+LW1eAAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEADY5//pkCAACWBQAA
HwAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9kcmF3aW5nMS54bWykVFFP2zAQfp+0/2D5HZJ2LYWIgLpS
0CQ2EB3a89VxEwvH9mw3bflh+wP7Yzs7Kc3YtAfWSKl9d9+Xu+/OPr/c1pI03DqhVU4HxyklXDFd
CFXm9PHr9dEpJc6DKkBqxXO6445eXrx/dw5ZacFUghFkUC6DnFbemyxJHKt4De5YG67Qt9K2Bo9b
WyaFhQ0y1zIZpulJUoNQ9OJAdQUeyNqKN1BJzZ54MQPVgENKybK+pctRsv9nhkw1N9YszL0NmbMv
zb0losgpKqegRolo0jm6MNwmr1DlgWC7snWI16sV2UaWXXhHDr71hKFxPDlJJ0P8AEPfYDjp3Ky6
+wuIVfN/wTCV9pO46KXhTEhCNX/WNUwng3SSngxH+wKvxFPx84f1JVdk8FLtHunMLfbCEaVnFaiS
T53hzGPeCN+brNWbikPhgrnVB4VsGaJWBzJUd7n5rAsUFtZex3F5s2YvxUNmrPM3XNckLHJqMcfI
Dc2t821K+5CojL4WUsauSEU2OT0bD8cRgMegCD5itf8mfLWowGCyaet0yBbwpSNGY7mt2dlyOZOW
NCBzOk3D08lQun70IA2/yPQbZP4hPD1IaOb+U1IogsLj2IxaeFvNPs/AXwvPLZGizunpSwxkoSVz
VcQqPQjZrpFbqjjDrht6v13EcfHbj7rYBcIl/mOnUIJQYrhQ/B2+VlKjVEwKQ0ml7fNrW4jDI4ke
SjZ4neTUfV+D5ZTITwrVOhuMRkjn42Y0jmfA9j3LvgcUQ6qceor1h+XM4w7xa2NFWcUZDMkqPcVJ
WomuzW3uwSGdX/id5FGAWCFXxT1YeMDaZNSUq6PHRSc8RqA2BxHWji/MAw5SK3irEkaEs5W8upEi
tLtBw7XX31/8AgAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEAe5Te7R4HAABIIAAAGgAAAGNsaXBib2FyZC90
aGVtZS90aGVtZTEueG1s7FlLbxs3EL4X6H8g9t5YkmXZMiIHli3HTfxCpKTIkZKoXcbc5YKk7OhW
JKdeChRIix4aoLceiqIBGqBBL/0xBhy06Y/okPsQKVHxA0ERFI6BYHf2m+FwZjgzGt6+8zRm6IQI
SXnSCqq3KgEiyYAPaRK2goe9nc/WAiQVToaY8YS0ggmRwZ2NTz+5jdcHjKZ9jsWwF5GYIBCUyHXc
CiKl0vWlJTkAMpa3eEoS+DbiIsYKXkW4NBT4FBaI2VKtUmksxZgmwQZIVFpQh8F/iZKaMGCiq8UQ
lOAYVj8cjeiAGOzwuKoRciK3mEAnmLUCkDnkpz3yVAWIYangQyuomH/B0sbtJbyeMzG1gNfi2zH/
cr6cYXhcM2uKsF8uWunU1urVUr4BMDWP66zpv1KeAeDBAHaa6WLLrK40Kmu1HGuBskeP7OZqddnF
W/KX53SuNhvtWt2Rb0CZ/PocvrLT7GyvOHgDyvArc/jNSq3dXHbwBpThG3P4emdztdZx8AYUMZoc
z6Mbq2trjRxdQkac7XrhzUajsrqdw6coiIYyuvQSI56oRbEW4ydc7ABAAxlWNEFqkpIRHkBMbqaK
S7RNZcrwJEApTrgEcqVWrULo1Su18s9YHK8TbHFrvUATOUfS+iA5EDRVreAeSA0syPmbN2fPXp89
+/3s+fOzZ7+iPRpGKhPl8O3iJLT53v30zT8vv0R///bjuxff+vHSxr/95au3f/z5PvFw1KamOP/u
1dvXr86///qvn194pG8K3LfhPRoTiQ7IKXrAY9igMYWrP+mLq3H0Ikxtjs0klDjBehWP/I6KHPTB
BDPswbWJa8dHAlKND3h3/MRRuBuJsaIeifej2AHuc87aXHitcF+vZZm5N05C/+JibOMeYHziW3sL
J46XO+MUciz1idyKiKPmEcOJwiFJiEL6Gz8mxLO7x5Q6dt2nA8ElHyn0mKI2pl6T9GjfiaYp0y6N
wS8Tn4Lgb8c2+49QmzPfrrfJiYuEs4GZR/keYY4Z7+KxwrFPZA/HzDb4HlaRT8nuRAxsXEcq8HRI
GEedIZHSx3MoYL+W0+9jyG5et++zSewihaLHPpl7mHMbuc2PtyIcpz5slyaRjf1cHkOIYnTElQ++
z90Tot/BDzhZ6O5HlDjuvjgbPIQsZ6s0DRD9ZSw8vrxLuBO/3QkbYeJLNZsidlLspqDe6GiPQye0
9whh+BQPCUEPP/do0OapY/Op0vciyCq7xBdY97Abq/o9IZIg09zM58k9Kp2Q7ZKQL9BnfzKTeCY4
ibFYJPkAvG7bvNMXcBg9+zxkg2MbeECh34N48RrlUIIMK7gXSj2KsFPA9Lv0x+tEOP67zBmDc/nE
UeMS5xJ4yJV5ILHbPO+1TQ8zZ4FpwPQwRXu+dAssjvunLLq4Graxl2/kHtqpG6A7cpqemCYXdED/
XecD/cX5Dy89Ifhhuh2/YCdVXbHPWZRKdme6m0W42Z5mi4sh/fhbmm08To4IVJH5fHXT0dx0NMH/
vqNZdJ5v+phF3cZNHxNAf3HTx+SjlQ/Tx0xbF+hq9HghG/OYoU+8cOYzoox11YSRPWnGPhJ+zQx3
gKj5zGyTlDPANIJHXeZgAQcXCmx4kODqC6qiboRTmA1VAy0klLnoUKKUSxgZGbJXtsazcbzPh9mo
08yWKllllVhN6ZUVGDpldBhTqQzdWM2JWj8zTwV9jbahGbMWCmjeqyhhLeYqsexRYrUgXqCEnpp9
GC2aHi3WtPjCVXOmANVKr8DPbQQ/0lvBSl0rBINxOYDWfKj9lLm68K5x5of09CJjOhEAY8VsJzA3
Lz3d1Lou3J7eXRZql/C0o4RxShZWrhLGMqbBkxH8CM6jU1Mvo8ZVfd2cutRRT5vCrAfxPVVjde19
WlzX18A3mxtYYmcKlqBTOOM1OHQBGuC0FYxgZgyPcQrBI/VPLsxCuG0ZKJGd+OukllRItY1llFnc
ZJ3MPzFVRCBG41ag91/6gSUmiWTKNeHofqzK1fSB+9iUA6+7XiajERko2+8WRVs6e4UUnyUL71fD
fn2w5uRjcHc3Gp6iPhuLBxhCbGW1qr07pBKuDqqZq4cU7sLKTDaNv5nKlGd/+zLKxFBGxyyNcF5S
7GyewU1BKdUxb6UNrLd8z2BQyyR5JeyHusLaRnXKaVm7Mh0Wlt2LmbTlrKw5LZpOWtFl05/GnBWK
OjBjy+tVeUurwsSQ1OwSn+Xu2ZzbLJLdTKNQlgkweGm/69V+S7XpYo5qWuP5PKyTdk51i0exwQtU
u0yVsNJ+oxA7Y7eySHiXA+K1Sj/wzUYtkEZFY2ks7bvX3scp6ofVVgB3yzAbfApPcDsdAK2maTVN
gye4coZykd0Tt4L8oaDA94xSYpYLynKBqReUekFZKSgrBaVRUBoBMheqcImv71IDVNyXQg3L71fz
5sK9/N/4FwAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEAnGZGQbsAAAAkAQAAKgAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3
aW5ncy9fcmVscy9kcmF3aW5nMS54bWwucmVsc4SPzQrCMBCE74LvEPZu0noQkSa9iNCr1AcIyTYt
Nj8kUezbG+hFQfCyMLPsN7NN+7IzeWJMk3ccaloBQae8npzhcOsvuyOQlKXTcvYOOSyYoBXbTXPF
WeZylMYpJFIoLnEYcw4nxpIa0cpEfUBXNoOPVuYio2FBqrs0yPZVdWDxkwHii0k6zSF2ugbSL6Ek
/2f7YZgUnr16WHT5RwTLpRcWoIwGMwdKV2edNS1dgYmGff0m3gAAAP//AwBQSwECLQAUAAYACAAA
ACEAu+VIlAUBAAAeAgAAEwAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbFBLAQIt
ABQABgAIAAAAIQCtMD/xwQAAADIBAAALAAAAAAAAAAAAAAAAADYBAABfcmVscy8ucmVsc1BLAQIt
ABQABgAIAAAAIQANjn/+mQIAAJYFAAAfAAAAAAAAAAAAAAAAACACAABjbGlwYm9hcmQvZHJhd2lu
Z3MvZHJhd2luZzEueG1sUEsBAi0AFAAGAAgAAAAhAHuU3u0eBwAASCAAABoAAAAAAAAAAAAAAAAA
9gQAAGNsaXBib2FyZC90aGVtZS90aGVtZTEueG1sUEsBAi0AFAAGAAgAAAAhAJxmRkG7AAAAJAEA
ACoAAAAAAAAAAAAAAAAATAwAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9fcmVscy9kcmF3aW5nMS54bWwu
cmVsc1BLBQYAAAAABQAFAGcBAABPDQAAAAA=
" filled="f">
 <o:lock v:ext="edit" aspectratio="t"/>
 <w:wrap type="none"/>
 <w:anchorlock/>
</v:rect><![endif]--><!--[if mso & !supportInlineShapes & supportFields]><span
lang=TR><v:shape id="_x0000_i1025" type="#_x0000_t75" style='width:453.6pt;
 height:.1pt'>
 <v:imagedata croptop="-65520f" cropbottom="65520f"/>
</v:shape><span style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--></p>

<h3><strong>8. Sonuç</strong></h3>

<p>Beşar Esad’ın devrilmesi, İsrail için stratejik bir dönüm noktasıdır.</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Kısa vadede: İran ve Hizbullah’ın zayıflaması, İsrail’in kuzey cephesinde rahatlama sağlamaktadır.</li>
 <li>Orta vadede: Ahmed Şara’nın uluslararası destek kazanması, İsrail’in operasyonel serbestisini kısıtlayabilir.</li>
 <li>Uzun vadede: İsrail’in hedefi, “İran’sız ama zayıf” bir Suriye’nin varlığını sürdürmektir. Tamamen toparlanan ve güçlenen bir Şam, İsrail için yeni bir stratejik meydan okuma olacaktır.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Bekir Sıtkı Şirin</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MP Dosya, Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/israilin-suriyedeki-stratejik-hedefleri-post-esad-donemi-analizi</guid>
      <pubDate>Wed, 27 Aug 2025 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2025/08/68ae4395cf5f777f6e84fe3f.webp" type="image/jpeg" length="91243"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazzelilerin Etiyopya'ya Tehciri Bağlamında İsrail-Etiyopya İlişkisi]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/gazzelilerin-etiyopyaya-tehciri-baglaminda-israil-etiyopya-iliskisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/gazzelilerin-etiyopyaya-tehciri-baglaminda-israil-etiyopya-iliskisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mısır'la yaşadığı su sorunuyla anılan Etiyopya bu sefer İsrail işgal devletinin Gazzelileri yerleştirmeyi planladığı ülkelerden biri olarak anılmaya başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muslim Port Haber Merkezi | Abdurrahim Ay</strong></p>

<p>Son zamanlarda Mısır'la yaşadığı su sorunuyla anılan Etiyopya bu sefer İsrail işgal devletinin Gazzelileri yerleştirmeyi planladığı ülkelerden biri olarak anılmaya başladı. Şüphesiz Etiyopya ile İsrail arasındaki ilişkiler karmaşık, güçlü ve neredeyse işgal devletinin kurulduğu tarihe dayanır. Ve anlaşılan o ki bu Afrika ülkesi önümüzdeki dönemde gündemi epey işgal edecektir. Gerek İsrail’in Gazzelileri tehcir etme bağlamında gerekse de önümüzdeki kısa bir zamanda açılışını yapması beklenen Rönesas Barajı (Sedd’un-Nahda) konusunda. Bilindiği üzere Mısırda iç karışıklıkların yaşandığı 2011 tarihinde Etiyopya’nın organizasyonuyla zamanki başbakanı sözkonusu barajı inşa edeceğini duyurdu. Yapımı 2017’de tamamlanan baraj önümüzdeki kısa dönemde resmi açılışının yapılması beklenmektedir. Bu, nil nehri üzerinden Mısır’ın hayat damarını kurutma girişimi olarak kabul edilir. Her ne kadar söz konusu barajın inşaat duyurusu 2011’de yapılmışsa da fikir olarak epey geçmişe dayanır. Yazımızın ileriki bölümünden de anlaşılacağı üzere en büyük Arap ülkesi olan Mısır’ı kuşatmak için İsrail’in kurulmasından çok da uzun olmayan bir süre sonra bu plan Siyonizm tarafından ortaya atılmıştır. Bu mesele Mısır ile Etiyopya arasında derin bir krize sebep olduğu ve olacağı aşikardır. Bu konu (Etiyopya-Mısır Krizi) müstakil ve uzun bir bahis gerektireceği için sadece yüzeysel olarak hatırlatmayı uygun gördük. Bu yazıda daha çok geçmişten günümüze Etiyopya-İsrail ilişkilerine genel bir projeksiyon tutmaktır.</p>

<p>Etiyopya, İsrail Mossad Başkanı David Barnea'nın Ortadoğu Amerikan özel temsilcisi Steve Wodkoff ile yaptığı son görüşmede işaret ettiği üç ülkeden biriydi. Bu ülkeler, Gazze halkı için olası tehcir (zorla göç) hedefleri olarak gösterildi. Diğer iki ülke Libya ve Endonezya idi. Fakat bu üç ülke arasında, İsrail’e en yakın ülke Etiyopya öne çıkıyor. Bu da onu, işgalci İsrail’in Gazze halkını topraklarından sürme planlarına en istekli ülke hâline getiriyor. Peki, İsrail ile Etiyopya arasındaki ilişkininmahiyeti nedir?</p>

<p>Bu ilişki eski ve derin. Etiyopya, İsrail için Afrika’daki en önemli müttefik hâline geldi. İsrail de Etiyopya için vazgeçilmez stratejik bir ortak halinegeldi. Peki bu ilişki nasıl gelişti, nasıl bu noktaya ulaştı? İsrail için Etiyopya neden bu kadar önemli? Taraflar arasındaki ilişkinin mahiyeti ve sınırları neler?</p>

<p>6 Kasım 1958’de, dönemin İsrail Başbakanı David Ben-Gurion, Etiyopya İmparatoru Haile Selassie’ye bir mektup gönderdi. Mektubunda, Sovyetler Birliği’nin Mısır’a Asvan’daki yüksek barajı inşa etmesi için taahhüt ettiği ilk yardımların, Mısır’ın Afrika’daki komşuları için büyük bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Ben-Gurion, Nil Nehri’nin sadece Mısır’ın nehri olmadığını, aksine her şeyden önce bir Etiyopya ve Sudan nehri olduğunu vurguladı, ardından da şöyle devam etti:</p>

<blockquote>
<p><em>“Yurtdışındaki tüm temsilciliklerime, dünyadaki hükümet ve kanaat önderleriyle kuracakları temaslarda bu coğrafi gerçeğe odaklanmaları talimatını verdim. Umuyorum ki Etiyopya, kuzey komşusunun (Mısır’ın) düşmanca politikalarına karşı kararlı bir duruş sergileyebilir.”</em></p>
</blockquote>

<p>Bu mektup, Ben-Gurion’un başta Mısır olmak üzere İsrail’e düşman Arap devletlerini kuşatma stratejisinin bir parçasıydı. Bu stratejiye “Çevreleme Doktrini” (Peripheral Alliance Doctrine) adı verilmişti.</p>

<p>Bu strateji, İsrail’in, Arap düşmanlarının çevresinde yer alan ve Sovyetler Birliği’ne yakın duran ülkelerle Amerikan destekli bir ittifak kurmasını hedefliyordu. Ben-Gurion, bu stratejiyi, 24 Temmuz 1958’de ABD Başkanı Dwight Eisenhower’a yazdığı bir mektupta da detaylı şekilde anlattı. Bu mektup, Irak’ta Batı yanlısı monarşinin Abdülkerim Kasım liderliğindeki Hür Subaylar tarafından devrilmesinden sadece birkaç gün sonrasına denk gelmişti. Aynı yıl içinde Mısır ve Suriye’nin birleşip Birleşik Arap Cumhuriyeti’ni kurmalarından da birkaç ay sonraydı. Mektubunda Ben-Gurion, Eisenhower’a şöyle dedi: “Amacımız, Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdunnasır eliyle bölgede yayılmaya çalışan Sovyet etkisine karşı durabilecek bir dizi ülkeyle ittifak kurmaktır.”</p>

<p>İşgalci İsrail Başbakanı, bu ittifaka katılacak ülkeleri de sıraladı: İran, Sudan, Etiyopya ve Türkiye. Bu mektubun ardından birkaç hafta içinde ABD Dışişleri Bakanı John Foster Dulles aracılığıyla planı onayladıklarını Ben-Gurion’a bildirdiler.<br />
Bu onayın ardından İsrail, söz konusu ülkelerle —aralarında Etiyopya da vardı— ilişkilerini güçlendirmeye başladı. İsrailliler, Etiyopya'nın Mısır’la yaşadığı endişe ve ihtilaflardan faydalanmayı başardılar. Bu noktada, İsrail–Etiyopya ilişkilerinin başlangıcına hızlıca göz atmak faydalı olacaktır.</p>

<p>Kasım 1947’de, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Filistin'in taksimini öngören 181 no'lu karar oylamaya sunulduğunda, Etiyopya oylamaya katılan 10 ülkeden biri olarak çekimser kaldı. Bu çekimserlik, Etiyopya İmparatoru Haile Selassie’nin izlediği temkinli dış politikanın bir parçasıydı. Selassie, İsrail’le bir problemi olmamasına rağmen, İsrail’e yakınlaşması hâlinde çevresindeki Müslüman ülkelerin tepkisinden endişeliydi.<br />
Bu korku, 1949 yılında İsrail’in BM üyeliği için yapılan 273 sayılı oylamaya da yansıdı. Etiyopya, bu oylamada İslam ülkeleriyle birlikte hareket ederek İsrail’in üyeliğine karşı oy kullandı.<br />
Ancak bu temkinli duruş, Etiyopya’nın İsrail’le ilişkilerini zamanla geliştirmesini engellemedi. 1950’lerin ortalarından itibaren iki ülke arasında yavaş yavaş diplomatik temaslar başladı. 1955 yılında bir İsrail heyeti, Etiyopya İmparatorunun tahta çıkışının bininci yıl dönümü etkinliklerine katıldı. Bu vesileyle taraflar diplomatik ilişkiler kurma fikrini görüştüler.<br />
Bu görüşmelerin ardından, 1956 yılında —üçlü saldırı (İsrail, İngiltere, Fransa'nın Mısır’a yönelik Süveyş saldırısı) sonrası— İsrail, Addis Ababa’da bir konsolosluk açtı. Karşılık olarak Etiyopya da Kudüs’te bir konsolosluk kurdu.<br />
1957 yılında ise Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdunnasır, Etiyopya İmparatoru Haile Selassie ve Sudan Başbakanı Abdullah Halil ile görüştü ve bir üçlü askeri ittifak kurma önerisinde bulundu. Ancak bu girişim, Etiyopya ve Sudan’ın özellikle Mısır’ın baskın rolünden çekinmesi nedeniyle başarısız oldu.</p>

<p>Aynı yıl, yani 1957’de, Ben-Gurion, İsrail istihbarat servisi Mossad’dan üst düzey bir heyeti Etiyopya’ya gönderdi. Amaç, özellikle istihbarat alanında İsrail–Etiyopya iş birliğini koordine etmekti. Bu süreçte, Etiyopyalılar İsrail’le ilişkilerini daha da derinleştirme yönünde adımlar attılar. Buna en çok katkı sağlayan şey, o dönem Etiyopya ile Mısır arasında mevcut olan üç önemli gerginlik dosyasıydı:</p>

<p>Birincisi, Mısır’ın Asvan’da inşa etmeye çalıştığı baraj ve Nil suları meselesiydi.</p>

<p>İkincisi, Etiyopya Ortodoks Kilisesi’nin, 4. Yüzyıldan beri bağlı olduğu Mısır Kıpti Ortodoks Kilisesi’nden bağımsızlık kazanma isteğiydi.</p>

<p>Üçüncüsü ise, Mısır’ın Eritre halkının Etiyopya’dan bağımsızlık kazanma çabalarına verdiği destekti.</p>

<p>Tüm bu dosyalar, İmparator Haile Selassie’nin Abdunnasır’a karşı bir tepki olarak İsrail’e daha fazla yaklaşmasına neden oldu. Selassie, İsraillilere Eritre’de fabrika kurma ve ticari faaliyetler yürütme izni verdi. Bu faaliyetlerin arka planında ise İsrail’in Doğu Afrika ve Kızıldeniz’deki istihbarat ve ekonomik planlarını hayata geçirme niyeti vardı.</p>

<p>Eritre, o dönemde Etiyopya’nın kontrolündeydi ve İsrail için stratejik olarak çok önemliydi. Çünkü Kızıldeniz kıyısında ve Babü’l-Mendeb Boğazı’na oldukça yakındı. Haile Selassie, İsrail’in Eritre’nin başkenti Asmara’da bir istihbarat toplama istasyonu kurmasına izin verdi. Asmara, böylece İsrail’in bölgedeki istihbarat merkezi hâline geldi. Bu, İsrail için büyük bir başarıydı; çünkü o dönemde Afrika kıtasında nüfuz kazanmak için İsrail’in en büyük rakibi Mısır’dı.</p>

<p>1950’lerin sonlarına doğru, İsrail Etiyopya’ya farklı alanlarda yardım programları uygulamaya başladı. Bu programlar, tarım, sağlık, altyapı projeleri ve öğrenci–öğretmen değişim programlarını içeriyordu. Zamanla Etiyopya, İsrail’in en önemli ticari ortaklarından biri hâline geldi. İsrail’in Etiyopya’dan ithalatında en başta sığır eti yer alıyordu.</p>

<p>Ancak iki taraf arasındaki iş birliğinin asıl ve en güçlü yönü, güvenlik ve istihbarat alanındaydı.</p>

<p>İsrailliler, Etiyopya’da komando birliklerini, sınır muhafızlarını ve isyan bastırma birliklerini eğittiler. Ayrıca Etiyopya ordusunun iletişim ağını da İsrailliler kurdu. Bu, İsrail’e Etiyopya güvenlik kurumları içinde büyük bir nüfuz kazandırdı.</p>

<p>Durum öyle bir noktaya geldi ki, 1963 yılında Addis Ababa’da Afrika Birliği Örgütü’nün ilk toplantısı düzenlendiğinde, Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdunnasır’ın güvenliğinden sorumlu küçük özel güvenlik birimi bile İsrailliler tarafından eğitilmişti!</p>

<p>1958 yılında, Etiyopya, İran ve Türkiye ile birlikte İsrail’le gizli bir istihbarat iş birliği anlaşmasına vardı. Bu iş birliğinin amacı, bölgede Mısır’ın liderliğini yaptığı Arap milliyetçiliğine karşı koymak ve Sovyetler Birliği’nin etkisini sınırlandırmaktı. Bu çerçevede, İsraillilerin Etiyopya’daki istihbarat faaliyetleri çok güçlüydü ama genelde perde arkasında yürütülüyordu.</p>

<p>Örneğin: Etiyopya’dan İsrail’e et ihraç eden “Encoda” adlı şirket, gerçekte bir istihbarat üssü ve büyük bir silah deposu olarak işlev görüyordu. İsrailliler bu merkez üzerinden, bölgenin farklı yerlerindeki istihbarat operasyonlarını yönetiyor ve Arap ülkeleri içindeki ajanlarıyla iletişim kuruyordu.</p>

<p>Bu istihbarat iş birliği hem İsrail’in hem de Etiyopya’nın işine yarıyordu —özellikle de Etiyopya’daki mevcut yönetim için. Çünkü İsrailliler, Haile Selassie’ye karşı düzenlenen üç darbe girişimini başarısızlığa uğratmasında kritik rol oynamışlardı.</p>

<p>1960 yılında, Haile Selassie Brezilya’da resmi bir ziyaretteyken, imparatorluk muhafızlarının bazı subayları, onun yokluğunu fırsat bilerek bir darbe girişiminde bulundular. O sırada hem İsrail hem de ABD, Selassie’nin siyasi ve askeri müttefikleriyle hızlıca iletişim kurmasını sağladı.</p>

<p>Aynı zamanda Ben-Gurion, Brezilya’ya bir uçak gönderdi. Bu uçak, Selassie’yi alıp Eritre’nin başkenti Asmara’ya götürdü. Böylece Selassie, darbe girişimini oradan yönetti ve girişim birkaç gün içinde bastırıldı.</p>

<p>Ekim 1961’de Etiyopya, İsrail’i resmen tanıdı ve iki ülke arasında tam diplomatik ilişki kurulmasını kabul etti. Bu doğrultuda, İsrailliler 1962 yılında Addis Ababa’da büyükelçilik açtı.</p>

<p>Ancak Etiyopyalılar, Tel Aviv’de benzer bir adım atmadılar.</p>

<p>Etiyopya, İsrail’le olan ilişkilerinde özellikle hassas konuların büyük ölçüde gizli kalmasını tercih etti. Bu bağlamda, Etiyopya’daki İsrailli uzmanların faaliyetleri gizli yürütülüyordu ve İsrailli askerlerin İsrail askerî üniforması giymesi kesinlikle yasaktı. Hatta İsrailli yetkililerle yapılan görüşmeler de gizli yapılırdı.</p>

<p>Örneğin Mart 1963’te, dönemin İsrail Savunma Bakan Yardımcısı Şimon Peres ve Genelkurmay İkinci Başkanı Yitzhak Rabin, bir haftalık gizli ziyaret için Etiyopya’ya geldiler. Orada, İmparator Haile Selassie, başbakanı, bakanları ve generalleriyle gizlice görüştüler.</p>

<p>Ayrıca Mavi Nil’i (Yani Nil’in Etiyopya’dan doğan kolunu) de ziyaret ettiler. Şimon Peres adeta Yunanlı tarihçi Heredziyaretesinlenerek bu nehri, <em>“Mısır’ın hayatının başladığı yer”</em> olarak tanımladı.</p>

<p>İsrail’e döndükten sonra, Peres, Etiyopya hakkında 40 sayfalık gizli bir rapor yazdı.</p>

<p>Bu raporda şu ifadeler yer aldı:</p>

<blockquote>
<p><em>“Etiyopya, Mısır’ın güneyinde yer alıyor ve Nil’in kaynaklarını kontrol ettiği için Mısır’ın geleceğinin anahtarı onda. Etiyopya, bizimle tedrici bir ittifak kurmak istiyor.”</em></p>
</blockquote>

<p>İki yıl sonra, Haziran 1966’da Peres bir medya röportajında İsrail dış politikasının önümüzdeki on yıl için hedeflerini açıklarken sekiz madde sıraladı.</p>

<p>Bunlardan ilki şuydu: <em>“Afrika’da bir ikinci Mısır yaratmak.”</em></p>

<p>Yani Peres’in kastettiği, Etiyopya’yı askerî ve ekonomik olarak destekleyerek onu Afrika’da Mısır’a karşı bir denge gücüne dönüştürmekti. Lakin Peres’in bu planları birkaç sebepten dolayı sekteye uğradı.</p>

<p>Bunların başında, İsrail’in 1967 yılında Arap ülkelerine karşı başlattığı sürpriz savaş (Altı Gün Savaşı) geliyordu. Bu savaş tüm dengeleri altüst etti.</p>

<p>Etiyopya, bu savaşta tarafsız kaldı ve İsrail’den savaş sırasında işgal ettiği topraklardan çekilmesini açıkça isistedi. Fakat yine de, iki ülke arasındaki gizli alakalar devam etti. İsrailli danışmanlar Etiyopya’da kalmaya devam etti.</p>

<p>1973 yılının Mart ayında, Afrika Birliği Dışişleri Bakanları Konferansı düzenlendi.</p>

<p>Toplantıda Libya temsilcisi söz aldı ve şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p><em>“Aramızda Siyonistleri ve sömürgecileri destekleyen, İsrail’in Güney Afrika ile iş birliği yapmasına izin veren ülkeler var. Burada Etiyopya’dan bahsediyorum.”</em></p>
</blockquote>

<p>ardından da şu sert sözü söyledi: <em>“Düşmanımıza yardım eden, bizim de düşmanımızdır.”</em></p>

<p>Etiyopya bu sözlere şu yanıtı verdi:</p>

<blockquote>
<p><em>“İsrail ile diplomatik ilişkilerimiz var; ancak hiçbir zaman İsrail’in Arap topraklarını işgalini desteklemedik.”</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p>Etiyopy’nın kendini savunduğu bu cevap, Libya’nın Etiyopya’ya yönelik diplomatik hücumlarını sürdürmesini engellemedi.</p>

<p>Aynı yılın Mayıs ayında, Etiyopya İmparatoru Haile Selassie, Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat’ı Kahire’de ziyaret etti.</p>

<p>Ziyaretin amacı, Libya’nın diplomatik baskısına karşı destek talep etmek ve Etiyopya’yı Somali tehdidinden korumak için yardım istemekti.</p>

<p>O dönemde Somali, Sovyetler Birliği’nden Mig-21 savaş uçakları almıştı.</p>

<p>Bu da Etiyopya için oldukça ciddi bir tehdit oluşturuyordu.</p>

<p>Aynı süreçte Suudi Arabistan Kralı Faysal bin Abdülaziz de, kritik bir hamleyle Etiyopya’yı Arap safına çekmeye çalışıyordu.</p>

<p>Ve nihayet, dönüm noktası geldi: 6 Ekim 1973.</p>

<p>Tüm dünya gibi Etiyopya da şaşkına döndü. Mısır ve Suriye ordularının İsrail’e karşı başlattığı sürpriz saldırıyla Yom Kippur Savaşı (Ekim Savaşı) başlamıştı. Bu savaşta Mısır ve Suriye’nin yanında, Suudi Arabistan, Irak ve Cezayir gibi birçok Arap ülkesi de birleşik cephe oluşturdu. Bu kararlı Arap tutumu ve özellikle Mısır ordusunun güçlü performansı, Etiyopya’nın tavrını belirlemesine sebep oldu. Etiyopya tarafsızlığını terk etti ve Arapların safında yer almaya karar verdi. Çünkü Arap dünyası, tarihte eşine az rastlanır bir vahdet sergiliyordu.</p>

<p>23 Ekim 1973’te Etiyopya hükümeti şu açıklamayı yaptı:</p>

<blockquote>
<p><em>“Hukuksuz toprak ilhaklarına karşı tavrımızla uyumlu olarak, İsrail’in 1967’de Mısır, Suriye ve Ürdün’den işgal ettiği topraklardan çekilmesini sağlamak için elimizden geleni yaptık. Ancak İsrail çekilmeyi reddetti. Bu nedenle biz, İsrail ile olan diplomatik ilişkilerimizi kesme kararı aldık.”</em></p>
</blockquote>

<p>Böylece Etiyopya, İsrail ile ilişkilerini koparan 18. Ülke oldu. Savaşın başlamasından sonra bu kararı alan 9. Ülkeydi.</p>

<p>Eylül 1974’te, Etiyopya’da ordu İmparator Haile Selassie’ye karşı bir darbe gerçekleştirdi. Bu darbeyle birlikte imparatorluk rejimi sona erdi ve yönetim, “Derg” adı verilen bir askerî konseye geçti. (Derg: Silahlı Kuvvetler, Polis ve Ordu Koordinasyon Komitesi’nin kısaltmasıydı.) Bu konsey, Etiyopya’nın geçici askerî hükümeti olarak yönetimi devraldı. imparatorluk rejimi İsrail’le çok yakın ilişkide olmasına rağmen, darbeden sonra da bir süre İsrail’in Etiyopya’daki varlığı devam etti. Zira yeni askerî yönetim, İsrail’in Eritre ile süren savaşta sağlayabileceği yardımlara ihtiyaç duyuyordu.</p>

<p>1975 yılında, General Mengistu Haile Mariam liderliğe geldi.</p>

<p>1977’de iktidarı tamamen ele geçirdiğinde, ABD ile ilişkilerini iyileştirmek amacıyla İsrail’e yaklaştı ve onlardan silah satın aldı.</p>

<p>Bu silahları, hem Somali’ye karşı hem de Eritre’deki ayrılıkçılara karşı yürütülen savaşlarda kullanmak istiyordu. Ancak bu ittifak uzun sürmedi.</p>

<p>1978 yılının Şubat ayında, İsrail Dışişleri Bakanı Moşe Dayan bir radyo röportajında şu sözleridilegetirdi:</p>

<blockquote>
<p><em>“İsrail, Etiyopya’ya silah satıyor. Bu gizlenecek bir şey değil. Çünkü biz, Kızıldeniz kıyısı olan Etiyopya’yla dostane ilişkiler kurmak istiyoruz.”</em></p>
</blockquote>

<p>Bu açıklama dünyada şok etkisi yarattı. Çünkü İsrail ve Etiyopya arasındaki ilişkilerin varlığı uzun zamandır bilinse de, bu ilişki hep gizlilik içinde yürütülüyordu. İlk kez taraflardan biri (hem de İsrail Dışişleri Bakanı) bu işbirliğini açık şekilde itiraf etmişti.</p>

<p>Bu durum, Etiyopya’yı da şaşırttı. Zira Addis Ababa yönetimi bu işbirliğinin gizli kalmasını istiyordu. Çünkü bu tür bir ifşa, Arap ülkeleriyle olan ilişkilerine zarar verebilirdi. Dolayısıyla, açıklama yapılır yapılmaz, Mengistu yönetimi Etiyopya’daki tüm İsrailli danışman ve uzmanları sınır dışı etme kararı aldı. Hem bu işbirliği Sovyetler Birliği’nin de hoşuna gitmiyordu. Çünkü Sovyetler, o dönemde Etiyopya’nın başlıca askerî müttefiki olmasına rağmen Etiyopya İsrail’e düşman bir tavır sergilemedi. Sözkonusu ifşa ve Etiyopya tarafından alınan karardan sonra olan şey, sadece iş birliğinin azaltılması ve belli alanlara çekilmesiydi.</p>

<p>Bu dönemde öne çıkan konu ise şuydu: “Silah karşılığı Yahudi.” Etiyopya’da büyük bir “Falaşa” Yahudi topluluğu bulunuyordu. İşgalci İsrail, bu Yahudileri İsrail’e göç ettirmek istiyordu. Etiyopya ise bunu bir pazarlık aracı olarak kullandı: Silah, mühimmat ve bazen doğrudan nakit para karşılığında Falaşa Yahudilerinin İsrail’e göçüne izin veriliyordu.</p>

<p>1989 yılında Mengistu yönetimi, İsrail ile diplomatik ilişkileri yeniden başlatma kararı aldı. Bu kararın arka planında, Sovyetler Birliği’nin çözülme sürecine girmesi ve Mengistu rejiminin giderek zayıflaması vardı. Sonuçta Mengistu rejimi 1991 yılında devrildi ve Mengistu, Mayıs 1991’de ülkeden kaçtı. Aynı tarihte, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) güçleri başkent Addis Ababa’ya hiçbir direnişle karşılaşmadan girdi. Geçici yeni hükümet, İşgalci İsrail’le ilişkileri güçlendirmeye açık bir tutum sergiledi. Bu minvalde 1992 yılında, Etiyopya Tel Aviv’de ilk büyükelçiliğini açtı. Ancak bu noktada şunu da belirtmek lazım:</p>

<p>İsrail’in yeniden ilişki kurduğu Etiyopya, eski Etiyopya değildi.</p>

<p>Çünkü Mengistu’nun devrilmesinden sonra, Eritre Halk Kurtuluş Cephesi (EPLF), Eritre’nin büyük bölümünün kontrolünü ele geçirmişti.</p>

<p>Etiyopya, artık Kızıldeniz kıyısındaki Asab ve Port Sudan limanlarını fiilen kaybetmişti.</p>

<p>Ve 1993 yılında Eritre resmen bağımsız bir devlet oldu.</p>

<p>Bu da, Etiyopya’nın denize kıyısı olmayan, kara ile çevrili bir ülke hâline gelmesi anlamına geliyordu. Buna rağmen, Addis Ababa İsrail için önemli bir ortak olmaya devam etti. Geçici hükümet, 1990’larda da İsrail ile “silah karşılığı Yahudi” anlaşmalarını sürdürdü.</p>

<p>Yani Etiyopya’da yaşayan Falaşa Yahudilerinin İsrail’e göç etmelerine izin veriliyor, karşılığında İsrail silah sağlıyordu.</p>

<p>1998 yılında Etiyopya–Eritre Savaşı patlak verdiğinde, İsrail, savaş sona erene kadar, (yani 2000 yılına kadar) Etiyopya’ya silah tedarik etmeye devam etti.</p>

<p>Savaşın bitmesinden sonra, İsrail–Etiyopya iş birliği benzeri görülmemiş düzeyde gelişti.</p>

<p>2003 yılında iki ülke arasında karşılıklı yatırım anlaşması imzalandı.</p>

<p>Bu tarihten sonra taraflar, çeşitli alanlarda iş birliği yapmaya başladılar.</p>

<p>2011 yılında Etiyopya, Rönesans Barajı'nı (Sedd’un-Nahda) inşasına başladı.</p>

<p>Bu baraj, Mısır ve Sudan tarafından, Nil sularının paylaşımı üzerindeki olası olumsuz etkileri nedeniyle sert şekilde eleştiriliyordu. Bu gelişmeyle birlikte, Arap dünyasında, özellikle de Mısır’da, İsrail’in baraj projesine destek vererek Mısır ve Sudan’ı çevrelemeye çalıştığı şüphesi oluştu. Ancak bugüne kadar, İsrail’in Rönesas Barajı’nın yani en-Nahda Barajı’nın inşasında doğrudan ve belirleyici bir rol oynadığına dair açık bir kanıt yok. Yine de, son yıllarda İsrail ile Etiyopya arasında giderek güçlenen ilişkiler, bu konudaki şüpheleri daha da artırıyor.</p>

<p>2016 yılında, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, 30 yıl aradan sonra ilk kez bir İsrail başbakanı olarak Etiyopya’ya ve birkaç Afrika ülkesine resmi ziyaret gerçekleştirdi.</p>

<p>Bu ziyarette, dönemin Etiyopya Başbakanı Hailemariam Desalegn, ülkesinin İsrail’in Afrika Birliği’ne gözlemci statüsüyle katılmasını desteklediğini açıkladı.</p>

<p>2017 yılında Desalegn, İsrail’e resmi bir ziyaret gerçekleştirdi.</p>

<p>2019’da ise Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, İsrail’e gitti.</p>

<p>Abiy Ahmed ve Netanyahu döneminde, İsrail ile Etiyopya arasındaki ilişkiler daha önce hiç olmadığı kadar güçlendi. Etiyopya, İsrail’le her zamankinden daha fazla iş birliği yapar hâle geldi. İsrail ise Etiyopya’yı, bölgedeki ve genel olarak Afrika kıtasındaki etkisinin temel taşı olarak görmeye başladı. 2024 yılında, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 114 milyon doları aştı. Bu rakam, 2015 yılında 99 milyon dolar civarındaydı. Uzmanlara göre bu rakam önümüzdeki yıllarda daha da fazla artacak. 2025 Mayıs ayında, İsrail Dışişleri Bakanı Gid’on Sa’ar, çok sayıda İsrailli şirket temsilcisinin bulunduğu üst düzey bir ticaret heyetiyle birlikte Etiyopya’yı ziyaret etti. Bu ziyaret sırasında iki taraf; su, enerji, tarım, teknoloji ve altyapı alanlarında çok sayıda anlaşma imzaladı.</p>

<p>Tam da bu noktada bizi asıl soru bekliyor:</p>

<p>Sizce İsrail, Etiyopya’ya ne teklif edebilir ki, Etiyopya Filistinlilerin Gazze’den zorla çıkarılması gibi bir suça ortak olmayı kabul etsin?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Abdurrahim Ay</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>MP Dosya, Filistin, Özel Haber</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/gazzelilerin-etiyopyaya-tehciri-baglaminda-israil-etiyopya-iliskisi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Aug 2025 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2025/08/67a499577c2b816822368b5a.webp" type="image/jpeg" length="87494"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ZIM Gemisinin Mersin'de Demir Atması Büyük Tepkilere Neden Oldu]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/zim-gemisinin-mersinde-demir-atmasi-buyuk-tepkilere-neden-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/zim-gemisinin-mersinde-demir-atmasi-buyuk-tepkilere-neden-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgalci İsrail’e çalışan ZIM Luanda gemisi çığ gibi gelen tepkilere rağmen Türkiye’de Mersin Limanı’nında demir atıp 7 Temmuz Pazartesi öğle vakitlerinde İsrail’e gitmek üzere limandan ayrıldı. Durumu protesto eden eylemciler Mersin Limanı’na akın etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muslim Port Haber Merkezi | Ahmet Bilgiç</strong></p>

<p>Siyonist İsrail’in en büyük deniz taşıma şirketi olan ve işgal yönetimine lojistik tedarikinde büyük katkı sunan ZIM firmasına ait ZIM Luanda gemisi konteyner gemisi gelen büyük tepkilere rağmen 6 Temmuz Pazar günü akşam 18.00 sularında Mersin Limanı’na demir atmıştı. 1 Temmuz’da İspanya’nın Barcelona şehrinden İsrail’in Ashdod şehrine 40 blok askeri sınıf çelik taşıyan geminin Türkiye’de istasyon yapması sağduyulu vicdan sahibi insanlar tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı. Genellikle askeri mühimmat ve silah üretiminde kullanılan çeliklerin İsrail Savunma Sanayisi (IMI) tarafından kullanılacağı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ZIM Luanda gemisinin Türkiye’de misafir edilmesini kabullenemeyen vicdan sahibi insanlar bugün Mersin Limanın’da eylem yaptı. Durumu protesto eden insanlar yetkili mercilere Aralık 2023’te Malezya hükümetinin yaptığı gibi ZIM firmasına ait gemilerin limanlarını kullanmasını engellemeye davet etti.</p>

<h3><strong>İşgalci İsrail’e giden gemilerin Türkiye’de demir atması ilk değil!</strong></h3>

<p>Gazze’ye saldırıların yoğunlaştığı 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’e yük taşıyan çok sayıda gemi Türkiye’nin limanlarında misafir edildi. Malezya İsrail’e limanlarını kapatırken Türkiye’de iktidar bu iradeyi göstermedi. 1 Kasım 2024’te de ZIM Logistics şirketinin gemisi İstanbul'daki Ambarlı Limanı'nda görülmüş, bunun üzerine bir grup genç tarafından limanda gösteri düzenlenmiş ve işgal devletine bağlı gemide eylem yapılmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Bilgiç</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Türkiye, MP Dosya, Özel Haber</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/zim-gemisinin-mersinde-demir-atmasi-buyuk-tepkilere-neden-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2025/07/whatsapp-image-2025-07-07-at-225723.jpeg" type="image/jpeg" length="36892"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kerbela’da Zulmün Gölgesinde Bir Direniş: Hz. Hüseyin’in Şehadeti]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/kerbelada-zulmun-golgesinde-bir-direnis-hz-huseyinin-sehadeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/kerbelada-zulmun-golgesinde-bir-direnis-hz-huseyinin-sehadeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Peygamber Efendimizin torunu Hz. Hüseyin, Yezid’in zulmüne boyun eğmeyerek Kerbelâ’da şehadet şerbetini içti. Kerbelâ kıyamı, hâlâ mazlumlar için direnişin adı olarak hafızalarda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muslim Port Haber Merkezi | Ahmet Bilgiç</strong></p>

<p><strong>Kerbelâ Olayı</strong>, İslam tarihindeki en trajik ve anlam yüklü olaylardan biridir. Miladi 10 Ekim 680 tarihinde (Hicri 10 Muharrem 61), bugünkü Irak sınırları içinde yer alan <strong>Kerbelâ</strong> şehrinde gerçekleşmiştir. Bu olayda, Hz. Muhammed’in torunu <strong>Hz. Hüseyin</strong>, ailesi ve yakınlarıyla birlikte <strong>Emevi Halifesi Yezid</strong>’in ordusu tarafından kuşatılmış ve büyük çoğunluğu <strong>şehit edilmiştir</strong>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Kerbela Olayı Nasıl Gelişti</strong></h3>

<p>Hulefâi Raşidin döneminin son halifesi olan <strong>Hz.<strong> Ali ümmetin birlik ve beraberliği için büyük bir siyasi mücadele veriyordu. Alemi İslam için koyduğu çaba Müslümanları bir araya getirse de </strong></strong>yaşanan iç savaşlar (Cemel ve Sıffin gibi) İslam dünyasında büyük ayrılıklara yol açtı.</p>

<p>Hz. Ali’nin şehit edilmesinden sonra oğlu <strong>Hz. Hasan</strong>, kısa süreliğine halife oldu, ardından anlaşma yaparak halifeliği <strong>Muaviye’ye</strong> bıraktı. Muaviye öldükten sonra yerine söz verildiği gibi halifelik Hz. Hüseyin’e değil, Muaviye’nin oğlu Yezid’e geçmiştir. Fakat Yezid’in halifeliğine tepkiler oldukça fazla olmuştur. Çünkü halifenin demokratik yollardan seçilmesi gerekiyordu ve Yezid’in halifeliği ile halifelik makamı saltanat usulüne çevrilmiş oluyordu. Yezid, halifelik makamına geçer geçmez iktidarını ve otoritesini sağlamlaştırmak maksadıyla Medine valisine, kendisine itaat etmeleri konusunda mektup yazmıştı. Diğer taraftan, Kûfe halkı ise Hz. Ali’ye sıkı sıkıya bağlı olduklarından Yezid’in halifeliğini tanımak istemediler. Ayrıca, Emeviler dönemi ile birlikte başkent, Şam’a taşınmıştı ve Kûfe’nin gelirlerinde de gözle görülür azalmalar yaşanmıştı. Tüm bu nedenlerden ötürü Kûfe halkı, Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin’e mektup yazarak kendisine bağlılıklarını bildirdiler ve onu Kûfe’ye davet ettiler. Hz. Hüseyin, kendisini Kûfe’de kalabalık bir grubun beklediğini düşündüğünden bu daveti kabul etti ve Kûfe’ye gitti.</p>

<p>Yanına ailesini de alarak Kûfe’ye giden Hz. Hüseyin’in ordusu ile Yezid’in ordusu Kerbela’da karşılaştı. Hz. Hüseyin’in ordusunda bulunan 70 adama karşılık, Yezid’in ordusunda 4500 kişi olduğundan bu mücadele, Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin ölümüyle sonuçlandı. Hz. Hüseyin’in ailesi esir alındı ve kanlı bir şekilde biten bu olay, tarihe Kerbela Olayı olarak geçti.</p>

<h3><strong>Hz. Hüseyin</strong></h3>

<p>Hz. Hüseyin, Peygamberin torunu ve Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın ikinci çocuğu idi. O zamana kadar Araplar arasında pek rastlanmayan bu adı ona Hz. Muhammed vermiş idi. Bazı kaynaklarda Hüseyin doğduğu zaman Hz. Muhammed’in kulağına; ‘O cennet çocuklarının efendisi (Seyyid)dir’; diye seslendiği yazılıdır. Peygamber Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’i çok severdi. ‘Bunlar benim oğullarımdır, kızımın oğullarıdır; Allah’ım ben onları seviyorum, sen de onları sevenleri sev.’ dediği birçok kaynakta yazılıdır.</p>

<p>İmam Hüseyin’in çocukluğu Peygamberin derin sevgi ve şefkati içinde geçti. Ancak bu durum kısa sürdü. Daha 5 yaşındayken dedesini yani Hz. Muhammed’i ve kısa bir süre sonra da annesi Hz. Fatıma’yı kaybetti. Bu durumun onu oldukça etkilediği muhakkaktır.</p>

<p>Hz. Ali’nin şahadeti sonrasında abisi Hz. Hasan’a itaat etmeyi yeğledi. Çünkü babası ölürken ona abisine uymasını vasiyet etmişti. Ancak abisinin Muaviye’nin hileleriyle zehirletilerek şehit edilmesinden sonra yaşanan gelişmeler onun o zaman kadarki durumunu değiştirdi. Yezid’e biat etmemekteki kararlılığı onun bu yolda sonuna kadar gideceğini gösteriyordu.</p>

<p>Muaviye ölmeden önce çeşitli hile ve tehditlerle halkı oğlu Yezid’e biat ettirmiş; Hz. Hüseyin ve bazıları gelenleri biat etmemişlerdi. Yezid ilk iş olarak babasının yarım bıraktığı bu işi tamamlamak üzere, Velid’e yolladığı mektupta ‘her ne suretle olursa olsun Hz. Hüseyin, İbn-i Zübeyr ve İbn-i Ömer’in biatlerinin sağlanmasını, eğer bu mümkün olmazsa, boyunlarının vurulup, başlarının kendisine gönderilmesini istiyordu. İktidar hırsının iştahlarını kabarttığı Emeviler’in yapamayacakları iş yoktu. Babası Muaviye’nin izinden giden Yezid, gerekirse Peygamberin sevgili torununun dahi başını kesmeye, Ehli Beyte zulmetmeye kararlıydı.</p>

<p>Doğal olarak Hz. Hüseyin, Yezid’e biat etmedi ve Velid’in çabaları sonuç vermedi. 4 Mayıs 680 gecesi kardeşi Muhammed Hanefi’nin de tavsiyesiyle bütün aile fertleriyle birlikte Mekke’ye gitti. Ayrıca bu sırada Hz. Hüseyin’in Mekke’ye gittiğini öğrenen Kufeliler de Hz. Hüseyin’e elçiler göndererek Kufe’ye davet ederek kendisini halife olarak tanımaya hazır olduklarını bildirdiler. Bunun üzerine Hz. Hüseyin de amcaoğlu Müslim b. Akıyl’i oradaki durumu yerinde görmek ve uygun bir zemin sağlamak üzere Kufe’ye gönderdi. Önceleri Müslim Kufe’deki çalışmalarında başarılı oldu ve Hz. Hüseyin de bunun üzerine Mekke’den Kufe’ye doğru yola çıktı.<br />
Bu arada Müslim’in faaliyetleri Yezid tarafından haber alınınca, Kufe Valiliğine zalim Ubeydullah getirildi ve Müslim yakalanarak idam edildi. Ubeydullah’ın Kufe valiliğine atanması şüphesiz anlamlıydı. Çünkü o Muaviye’nin Irak Valisi Ziyad b. Ebih’in oğluydu. Zalimlikte babasından aşağı değildi. Ubeydullah’ın Kufe Valiliğine atanmasıyla Hz. Hüseyin’i davet eden onbinler korku ve tehditle sindirildi.</p>

<p>Hz. Hüseyin, Mekke’den Kufe’ye doğru yola çıktığında amcaoğlu Müslim Yezid’in adamlarınca öldürülmüştü. Hz. Hüseyin kafilesiyle ilerlerken yolda, ünlü Arap Şair Ferezdak ile karşılaşıldı. Hz. Hüseyin ondan Kufe’deki durumu sorunca, Ferezdak, ‘Halkın kalbi seninle, kılıçları ise Beni Emeviler iledir; kaza ise gökten iner ve Allah dilediğini işler.’ dedi. Hz. Hüseyin de ‘Doğru söyledin, Allahın dediği olur.’ dedi ve yola devam edildi. Hz. Hüseyin Müslim’in Yezid’in adamlarınca acımasızca öldürüldüğünü yolda öğrendiğinde oldukça üzüldü. Kufelilerin kalleşliği ve dönekliği ortada olduğu, Müslim’e oynanan oyun her şeyi gösterdiği halde, hatta kendisi için baş koyduklarını söyleyenler dağılıp kaçtığı halde o, Mekke’den yola çıkan ailesi ve fedakar dostlarıyla, yola devam etmekten çekinmedi. Hatta ordunun geldiğini haber alınca yanındakilere zaman varken kendisinden gece ayrılabileceklerini ifade ettiyse de, yanında bulunanlar ‘hayatlarını kurtarmak için onu terk etmek alçaklığını yapmayacaklarını ifade ettiler.</p>

<p>Hz. Hüseyin ve beraberindekiler Kerbela’ya geldiklerinde hem susuz bırakılmış, hem de binlerce kişilik ordu tarafından sarılmış durumdaydılar. İnsanlık değerlerinden yoksun Kufe Valisi zalim Ubeydullah, Hz. Hüseyin’in geri dönmek, Yezid’le görüşmek veya İslam sınırlarından herhangi birine gitmek isteklerinden hiçbirini kabul etmedi. Esasen onun görevi Yezid’in emrini yerine getirmek yani Hz. Hüseyin’i şehid etmekti. Çünkü biliyordu ki, Hz. Hüseyin yaşadığı sürece efendisi Yezid’e rahat yoktu.</p>

<p>Şimdi sözde Müslümanlardan oluşan koskoca bir ordu, kendi dinini kuran Hz. Muhammed’in her yönden üstün yaratılış ve niteliğine sahip torununa ve onun ailesine saldırıyor, öldürmeye çabalıyordu. Karşılarındaki bir avuç insan ise günlerdir susuzdu. Hararetten insanların dudakları çatlamış, dilleri kurumuş, bağırları yanmıştı. Fakat karşılarındaki paralı askerlerde insaf yoktu, acıma bilmiyorlardı, kana susamışlardı, şan ve şöhretin esiriydiler. Meğer insanoğlu, servet, şöhret ve makam için sırasında ne kadar küçülüp, alçalabiliyordu.Çok dengesiz bir şekilde başlayan savaşta Hz. Hüseyin’in 23 süvari ve 40 piyadeden oluşan askerleri öğle üzeri olduğunda iyice azalmış durumdaydı. Hz. Hüseyin de bu az sayıda susuz ve bitkin insanla yaya olarak savaşıyordu. Sonunda Şimr’in emriyle her yandan hücum edilerek Hz. Hüseyin şehid edildi. Peygamberin torunu Hz. Hüseyin’in vücudunda otuz üç ok, otuz dört kılıç ve kargı yarası vardı (10 Muharrem 61-10 Ekim 680).</p>

<p>Hz. Hüseyin, sadece bir lider değil; aynı zamanda adaletin, onurun ve ilahi hakikatin sesi olarak, zulme karşı kıyam etmiş ve bu uğurda şehadeti seçmiştir. Bugün onun mirası, zulme karşı direnişin ve hakka teslimiyetin sembolü olarak yaşamaya devam etmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>MP Dosya, Ortadoğu, Özel Haber</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/kerbelada-zulmun-golgesinde-bir-direnis-hz-huseyinin-sehadeti</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Jul 2025 15:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2025/07/battle-of-karbala-without-written-version.jpg" type="image/jpeg" length="61197"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Terör’ Karalamasından Uluslararası ‘Meşruiyete’: Afganistan İslam Emirliği]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/teror-karalamasindan-uluslararasi-mesruiyete-afganistan-islam-emirligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/teror-karalamasindan-uluslararasi-mesruiyete-afganistan-islam-emirligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya'nın Taliban'ı terör listesinden çıkarması ve ABD'nin üst düzey Taliban liderlerine yönelik ödülleri kaldırması, Afganistan İslam Emirliği'nin uluslararası alandaki meşruiyetini artırma çabalarının önemli adımları olarak değerlendiriliyor. Ancak İslami yönetimin yeniden iktidara geldiği Afganistan’da, Batı her zaman olduğu gibi ikiyüzlü tavrını sürdürmeye devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Muslim Port Haber Merkezi | Emir İhsan Yaren</strong></h3>

<p>Son dönemde uluslararası arenada dikkat çeken gelişmeler, Afganistan İslam Emirliği'nin (Taliban) küresel meşruiyet kazanma sürecinde önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Rusya'nın Taliban'ı terör örgütleri listesinden çıkarması ve ABD'nin üst düzey Taliban liderlerine yönelik ödülleri kaldırması, bu sürecin en somut örnekleri arasında yer alıyor.</p>

<h3><strong>RUSYA'NIN TERÖR LİSTESİNDEN ÇIKARMA KARARI</strong></h3>

<p>Rusya Yüksek Mahkemesi, 17 Nisan 2025'te Taliban'ı 2003'ten bu yana bulunduğu terör örgütleri listesinden çıkardı. Bu karar, Moskova'nın Taliban'la diplomatik ve ekonomik ilişkilerini resmî bir zemine oturtma niyetinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Rusya'nın bu adımı, özellikle Orta Asya'da artan güvenlik tehditleri ve bölgesel istikrar arayışları çerçevesinde atılmış stratejik bir hamle olarak görülüyor.</p>

<h3><strong>ABD, ŞU AN İÇİN SAHADAKİ REALİTEYİ KABUL ETMİŞ GÖZÜKÜYOR</strong></h3>

<p>Mart 2025'te ABD, Taliban'ın İçişleri Bakanı Siraceddin Hakkani'ye yönelik 10 milyon dolarlık ödül teklifini kaldırdı. Ayrıca, Abdulaziz Hakkani ve Yahya Hakkani'ye yönelik 5'er milyon dolarlık ödüller de geri çekildi. Bu adım, ABD'nin sahadaki realiteleri kabul etmeye başladığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>ULUSLARARASI MEŞRUİYET YOLUNDA ÇIKARILAN ZORLUKLAR</strong></h3>

<p>Taliban, 2021'de Afganistan'da yönetimi ele geçirdikten sonra uluslararası tanınma arayışına girdi. Ancak kadın hakları, eğitim özgürlüğü ve ifade özgürlüğü konularında Batı medyasının oluşturduğu algı dağları, bu süreci zorlaştırıyor.</p>

<p>Birleşmiş Milletler (BM) ve çeşitli insan hakları kuruluşları; özellikle Taliban'ın kadınlara yönelik politikalarını eleştiriyor ve bu durumun uluslararası tanınma önünde engel teşkil ettiğini belirtiyor ancak burada dile getirilmeyen bir detay söz konusu, Taliban kadınların eğitim almasına değil, karma eğitime karşı. Ülkedeki mevcut eğitim kurumlarının kapasitesi, bu uygulamayı kaldıramadığı için şu an kısmen kadınların eğitiminde aksaklıklar yaşanıyor. Batı ise her zaman olduğu gibi bu konuda da yardımcı olmak yerine manipülasyonu tercih ederek, Afganistan’ın uluslararası meşruiyete giden yolda önüne taş koyuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yakın Asya, MP Dosya, Özel Haber</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/teror-karalamasindan-uluslararasi-mesruiyete-afganistan-islam-emirligi</guid>
      <pubDate>Sat, 24 May 2025 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2025/05/jubiliant-taliban-celebrating-thier-second-victory-annvisary-against-the-us-nato-forces-in-central-kabul-photo-at-aadil-ahmad.jpg" type="image/jpeg" length="91783"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hindukuş Dağlarında Bir Yiğit!]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/hindukus-daglarinda-bir-yigit-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/hindukus-daglarinda-bir-yigit-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bosna'da, Alpler'de, Afganistan'da, Hindukuş Dağları'nda... Hatta Allah-u Ekber'de, Erciyes'te... Dağlara yazılan bir hakikat hikayesi. Bahattin Ağabey aramızdan ayrılalı 15 yıl oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muslim Port Haber Merkezi | Salih Eser</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bahattin Yıldız 1956 yılında Sivas'ta dünyaya gelir. Çocuk yaşlarda ailesiyle İzmir'e taşınır. İzmir İmam Hatip lisesini bitirdikten sonra Erzurum Üniversitesi İlahiyat Fakültesine (1975) kaydını yaptırır.&nbsp;</p>

<p>O dönemden arkadaşı Arif ALTUNDAŞ;</p>

<p>78 kuşağından Bahattin Yıldız’ı tanımayan yoktur Erzurum’da ve üniversitede ve Akıncılar arasında. Hicri 1400 yılı dolayısıyla Mehmet Öztürk’le birlikte Erzurum’dan Ankaraya kadar maraton koşmuşlardı. İyi bir maratoncuydu. Palandöken dağları onun nasıl kayak yaptığına şahittir. Ve onun nasıl adam gibi bir Akıncı&nbsp; olduğunu, dostları da düşmanları da çok iyi bilir.</p>

<p>Akıncılar İzmir Teşkilatı Başkanlığı sırasında Bahattin Yıldız, sadece İzmir ile değil tüm Ege bölgesini kuşatan bir çalışma yapıyordu. O, 20. yılın dervişi idi. Kendisini tanıyan herkes gibi ben de, mütevazi, sessiz, kimseye zararı dokunmayan, inançlı, imanlı, davasına ve kavgasına sadık, korkusuz mangal gibi bir yüreği olan bir Müslüman olduğuna şahadet ederim.</p>

<p>12 Eylül darbesinin mağdurlarından biri olarak, yurt dışına çıkmak zorunda kalır. Ama O çetin günlerin, sert iklimlerin, çileli yolların, islam davasının bir eri olarak, Rusların zulmüne uğrayan Afganlı kardeşlerinin yanında omuz omuza savaşmayı tercih eder. Kolay ve rahat olan yollarda değil, zor ve meşakkatli olan yollarda yürümeyi dener. Yıllarca Afganistan’da cepheden cepheye koşar.</p>

<p>1982 yılında cephedeyken sağ omzundan yaralanır. Peşaver’de bir hastaneye kaldırılır. Artık gazidir.</p>

<p>Bahattin Yıldız dağları çok severdi. Avrupa Alpler'inden Kazakistan Tanrı Dağları'na Afganistan Hindukuş Dağları'ndan ülkemizdeki bi çok dağı arşınlamıştır. Tüm ayak bastığı yerleri kaleme alarak hikayeleştirmiştir. Bu alanda bir çok roman yazmıştır. Birinci Kitabı; Savaşan Afganistan, 1985 yılında Ferhat Dağcı takma adıyla Rahmet yayıncılık tarafından yayınladı. İkinci Kitabı; Cihat Günlüğü, 1988 yılında Abdulhamit Muhaciri takma adıyla, Üçüncü kitabı; Kar Çiçeği, 1995 yılında Bahattin Yıldız, Dördüncü Kitabı; Güllerin Vedası, 1996 yılında Bahattin Yıldız, Beşinci Kitabı; Kardaki Ayak izleri; 2003 yılında Bahattin Yıldız olarak Özgün yayıncılık tarafından yayınlandı.</p>

<p>Yıllarca, saf, tertemiz Afgan direnişine kanıyla katkıda bulunan, o günden bu yana, Balkanlar'dan, Ortadoğu'dan Güney Asya'ya kadar ülke ülke ideallerinin peşinde koşan Bahattin Yıldız, 17 Mayıs 2010'da o topraklarda, Afganistan'da bize veda etti.&nbsp;IHH'nın Asya Koordinatörü Faruk Aktaş'la birlikte, Kunduz'dan Kabil'e giderken düşen Pamir Havayolları'na ait uçağın yolcuları arasındaydı. Yine bir “sefer”deydi. Ama bu sefer hizmet için, insani yardım için, yetimler için oradaydı.&nbsp;Bilal&nbsp;ile,&nbsp;Tekiner&nbsp;ile,&nbsp;Pencir aslanı Mesutla birlikte binlerce şehidin ve kardelenlerin yanına…</p>

<p>Şehadetin kutlu olsun...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Türkiye, MP Dosya</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/hindukus-daglarinda-bir-yigit-1</guid>
      <pubDate>Sat, 17 May 2025 13:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2023/05/haber-manset-16.jpg" type="image/jpeg" length="22325"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ahmet El Şara'nın Üç Sınavı]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/ahmet-el-saranin-uc-sinavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/ahmet-el-saranin-uc-sinavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye’de uzun yıllar süren Hafız Esad-Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından iktidara gelen Ahmet El Şara’nın önünde birbirinden mühim sınavlar bulunuyor. Gerek ülke içerisinde gerekse bölgesel konularda atacağı adımlar merakla beklenen Şara son olarak ABD Başkanı Donald Trump ile buluştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muslim Port Haber Merkezi</strong></p>

<h4><strong>SURİYE EMPERYALİZM’E BOYUN EĞECEK Mİ? AHMET EL ŞARA’NIN ÜÇ SINAVI</strong></h4>

<p>Suriye’de uzun yıllar süren Hafız Esad-Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından iktidara gelen Ahmet El Şara’nın önünde birbirinden mühim sınavlar bulunuyor. Gerek ülke içerisinde gerekse bölgesel konularda atacağı adımlar merakla beklenen Şara son olarak ABD Başkanı Donald Trump ile buluştu. Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da gerçekleşen görüşmeye Trump’ın Şara’dan talepleri damga vurdu. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre Trump’ın talepleri arasında Suriye'nin İsrail ile İbrahim Anlaşmaları'nı imzalaması ve Filistinli 'teröristlerin' sınır dışı edilmesi gibi hususlar da yer aldı. Trump’ın Şara’nın önüne koyduğu taleplerin hayata geçip geçmeyeceği merakla beklenirken Suriye Devlet Başkanı’nın masasında bulunan hayati dosyaları mercek altına almak gerekiyor.</p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr"><a href="https://twitter.com/hashtag/Suriye?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">#Suriye</a>’nin yeni Cumhurbaşkanı Ahmet Şara, Amerika Başkanı Donald Trump ile Suudi Arabistan'da görüştü.<br />
<br />
📌Görüşmede Muhammed Selman da yer aldı.<br />
<br />
📌<a href="https://twitter.com/hashtag/Trump?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">#Trump</a>, Suriye’ye uygulanan yaptırımların kaldırıldığını açıkladı. Suriye ile normalleşeceklerini söyledi. <a href="https://t.co/N4oazDUNhO" rel="nofollow">pic.twitter.com/N4oazDUNhO</a></p>
— Muslim Port (@muslimportcom) <a href="https://twitter.com/muslimportcom/status/1922575283435000047?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">May 14, 2025</a></blockquote>
<script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4><strong>SURİYE, İBRAHİM ANLAŞMALARI’NI İMZALAYACAK MI?</strong></h4>

<p>ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye Devlet Başkanı Ahmet Şara’dan talep ettiği hususların başında yer alan İbrahim Anlaşmaları, Filistinliler için bir felaket anlamınu taşıyor. Hatırlanacağı üzere Donald Trump’ın birinci başkanlık döneminde hazırlanan ve yürürlüğe konulan İbrahim Anlaşmaları, Filistin cephesi tarafından büyük bir tepkiyle karşılanmıştı. Siyonist İsrail’in bölgesel güvenliğini tesis etmeyi ve Filistin direnişini ortadan kaldırmayı amaçlayan İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde Kudüs İsrail’in başkenti ilan edilmişti. Ahmet Şara’nın Trump’ın talebine olumlu yaklaşması ve İbrahim Anlaşmaları’nı kabul etmesi halinde Suriye’nin Filistin direnişine açıkça sırtını döneceği bir hakikat olarak ortada duruyor.</p>

<h4><strong>SURİYE’DEKİ FİLİSTİNLİLERİN VARLIĞI NE OLACAK?</strong></h4>

<p>Yıllarca Suriye’de ofis bulunduran Filistin direnişi, ülkedeki savaşın ardından ofisini kapatmış ve Katar’a geçiş yapmıştı. Şara’nın devlet başkanı olmasıyla birlikte Suriye’nin tekrar Filistin direnişine kucak açıp açmayacağı sorusu merak uyandırıyordu. Söz konusu sorunun cevabı geçen sürede yanıt bulmazken Trump’ın Şara’dan talepleri arasında Filistinli 'teröristlerin' sınır dışı edilmesi gibi bir husus da yer aldı. Şara’nın Trump’ın talebini kabul etmesi halinde Filistin direnişi ile Şara yönetimi arasında soğuk rüzgarlar eseceği aşikar. Öte yandan muhtemel bu adım Filistin direnişinin yalnızlaştırılması politikasına da katkı sağlayacak.</p>

<h4><strong>SURİYE’DEKİ İSRAİL İŞGALİ NE ZAMAN SON BULACAK?</strong></h4>

<p>Ahmet El Şara’nın Devlet Başkanı olmasıyla birlikte Siyonist İsrail Suriye topraklarını işgal etmeye başlamış ve başkent Şam’a çok yakın bir noktaya kadar gelmişti. Suriye topraklarındaki İsrail işgalinin daha ne kadar süreceği bilinmezken Şara yönetiminin bu işgal karşısında dirayetli duramadığı yönünde eleştiriler de bulunuyor. Siyonist İsrail’in Suriye’deki işgalinin kalıcı olmasından endişe edilirken Şara’nın masasındaki hayati dosyalardan birini de bu husus teşkil ediyor.</p>

<h4><strong>KISACASI SURİYE EMPERYALİZM’E BOYUN EĞECEK Mİ?</strong></h4>

<p>ABD Başkanı Trump’ın Suriye yönetiminden taleplerinin ne yanıt bulacağı merak konusu. Şara’nın Trump’ın taleplerine olumlu yanıt vermesi Suriye’nin emperyalizm ve ırkçı siyonizm karşısında boyun eğmesi anlamına gelecek. Trump’ın diğer ülkelere yönelik haydutluk içeren tavrının Suriye’de işe yarayıp yaramayacağı şimdilik bilinmiyor. Lakin ortada duran bir hakikat var ki; Suriye’nin emperyalizmin talimatlarına boyun eğmemesi gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>MP Dosya, Ortadoğu, Özel Haber</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/ahmet-el-saranin-uc-sinavi</guid>
      <pubDate>Wed, 14 May 2025 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2025/05/whatsapp-image-2025-05-14-at-132154.jpeg" type="image/jpeg" length="39200"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Unutturulan Zafer; Kut'ül Amare]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/unutturulan-zafer-kutul-amare-2025</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/unutturulan-zafer-kutul-amare-2025" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Osmanlı Devleti'nin İngiliz kuvvetleri ve müttefiklerine karşı kazandığı Kut-ül Amare zaferinin 109. yıl dönümü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>13 bin İngiliz askerin esir alındığı Kut'ül Amare zaferi, 1952'ye kadar bayram olarak kutlanırken Türkiye'nin NATO'ya girmesinden sonra zaferin kutlanması yasaklandı.</p>

<p><strong><font face="Helvetica">1952 yılına kadar Kut Bayramı olarak kutlanan Kut-ül Amare Muharebesi, 1. Dünya Savaşı'nın en önemli muharebelerinden biri olarak biliniyor.</font></strong></p>

<p><font face="Helvetica">Osmanlı Ordusu, Kut-ül Amare muharebesi ile Çanakkale'den sonra İngiliz birliklerine karşı ikinci büyük darbeyi vurmuştu.</font></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><font face="Helvetica">İNGİLİZ BİRLİKLERİ TAMAMEN ESİR ALINDI</font></strong></span></p>

<p><font face="Helvetica">Dicle Nehri kıyısında Şattülarap kanalı ile birleşen Basra Körfezi'nin kuzeyi ile Bağdat'ın güneyinde bulunan bir kasaba olan Kut'ul Amare'de muharebe de adını kasabadan almıştı.</font></p>

<p><font face="Helvetica">Muharebe, şehrin yakınlarında konuşlanmış İngiliz birlikleri ile müttefiklerinin kuşatılmasıyla başlamış ve kasabanın Osmanlı Ordusu tarafından ele geçirilmesi ve 13 bin İngiliz askerinin tamamının esir alınmasıyla da bitmişti.</font></p>

<h4><span style="color:#c0392b"><strong><font face="Helvetica">NATO'YA GİRİNCE ZAFER UNUTTURULDU</font></strong></span></h4>

<p><font face="Helvetica">Kut-ül Amare zaferi, Türkiye'de 1952 yılına kadar Kut Bayramı olarak kutlandı.</font></p>

<p><font face="Helvetica">Kut'ul Amare zaferinin bayram olarak kutlanmasından rahatsız olan İngilizler, Türkiye'nin NATO'ya üye olmasının ardından bayramın kaldırılması için baskı yaptı.</font></p>

<p><font face="Helvetica">Baskılar üzerine Türkiye, bayram kutlamasına son verirken şanlı bir zafer yad edilemez hale geldi.</font></p>

<p><font face="Helvetica">Öte yandan İngilizlerin baskısı o kadar yoğundu ki Kut-ül Amare zaferi ve Kut Bayramı'na yönelik tarihi bilgiler, okullardaki tarih kitaplarından bile silindi. Unutturulmak istendi.</font></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><font face="Helvetica">MUHAREBEDE NELER OLDU?</font></strong></span></p>

<p><font face="Helvetica">Yeni kurulan Osmanlı 6. Ordusu'nun komutanlığına atanarak 5 Aralık'ta Bağdat'a varan Mareşal Colmar Freiherr von der Goltz Paşa'nın emriyle Irak ve Havalisi Komutanı Miralay (Albay) 'Sakallı' Nurettin Bey'in birlikleri 27 Aralık'ta Kut'u kuşattı.</font></p>

<p><font face="Helvetica">İngilizler Kut'u kurtarmak için General Aylmer komutasındaki kolorduyla hücuma geçti ancak, 6 Ocak 1916 tarihli Şeyh Saad Muharebesi'nde 4.000 askerini kaybederek geri çekildi. Bu muharebede 9. Kolordu Komutanı Miralay 'Sakallı' Nurettin Bey görevinden alındı ve yerine Enver Paşa'nın kendisinden bir yaş küçük amcası olan Mirliva Halil Paşa (Kut) getirildi.</font></p>

<p><font face="Helvetica">İngiliz Ordusu, 13 Ocak 1916 tarihli Vadi Muharebesi'nde 1.600, 21 Ocak Hannah Muharebesi'nde 2.700 askeri kaybederek geri püskürtüldü.</font></p>

<p><font face="Helvetica">İngilizler Mart başında tekrar taarruza geçti. 8 Mart 1916'da Sabis mevkiinde Miralay Ali İhsan Bey komutasındaki 13. Kolordu'ya hücum ettilerse de 3.500 asker kaybederek geri çekildiler. Bu yenilgiden dolayı General Aylmer azledilerek yerine General Gorringe getirildi.</font></p>

<p><font face="Helvetica">29 Nisan 1916 Townshend birlikleri diğer 13 general, 481 subay ve 13.300 er ile birlikte Osmanlı Kuvvetleri'ne teslim oldu. Kuşatmada, İngiliz kuvvetleri ve müttefikleri 23.000 ölü ve yaralı, Osmanlı kuvvetleri 10.000 ölü ve yaralı vermiş, 13.100 (bazı kaynaklara göre 18.000) İngiliz askeri esir alınmıştır.</font></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><font face="Helvetica">"ÇANAKKALE'DEKİ DERSİ BİR KERE DAHA ALDILAR"</font></strong></span></p>

<p><font face="Helvetica">Savaşın gidişatına ilişkin Osmanlı Genelkurmayına iletilen bir mesajda,&nbsp;<strong>"Takriben beş aydan beri kahraman askerlerimizin kuşatması altındaki Kut'ül Amare'de mahsur kalan İngiliz ordusunun nihayet orduyu Hümayuna teslime mecbur olduğu"</strong>&nbsp;belirtilerek, şu bilgiler verildi:</font></p>

<p><strong><font face="Helvetica">"Nihayet İngilizler Çanakkale'de aldıkları ders ve tecrübeyi bir kere daha aldılar. Osmanlı mukavemetini kıramayacaklarını, Osmanlıların elinden ganimetleri alamayacaklarını anladılar. Hücumları kesildi. İngilizler bu sefer kuşatma altındaki kaleye erzak sokmaya teşebbüs ettiler. Önce uçaklar ile un çuvalları attılar. Osmanlı silahı bu ümidi de kırdı. Harp tayyarelerimiz bu bakkal tayyarelerini birer birer sükut ettirmeyi başardılar.</font></strong></p>

<p><strong><font face="Helvetica">Düşman başka bir çare buldu. Vapurla gece karanlığından istifade ederek zahire sokmaya teşebbüs ettiler. Her zaman müteyakkız bulunan kahraman askerlerimiz yüzlerce ton erzak yüklü bu vapuru derhal müsadere ettiler. Artık Tümgeneral Townshend için hiçbir kurtuluş umudu kalmamıştı. 13 Nisan'da Tümgeneral Townshend, Irak ordumuzun kumandanına müracaat edip, ordusuyla beraber serbest çıkmasına müsaade edilmek şartıyla, Kut'ül Amare'yi teslim etmeye razı olduğunu bildirdi. Kendilerine kayıtsız şartsız teslim olmaktan başka çareleri olmadığı bildirildi. İngiliz kumandanı bu sefer yeni şerait ortaya koydu. Ordumuzun üstün ve mutlak galip vaziyetini bilmiyormuş gibi, Osmanlı kumandanlarını para ile alt edebileceğini sanıp, tüm toplarını teslim etmeyi ve 1 milyon lira takdim etmeyi teklif etti. Aynı cevap verildi. Nihayet her taraftan ümidi kesilen Tümgeneral Townshend, bugün Kut'ül Amare'de bulunan bütün İngiliz ordusunu muzaffer Osmanlı kumandanına teslim etti."</font></strong></p>

<h4><span style="color:#c0392b"><strong><font face="Helvetica">6. ORDU'YA MESAJ</font></strong></span></h4>

<p><font face="Helvetica">Zaferin ardından Halil Paşa, 6. Ordu'ya yayımladığı mesajda, şunları kaydetti:</font></p>

<p><strong><font face="Helvetica">"Orduma: Arslanlar. Bütün Osmanlılara şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut'u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10 bin erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut'ta 13 general, 481 subay ve 13 bin 300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30 bin zayiat vererek geri dönmüşlerdir.&nbsp;Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. İşte 'Osmanlı sebatının İngiliz inadını kırdığı' birinci zaferi Çanakkale'de, ikinci zaferi burada görüyoruz."</font></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font face="Helvetica">18. Kolordu Komutanı Miralay Kazım Karabekir de&nbsp;<strong>"Tarihimizin iki yüz seneden beri yad etmediği böyle bir zaferi bize lütfeden Cenabıallah'a şükredelim" ifadesini kullandığı emir yazısında, "Bu zaferin en büyük şan ve şerefi, böyle bir vakayı İngiliz tarihinde ilk defa Türk süngüsünün kaydetmesindedir. 18. Kolordu'nun aslan yürekli erleri, Cenabıallah'a secdeye kapanalım. Bu akşam şehitlerimize Fatihalar, Tebarekeler, Yasinler okunsun. Gaziler birbirine sarılsın, birbirini tebrik etsinler. Ben de bugünkü Kut'ül Amare Bayramı vesilesiyle sizin pak ve yüksek alınlarınızdan kemali hürmet ve samimiyetle öperim."</strong>&nbsp;değerlendirmesinde bulundu.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Türkiye, Analiz Haber</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/unutturulan-zafer-kutul-amare-2025</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Apr 2025 09:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2023/04/haber-manset-11.jpg" type="image/jpeg" length="97845"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Siyonistler Aksa’ya Yönelik Baskınlarını Bayramla Yoğunlaştırıyor: Hedef Tam Yahudileştirme Politikası]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/siyonistler-aksaya-yonelik-baskinlarini-bayramla-yogunlastiriyor-hedef-tam-yahudilestirme-politikasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/siyonistler-aksaya-yonelik-baskinlarini-bayramla-yogunlastiriyor-hedef-tam-yahudilestirme-politikasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgalci Yahudilerin sözde "Mabed Grupları" tarafından organize edilen ve destekçilerini işgal altındaki Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlemek amacıyla hazırlanan otobüslerle yola çıkaracak. Bu baskın, yarın kutlanacak olan sözde "İbrani Fısıh Bayramı" çerçevesinde gerçekleştirilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h4><strong>Muslim Port Haber Merkezi | Gazeteci Mohammed Abu Taqiya</strong></h4>

<p>İşgalci "İsrail" güçleri, bu uğursuz bayram günlerinde Siyonistlerin baskınlarını korumak amacıyla Mescid-i Aksa ve çevresindeki askeri varlığını artırarak hazırlıklara başladı.</p>

<p>“Sözde 'Bayram' Gölgesinde Aksa'yı Yahudileştirme Hamleleri Devam Ediyor: İşgalci İsrail'den Sistematik Bir Yok Etme Planı"</p>

<p>Tüm Müslümanların kutsalı ve ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’da büyük ihlallerin yaşanması bekleniyor. Bu ihlaller arasında Talmudik ritüellerin icrası, aleni bir şekilde yere kapanma (secdeler), kurbanların avlulara sokularak orada kesilmesi girişimleri ile birlikte yüksek sesli müzik eşliğinde dans ve şarkıların yer alacağı bildiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aynı şekilde, Siyonistler Aksa çevresini ve Kudüs’ün Eski Şehir sokaklarını provokatif turlarla kirletecek; bu turlara hayvan kurbanlarını da beraberlerinde taşıyarak katılacaklar.</p>

<p>Sözde Mabed Grupları, bütün bir hafta boyunca Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlar için bir takvim hazırlamış ve daha fazla Siyonistleri çekebilmek adına ücretsiz otobüs seferleri ve maddi ödüller düzenlemiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>MP Dosya, Filistin, Özel Haber</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/siyonistler-aksaya-yonelik-baskinlarini-bayramla-yogunlastiriyor-hedef-tam-yahudilestirme-politikasi</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Apr 2025 15:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2025/04/haber-manset-2.jpg" type="image/jpeg" length="22712"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazze için Acil Eylem Planı! Siyonist İsrail’e Karşı Atılması Gereken Adımlar]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/gazze-icin-acil-eylem-plani-siyonist-israile-karsi-atilmasi-gereken-adimlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/gazze-icin-acil-eylem-plani-siyonist-israile-karsi-atilmasi-gereken-adimlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siyonist İsrail rejiminin Gazze’ye yönelik gerçekleştirdiği soykırım aralıksız bir şekilde devam ederken zulmün durdurulması adına İslam ülkelerinin yönetimlerinin atacağı adımlar büyük önem taşıyor. Bu bağlamda başta Türkiye hükümeti olmak üzere İslam ülkelerinin atması gereken adımları sizler için derledik.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h4><strong>MUSLİM PORT HABER MERKEZİ | BEKİR SITKI ŞİRİN</strong></h4>

<p>Gazze’de Siyonist İsrail rejimi tarafından gerçekleştirilen soykırım aralıksız bir şekilde devam ediyor. Her gün Gazze’den katliam haberleri gelirken İslam ülkelerinin İsrail rejimine karşı bir an evvel harekete geçmesi gerekiyor. Bu doğrultuda Gazze için oluşturulacak bir acil eylem planı ehemmiyet gösteriyor. MuslimPort olarak İslam ülkelerinin Siyonist İsrail’e karşı atması gereken adımları açıklıyoruz.</p>

<h4><strong>İSLAM BİRLİĞİ TESİS EDİLMELİ</strong></h4>

<p>Siyonist İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği soykırımın durdurulması adına yapılması gereken ilk iş İslam ülkelerinin bir araya gelmesi. Her türlü farklılığı bir kenara koyarak bir araya gelmesi gereken İslam ülkelerinin Siyonist İsrail’e karşı birlikte hareket etmesi gerekiyor. Bu bağlamda da Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından tesis edilen D8 oluşumunun harekete geçirilmesi önem arz ediyor.</p>

<h4><strong>İSRAİL İLE DİPLOMATİK İLİŞKİLER KESİLMELİ</strong></h4>

<p>İslam ülkelerinin ivedilikle atması gereken adımlardan birini de İsrail ile diplomatik ilişkilerin kesilmesi hususu oluşturuyor. Tel Aviv’le normalleşme anlaşmaları imzalayan İslam ülkelerinin başkentlerinin bu adımdan vazgeçtiklerini ilan etmeleri de gerekiyor. İsrail’in uluslararası arenada yalnızlaştırılması adına diplomatik ilişkilerin kesilmesi hususu önem arz ediyor.</p>

<h4><strong>İSRAİL’E EKONOMİK AMBARGOLAR UYGULANMALI</strong></h4>

<p>Müslüman halkların İsrail malı ürünlere uyguladığı boykotun devletler nezdine taşınması gerekiyor. Bu bağlamda da İslam ülkelerinin Siyonist İsrail rejimine ekonomik ambargolar uygulaması önemli bir husus olarak ortada duruyor.</p>

<h4><strong>HAVA SAHALARI İSRAL UÇAKLARINA KAPATILMALI</strong></h4>

<p>Siyonist İsrail’in bölgemizden izole edilmesi adına atılması gereken birçok adım var. Bunların başında da hava sahalarının İsrail uçaklarına kapatılması hususu geliyor. Bu madde altında İslam ülkelerinin İsrail rejimi ile karşılıklı uçuşları durdurması da önem arz ediyor.</p>

<h4><strong>LİMANLAR, İSRAİL’E KAPATILMALI</strong></h4>

<p>Gazze Soykırımı sürecinde başta ülkemizde olmak üzere İsrail gemilerinin limanlarda fink attığına şahit olundu. İsrail gemilerinin yanı sıra soykırıma mühimmat taşıdığı bilinen gemiler de limanlarımıza demirledi. Söz konusu durum büyük bir utanç olarak ortada dururken limanların Siyonist İsrail’e bir an evvel kapatılması gerekiyor.</p>

<h4><strong>İSRAİL İLE TÜM İKİLİ ANLAŞMALAR İPTAL EDİLMELİ</strong></h4>

<p>İsrail rejiminin bölgeden izole edilmesi adına atılması gereken adımlardan biri de Tel Aviv ile yapılan tüm ikili anlaşmaların iptal edilmesi. Ekonomiden diplomasiye, kültürel alandan diğer mecralara kadar tüm alanlarda yapılan anlaşmaların iptali büyük önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4><strong>İSRAİL ALEYHİNE DAVALAR AÇILMALI</strong></h4>

<p>Gazze’de insanlık tarihinin en büyük soykırımlarından birini gerçekleştiren İsrail aleyhine uluslararası alanda davalar açılması gerekiyor. Soykırımda rol oynayan şahıslara dünyanın dar edilmesi adına bu tip davalar önem arz ediyor. Yine bu şahıslar hakkında yakalama kararlarının da çıkarılması gerekiyor.</p>

<h4><strong>‘İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM’DEN VAGEÇİN</strong></h4>

<p>İsrail-Filistin meselesinde uluslararası alanda savunulan iki devletli çözüme esasından artık vazgeçilmesi gerekiyor. Filistinlilerin talepleri doğrultusunda adımlar atılması gerekirken bu noktada “Nehirden Deniz Özgür Filistin” ilkesinin benimsenmesi bir zorunluluk olarak ortada duruyor.</p>

<h4><strong>FİLİSTİN DİRENİŞİNE MADDİ DESTEK VERİLMELİ</strong></h4>

<p>İslam ülkelerinin yönetimlerinin Filistin’deki mücadeleye maddi destek vermesi gerekiyor. Para desteğinin yanı sıra İHA, SİHA ve diğer silah ekipmanlarının da Filistin direnişinin hizmetine sokulması bir gereklilik olarak görülüyor.</p>

<h4><strong>ASKERİ ÜSLERİ MİLLİLEŞTİRİN</strong></h4>

<p>Siyonist İsrail’in varlığına doğrudan ya da dolaylı olarak hizmet eden tüm askeri üslerin millileştirilmesi gerekiyor. Ülkemizde faaliyet gösteren İncirlik Üssü ile Kürecik Radar Üssü de bu bağlamda millileştirilmesi gereken üsler arasında yer alıyor.</p>

<h4><strong>FİLİSTİN BARIŞ GÜCÜ KURULMALI</strong></h4>

<p>Gazze’de gerçekleştirilen soykırımın sona ermesi adına atılması gereken adımların en önemlilerinden birini de Barış Gücü hususu teşkil ediyor. Siyonist İsrail’in zulümlerini caydırıcı ve engelleyici bir nitelik taşıyan Filistin Barış Gücü’nün kurulması ve bu oluşuma tüm İslam ülkelerinden asker alınması gerekiyor.</p>

<h4><strong>ÇİFTE VATANDAŞLAR CEZALANDIRILMALI</strong></h4>

<p>Siyonist İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği soykırımda görev alan birçok çifte vatandaş bulunuyor. Ülkemize vatandaş olan şahısların da Gazze Soykırımı’nda rol oynadığı biliniyor. Söz konusu şahısların vatandaşlıktan çıkarılması ve diğer yaptırımlara uğraması gerekiyor.</p>

<h4><strong>PETROL VANASI KAPATILMALI</strong></h4>

<p>Son olarak Gazze için oluşturulacak acil eylem planı kapsamında İsrail rejimine giden petrolün vanasının kapatılması gerekiyor. BTC bu konuda yürek acıtan örneklerden birini teşkil ederken İsrail rejiminin yıllık petrol ihtiyacının yüzde 40’ının bu hat aracılığıyla sağlandığı biliniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>MP Dosya, Filistin, Özel Haber</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/gazze-icin-acil-eylem-plani-siyonist-israile-karsi-atilmasi-gereken-adimlar</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Apr 2025 13:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2025/04/nikolas-gannon-d-n-n-008-jie-a-unsplash.jpg" type="image/jpeg" length="47184"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tunus'ta İslami Mücadelenin Kara Günü: Gannuşi'ye 22 Yıl Hapis!]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/tunusta-islami-mucadelenin-kara-gunu-gannusiye-22-yil-hapis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/tunusta-islami-mucadelenin-kara-gunu-gannusiye-22-yil-hapis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tunus'ta, Nahda Hareketi'nin kurucusu ve eski Meclis Başkanı Raşid el-Gannuşi, "Instalingo" davası olarak bilinen soruşturma kapsamında, 22 yıl hapis cezasına mahkûm edildi. Tunus’un en köklü İslami hareketi olan Nahda’nın 43 yıllık mücadelesi gün geçtikçe zorlaşmaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muslim Port Haber Merkezi | Yunus Emre Kaynak</strong></p>

<p>Tunus İslami hareketi Nahda’nın liderlerinden Raşid el-Gannuşi, "devlet güvenliğine karşı komplo" suçlamasıyla 22 yıl hapis cezasına çarptırıldı.</p>

<p>Bu karar, Gannuşi'nin Nisan 2023'ten bu yana tutuklu bulunduğu süreçte verilen en ağır ceza olarak kaydedildi. Mahkeme, medyada 'Instalingo' olarak bilinen davada 41 siyasetçi, gazeteci, blog yazarı ve iş adamına, 5 ila 54 yıl arasında değişen hapis cezaları verdi.</p>

<h4><strong>Instalingo Davası ve Siyasi Boyutu</strong></h4>

<p>Instalingo davası, Tunus'ta dijital içerik üretimi yapan bir şirket etrafında şekillenen ve aralarında siyasetçi, iş insanı ve gazetecilerin bulunduğu 41 sanığın yargılandığı geniş çaplı bir soruşturma olarak biliniyor. Sanıklara, "devlet güvenliğine karşı komplo kurmak" ve "cumhurbaşkanına yönelik düşmanlık" gibi suçlamalar yöneltiliyor. Gannuşi'nin yanı sıra eski Başbakan Hişam el-Meşişi de gıyaben 35 yıl hapis cezasına çarptırıldı.</p>

<h4><strong>Nahda Hareketi'nden Tepki</strong></h4>

<p>Nahda Hareketi, liderleri Gannuşi'ye verilen cezayı "ağır ve zalimane" olarak nitelendirerek kınadı. Yapılan açıklamada, bu tür kararların temel hak ve özgürlüklere, hukukun üstünlüğüne ve özgürlüklerin en temel esaslarına yönelik saldırılar olduğu belirtildi. Ayrıca, verilen cezaların yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına yönelik açık bir saldırı olduğu vurgulandı.</p>

<p>Nahda Hareketi'nden yapılan yazılı açıklamada,&nbsp;“Bu hükümler, en temel hak ve özgürlüklere, hukukun üstünlüğü ve özgürlüklerin en temel esaslarına yönelik daha fazla saldırı bağlamında gelen haksız bir siyasi yargılamanın sonucudur.”&nbsp;ifadelerine yer verildi. Açıklamada, verilen cezaların yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına yönelik&nbsp;“açık bir saldırı”&nbsp;ve yargılama usul ve kararlarının&nbsp;“açık bir şekilde siyasallaştırılması”&nbsp;anlamına geldiği vurgulandı.</p>

<p>Ayrıca, verilen cezaların,&nbsp;“bölgenin karşı karşıya olduğu ciddi zorluklarla mücadelede ülkenin diyalog ve ulusal birlik ihtiyacına tamamen aykırı”&nbsp;olduğu ifade edildi. Tunus'taki Asliye Hukuk Mahkemesi İkinci Ceza Dairesi, Gannuşi'nin de 22 yıl hapis cezasına çarptırıldığı davada, kararların kesinleşmediğini ve temyiz yolunun açık olduğunu belirtti.</p>

<p>11 Şubat 2023'te başlayan gözaltı operasyonları ile Tunus'ta muhalefeti sindirmeye yönelik bir dizi tutuklama gerçekleşmişti. Bu tutuklamalar, 'devlet güvenliğine karşı komplo kurmak' suçlamasıyla gerçekleştirilmişti. Raşid el-Gannuşi, bir toplantıdaki sözleri nedeniyle 17 Nisan'da gözaltına alınmıştı. Tunus Cumhurbaşkanı&nbsp;Kays Said, bazı siyasilerin 'devletin güvenliğine karşı komplo kurmak' ve 'ekonomik krizi körüklemeye yönelik adımlar' nedeniyle gözaltına alındığını ifade etti.</p>

<h4><strong>Tunus Adaleti Çöktü!</strong></h4>

<p>Gannuşi'nin avukatları ve insan hakları savunucuları, bu davanın siyasi saiklerle yürütüldüğünü ve adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiğini savunuyor. Avukat Zeyneb Brahmi, "bağımsız bir yargının yokluğu" nedeniyle sanıkların hâkim karşısına çıkmayı reddettiğini belirtti. Ayrıca, Gannuşi'nin ileri yaşı ve sağlık sorunları göz önüne alındığında, cezaevinde tutulmasının insan hakları ihlali olduğu dile getiriliyor.</p>

<p>Bu gelişmeler, Tunus'ta adalet sisteminin siyasallaştığı ve muhalefetin sindirilmeye çalışıldığı yönündeki endişeleri artırıyor. Uluslararası toplumun ve insan hakları örgütlerinin, Tunus'taki bu tür yargı süreçlerini yakından takip etmesi bekleniyor.</p>

<h4><strong>Nahda Hareketi: İslami Mücadelenin 43 Yıllık Serüveni</strong></h4>

<p>Tunus’un en köklü İslami hareketlerinden biri olan Nahda, 1981 yılında “İslami Eğilim Hareketi” adıyla Raşid el-Gannuşi ve Abdülfettah Moro tarafından kuruldu. Batı’nın dayattığı sekülerleşme anlayışına karşı bir denge unsuru olarak kendini tanımlayan hareket, şiddete başvurmadan adil bir düzen ve İslami kimliğe sahip bir demokrasi inşa etme hedefiyle yola çıktı.</p>

<p>Ancak 1989 seçimlerinde aldığı güçlü destek, Tunus’un otoriter yönetimi için tehdit olarak görüldü. Nahda'nın yükselişi, dönemin lideri Zeynel Abidin Bin Ali tarafından sert baskılarla karşılandı. Binlerce üyesi hapse atıldı, Gannuşi ise sürgüne zorlandı.</p>

<p>2011’de Arap Baharı ile birlikte yeniden siyasi arenaya dönen Nahda, Tunus’un demokratik dönüşümünde kritik bir aktör haline geldi. Ancak bu dönüşüm, seküler çevreler tarafından tehdit olarak algılandı ve Nahda, sürekli olarak hedef haline getirildi.</p>

<h4><strong>İslami Kimlik ve Adalet Arayışıyla Başlayan Yolculuk </strong></h4>

<p>Tunus’un en köklü İslami hareketi olan Nahda, 6 Haziran 1981’de Raşid el-Gannuşi ve Abdülfettah Moro tarafından "İslami Eğilim Hareketi" adıyla kuruldu. Hareket, Batı’nın baskıcı modernleşme anlayışına ve sekülerleşme politikalarına karşı, şiddet içermeyen yollarla toplumsal adaletin ve İslami kimliğin korunmasını hedefliyordu.</p>

<p>1984 yılından itibaren Nahda, hem açık hem de gizli şekilde örgütlenmeye başladı. 1989’da partinin yasal olarak tanınması için adım atıldı ve adı "Nahda Hareketi" olarak değiştirildi. Ancak dönemin Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali yönetimi, Nahda’yı hala yasal bir parti olarak kabul etmedi ve hareket üzerindeki baskılar arttı.</p>

<p>1989 genel seçimlerinde Nahda, resmi sonuçlara göre oyların yüzde 17’sini alarak Meclis’te ikinci büyük güç oldu. Ancak parti, seçimlerde usulsüzlük yapıldığı ve oylarının bilinçli olarak düşük gösterildiğini öne sürdü. Bu seçimler, Nahda ve otoriter rejim arasındaki mücadelenin fitilini ateşledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4><strong>Hareketin Zor Yılları: Baskılar, Sürgünler ve Hapishaneler </strong></h4>

<p>1990’lı yıllar, Nahda için baskı, yasaklar ve tutuklamalarla geçti. 1989 seçimlerinden bir yıl sonra, Bin Ali yönetimi Nahda’nın üst düzey yöneticilerini devlet düşmanı ilan etti ve birçok üyesini tutukladı. Hareket, ülke içinde baskılanırken, yurt dışında sürgünlere zorlandı.</p>

<p>Bu süreçte Raşid el-Gannuşi de İngiltere’ye sürgüne gitmek zorunda kaldı ve 20 yılı aşkın bir süre orada yaşadı. Nahda’nın birçok üyesi ve destekçisi ağır hapis cezalarına çarptırıldı. Parti tamamen yasaklandı ve yasadışı bir oluşum olarak görüldü.</p>

<p>Bin Ali yönetimi, Nahda’nın toplumsal etkisini sıfıra indirmek için medya sansürünü devreye soktu ve İslami hareketleri tehdit olarak gösterdi. Nahda’nın tabanı büyük bir sessizliğe gömülse de, hareket yeraltında faaliyetlerini sürdürmeye devam etti.</p>

<h4><strong>Arap Baharı Sonrası Yeniden Doğuş </strong></h4>

<p>2011’de Tunus’ta patlak veren Arap Baharı, Nahda için tarihi bir dönüm noktası oldu. Yıllarca süren otoriter yönetim ve ekonomik sıkıntılardan bıkan halk, sokaklara dökülerek Bin Ali rejimini devirdi. Tunus’un en büyük muhalif gücü olan Nahda, yıllar sonra yeniden siyasi sahneye çıkma fırsatı yakaladı.</p>

<p>2011’de Nahda’nın yasakları kaldırıldı ve hareket resmen siyasi parti olarak tanındı. Aynı yıl yapılan Tunus Ulusal Kurucu Meclis seçimlerinde Nahda, yüzde 40’a yakın oy alarak 90 sandalye kazandı ve birinci parti oldu.</p>

<p>Ancak bu yükseliş, Tunus içindeki seküler kesimler tarafından bir tehdit olarak algılandı. Nahda, İslami bir yönetim kurma niyetinde olmadığını belirtse de, seküler çevreler hareketin gizli bir ajandaya sahip olduğunu öne sürdü.</p>

<p>2013’te ülkede iki seküler siyasetçinin suikasta uğraması, siyasi kutuplaşmayı artırdı ve Nahda’yı daha büyük bir baskı altına soktu. Ülkenin daha büyük bir krize sürüklenmemesi için Nahda, 2014’te hükümetten çekilme kararı aldı.</p>

<h4><strong>Siyasette Ilımlı Dönem, Koalisyonlar ve Kays Said Dönemi </strong></h4>

<p>Nahda, 2014 seçimlerinde ikinci parti konumuna düştü ve seçimleri kazanan seküler Nida Tunus ile koalisyon hükümeti kurdu. Nahda’nın katkılarıyla hazırlanan Tunus’un demokratik özgürlükleri merkeze alan anayasası, 2014 yılında yürürlüğe girdi.</p>

<p>2016’da Nahda, siyasal İslam’dan uzaklaştığını ve artık "Müslüman demokratlar" olarak tanımlanacağını açıkladı. Gannuşi, hareketin Tunus’un İslamlaştırılması değil, istikrarlı bir demokrasi inşa etme çabasında olduğunu vurguladı.</p>

<p>Ancak 2019 seçimlerinde Nahda, ekonomik kriz ve yolsuzluk iddialarıyla karşı karşıya kalarak 17 sandalye kaybetti. Buna rağmen parlamentodaki en büyük parti olmayı sürdürdü.</p>

<p>2020’de yeni Cumhurbaşkanı Kays Said ile Nahda arasındaki ilişkiler giderek gerildi. Temmuz 2021’de Kays Said, parlamentoyu feshederek Nahda’nın da içinde olduğu hükümeti tamamen devre dışı bıraktı. Nahda, bu hamleyi "darbe" olarak nitelendirdi ve protesto çağrısında bulundu.</p>

<h4><strong>Gannuşi’nin Tutuklanması ve Nahda’nın Geleceği </strong></h4>

<p>Kays Said’in tek adam yönetimine doğru ilerlemesiyle birlikte, Nahda üzerindeki baskılar yeniden arttı. 11 Şubat 2023’te muhalefeti sindirmek amacıyla geniş çaplı gözaltılar başladı. Nahda’nın birçok üyesi ve destekçisi, "devlet güvenliğine karşı komplo" suçlamasıyla tutuklandı.</p>

<p>Raşid el-Gannuşi, 17 Nisan 2023’te yüzlerce polisin katıldığı bir baskınla evinde gözaltına alındı. Kamuya açık bir toplantıdaki sözleri nedeniyle "halkı iç savaşa teşvik etmek" suçlaması yöneltilerek tutuklandı.</p>

<p>Son olarak, "Instalingo davası" kapsamında Gannuşi’ye 22 yıl hapis cezası verildi. Nahda ve uluslararası insan hakları örgütleri, bu cezayı "siyasi intikam ve hukuksuzluk" olarak değerlendirdi.</p>

<p>Bugün Nahda, Tunus’ta en büyük muhalefet gücü olarak varlığını sürdürmeye çalışıyor. Ancak Kays Said’in baskıcı politikaları, Nahda’nın geleceğini belirsiz bir noktaya sürüklüyor. Tunus, demokrasi yolunda bir dönüm noktasına gelirken, Nahda Hareketi’nin mücadelesi devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>MP Dosya, Kuzey Afrika, Özel Haber</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/tunusta-islami-mucadelenin-kara-gunu-gannusiye-22-yil-hapis</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Feb 2025 12:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2025/02/1132071-1488444108.jpg" type="image/jpeg" length="12817"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Türkiye, İsrail'le olan Ticaretine Devam Ediyor"]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/turkiye-israille-olan-ticaretine-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/turkiye-israille-olan-ticaretine-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail’e ticaretin kesilmesi için protesto gösterisi yaptıkları için haksız yere tutuklanan 9 gençten biri olan Dilara Gazmişoğlu, Muslim Port'a konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muslim Port Haber Merkezi</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TRT World forumunda konuşma yaptığı sırada ‘İsrail’le ticaret kesilsin’, ‘Vicdan Gemisi’nin zincirleri açılsın’ talepleriyle protesto gösterisi düzenleyen dokuz genç tutuklanmıştı. Bir kısmı erkek, bir kısmı hanımlardan oluşan protestocu gençler serbest kalıncaya dek tutukluluk sürecince bir çok eziyete ve aşağılayıcı muameleye maruz kalmıştı. Bu kötü uygulamalara maruz kalan tutuklu protestoculardan Dilara Gezmişoğlu yaşadıkları süreci Muslim Port'a anlattı.</p>

<p><strong>Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?</strong></p>

<p>Merhabalar. Ben Dilara Gezmişoğlu. Matematik öğretmeniyim. TRT World forumda Azerbaycan petrolünü taşıyan Socar şirketinin CEO'sunun konuşmacı olarak ağırlanmasını protesto eden gençlerden biriyim.</p>

<p><strong>TRT World Forumu’nda neler yaşandı? Süreci anlatabilir misiniz?</strong></p>

<p>Azerbaycan petrolünü ülkemiz üzerinden 1.27 dolara taşıyan Socar'ın ceosunun ülkemizin en prestijli programlarından birinde ağırlamamızı anlamlandıramadım. Hani filistin bizim kırmızı çizgimizdi? Dolayısıyla ifade özgürlüğümün varlığına inanarak programın olduğu yere bu duruma itiraz etmeye gittim. Ama eyleme başladıktan birkaç dakika sonra gördüm ki ifade özgürlüğü bizim ülkemizde sadece bir hayalmiş ve sonuç olarak kendimi önce vatan emniyette ardından Silivri cezaevinde buldum.</p>

<p><strong>Tutuklanma sürecinizde kötü muameleye maruz kaldığınız medyada yer aldı. Bu süreci aktarabilir misiniz?</strong></p>

<p>Medyada yer alan haberler doğru. Zaten konular hakkında avukatlarımız gerekli tüm çalışmaları yaptı ve yapmaya devam ediyorlar. Allah onlardan razı olsun.</p>

<p>Bu kötü ve&nbsp; haksız muameleleri yaşamakla beraber konuşması dahi onur kırıcıyken bu durumun mecliste adalet bakanı tarafından yalanlanması talihsizliğini yaşadım. Ortada deliller varken ve hukuki yollarla bu süreç yürütülürken böylesi bir açıklamaya insan yapacak bir yorum dahi bulamıyor. Ancak biz sussak dahi hakikatin konuşacağını biliyoruz. Dolayısıyla bu sürecin takipçisiyim ve bu haksızlıkların peşini bırakmaya niyetim yok.</p>

<p>Gözaltı ve tutukluluk döneminde maruz kaldığım kötü muameleler için hakkımı hukuk çerçevesinde herkes için adaletin sağlanacağı şekilde aramaya devam edeceğim ancak bu durumun Filistin de hala daha şiddetini artırarak devam eden katliamın önüne geçmesini istemiyorum. Ülkemiz üzerinden israile aktarılan azarbaycan petrolünü, Filistin'in paravan olark kullanılıp deniz ortasında sinyallerin kapatılarak yapıldığı ticaretin unutulmasını istemiyorum. ve bu&nbsp; yanlışlardan vazgeçilmesi gerçeğinin her geçen gün konuşulması ve somut bir sonuca varılması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><strong>Türkiye’nin Filistin meselesindeki tutumu hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p>

<p>Türkiye'nin ne yazık ki Filistin meselesinde ki tutumu tam bir hayal kırıklığı. Filistin'den yana ama Filistin'e karşı bir tutumu var. Gazze, Kudüs kırmızı çizgimizdir diye diye İsrail'in katliamını sadece kınadılar. Şiddetle kınadılar daha şiddetle kınadılar. Halkı önce ticaret yok diye, ardından ticareti kestik diye kandırdılar. Şimdiki tavır ise ticareti kesmeyi kestikten yana. Gerçekler verilerle beraber ortaya çıkınca petrol sevkiyatından aldıkları varil başına 1 dolar 27 centten gururla konuştular. Ne denebilir ki.. Bu ülkeye yakışmayan, insani vicdanı isterseniz dini olarak bakın hiçbiryerinden elle tutulmayacak bir cüzdan meselesi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sizce Türk halkının Filistin hassasiyetleri ile iktidarın tutumu aynı paralelde mi?</strong></p>

<p>Bu aslında birçok koldan değerlendirilebilir. Çünkü türkiye birlik için de olmuş bir halkı barındırmıyor ne yazık ki. Dolayısıyla bu katliama karşı gösterilen duruş yurt dışı ile karşılaştırıldığında daha az görünüyor. Belki de benim beklentim daha yüksekti milletimizden. Çok farklı görüşler var. Devlet aklı deyip bir bildiği vardır diyenler, devam eden ticareti konduramayanlar, sadece israili,amerikayı ve arap dünyasını kınayanlar birde gerçekleri olduğu gibi kabul edip hükümete sesini duyurmaya bu kanlı ticarete son vermesi için mücadele edenler var. Ama bu son topluluk ne yazık ki parça parça gruplar halinde dolayısıyla sesleri hep kısık çıkıyor. Devletin politikasıyla çoğunluk paralel olmasada ne yazık ki ticaretin devam etmesi gerektiğine, diplomatik ilişkilerin sürmesi gerektiğine inananlarda mevcut. Dolayısıyla devletle paralel bir durumdan da bahsedebiliriz. Umarım halk olarak birlik olmayı başarabiliriz.&nbsp;</p>

<p><strong>Son olarak kamuoyuna bir mesaj vermek ister misiniz?</strong></p>

<p>İsrail, Gazze'de katliamlarına hız kesmeden devam ediyor. Buna paralel olarak Türkiye, İsrail'le olan ticaretine, azarbaycan petrolünü varil başına 1.27 dolar karşılığında İsrail'e taşımaya devam ediyor. Diplomatik ilişkiler sürerken İncirlik, Kürecik askeri üsleri hala açık. Türkiye için bir utanç ve bizler içinse bir vebal olduğuna inandığım bu durumların son bulması için elimizden geleni yapmalıyız. Bu vahşet şimdiye kadar dünyada eşi görülmemiş ve canlı canlı şahit olduğumuz bir katliam “Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter.” demişti Malcolm X. Dolayısıyla uyananlar, uyuyanları uyandırsın. Gazze'den dünyaya halkının uğradığı zulümleri duyurmaya çalışan gazetecilerin sesine ses, şanlı bir direniş gösteren Gazze halkına ise destek olalım.&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>MP Dosya, Özel Haber</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/turkiye-israille-olan-ticaretine-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2025/01/resim-2024-05-02-220325668-750x464.png" type="image/jpeg" length="29150"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Siyonist İsrail Suriye’de Gazze'den Büyük Alanı İşgal Etti!]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/siyonist-israil-suriyede-gazzeden-buyuk-alani-isgal-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/siyonist-israil-suriyede-gazzeden-buyuk-alani-isgal-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siyonist İsrail, Suriye'deki otorite boşluğunu fırsata çevirerek, sinsi işgalini genişletmeye çalışıyor. Suriye’nin Golan Tepeleri’yle sınırlı kalmayan işgal güçleri, Şam’a 20 kilometre mesafeye kadar ilerledi ve yüzlerce kilometrekarelik Suriye toprağını işgal etti. Son olarak stratejik Yarmuk Nehri’ni de işgal eden İsrail, Gazze'den daha büyük bir alanı Suriye'de işgal etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muslim Port Haber Merkezi | Yunus Emre Kaynak</strong></p>

<p>Siyonist İsrail, Suriye'deki kaosu fırsata çevirerek askeri işgalini genişletti. Golan Tepeleri’ni işgal altında tutan İsrail, son operasyonlarıyla Suriye'de 440 kilometrekareden fazla toprağı işgal etti. Bu alan, Malta ve Maldivler gibi ülkelerden daha büyük bir bölgenin işgal edildiği anlamına geliyor.&nbsp;</p>

<p>Son operasyonlarda işgalci İsrail güçleri, stratejik öneme sahip Tel Hadar’a kadar ilerledi. Şam’a sadece 20 kilometre mesafedeki bu nokta, İsrail’in en derin askeri ilerleyişi olarak değerlendiriliyor. İşgal güçleri, “terör unsurlarını engelleme” bahanesiyle askeri üsleri, radar sistemlerini ve su kaynaklarını hedef almaya devam ediyor. Suriye’nin, Esed rejiminden kalan askeri kapasitesinin %80’ini imha eden Siyonistler, stratejik Yarmuk Nehri’ni de işgal ederek kontrol altına aldı. İsrail’in ayrıca bölgedeki su kaynaklarına doğru işgali sürdürdükleri gözlemlendi. Böylelikle suyun kontrolünü de ele alma planlarını sürdürüyorlar.&nbsp;</p>

<p><strong>Siyonist Genişleme Planları&nbsp;</strong></p>

<p>Tüm bu gelişmeler devam ederken, geçtiğimiz günlerde Siyonist İsrail Parlamentosu Knesset, Golan Tepeleri’ndeki yerleşimci sayısını artırmayı öngören “Demografik Gelişim Planı”nı onayladı. Plan kapsamında, Golan Tepeleri ve çevresine yeni Yahudi yerleşimleri inşa edilecek. Bu girişim, uluslararası hukuku açıkça ihlal ederken, İsrail’in kalıcı işgal hedeflerini göz önüne seriyor.&nbsp;</p>

<p><img alt="Screenshot 2024 12 19 At 13.05.13" height="910" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/12/screenshot-2024-12-19-at-130513.png" width="1214" /></p>

<p><strong>Lübnan Çevreleniyor!&nbsp;</strong></p>

<p>İşgalci güçlerin Suriye'de bulunan &nbsp;Şeyh Dağı'nı (Hermon&nbsp;Dağı) işgal etmesinin ardından bölgeye ulaşan işgalci yerleşimciler Suriye'de ele geçirdikleri yerlere çadırdan yerleşim birimleri kurduğu görüldü. Açtıkları pankartta ise "Lübnan Bizimdir" yazıyordu.&nbsp;</p>

<p>Pankartta ayrıca işgalci İsrail'i temsil eden Davut Yıldızı'nın içine bir sedir ağacı (Lübnan'ın sembolü) yerleştirilmiş. Bu ifade, Siyonist İsrail'in genişlemeci ve "Arz-ı Mev’ud" (Vaat Edilmiş Topraklar) inancı ve ideolojisiyle örtüşen bir iddiasını temsil ediyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Suriye'deki İsrail işgalinin stratejik noktalar üzerinden ilerlemesi Lübnan'ın etrafının çevrelendiği ve yalnızlaştırılarak işgal edilmek istendiği iddialarını güçlendiriyor.&nbsp;</p>

<p>Siyonist İsrail'in amacının, Hizbullah'ın İran ile olan bağının kesilmesi ve Gazze'yi tamamen kontrol altına almak olduğu ifade ediliyor.&nbsp;</p>

<p>İsrail&nbsp;Suriye'de işgalini genişletirken, Siyonist Netanyahu İsrail'in işgal ettiği&nbsp;Şeyh Dağı'na (Hermon&nbsp;Dağı)&nbsp;gitti.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>İsrail birliklerinin Suriye'de işgal ettiği tampon bölgeyi yakın gelecekte tamamen işgal edeceğini söyleyen&nbsp;Netanyahu, başka bir anlaşma sağlanana kadar İsrail'in Suriye sınırındaki stratejik Şeyh Dağı bölgesinde kalmaya devam edeceğini ifade etti.&nbsp;</p>

<p><strong>Siyonizmin Hedefi: Arz-ı Mev’ud&nbsp;</strong></p>

<p>Siyonizmin "Arz-ı Mev’ud" planı, Nil’den Fırat’a kadar geniş bir Yahudi devleti kurmayı hedefliyor. Suriye’nin iç savaşla zayıflatılması ve işgalci İsrail’in askeri ilerleyişi, bu tarihsel hedefle doğrudan örtüşüyor. Bölgedeki karışıklık ve uluslararası güçlerin kayıtsızlığı, İsrail’in stratejik yayılmacılığını süreç boyunca hızlandıran ana unsur oldu.<strong>&nbsp;</strong></p>

<p>Uluslararası hukuk uzmanları, İsrail’in Suriye’deki işgalini “açık bir savaş suçu” olarak nitelendiriyor. İşgalci İsrail, Birleşmiş Milletler’in cılız uyarıları, Batılı ülkelerin sessizliği sayesinde işgal politikalarını sürdürüyor. Suriye'de yaşanan otorite boşluğunu sinsice fırsata çeviren Siyonistler, Ortadoğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendirmeye çalışıyor.&nbsp;</p>

<p>İsrail’in Suriye’deki işgalleri, bölgesel barışı tehdit eden ciddi bir güvenlik sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Siyonizmin "Arz-ı Mev’ud" hedefleri doğrultusunda yürütülen bu işgal süreci, İslam dünyasının siyasi birliğini ve bölgenin geleceğini doğrudan etkiliyor. Uluslararası toplumun destekleri ve İslam dünyasının sessizliği ise İsrail'in bölgedeki hedeflerini gün geçtikçe hızlandırıyor.&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>MP Dosya, Ortadoğu, Özel Haber</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/siyonist-israil-suriyede-gazzeden-buyuk-alani-isgal-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Dec 2024 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2024/12/haber-manset-1.jpg" type="image/jpeg" length="66080"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erbakan Hoca’nin Türk Vatandaşlığından Attığı Yahudi Simon Kıbrıs Gündeminde]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/erbakan-hocanin-turk-vatandasligindan-attigi-yahudi-simon-kibris-gundeminde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/erbakan-hocanin-turk-vatandasligindan-attigi-yahudi-simon-kibris-gundeminde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1977 yılında Millî Selamet Partisi’nin de yer aldığı hükümet tarafından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldıktan sonra KKTC vatandaşlığı alan ve Kıbrıs Adası’nda eline geçen her fırsatta Siyonistlere hizmet eden Şimon Aykut, Kıbrıs’ta gündemin bir numaralı sırasını işgal ediyor. Peki kim bu Simon Aykut ve neden bu kadar önemli?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muslim Port Haber Merkezi | Bekir Sıtkı Şirin</strong></p>

<p>Simon Aykut, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) topraklarının Siyonistlerce işgal edilmesi sürecinde kritik rol oynayan isimlerin başında geliyor. KKTC’de Yahudiler için satın aldığı araziler, oluşturduğu siteler ile gündeme gelen Afik Group’un kurucusu olan Simon Aykut, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi güvenlik güçlerince tutuklandı. GKRY’de yargılanan ve “KKTC'deki Rum mallarını” yağmalayarak yabancılara satmakla suçlanan Aykut bir yıla yakın bir süredir tutuklu bulunuyor.</p>

<p><strong>ERBAKAN HOCA’NIN YER ALDIĞI HÜKÜMET TÜRK VATANDAŞLIĞINDAN ÇIKARDI</strong></p>

<p>İsrail işgali altındaki toprakların yanı sıra Türkiye, Kıbrıs, Almanya ve Yunanistan’da faaliyet gösteren uluslararası bir geliştirme ve inşaat şirketi olan Afik Group’un kurucusu konumundaki Simon Mistriel Aykut, Millî Görüş’ün iktidarda bulunduğu 1977 yılında T.C. vatandaşlığından çıkarılmıştı. 7 Mayıs 2013 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile birlikte KKTC vatandaşı olmaya hak kazanan 1950 Bergama doğumlu Aykut, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılan isimler arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>SİMON AYKUT, T.C. VATANDAŞLIĞINDAN NEDEN ÇIKARILDI?</strong></p>

<p>Resmî Gazete’nin 23 Eylül 1977 tarihli 16063 sayılı nüshasında, “Türk vatandaşlığından çıkma izni” ve “Türk vatandaşlığını kaybettirme” isimleri ile iki liste yayınlandı. Söz konusu nüshada “Türk vatandaşlığını kaybettirme” listesinde yer alan isimlerden biri de 1950 doğumlu Simon Aykut… Yasal olarak bir suçun sabit olmasından dolayı vatandaşlıktan çıkarılma işlemi yapılırken söz konusu suç ihtimalleri arasında şunlar yer alıyor:</p>

<p>• Yabancı bir devletin, Türkiye’nin menfaatlerine uymayan herhangi bir hizmetinde bulunup da bu görevi bırakmaları kendilerine yurt dışında dış temsilcilikler, yurt içinde ise mülki idare amirleri tarafından bildirilmesine rağmen, üç aydan az olmamak üzere verilecek uygun bir süre içerisinde kendi istekleri ile bu görevi bırakmayanlar.</p>

<p>• Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin her türlü hizmetinde Bakanlar Kurulunun izni olmaksızın kendi istekleriyle çalışmaya devam edenler.</p>

<p>• İzin almaksızın yabancı bir devlet hizmetinde gönüllü olarak askerlik yapanlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>SİYONİST’İN KOVULMASINDA MİLLÎ GÖRÜŞ İMZASI</strong></p>

<p>Hâlihazırda KKTC topraklarının Siyonistlerce işgal edilmesi sürecinde kritik bir vazife gören Simon Aykut, 23 Eylül 1977 tarihi itibarıyla T.C. vatandaşlığından çıkarılırken söz konusu kararı veren hükümette Millî Selamet Partisi’nin de yer alması dikkat çekiyor. Siyonizm’e karşı verdiği mücadele ile bilinen Millî Görüş hareketinin ikinci partisi olan MSP, 31 Mart 1975 tarihinde kurulan I. Milliyetçi Cephe Hükümeti’nin en kritik paydaşlarından biri olmuştu. Simon Aykut’un Türk vatandaşlığından çıkarılması kararına imza atan MSP’liler arasında dönemin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Devlet Bakanı Süleyman Arif Emre, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Oğuzhan Asiltürk, İmar ve İskân Bakanı Recai Kutan ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fehim Adak gibi isimler bulunuyor.</p>

<p>• Yabancı bir devletin, Türkiye’nin menfaatlerine uymayan herhangi bir hizmetinde bulunup da bu görevi bırakmaları kendilerine yurt dışında dış temsilcilikler, yurt içinde ise mülki idare amirleri tarafından bildirilmesine rağmen, üç aydan az olmamak üzere verilecek uygun bir süre içerisinde kendi istekleri ile bu görevi bırakmayanlar.</p>

<p>• Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin her türlü hizmetinde Bakanlar Kurulunun izni olmaksızın kendi istekleriyle çalışmaya devam edenler.</p>

<p>• İzin almaksızın yabancı bir devlet hizmetinde gönüllü olarak askerlik yapanlar.</p>

<p><strong>SİYONİST’İN KOVULMASINDA MİLLÎ GÖRÜŞ İMZASI</strong></p>

<p>Hâlihazırda KKTC topraklarının Siyonistlerce işgal edilmesi sürecinde kritik bir vazife gören Simon Aykut, 23 Eylül 1977 tarihi itibarıyla T.C. vatandaşlığından çıkarılırken söz konusu kararı veren hükümette Millî Selamet Partisi’nin de yer alması dikkat çekiyor. Siyonizm’e karşı verdiği mücadele ile bilinen Millî Görüş hareketinin ikinci partisi olan MSP, 31 Mart 1975 tarihinde kurulan I. Milliyetçi Cephe Hükümeti’nin en kritik paydaşlarından biri olmuştu. Simon Aykut’un Türk vatandaşlığından çıkarılması kararına imza atan MSP’liler arasında dönemin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Devlet Bakanı Süleyman Arif Emre, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Oğuzhan Asiltürk, İmar ve İskân Bakanı Recai Kutan ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fehim Adak gibi isimler bulunuyor.</p>

<p><strong>SİMON AYKUT ERSİN TATAR’IN DA GÜNDEMİNDE</strong></p>

<p>KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, GKRY tarafından tutuklanan Simon Aykut’a dair dikkat çeken sözler sarf etti. Simon Aykut’un güneye geçmesi halinde tutuklanacağı bilgisi olduğunu anlatan Tatar, “ Aykut için yıllardır Rumlar hazırlık yaptılar. Kendisi de bilirdi. Geldi görüştük. Kendisine Güney’e geçme dedim. TMK’ya başvur dedim. Gitti tutuklandı. Benzer durumda olanlar o tarafa gitmemesi lazım” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>MP Dosya, Ortadoğu, Özel Haber</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/erbakan-hocanin-turk-vatandasligindan-attigi-yahudi-simon-kibris-gundeminde</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Dec 2024 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2024/12/whatsapp-image-2024-12-12-at-195906.jpeg" type="image/jpeg" length="18389"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Arz-ı Mev’ud ve BOP Bağlamında Suriye’yi Bekleyen Tehlikeler]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/arz-i-mevud-ve-bop-baglaminda-suriyeyi-bekleyen-tehlikeler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/arz-i-mevud-ve-bop-baglaminda-suriyeyi-bekleyen-tehlikeler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Esad rejiminin devrilmesinin ardından kurulan yeni hükümetin sergileyeceği politika merak konusu olurken İsrail saldırganlığının da devam ettiği Suriye’ye yönelik Arz-ı Mev’ud hayali ve Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) bağlamında neler yaşanacağı da soru işaretleri taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muslim Port Haber Merkezi | Bekir Sıtkı Şirin</strong></p>

<p>Suriye'de uzun yıllardır süren Esad rejiminin devrilmesinin ardından yeni bir dönem başladı. Komşu ülkemizdeki yeni süreç mazlum Suriye halkı tarafından büyük bir sevinçle karşılansa da Suriye'nin yeni dönemindeki birtakım belirsizlikler endişe uyandırıyor. Muslim Port olarak Suriye'deki yeni sürece dair belirsizlikleri ve endişe uyandırıcı hususları sizin için ele aldık.</p>

<p><strong>SURİYE'DEKİ YENİ HÜKÜMET YAPISININ DIŞ POLİTİKADAKİ TUTUMU NE OLACAK?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Suriye’de Esad yönetiminin devrilmesinin ardından oluşacak olan yeni hükümet henüz tam olarak belli değil. Ancak söz konusu yeni idarenin dış politikada alanında sergileyeceği duruş şimdiden merak ediliyor. Öyle ki; yeni hükümetin ABD ve Rusya gibi başat aktörlerin yanı sıra İsrail rejimi ile de nasıl bir ilişki belirleyeceği en çok merak edilen hususların başında geliyor. Suriye’nin BOP ve Arz-ı Mev’ud için önemi göz önünde bulundurulduğu takdirde “Suriye’de yeni dönemde dış politika dinamikleri nasıl şekillenecek?” sorusunun önemi kendini daha da çok hissettiriyor.</p>

<p><strong>SURİYE’DE PKK/PYD DEVLETİNE İZİN VERİLECEK Mİ?</strong></p>

<p>Suriye’de yeni dönemde en çok belirsizlik barındıran alanlardan biri de ülkenin üniter yapısının korunup korunamayacağı noktası… Bu bağlamda akıllarda beliren ilk soru ise “Suriye’de PKK/PYD devletine izin verilecek mi?” şeklinde… Suriye’nin BOP ve Arz-ı Mev’ud doğrultusunda kolay lokma olmaması ve bölgedeki gelişmelerden İsrail rejiminin karlı çıkmaması adına ülkenin üniter yapısının korunması büyük önem arz ediyor. Öte yandan Türkiye’nin milli çıkarları için de Suriye’de bir terör devletinin kurulmaması önemli bir husus olarak duruyor.</p>

<p><strong>HİZBULLAH’A YÖNELİK ASKERİ AKIŞ SÜRECEK Mİ?</strong></p>

<p>Suriye’de uzun yıllardır devam eden savaşın taraflarından biri olan Hizbullah’a yönelik HTŞ’nin tavrı olumsuz olsa da Suriye’den Lübnan’a yönelik askeri akışın kesilmemesi Filistin direnişi için önem arz ediyor. HTŞ yahut benzer eğilimdeki aktörlerin Suriye’de oluşturacağı yönetim yapısının Hizbullah ve İran’a karşı olumsuz bir tavır sergileyeceği öngörülse de Suriye aracılığıyla Hizbullah’a giden askeri akışa engel olunmaması ve Filistin direnişinin zayıflatılmaması gerekiyor.</p>

<p><strong>İSRAİL, SURİYE’DE TOPRAK EDİNİMİ SAĞLAYACAK MI?</strong></p>

<p>Suriye’de önümüzdeki sürece dair kaygılandıran hususlardan biri de İsrail rejiminin ülkedeki belirsizlik ortamından faydalanıp işgal faaliyetinde bulunabileceği noktasında… Son günlerde Suriye’de Golan Tepelerinin yakınında kısmi toprak kazanımı elde eden İsrail rejiminin ülkedeki stratejik hedefleri vurduğu da biliniyor. Sözün özü; Suriye’nin başkenti Şam’ın 20-25 kilometre yakınlarına kadar gelebilen İsrail rejiminin Suriye’de toprak edinimi sağlamasından endişe ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>MP Dosya, Ortadoğu, Özel Haber</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/arz-i-mevud-ve-bop-baglaminda-suriyeyi-bekleyen-tehlikeler</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Dec 2024 15:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2024/12/syria.jpg" type="image/jpeg" length="57005"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[4 Soruda Aksa Tufanı]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/4-soruda-aksa-tufani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/4-soruda-aksa-tufani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aksa Tufanı Harekatı uzunca bir süredir dünya gündeminin ilk maddesini oluştursa da hala daha konuya dair bilinmeyen birçok detay bulunuyor. Bu bağlamda Aksa Tufanı Harekatı ile ilgili dört önemli soruyu cevaplandırdık.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muslim Port Haber Merkezi | Bekir Sıtkı ŞİRİN</strong></p>

<p>7 Ekim 2023 tarihi itibariyle başlayan ve Siyonist İsrail rejimini derinden sarsan Aksa Tufanı Operasyonu’nun üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçti. Aksa Tufanı Harekatı uzunca bir süredir dünya gündeminin ilk maddesini oluştursa da hala daha konuya dair bilinmeyen birçok detay bulunuyor. Bu bağlamda Aksa Tufanı Harekatı ile ilgili dört önemli soruyu cevaplandırdık. Bu yazıyı okuduktan sonra “Aksa Tufanı Neden Başlatıldı?”, “Filistinliler neyi amaçlıyor?”, “Siyonistlerin hedefleri neler?” ve “İslam ülkelerinin İsrail’e karşı hangi adımları atması gerekiyor?” sorularına yanıt bulacaksınız.</p>

<p><strong>AKSA TUFANI HAREKATI NEDEN BAŞLATILDI?</strong></p>

<p>Filistin direniş hareketi Hamas tarafından 7 Ekim 2023 tarihinde başlatılan Aksa Tufanı Harekatı’nın birçok önemli sebebi bulunuyor. Bu sebepler arasında ilk maddeyi Mescid-i Aksa’nın altında gerçekleştirilen kazı çalışmaları teşkil ediyor. Öyle ki söz konusu kazı çalışmaları neticesinde Mescid-i Aksa üzerinde bulunan yapıların her an yıkılma ihtimali bulunuyor.&nbsp;</p>

<p><img alt="Picture1-1" height="270" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/picture1-1.jpg" width="454" /></p>

<p>Aksa Tufanı Harekatı’nın başlatılmasının ikinci gerekçesi ise Yahudiler tarafından Mescid-i Aksa’ya yapılan baskınlar ve bu baskınlarda sergilenen küstah tavırlar… Bilindiği üzere Siyonist İsrail rejimi güvenlik güçlerinin himayesi altında Mescid-i Aksa’ya sık sık baskınlarda bulunan Yahudiler burada ayinler gerçekleştiriyor. Yahudiler, söz konusu ayinlerde kendi dini ritüellerini gerçekleştirmenin yanı sıra İslamiyet’in mukaddeslerine de sözlü saldırılarda bulunuyor. İşte bu küstah davranışlar da Aksa Tufanı Harekatı’nın başlatılma gerekçeleri arasında yer alıyor.</p>

<p><img alt="2-18" height="254" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/2-18.jpg" width="453" /></p>

<p>Kudüs ve Batı Şeria’daki Yahudileştirme politikaları da Aksa Tufanı Harekatı’nın başlatılma gerekçeleri arasında yer alıyor. Bu bağlamda iki bölgede gerçekleştirilen Yahudileştirme çalışmaları neticesinde hem demografik hem de mimari noktada İslamiyet’in izleri silinmeye çalışılıyor. Şeyh Cerrah Mahallesi örneğinde olduğu gibi bölgede katliamlarda da bulunan İsrail rejimi, Kudüs ve Batı Şeria’daki Yahudileştirme çalışmalarını hız kesmeksizin sürdürüyor.</p>

<p><img alt="3-9" height="416" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/3-9.jpg" width="740" /></p>

<p>Siyonist İsrail rejimi yakın süreçte aralarında Türkiye’nin de olduğu kimi İslam ülkeleri ile normalleşme sürecine girmişti. Söz konusu durum Filistin’in geleceği adına büyük bir tehlike arz ediyordu. Filistin’i haritadan silmek ve bölgedeki kendi güvenliğini sağlamlaştırmak amacıyla İslam ülkeleri ile normalleşme sürecine giren İsrail’in son hedefi Suudi Arabistan’dı. Özellikle Muhammed bin Selman’ın Suudi yönetimindeki ağırlığının artmasıyla birlikte İsrail ve Suudi Arabistan’ın perde arkasında olsa da birlikte hareket ettiği belirtiliyordu. Perde arkasındaki ilişkileri alenen ortaya koymayı planlayan Tel Aviv ile Riyad’ın düşüncesine Aksa Tufanı Harekatı engel oldu. Aksa Tufanı Harekatı ile birlikte Tel Aviv ve Riyad arasındaki normalleşme süreci de rafa kalkmak zorunda kaldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="4-3" height="452" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/4-3.jpg" width="680" /></p>

<p>Filistin direnişi tarafından Aksa Tufanı Harekatı’nın başlatılmasının bir diğer nedeni de İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırı planları içerisinde olduğunun öğrenilmesiydi. Direnişe yakın kaynakların aktardığına göre Hamas, Aksa Tufanı Harekatı’nı başlatmasaydı; Siyonist İsrail rejimi Gazze’ye yönelik büyük bir saldırıya girişecekti. Aksa Tufanı ile birlikte İsrail rejiminden önce davranan Hamas, Siyonistlere büyük bir darbe vurmuş oldu.</p>

<p><img alt="5-3" height="414" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/5-3.jpg" width="740" /></p>

<p><strong>FİLİSTİNLİLERİN AMACI NE?</strong></p>

<p>Aksa Tufanı Harekatı’nı başlatarak Siyonist İsrail rejimine büyük bir darbe vuran Filistin direnişinin kısa vadede dört tane temel amacı bulunuyor. Buna göre Filistin direnişinin ilk amaçlarından biri Gazze’ye yönelik uygulanan ambargo ve ablukanın kaldırılması… On yılı aşkın bir süredir Gazze’ye uygulanan ambargo ve abluka büyük bir insanlık dramına sebep olurken Filistin direnişi bu durumun son bulmasını talep ediyor.</p>

<p><img alt="6-2" height="416" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/6-2.jpg" width="544" /></p>

<p>Filistinlilerin Aksa Tufanı Harekatı’nı başlatmasının bir diğer amacı da İsrail zindanlarında bulunan Filistinli esirlerin serbest bırakılması. Siyonist İsrail rejimi zindanlarında binlerce Filistinli esirin bulunduğu bilinirken bu esirler son derece zor şartlar altında bulunuyor. Esirlere her türlü zulmü uygulayan İsrail rejimi bu zulümlerinde kadın, erkek yahut çocuk ayrımı yapmıyor.&nbsp;</p>

<p><img alt="7-2" height="414" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/7-2.jpg" width="740" /></p>

<p>Filistinliler, Siyonist İsrail rejiminin başta Kudüs ve Batı Şeria olmak üzere Filistin topraklarındaki Yahudileştirme Politikalarından da rahatsız. Bu bağlamda söz konusu faaliyetlerin son bulmasını talep eden Filistinliler, kendi topraklarının demografik ve mimari açıdan Yahudileştirilmesinin önüne geçilmesini istiyor.</p>

<p><img alt="8-2" height="454" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/8-2.jpg" width="680" /></p>

<p>Siyonist İsrail rejiminin kimi İslam ülkeleri ile gerçekleştirmiş olduğu normalleşme süreçleri de Filistinlileri oldukça rahatsız ediyor. Zira söz konusu durum Filistin davasının aleyhine bir nitelik teşkil ediyor. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bazı İslam ülkelerinin İsrail rejimi ile normalleşmiş olmasının Filistin davasına zarar verdiğini düşünen Filistinlilerin Aksa Tufanı Harekatı’nı başlatma gerekçelerinden birini de bu durum oluşturuyor. Öte yandan Aksa Tufanı Harekatı gerçekleşmeseydi Suudi Arabistan ile İsrail rejiminin normalleşme anlaşması imzalayacağı biliniyordu.</p>

<p><img alt="9-2" height="472" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/9-2.jpg" width="654" /></p>

<p>Filistin direnişinin Aksa Tufanı Harekatı ile birlikte gerçekleştirmek istediği kısa vadeli amaçlar yukarıda belirtildiği şekilde… Bunun yanı sıra Filistin halkı uzun vadede topraklarının tamamını özgürleştirmek istiyor. Bu bağlamda kullanılan ”Nehirden denize özgür Filistin” ifadesi önemli bir manayı &nbsp;barındırıyor.&nbsp;</p>

<p><img alt="10-2" height="318" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/10-2.jpg" width="606" /></p>

<p><strong>SİYONİST İSRAİL REJİMİ NEYİ AMAÇLIYOR?</strong></p>

<p>Filistin direnişinin Aksa Tufanı Harekatı ile birlikte Siyonist İsrail rejimine büyük bir darbe vurduğu bir gerçek… Bu hakikatı örneklendirme adına birçok husus bulunsa da İsrail rejimi Başbakanı Benjamin Netanyahu ve diğer birçok Siyonist ismin içerisinde bulundukları durumu “Varlık-Yokluk Savaşı” olarak nitelendirmesi önemli bir detay olarak duruyor. Öte yandan Siyonistler, Aksa Tufanı Harekatı’nı Holokost’tan bu yana başlarına gelen en büyük bela olarak görüyor.&nbsp;</p>

<p><img alt="11-3" height="414" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/11-3.jpg" width="738" /></p>

<p>Peki Siyonist İsrail rejimi içerisinde bulunduğu koşullarda neleri amaçlıyor? Bu sorunun cevabını verirken ilk olarak Yeşaya Kehaneti’ni açıklamamız gerekiyor. İsrail rejimi Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Gazze Soykırımı’nın ilk günlerinde dile getirdiği ve gerçekleştirmek istediklerini belirttiği kehanete göre Siyonistlerin Filistin’deki tüm Müslümanları öldürmesi gerekiyor. Muharref Tevrat’ın içerisinde yer alan Tanah adlı kitaptaki bu kehanete göre Yaratıcı, Yahudilere hedefledikleri bölgede hayvanlara varıncaya dek tüm canlıları öldürmesini emrediyor. Siyonistler ancak böyle yaptıktan sonra inandıkları Mesih’in yeryüzüne geleceğine ve dünyadaki krallıklarının başlayacağına inanıyor.</p>

<p><img alt="12" height="428" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/12.jpg" width="716" /></p>

<p>Gazze’deki tüm Müslümanları hedef tahtasına koyan ve tam anlamıyla bir soykırıma imza atan Siyonist İsrail rejiminin bir diğer amacı da Hamas’ı yok etmek… Filistin direnişini kendisine en büyük tehdit olarak gören İsrail rejimi bu bağlamda Gazze’ye bir kara saldırısı da başlatmıştı. Şu ana kadar Hamas’ı yok etme amacına ulaşamayan İsrail rejiminin bu hedefini gerçekleştirmesi çok zor görünüyor. Zira 7 Ekim’de başlayan destansı mücadelenin ardından yeryüzünün birçok noktasındaki insanın samimiyetini kazanan Hamas için artık küresel alanda destekçileri olan bir oluşum ifadesini kullanmak zor olmasa gerek…</p>

<p><img alt="13" height="362" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/13.jpg" width="642" /></p>

<p>Gazze’de gerçekleştirdiği soykırımın haricinde bölgedeki halkı Sina Çölü’ne sürmek isteyen İsrail rejimi, Gazze’nin de Yahudileştirilmesini amaçlıyor. Öte yandan Siyonist İsrail rejiminin söz konusu amacına ulaşsa dahi uslanmayacağı bir hakikat olarak duruyor. Zira Siyonistlerin nihai hedefleri arasında Arz-ı Mev’ud’u gerçekleştirme hususu bulunuyor. Yahudilik’in üç temel inanç esasından biri olan Arz-ı Mev’ud inanışına göre Siyonistlerin Fırat ile Nil arasını ele geçirmesi gerekiyor. Bu bağlamda düşünecek olursak Gazze’nin yenilmesi halinde Siyonist saldırganlığın İslam coğrafyasının daha birçok noktasına yayılacağına kesin gözle bakılıyor.</p>

<p><img alt="14" height="536" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/14.jpg" width="576" /></p>

<p><strong>TÜRKİYE VE DİĞER İSLAM ÜLKELERİ, İSRAİL’E KARŞI HANGİ ADIMLARI ATMALI?</strong></p>

<p>Varlığıyla yeryüzüne kargaşa saçan İsrail rejimine karşı sert adımlar atılmasının zaruri olduğu görülüyor. Kurulduğu günden beri Müslümanlara türlü mezalimlerde bulunan ve Filistin topraklarını işgal eden İsrail rejimine karşı atılması gereken adımların başında diplomatik ilişkilerin kesilmesi hususu geliyor. Bu bağlamda da İsrail ile yapılan “normalleşme” girişimlerinin son bulması ve karşılıklı misyonların kapatılması gerekiyor.&nbsp;</p>

<p><img alt="15" height="406" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/15.jpg" width="756" /></p>

<p>Siyonist rejimi etkisizleştirebilme adına adım atılması gereken bir diğer alan ikili anlaşmalar konusu. İsrail ile gerçekleştirilen tüm ikili anlaşmaların iptal edilmesi büyük önem arz ediyor. Bu doğrultuda akıllara ilk olarak ülkemizin İsrail rejimi ile 27 Haziran 2016’da imzaladığı “normalleşme” anlaşması geliyor. Türkiye başta olmak üzere tüm İslam ülkelerinin İsrail ile yaptığı tüm ikili anlaşmalardan çekilmesi coğrafyamızın selameti önem taşıyor.</p>

<p><img alt="16" height="416" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/16.jpg" width="740" /></p>

<p>Ellerinde Müslüman kanı bulunan katil işgalcilere darbe vurulması gereken alanlardan bir diğerini de yargı sahası teşkil ediyor. Bu çerçevede İsrail rejimi hükümeti ve askeri yetkilileri hakkında uluslararası davaların açılması ve bu şahıslar hakkında yakalama kararı çıkarılmasının sağlanması gerekiyor. Geçtiğimiz yıllarda İsrail rejimi aleyhine açılan fakat “normalleşme” anlaşması kapsamında düşürülen Mavi Marmara davasını da hatırlatmamız zorunluluk taşıyor. İsrail rejimini oldukça zor durumda bırakan Mavi Marmara davasına teknik olarak geri dönüşün mümkün olduğu biliniyor. Siyonist katillerin cezalandırılması için yargılama sürecine dönülmesi ile İsrail rejiminin baskı altına alınacağı düşünülüyor.</p>

<p><img alt="17" height="416" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/17.jpg" width="740" /></p>

<p>Filistin davasına sahip çıkmanın ve İsrail rejimine karşı durmanın yolu zihinlerden de geçiyor. Filistin’in özgürlüğü için sahip olduğumuz fikirlerin doğruluğu büyük önem taşırken Filistin topraklarının zerresinde İsrail’in hakkı olmadığını bilmek ve buna uygun olarak hareket etmek gerekiyor. Bu çerçevede Müslüman ülkelerin yöneticilerinin İsrail rejiminin Filistin’deki işgaline çözüm olarak sunulan ‘iki devletli çözüm’ anlayışından uzak durması ve ‘Filistin’in nehirden denize tamamının özgürleştirilmesi’ ilkesine uygun bir siyaset izlemesi şart duruyor. Öte yandan İsrail rejiminin İslam coğrafyasından söküp atılması amacıyla çalışmalarda bulunacak resmi oluşumlar kurulması da önem arz eden konular arasında yer alıyor.</p>

<p><img alt="18" height="255" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/18.jpg" width="453" /></p>

<p>Müslüman ülke yöneticilerinin İsrail rejimini çökertmek adına Filistin’e maddi ve askeri alanda verecekleri destek önemlilik arz ediyor. Bu noktada İsrail rejiminin zulümlerini caydırıcı ve engelleyici bir nitelik taşıyan ‘Filistin Barış Gücü’nün kurulması ve bu oluşuma tüm İslam ülkelerinden belirli sayıda asker alımında bulunulması gerekiyor. Filistin hükümeti ile işbirliği yapmak suretiyle Kudüs başta olmak üzere Filistin topraklarının Yahudileştirilmesinin önüne geçilmesi de büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda da Filistin topraklarında yatırımlarda bulunulması ve İslami kültürün devamının sağlanması şart duruyor. Öte yandan Filistinlilere destek verilmesi gereken alanlardan birini de mülteciler meselesi oluşturuyor. İsrail işgali nedeniyle topraklarından ayrılmak zorunda kalan Filistinlilerin evlerine geri dönüşü için desteklenmesi ve bu doğrultuda uluslararası bir oluşum kurulması atılması lüzumlu adımlar arasında yer alıyor.</p>

<p><img alt="19" height="414" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/19.jpg" width="770" /></p>

<p>Başta Filistinliler olmak üzere tüm insanlık için tehlike saçan İsrail rejiminin en güçlü olduğu alanların başında ekonomi geliyor. İsrail rejimine mali alanda ciddi darbeler vurulması gerekirken bu minvalde İsrail rejimine ekonomik ambargoların uygulanması şart görünüyor. İsrail’e açılacak ekonomik savaş kapsamında hava sahalarının İsrail rejimine kapatılması, karşılıklı uçuşların durdurulması, limanların İsrail rejimine ait unsurları kabul etmemesi, İsrail malı ürünlerin İslam ülkelerine girmesinin engellenmesi gibi hususlar da gereklilik arz ediyor.&nbsp;&nbsp;</p>

<p><img alt="20" height="414" src="https://muslimportcom.teimg.com/muslimport-com/uploads/2024/11/20.jpg" width="740" /></p>

<p>İslam ülkelerinde İsrail rejiminin varlığına doğrudan ya da dolaylı olarak hizmet eden tüm askeri üslerin millileştirilmesi gerekiyor. Siyonist İsrail rejiminin gerçekleştirdiği zulümlerdeki en büyük destekçi niteliği taşıyan ABD’ye kaşı atılacak adımların da İsrail’e zarar vereceği aşikâr olarak ortada duruyor. ABD’nin ve NATO’nun İslam ülkelerinde bulunan askeri üslerinden İsrail rejimine istihbarat ve lojistik gibi noktalarda destek sağlanabileceği düşünüldüğünde bu üslerin de millileştirilmesinin önemi daha iyi anlaşılıyor.</p>

<p>Bahsi geçen hususlarla birlikte işgalci İsrail rejimine karşı harekete geçilmesi gereken alanlardan birini de Müslümanların birlikteliği oluşturuyor. İslam ülkelerinden teşekkül edecek birlik mekanizması hayati önem taşırken bu noktada D-8’in aktif bir hale getirilmesi gerekiyor. Millî Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan öncülüğünde hayata geçirilen ve yeryüzünde adil bir nizamın oluşturulmasını amaç eden D-8’e gerektiği şekilde sahip çıkılması halinde İsrail rejiminin planlarını hayata geçirmede büyük zorluk yaşayacağı öngörülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Haberler, MP Dosya</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/4-soruda-aksa-tufani</guid>
      <pubDate>Thu, 31 Oct 2024 00:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2024/10/aksa-tufani.jpg" type="image/jpeg" length="81634"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
