<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Muslim Port | İslam Coğrafyası ve Dünya'dan Haberler</title>
    <link>https://www.muslimport.com</link>
    <description>İslam Coğrafyası ve Dünya'dan Haberler</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.muslimport.com/rss/dogu-turkistan" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 19 Apr 2026 03:20:52 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/rss/dogu-turkistan"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Çin'in Zulmüne Neden Kimsenin Sesi Çıkmıyor? Ramazan'da Zorla Su İçiriyorlar!]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/cinin-zulmune-neden-kimsenin-sesi-cikmiyor-ramazanda-zorla-su-iciriyorlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/cinin-zulmune-neden-kimsenin-sesi-cikmiyor-ramazanda-zorla-su-iciriyorlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslümanlar dünyanın her köşesinde zalim rejimlerin hedefinde... Kimisi vahşice katlediliyor, kimisi işgal altında aç, susuz bırakılıyor. Kimisi topraklarından ediliyor, kimisi ise dinini yaşamasına engel olunuyor... Doğu Türkistan'da Çin işkencesi Ramazan ayında da devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğu Türkistan'da&nbsp;Ramazan&nbsp;ayında bu yılda parti üyeleri, kamu personeli, öğrenciler ve öğretmenlerin oruç tutmasını ve namaz kılmasını yasaklayan yasalar uygulamaya alındı.</p>

<p>Zalim&nbsp;Çin&nbsp;rejiminin işgalindeki&nbsp;Doğu Türkistan'da&nbsp;Ramazan&nbsp;yasağı bildirisi tekrar yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bildiriye göre&nbsp;Müslüman&nbsp;parti üyeleri, kamu personeli, öğrenci, öğretmen, devlet kontrolündeki şirket ve kuruluşlarda çalışanların, Ramazan ayı boyunca oruç tutmalarının yasaklandığı duyuruldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ramazan ayına özel yasaklar arasında Doğu Türkistanlıların, yurt dışındaki yakınlarıyla iletişim kurmalarının engellenmesi de yer alıyor.</p>

<p><strong>Polis eşliğinde zorla su içiriyorlar!</strong></p>

<p>Öte yandan işgal altındaki Doğu Türkistan'ın köylerinde de halkın oruç tutup tutmadığını kontrol etmek için&nbsp;Ahaliler Komitesi'ne götürüldüğü, polislerin gözetiminde ilaç ve su içirildiği öğrenildi.</p>

<p>Başta&nbsp;Uygur Türkleri&nbsp;olmak üzere bölgede yaşayan Müslüman Türk toplulukları, oruç tutmak dahil olmak üzere İslami faaliyetlerde bulunamıyor. Dini ibadetlerini yerine getirilmeleri yasaklanıyor. Tesettür ve sakal gibi uygulamaların da yasak olduğu Türk yurdunda, vakit namazları ve teravihler de eda edilemiyor.</p>

<p><em>(milli gazete)</em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Doğu Türkistan</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/cinin-zulmune-neden-kimsenin-sesi-cikmiyor-ramazanda-zorla-su-iciriyorlar</guid>
      <pubDate>Fri, 15 Mar 2024 21:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2024/03/112958014-f13f7425-074f-4111-ab3c-49c5233cf700.jpg" type="image/jpeg" length="74338"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya'nın Dev Şirketinin Doğu Türkistan'da Uygurların Zorla Çalıştırılmasıyla Bağlantılarını Gösteren Yeni Kanıtlar]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/almanyanin-dev-sirketinin-dogu-turkistanda-uygurlarin-zorla-calistirilmasiyla-baglantilarin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/almanyanin-dev-sirketinin-dogu-turkistanda-uygurlarin-zorla-calistirilmasiyla-baglantilarin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın dev şirketi Volkswagen de dahil olmak üzere büyük şirketlerin Uygurların sistematik bir şekilde Çin devleti tarafından dayatılan zorla çalıştırılmasına karıştığını gösteren yeni kanıtlar kamuoyuyla paylaşıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğu Türkistan'ın insan hakları durumu konusunda tanınmış bir akademisyen olan Komünizm Mağdurlarını Anma Vakfı Kıdemli Üyesi ve Çin Araştırmaları Direktörü Dr. Adrian Zenz, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 75. yılı dolayısıyla Almanya'da düzenlenen bir konferansta önemli açıklamalarda bulunarak, Volkswagen de dahil olmak üzere büyük şirketlerin Uygurların sistematik, Çin devleti devlet tarafından dayatılan zorla çalıştırılmasına karıştığını gösteren kanıtları kamuoyuyla paylaştı.</p>

<p>Dr. Zenz'in bulguları, Uygurların Çin komünist rejimi tarafından yanıltıcı bir şekilde "yeniden eğitim" kampları olarak adlandırılan toplama kamplarına kapatılmalarının ardından, FAW-Volkswagen gibi şirketlerde doğrudan istihdama yol açan eğitimlere yönlendirildiklerini ortaya koyuyor. Çin kaynaklarından sızdırılan Sincan Polis Dosyaları içinden ilk kez yayınlanan belgeler ve Çin devletinin iç yazışmaları, toplama kamplarındaki Uygurların zorla eğitime gönderildiği mesleki eğitim kurumları ile bu şirketler arasında doğrudan bağlantılar olduğunu gösteriyor. Volkswagen ile doğrudan iş birliği olan Sincan Hafif Endüstri Teknik Koleji ve Sincan Meslek Üniversitesi gibi önde gelen kurumların da Uygurların toplama kamplarından zorla çalıştırılmak üzere zorla mesleki eğitime tabi tutuldukları kurumlar arasında adları geçmekte.</p>

<p>Kanıtlar, çok uluslu şirketlerin Doğu Türkistan'da insanlığa karşı işlenen suçlara ve diğer ağır insan hakları ihlallerine karıştığına dair ciddi endişeleri artırdı. Dr. Zenz, Uygurların ve bölgedeki diğer Türk halklarının toplama kamplarına alınmasının iki milyondan fazla kişiyi doğrudan etkilediğini, Doğu Türkistan’daki bu durumun İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük devlet zorla çalıştırma sistemini oluşturduğunu hatırlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doğu Türkistan'da zorla çalıştırma ve mesleki eğitimin iç içe geçmesi, şirketlerin bilerek ya da bilmeyerek insan hakları ihlallerine katkıda bulunabileceği karmaşık bir sistem ortaya çıkardı. Dr. Zenz'in yeni açıklamaları , uluslararası toplum için, özellikle de devletlerin hesap verebilirliği sağlaması ve bölgede ticari bağları olan şirketlerin bu ciddi insan hakları endişeleri ışığında operasyonlarını ve tedarik zincirlerini yeniden değerlendirmeleri için bir eylem çağrısı mahiyeti taşıyor. Dr. Zenz, Doğu Türkistan'dan tamamen çekilmenin şirketler için etik olarak kabul edilebilir tek karar olduğunu, çünkü denetimlerin ve diğer önlemlerin mevcut ortamda baskıdan arınmış bir ortamda gerçekleşemeyeceğini vurguladı.</p>

<p>Uygur Hareketi İcra Direktörü Rushan Abbas, bu bulguları yorumlayarak, Çin devleti tarafından dayatılan ve Uygur halkına karşı işlenen insan kaçakçılığı ve zorla çalıştırma gibi ağır insanlık suçlarına ortak olmaya devam eden şirketleri en güçlü biçimde kınadı ve Doğu Türkistan'da veya Doğu Türkistan ile ticaret yapmaktan derhal vazgeçilmesi çağrısında bulundu: "Bugün ortaya çıkan korkunç gerçek, şirketlerin Doğu Türkistan'da Uygur halkının kanı, teri ve gözyaşı ile elde edilen kârların kaynağı konusunda bilgilerinin olmadığını söylemeye kesinlikle yer olmadığını göstermektedir. Ortada pişmanlıktan öte yapacak bir şey kalmadan bir an önce, hemen harekete geçmeliyiz.”&nbsp;<br />
Uygurların çektiği acıları uzaktan izlemek yeterli olmadığı ve somut eylemlere ihtiyaç duyulduğunu belirten Abbas, “Şirketler için zaman daralıyor. Çin’in insanlığa karşı işlediği suçlara ortak olmak istemiyorlarsa şirketler Doğu Türkistan’dan derhal çıkmalı ve ilişkilerini kesmelidir. Çin'in baskıcı rejimi nedeniyle uluslararası misyonların ve denetimlerin Uygur işçilerin gerçek koşullarını tespit etmesinin imkansız olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Uygur Soykırımının suç ortağı olma riskiyle karşı karşıya olan şirketler için bölgeden derhal çekilmek ve bölgeyi terk etmek geçerli ve ahlaki tek çözümdür” dedi.</p>

<p>Uygur Hareketi, uluslararası hukuka ve BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkelerine bağlı kalabilmek için Doğu Türkistan'dan kurumsal olarak ayrılmanın acil bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha vurgulamaktadır. Tüm kuruluşlara, insanlığa karşı işlenen bu suçlarla yüzleşmek için ahlaki, etik ve yasal yükümlülüklerini hatırlatıyoruz. Şirketleri, hükümetleri, paydaşları ve bireyleri mağdurları dinlemeye, uluslararası raporları dikkate almaya ve Çin'i Uygur halkına karşı işlediği suçlar nedeniyle sorumlu tutmak için birleşmeye çağırıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Doğu Türkistan</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/almanyanin-dev-sirketinin-dogu-turkistanda-uygurlarin-zorla-calistirilmasiyla-baglantilarin</guid>
      <pubDate>Wed, 06 Dec 2023 21:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2023/12/volkswagen-in-dogu-turkistan-da-uygurlarin-zorla-calistirilmasiyla-baglantilarini-gosteren-yeni-kanitlar-ortaya-cikti-6286.webp" type="image/jpeg" length="18924"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uygur Soykırımının Acımasız Gerçekleri: Haber Alınamayan Vefatlar]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/uygur-soykiriminin-acimasiz-gercekleri-haber-alinamayan-vefatlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/uygur-soykiriminin-acimasiz-gercekleri-haber-alinamayan-vefatlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çin Komünist Rejimi'nin baskısı ve zulmü altında soykırım mağduru olan Uygurların karşılaştıkları insanlık dışı durumlar, her geçen gün daha da dehşet verici bir boyuta ulaşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uygur Soykırımı’nın en acı örneği, babasının ölümünü bile aylar sonra öğrendi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çin Komünist Rejimi’nin baskısı ve zulmü altında soykırım mağduru olan Uygurların karşılaştıkları insanlık dışı hadiselere dair her geçen gün yeni haberler gelmektedir. Başta Müslümanların çoğunlukta yaşadığı ülkeler olmak üzere dünyanın gözleri önünde bir soykırım gerçekleşmektedir. Bu soykırım sürecinde Çin Komünist rejiminin Doğu Türkistan’ı hem gerçek duvarlarla hem de sanal engellerle dünyadan kopardığı için Uygurlar açısından zulüm daha da katlanmaktadır. Yıllardır annelerinden, babalarından ve yakınlarından haber alamayan Uygurlar yakınlarının vefatlarını bile aylar sonra öğrenmektedir. Bu zulmün en son mağdurlarından biri ise Uygur Araştırmalar Merkezi İcra Direktörü Abdulhakim İdris olmuştur. İdris, babası Abdulkerim Zikrullah İdris’in vefat haberini 7 ay sonra almıştır. Üstelik babasının neden öldüğü hayatının son anlarında neler yaşandığına dair hiçbir bilgi yoktur. Bu acı haber ancak Doğu Türkistan’dan çok kıt kaynaklardan elde edilen bilgilerle öğrenilmiştir.</p>

<p>Abdulhakim İdris, Doğu Türkistan davasını duyurmak için dünyanın dört bir tarafına dağılmış milyonlarca Uygurlardan biridir. Gençliğinin baharında anne ve babasından ayrılarak gurbete giden İdris, arkadaşları ile birlikte Doğu Türkistan’daki Çin zulmünü anlatmaya kendisini adamıştır. Hem annesi hem de babası da onu yurt dışına gönderirken bu önemli sorumluluğu Abdulhakim İdris’e vermiştir. Doğu Türkistan’a bir daha dönemeyen Abdulhakim İdris, babasını son kez 20 yıl önce görmüştür. Babası ile en son telefon konuşması ise 25 Nisan 2017’dir. O tarihte anne ve babasının yaşadığı ev Çinlilerin gözetimi ve kontrolü altında olduğu için Annesi ve babası Abdulhakim İdris’e bir daha onları aramamalarını söylemiştir. O günden bugüne kadar ne annesinin ne babasının ne de kardeşlerinin durumu hakkında bilgi alınamamıştır. Tam 6 yıl sonra Doğu Türkistan’dan ulaşılan bir kaynak Abdulhakim İdris’in babası Abdulkerim Zikrullah’ın 7 ay önce vefat ettiği bilgisini ulaştırmıştır. Annesinin durumu hakkında henüz bir bilgi yoktur. Kardeşleri ve kardeşlerinin eşleri halen toplama kampında tutulmaktadır. Acı haberi öğrenen İdris, gurbet hayatının en acı gününü yaşamıştır, “Bir oğul olarak kalbim buruk, son yıllarında babamlavakit geçiremedim. Güzel anılar bir film gibi gözlerimin önünde geçmeye başladı. Babam inanan, çalışkan ve adanmış bir adamdı. Beni bugün olduğum gibi yetiştirdi ve halkımız için çaba göstermem için bir yola soktu. Özgürlük ve adalet bedelsiz gelmez, Doğu Türkistan halkının &nbsp;ödediği ve ağır bir şekilde ödemeye devam ettiği bedel budur. Bir soykırım sırasında memleketinde vefat eden babamı şehit olarak görüyorum, Allah'ın ona cenneti bahşetmesi için dua ediyorum ve bir gün orada tekrar bir araya gelmesi için dua ediyorum” diyerek duygularını dile getirmiştir.</p>

<p>Çin'in Uygurlara yönelik soykırım baskısı ile, Çin Hükümeti kasıtlı olarak yurtdışındaki Uygurlar ile Doğu Türkistan'daki aile üyeleri arasındaki hayati iletişim kanallarını engellemektedir. Uygurlar, vefatlarından aylar hatta yıllar sonra sevdiklerinin kaderini öğrenmenin işkence yükünü üstlenmek zorunda kalmaktadır. Bu acımasız gerçeklik, Uygurlara karşı devam eden soykırımın büyüklüğünün ve ciddiyetinin bir kanıtı olarak hizmet etmektedir.</p>

<p>Bu acı hadise bir kez daha ortaya koymuştur ki, iletişim teknolojisinin zirvede olduğu bir çağda, Uygurlar üzerindeki baskı ve zulüm o kadar ağırdır ki, Doğu Türkistan halkı yakınlarının vefat haberlerini bile öğrenememektedir. Bütün dünyanın bu zulme dur demesinin vakti gelmiştir. Eğer insanlık bir an önce harekete geçmezse, başta Müslümanların çoğunlukta yaşadığı ülkeler olmak üzere bu soykırıma görmezden gelenler, soykırım suçunun ortağı olarak tarihe geçecektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Doğu Türkistan</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/uygur-soykiriminin-acimasiz-gercekleri-haber-alinamayan-vefatlar</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Aug 2023 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2023/08/uygur-arastirmalari-merkezi-baskani-abdulhakim-idris.webp" type="image/jpeg" length="61375"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uygur Teşkilatlarından Ortak Basın Bildirisi]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/uygur-teskilatlarindan-ortak-basin-bildirisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/uygur-teskilatlarindan-ortak-basin-bildirisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin 26 Temmuz tarihinde Türkiye’yi ziyaret edeceğinin açıklanması üzerine Türkiye’de faaliyet gösteren Uygur teşkilatları ortak basın bildirisi yayınlayarak Doğu Türkistan’daki Komünist Çin zulmünü hatırlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Muslim Port Haber Merkezi </b></p>

<p>Türkiye’de bulunan Uygur Teşkilatları, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin 26 Temmuz tarihinde Türkiye’yi ziyareti sebebiyle ortak bir basın bildirisi yayınladı. Söz konusu bildiride, “Doğu Türkistan-Uygur teşkilatları olarak, devlet yetkilileri ve Türk kamuoyunu Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Müslüman Türk halklarına uygulamakta olduğu “SOYKIRIM VE İNSANLIĞA KARŞI SUÇ” teşkil eden politikalarına karşı bilgilendirmek ve taleplerimizi ortaya koymak amacıyla bu basın bildirisi hazırlanmıştır” ifadesine yer verildi.</p>

<p><i>Basın bildirisinin tamamında ise şu ifadelere yer veriliyor: </i></p>

<p>Çin’in 2017’den itibaren milyonlarca Uygur ve diğer Müslüman Türk halkına yönelik geniş çaplı tutuklama gerçekleştirerek Nazi tipi Çin toplama kampları ve hapishanelerde öldürme, işkence, zorla kaybetme, zorla çalıştırma, zorla kısırlaştırma, zorla Çinlilerle evlendirme, cinsel taciz, tecavüz, çocukları ailelerinden ayırarak asimilasyon kamplarına kapatma gibi gayri insani uygulamalarının yanı sıra bir milletin beyni sayılan düşünürler, bilim insanları, öğretmenler, doktorlar, yazarlar ve dini alimleri toplama kamplarına kapattığı ve onlarca yıllık hatta ömür boyu hapis cezalarına çarptırdığı bilinmektedir.</p>

<p>Aynı zamanda tanınmış sevilen sanatçılar, sporcular, iş insanları, esnaf ve toplum önderleri gibi milliliği ayakta tutan, değer katan zümreye karşı da topyekûn imha politikasını planlı, sistematik bir biçimde uygulamakta olduğu bunun “ soykırım ve insanlığa karşı suç” teşkil eden davranışlar olduğu, Çin tarafından her ne kadar inkar ve manipüle edilmeye çalışılsa da, kamp mağdurları ve şahitlerin tanıklıkları, araştırmacılar ve uluslararası kuruluşların raporları, gazetecilerin elde ettiği belgeler ve Çin polis arşivlerinden sızdırılan çok gizli belgeler ile sabittir. Dünyadan gelen tepkiler üzerine kamplara kapatılanların bir kısmı serbest bırakılmış olsa da çoğu göstermelik sözde yargılama sonucu uzun süreli hapis cezalarına çarptırılmıştır.</p>

<p>BM İnsan Hakları Komiserliği raporunda Çin’in Doğu Türkistan’da (Sincan Uygur Özerk Bölgesinde) “ciddi insan hakları ihlalleri” ve “insanlığa karşı suç" düzeyine varabilecek işkence vakaları için güvenilir kanıtlar bulunduğunu belirtmiştir. Şimdiye kadar Avrupa Birliği ve ABD başta olmak üzere 10’dan fazla ülke Çin’in Doğu Türkistan’da (Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde) Uygur ve diğer Müslüman Türk halklarına uygulamakta olduğu politikalarını SOYKIRIM VE İNSANLIĞA KARŞI SUÇ olarak tanımıştır. Londra'da kurulmuş olan Bağımsız Uygur Mahkemesi 9 Aralık 2021 tarihinde Çin’in Uygur ve diğer Müslüman Türk halklarına karşı “SOYKIRIM VE İNSANLIĞA KARŞI SUÇ” işlediğine hükmetmiştir. BM’de 50 ülkenin imzaladığı açıklamada, Çin’in “ağır ve sistematik” insan hakları ihlalleri kınanırken, Uygur Türkleri ve “keyfi olarak özgürlüklerinden mahrum bırakılan herkesi” serbest bırakması gerektiği talep edilmiştir.</p>

<p>BM’de Türkiye'nin de desteklediği Çin’in insan hakları ihlallerinin araştırılması önergesi, çoğu Müslüman ülkenin Çin tarafında yer alması sonucu reddedilmiştir. Müslüman ülkelerin Doğu Türkistan’da binlerce caminin tahrip edilmesi, kutsal kitabımız Kur'an-i kerimin toplatılarak yakılması ve ibadet özgürlüğünün yasaklarına karşı sessiz kalması da anlaşılır bir tutum değildir.</p>

<p>Demokrasi, insan hakları, adalet, özgürlük ve hukukun üstünlüğüne inanan ve bu istikamette ilerleyen Türkiye Cumhuriyeti, Doğu Türkistan meselesi bakımından çok büyük önem arz etmektedir.</p>

<p>Bu nedenle, Wang Yi’nin ziyareti sırasında Türk devlet yetkililerinden aşağıdaki konuların gündeme getirilmesini talep ediyoruz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ol>
 <li>Çin’in Doğu Türkistan’daki soykırım politikalarından bir an önce vaz geçmesi, Uygurlar başta olmak üzere tüm Doğu Türkistan halkının insan haklarının, özellikle ana dil ve dini inanç özgürlüğünün korunması;</li>
 <li>Doğu Türkistan’a Çinli göçmenleri yerleştirerek bölgenin demografik yapısını değiştirme ve Uygurları asimile etme çabalarının durdurulması;</li>
 <li>Haksız yere keyfi olarak kamplarda ve hapishanelerde tutulanların derhal serbest bırakılması;</li>
 <li>Türkiye’den bir heyetin Doğu Türkistan’da engelsiz ve takipsiz bir şekilde araştırma ve gözlem yapabilmesinin talep edilmesi.</li>
 <li>Doğu Türkistan’da kamplarda ya da hapishanelerde tutulan Türk vatandaşlarının serbest bırakılıp, Türkiye’ye dönmesine izin verilmesi;</li>
 <li>Türk vatandaşı veya Türkiye’de yaşayan binlerce Uygurun Doğu Türkistan’da kalan aile fertleri ile irtibata geçebilmesi, paramparça olan aileleri yeniden birbirine kavuşturarak, bu çeşit trajedilere derhal son verilmesi;</li>
 <li>Uygurlara uygulanan Seyahat kısıtlamalarının kaldırılması.</li>
</ol>

<p>Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</p>

<p><i>Basın bildirisini yayınlayan Uygur Teşkilatları ise şu şekilde:</i></p>

<p><b>Dünya Uygur Kurultayı Vakfı, Uygur Akademisi Vakfı, Doğu Türkistan Araştırmaları Vakfı, Uygur Hareketi Teşkilatı, Uygur Araştırmaları Merkezi </b></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Doğu Türkistan, Özel Haber</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/uygur-teskilatlarindan-ortak-basin-bildirisi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Jul 2023 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2023/07/uygur.jpg" type="image/jpeg" length="48795"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğu Türkistan’da Anne Olmak!]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/dogu-turkistanda-anne-olmak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/dogu-turkistanda-anne-olmak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm dünya Anneler Gününde anneleri ile sarılıp kucaklaşırken Doğu Türkistanlı anneler ise kimi evladına, kimi kocasına, kimi evine, kimi kızkardeşine, annesine, babasına, kimi de vatana hasret...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uygur Hareketi dünyadaki tüm annelerın anneler gününü en içtenlikle kutlar ! Aynı zamanda, Çin hükümeti tarafından devam eden soykırım Doğu Türkistan’da Uygur kadın ve çocuklarının karşılaştığı mücadelelere dikkat çekmek istiyoruz.</p>

<p>Komünizm Kurbanlarını Anma Vakfı’nda (VOC) kıdemli bir araştırmacı olan Dr. Adrian Zenz’in raporları, Uygur kadınlarının zorla kısırlaştırma ve kürtaja maruz kaldığını ve bazı bölgelerde Uygur doğum oranında şaşırtıcı bir düşüşe yol açtığını ortaya koyuyor. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Çin Büyükelçiliği bile bu vahşetleri kutladı ve soykırım eylemlerinin Uygur kadınlarının “artık bebek yapma makineleri” olmamasını sağladığını gururla duyurdu. Dr. Gülşen Abbas ve Dr. Rahile Dawut gibi milyonlarca Uygur anne, Çin’in toplama kamplarında çürümeye devam ediyor ve akla hayale gelmeyecek vahşetlere katlanıyor. Uygur kadınları işkence, tecavüz ve psikolojik tacize maruz kalırken, kampların dışındakiler köle emeği için kaçırılıyor. Bu insanlık dışı eylemler, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) insan haklarını ve uluslararası hukuku tamamen hiçe saydığını vurgulamaktadır.</p>

<p>Dahası, ÇKP’nin önlemleri, tahminen bir milyon çocuğun ebeveynlerinden ayrılmasıyla sonuçlanmıştır ve daha sonra devlet tarafından işletilen yetimhanelere gönderilmiştir. Kültürlerini ve dinlerini yaşamaları izin verilmek yerine, bu çocuklar ve kadınları ÇKP’nin sadık destekçileri olmaya teşvik etmeyi amaçlayan sert disiplin ve propagandaya maruz kalmaktadır. Endoktrinasyon ve militarizasyonun şok edici boyutu, beş yaşından küçük çocukların Çin Halk Kurtuluş Ordusu’na katılma arzularını ifade ederken, hatta ÇKP için kendilerini feda etmeye istekli olduklarını ilan ederken nasıl filme alındığına ışık tutan Bitter Winter’ın yakın tarihli bir makalesinde detaylandırılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“ÇKP, Doğu Türkistan’daki kadınları ve çocukları hedef almaktadır çünkü onlar Uygur toplumunun geleceğidir. Uygur kadınları annelik ve çocuk yetiştirme gibi temel haklarından mahrum bırakılıyor. Onlar için, Anneler Günü bir kutlama nedeni değil, ÇKP altında karşılaştıkları devam eden baskının bir hatırlatıcısı ve öldürülen ya da onlardan ayrılan çocukları için muazzam bir acı kaynağıdır. Bu, kız kardeşim Gülşen Abbas’ın ÇKP’nin acımasız baskısı nedeniyle ailesinden uzakta, Çin’in toplama kamplarında geçirdiği dördüncü Anneler Günü” diyor Uygur hareketi başkanı Rushan Abbas. Abbas,hiç olmasa “ anneler gününde , Uygur kadınlarıyla dayanışma içinde olmalı ve uluslararası kadın hakları örgütlerinin ve Birleşmiş Milletler’in Uygur ailelerini yeniden bir araya getirmek ve Uygur kadınlarının karşılaştığı zulümlere son vermek için derhal harekete geçmesini talep etmeliyiz” dedi.</p>

<p>Her gün, özellikle de Anneler Günü’nde, 2017’de Çin’deki üst düzey bir dini yetkili tarafından tanımlandığı gibi, Çin’in “soylarını kırma, köklerini kırma, bağlantılarını koparma ve kökenlerini kırma” kampanyası kapsamında acı çeken Uygur kadın ve çocuklarının kötü durumlarını hatırlamalıyız. Doğu Türkistan’ın içinde ve dışında parçalanmış aileleri görmezden gelemeyiz. Seslerinin duyulmasını ve yükseltilmesini sağlamamız şarttır.</p>

<p>Uygur Hareketi, uluslararası toplumu, bu Anneler Günü’nde ÇKP’nin acımasız insan hakları ihlalleri altında Uygurların acılarını tanımaya ve haklarını savunmak için somut adımlar atmaya çağırıyor. Uygur Hareketi ayrıca, 85. oturumlarında 12 Mayıs’ta Cenevre’de başlayan Çin’in insan hakları sicilini gözden geçiren BM Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Komitesi’ni (CEDAW), Çin hükümetine Uygur kadınlarına yönelik vahşetini sona erdirmesi için daha fazla baskı yapmaya çağırıyor.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Doğu Türkistan</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/dogu-turkistanda-anne-olmak</guid>
      <pubDate>Sun, 14 May 2023 14:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2023/05/haber-manset-13.jpg" type="image/jpeg" length="33250"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kapana Kısılan Uygurlar: Çin’in Genişleyen Çıkış Yasağı]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/kapana-kisilan-uygurlar-cinin-genisleyen-cikis-yasagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/kapana-kisilan-uygurlar-cinin-genisleyen-cikis-yasagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıllardır devam eden Çin zulmü yayınlanan raporlar ile gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Çin’in Uygurlara yönelik sürdürdüğü çıkış yasağının sürekli genişletildiği bir kez daha belgelerle ortaya kondu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Muslim Port Haber Merkezi </b></p>

<p>Safeguard Defenders adlı kuruluş tarafından “Kapana Kısılmak: Çin’in Genişleyen Çıkış Yasağı Uygulamaları” başlıklı rapor yayınlandı.</p>

<p>Raporda, çıkış yasaklarının çoğu zaman yasal bir gerekçe olmaksızın bireyler, basın ve insan hakları savunuculuğu üzerinde daha fazla baskı kurmak amacıyla Xi Jinping tarafından bir araç olarak kullandığını ortaya koyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) ulusal güvenlik gerekçesiyle uyguladığı çıkış yasakları, yalnızca insan hakları savunucuları ve yabancı gazetecileri etkilemediği raporda yer aldı. Çin, söz konusu çıkış yasaklarını bir sınır ötesi baskı aracı olarak da kullanıyor. Raporda, Xi yönetimi altında dört yeni yasanın daha kabul edildiği ve bu türden kısıtlamalar getiren yasaların toplam sayısının 14'e ulaştığı belirtildi. Bu yeni yasalardan biri olan Gözetim Kanunu (2018), hakkında soruşturma yürütülen ya da şüpheli olmasalar bile bir soruşturmayla bağlantılı olan kişileri yurt dışına çıkış yasağına tabi kılındığı iletildi. Bu uygulama sınır kapılarında ya da ikametlerinde kişilerin pasaportlarına el konulması yoluyla ya da yeni pasaport veya pasaport yenileme başvurularının reddedilmesi yoluyla hayata geçirilmekte olduğu söylendi. Genellikle bireyler Çin’den ayrılmak üzere bir sınır kapısına gelene kadar haklarında getirilen çıkış yasağı konusunda bilgilendirilmiyor.</p>

<p><b>Çıkış Yasakları Yıllardır Devam Ediyor</b></p>

<p>Çin Komünist Partisi, Doğu Türkistan ve Tibet'te uzun süredir çıkış yasakları uygulamaya devam ediyor. Uygurlar açısından pasaportlara erişim her zaman yolsuzluk ve ayrımcı prosedürler yoluyla bir silah haline getirildi. 2015 yılında Doğu Türkistan'ın İli bölgesindeki yetkililer yeni pasaport vermeyi durdurmuş ve mevcut tüm pasaportları polis tarafından muhafaza edilmek üzere geri çağırmıştı. 2016 yılına gelindiğinde pasaportların geri alınması uygulaması Doğu Türkistan genelinde daha yaygın bir şekilde uygulanmaya başlandı. Bu durum baskı altındaki Uygurları da etkilemiş, Uygur Soykırımının devam ettiği koşullar altında pasaportlarını yenilemeye çalışan bazı Uygurlara pasaport yerine sadece Doğu Türkistan'a seyahat edebilmelerine yarayan tek yönlü seyahat belgeleri verilmişti.</p>

<p><b>“Uluslararası Toplumu Harekete Geçmeye Çağırıyoruz”</b></p>

<p>Uygur Hareketi İcra Direktörü Rushan Abbas konu hakkındaki görüşlerini şu sözlerle ifade etti: <i>"Çıkış yasakları ÇKP'nin zulmünü daha da fazla dayatmak için kullandığı birçok araçtan biridir. Savunucular, insan hakları avukatları ve aileleri susturulmak amacıyla ÇKP tarafından rehin tutulmakta olup Uygur ve Tibet toplumlarının üyeleri ÇKP'nin soykırım ve insanlığa karşı suçlarının duyulmaması amacı doğrultusunda seyahat haklarından mahrum bırakılmaktadır. Safeguard Defenders tarafından hazırlanan rapor, ÇKP'nin acımasızlıkları hakkında farkındalık yaratmak ve masum sivilleri korumak için yardım çağrısında bulunmak için güçlü bir araç olarak ortaya çıktı. Uluslararası toplumu ve BM insan hakları organlarını ÇKP’nin acımasız eylemleri derhal gündeme almaya ve Uygurların, Tibetlilerin ve baskı ve acıya maruz kalan tüm bireylerin insan haklarını korumak için harekete geçmeye çağırıyoruz." </i></p>

<p><b>Uygur Hareketi</b>, (CFU) konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:</p>

<p><i>Safeguard Defenders örgütünü ÇKP'nin bir başka suçuna daha dikkat çektiği için takdirle karşıladığımızı belirtiyoruz. Çin'in çıkış yasağı uygulaması, bireylerin çoğu zaman yasallıktan yoksun açık hava hapishanelerinde zindan edilmesine ve insanlık dışı muameleye maruz kalmasına yol açtığı bilinmektedir. Çıkış yasaklarından etkilenenler Komünist rejim altında karara genel itibarıyla itiraz edememekte. Tüm hükümetleri aileleri yeniden bir araya getirmek, insan haklarını savunmak ve Çin'i işlediği suçlardan sorumlu tutmak için Çin'in çıkış yasaklarından etkilenenlerin mağduriyetine öncelik vermeye ve konuyu ele almaya çağırıyoruz. </i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Doğu Türkistan, Analiz Haber</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/kapana-kisilan-uygurlar-cinin-genisleyen-cikis-yasagi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 May 2023 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2023/05/whatsapp-image-2023-05-03-at-120036.jpeg" type="image/jpeg" length="71976"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Çin’deki İslamofobi ve Müslüman Ülkelerin Tutumları” Raporu Yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/cindeki-islamofobi-ve-musluman-ulkelerin-tutumlari-raporu-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/cindeki-islamofobi-ve-musluman-ulkelerin-tutumlari-raporu-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uygur Araştırmalar Merkezi (CUS), “Çin’deki İslamofobi ve Müslüman Ülkelerin Tutumları” başlıklı bir rapor yayınladı. Rapor, Çin rejiminin devlet destekli İslamofobisi ve özellikle Doğu Türkistan’daki Çin’in İslamofobik politikalarına odaklanmaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uygur Araştırmalar Merkezi (CUS), “Çin’deki İslamofobi ve Müslüman Ülkelerin Tutumları” başlıklı bir rapor yayınladı. Rapor, Çin rejiminin devlet destekli İslamofobisi ve özellikle Doğu Türkistan’daki Çin’in İslamofobik politikalarına odaklanmaktadır. Ayrıca, rapor İslam dünyasındaki Çin’in dezenformasyon kampanyalarını ve Müslüman çoğunluktaki ülkelerin Çin’in İslam’a savaşına dair tutumlarını incelemektedir.</p>

<p>Rapor, 1949’da Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana İslam ve Müslümanları “Çinlileştirmeye” çalışan Çin Komünist Partisi’nin sistemli ve tarihi İslamofobik politikalarını analiz ediyor. Rapor, ayrıca son yedi on yıl boyunca ve özellikle 2017’den bu yana Doğu Türkistan’daki Çin’in İslam’a savaşının çeşitli yönlerini belgeliyor. Bunun yanı sıra, İslam dünyasındaki Çin’in dezenformasyon kampanyalarını ve Müslümanların Çin’in Müslümanlara yönelik dini zulmünden rahatsızlık duymalarını önlemek için Çin rejiminin kullandığı çeşitli propaganda uygulamalarını da incelemektedir. Rapor, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Uygurlara yönelik başarısızlığı ve Müslüman çoğunluktaki ülkelerin Uygur Soykırımına yönelik tutumlarıyla ilgili bir bölümle sona ermektedir.</p>

<p>Uygur Araştırmaları Merkezi’nin İcra Direktörü Abdulhakim İdris, “Bugün Çin rejimi, Doğu Türkistan’da İslam’a karşı savaş açmış ve Uygur Müslümanlarına soykırım uygulamaktadır. Ancak İslam dünyası, Müslüman ülkeler arasında yürütülen kitlesel dezenformasyon kampanyası nedeniyle Çin rejiminin gerçek doğasını henüz tanımamaktadır.” dedi. İdris, “Bu raporun yayınlanmasıyla, Çin’in İslamofobik politikalarına ışık tutmayı ve Müslümanların Çin rejiminin gerçek yüzünü görmelerini sağlamayı umuyoruz. Ayrıca İslam dünyasındaki Çin’in propaganda girişimlerini inceledik ve gerçeklerle ifşa ettik. Umarız daha fazla Müslüman, Çin’in Uygur Müslümanlarına yönelik dini zulmü konusunda eğitilmesine katkı sağlayacaktır.” açıklamasını yaptı.<br />
<br />
Raporun detaylarına aşağıdan ulaşılabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><iframe allow="autoplay" height="480" src="https://drive.google.com/file/d/1O94vmdeYh9uj1I8x3peZvRK6tA0Tbj8T/preview" width="640"></iframe></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Doğu Türkistan</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/cindeki-islamofobi-ve-musluman-ulkelerin-tutumlari-raporu-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Apr 2023 20:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2023/04/haber-manset-10.jpg" type="image/jpeg" length="89385"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uygur Mülteci Tayland'da 9 Yıl Gözaltında Tutulduktan Sonra Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/uygur-multeci-taylandda-9-yil-gozaltinda-tutulduktan-sonra-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/uygur-multeci-taylandda-9-yil-gozaltinda-tutulduktan-sonra-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2014 yılında zalim Çin'in zulmünden kaçan Uygur Türkü Mattohti Mattursun Tayland tarafından gözaltına alınmıştı. Mattursun’un ölümüyle bu yıl Tayland'da gözaltında ölen Uygur mülteci sayısı ikiye yükseldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muslim Port Haber Merkezi | Yunus Emre Kaynak</strong></p>

<p>Mattohti Mattursun, Mart 2014'te Çin zulmünden kaçarak gözaltına alınan aralarında çocukların da bulunduğu 350 Uygur mülteciden biriydi.</p>

<p>Dünya Uygur Kongresi ve Uygur İnsan Hakları Projesi'nden (UHRP) 24 Nisan'da yapılan bir açıklamaya göre, Mattohti Mattursun, 21 Nisan'da Bangkok'taki Suan Phlu Göçmen Gözaltı Merkezi'nde karaciğer yetmezliğinden öldü. 40 yaşındaydı. Ancak ölümünün şüpheli olduğu belirtildi.</p>

<p>Muhammed Tursun olarak da bilinen Mattohti, Mart 2014'te farklı bir ülkede güvenli bir yere ulaşma umuduyla Malezya'ya doğru giderken gözaltına alınan çocuklar da dahil olmak üzere 350 Uygur'dan biriydi. Ertesi yıl, bunların en az 170'i Türkiye'ye transfer edildi. 100'den fazla Uygur Türkü ise Çin'e geri gönderildi.</p>

<p><strong>Tayland Göçmen Zulmüne Devam Ediyor</strong></p>

<p>UHRP İcra Direktörü Ömer Kanat yaptığı açıklamada, "Taylandlı yetkililer sadece güvenli bir sığınak arayan bu masum insanları serbest bırakmak ve insanlık için harekete geçmeden önce kaç ölüm daha gerçekleşecek" dedi. "Dünyanın dört bir yanındaki Uygurlar, bu mültecilerin dokuz yıldır sefalet içinde bırakılması ve dünyanın onları kurtarmak için parmağını bile kıpırdatmaması sebebiyle acı çekiyor."</p>

<p>Dünya Uygur Kongresi Başkanı Dolkun İsa ise yaptığı açıklamada, "Yalnızca kalan tüm tutukluların ölümüne yol açabileceğinden korktuğumuz sert gözaltı koşulları" konusunda endişeleri olduğunu söyledi.</p>

<p>Güneydoğu Asya'daki birçok ülke gibi, Tayland da 1951 BM Mülteci Sözleşmesi'ne taraf değil ve sığınmacıları "yasadışı göçmenler" olarak tutuklamaya ve gözaltına almaya devam ediyor.</p>

<p><strong>Uygurların Ölümünde Şüpheler Devam Ediyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uygur insan hakları grupları, Mattohti'nin haftalarca süren şiddetli mide ağrısı ve kusmanın yanı sıra sarılık geçirmesinden sonra geçtiğimiz Cuma günü hastaneye gönderildiğini söyledi. Hastaneye gittikten kısa bir süre sonra öldü.</p>

<p>Tayland ise henüz ölümünü resmi olarak doğrulamadı.</p>

<p>Geçtiğimiz Şubat ayında, 49 yaşındaki Aziz Abdullah, dokuz yıl gözaltında tutulduktan sonra zatürreden ölmüştü.</p>

<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Asya Direktörü Elaine Pearson yaptığı açıklamada, "Taylandlı yetkililer insanları göçmen gözaltı merkezlerinde yıllarca korkunç koşullarda tutarak riske atıyor" dedi.<br />
"Mattohti Mattursun'un ölümü, sığınmacıları ve mültecileri uzun süre hapsetmeye yönelik bu istismarcı politikayı sona erdirmek için alarm vermelidir." açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Doğu Türkistan</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/uygur-multeci-taylandda-9-yil-gozaltinda-tutulduktan-sonra-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Apr 2023 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2023/04/2014-03-14t120000z-1534153834-gm1ea3e1e9z01-rtrmadp-3-thailand-uighur-1682567673.webp" type="image/jpeg" length="18475"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir Doğu Türkistan'lının Ramazan'da Muslümanlara Seslenişi]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/bir-dogu-turkistanlinin-ramazanda-muslumanlara-seslenisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/bir-dogu-turkistanlinin-ramazanda-muslumanlara-seslenisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sizlere farklı bir Ramazan resmi çizmek istiyorum. Bir Müslüman olarak öyle bir yerde yaşadığınızı düşünün ki İslam dünyası açısından senenin en önemli ve en bereketli ayı Ramazan’ı hatırlamak bile yasak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muslim Port Haber Merkezi | Abdulhakim İdris - Uygur Araştırma Merkezi Müdürü</strong></p>

<p>Otoriter bir rejim sırf siz oruç tutmayasınız diye evlerinize, hareminize görevli akrabalar yerleştirmiş ve onlarla gündüz yemek yemeyi mecbur tutmuş. Bu görevli akrabalar tarafından sırf oruç tuttuğunuz devlete bildirildiği için toplama kamplarına gönderilmişsiniz. Toplama kamplarına atılmışsınız ve orada 7 gün 24 saat komünist rejimin beyin yıkama operasyonuna maruz kalmışsınız. Değil Ramazan’ı hatırlamak Müslümanlığınız bile unutturulmak istenmiş. Öyle bir kutsal ay aklınıza gelsin ki, duaların en çok kabul olduğu bu ayda değil ellerinizi dua için açmak sırf düzenli namaz kılıyorsunuz ve İslam dininin pratiklerini yerine getiriyorsunuz diye hapse atılmışsınız. Alışveriş yaparken satın aldığınızın helal olup olmadığını sordunuz diye suçlu görülmüşsünüz.&nbsp;</p>

<p>İşte ben bugün, Çin komünist rejimi tarafından insanlığa karşı suç işlenerek yapılan soykırımla yok edilmek istenen ve biraz önce söylediğim bütün zulümleri yaşayan Doğu Türkistan’daki Müslüman Uygur halkının temsilcisi olarak karşınızdayım. Allah’a sığınarak ve ondan merhamet dileyerek bir araya geldiğimiz bu mübarek günlerde Müslüman Uygurların maruz kaldığı soykırımı ve Çin Komünist rejiminin nihai hedefini anlatmak istiyorum.<br />
&nbsp;<br />
Sizlerin de bildiği üzere Doğu Türkistan, Çin Komünist rejimi tarafından 1949 yılından beri işgal altında tutulan Müslüman Uygur, Kazak ve Kırgızların anavatanıdır. Çin Komünist rejimi Anavatanımızı işgal ettiği dönemden buyana sistematik olarak bizleri yok etmek istemektedir. Çünkü Doğu Türkistan toprakları hem coğrafi olarak hem de sahip olduğu zengin maden yatakları, verimli topraklar nedeniyle stratejik önemi sahiptir. Çin’in batı noktasında yer alan Müslüman Uygurların anavatanı, Pekin hükümetinin Asya’ya oradan da Avrupa’ya uzanan coğrafyada ekonomik ve diplomatik hedefleri için kritik bir noktada bulunmaktadır. İşte bu nedenle o coğrafyanın Çinlileştirilmesi ve tamamen Müslüman kimliğinden uzaklaştırılması Pekin hükümeti açısından varlık ve yokluk mücadelesidir.<br />
&nbsp;<br />
Gerek Mao döneminde gerekse sonrasında gelen Komünist Parti yöneticileri farklı taktikler deneyerek Müslüman Uygurları Çinlileştirmek istemiştir. Kısaca bahsetmek gerekirse önce Çin’in çeşitli bölgelerinden Han Çinlileri Doğu Türkistan’a göç ettirilmiş ve nüfus dengesi bozulmak istenmiştir. Bir taraftan da çocukların eğitimde sürekli komünist rejimin hedefleri doğrultusunda değişiklikler yapılarak Uygur neslinin kendi dil, din ve kültürlerinden uzaklaşması amaçlanmıştır. Bu kapsamda dini eğitim veren İslami okullar kapatılmıştır. Biraz sonra detaylarını anlatacağım üzere yıllar geçtikçe İslami hayatın izleri Doğu Türkistan’dan silinmiştir. Bu noktada Çin Komünist rejimi neden bunu yapıyor sorusu aklınıza gelebilir.<br />
&nbsp;<br />
Bu soruyu cevaplamadan önce Doğu Türkistan’daki Uygur Soykırımına dair bazı acı gerçekleri sizlerle paylaşmak istiyorum.</p>

<p>Doğu Türkistan’da toplama kamplarının kurulmaya başladığı yıl 2014’tür. Bugün Uygurların anavatanın her bölgesini saran yüzlerce toplama kampı vardır. Bu kamplar uluslararası kamuoyuna sözde yeniden eğitim merkezleri diye tanıtılmıştır. Kamplardan kurtulanların anlattıkları gerçekler bu sözde eğitim merkezlerinin aslında Uygurların dini ve milli kimliklerini silme, Müslüman olduklarını unutturma merkezleri olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle toplama kamplarına ilk olarak götürülenlerin Alimler ve kanaat önderlerinin olduğunu hatırlamak bu noktada önemlidir.<br />
&nbsp;<br />
<span style="color:#c0392b;"><strong>Uygurların Organları Çalınmakta Ve Müslüman Ülkelere "Helal" Diye Satılmakta</strong></span></p>

<p>İlk dönemde toplama kamplarına götürülenler bir süre tutulmuş sonra geri gönderilmiştir. Ancak bu toplama kampları sistematik olarak faaliyet göstermeye başlayınca daha önce orada kalıp da geri gönderilenlerle birlikte milyonlarca Uygur bu zulüm merkezlerine konulmuştur. Burada kalanlara sistematik olarak komünist rejimin propagandası beyin yıkama operasyonu ile yapılmaktadır. Müslüman Uygurların Allah inançları silinip yerine Çin Komünist Rejimine ve onun liderlerine inanmaları konusunda baskı yapılmaktadır. Buna karşı çıkanlara çeşitli işkenceler yapılmaktadır. Toplama kamplarının en büyük mağduru hiç şüphesiz kadınlardır. Kamplarda görevli gardiyanlar gözlerine kestirdikleri Müslüman Uygur kadınları kapalı hücrelere götürmekte ve burada tecavüz etmektedir. Kamplardaki cinsel tacizlerin dehşet veren boyutu, oradan kurtulmayı başaranlar tarafından dünyaya duyurulmuştur. Aynı şekilde kamplarda kalan hasta edilen veya işkence ile ölme noktasına getirilen Müslüman Uygurların organları çalınmakta ve ‘helal organ’ diyerek İslam ülkelerine pazarlanmaktadır.<br />
&nbsp;<br />
Toplama kamplarının dışında da farklı bir hayat yoktur. Bu zülüm merkezlerinde beyin yıkama faaliyetinden geçirilen Uygurların bir kısmı ya sözde mahkemelerce yargılanmış hapse gönderilmiştir ya da fabrikalarda köle gibi çalıştırılmaktadır. Bu sözde mahkemelerde Müslüman Uygurlara, neden çocuğuna dini sohbet yaptığı veya Kur’an öğrettiği sorulmuş, bu gibi İslam’ın temel pratiklerini düzenli olarak ihlasla yerine getirenler suçlu görülmüştür. Bu kişilere ağır hapis cezaları verilmiştir. Fabrikalarda köle gibi çalıştırılanlar aynı hapishane tarzı baskı altında kendi özgür iradelerinin dışında zorla tutulmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><span style="color:#c0392b;">Uygur Kadınlarımızın Annelik Hakları Zorla Çalınmaktadır</span></strong></p>

<p>İnsan haklarına aykırı bir şekilde, Doğu Türkistan’daki Müslüman neslinin yok edilmesi için Uygur kadınlar zorla kısırlaştırılmıştır. Doğum oranları son yıllarda yüzde 80’den fazla düşmüştür. Özellikle toplama kamplarında sistematik olarak ilaçlar verilmiş ve kadınların annelik hakları elinden alınmıştır. Kamplarda tutulmayan kadınlara ise zorla çocuk dünyaya getirmeyi önleyici cihazlar takılmıştır.<br />
&nbsp;<br />
Anne ve babaları toplama kamplarında tutulan çocuklar ise alınıp götürülmüştür. Bugün 1 milyona yakın Uygur çocuğun ya komünist rejimin devlet yurtlarına ya da Çinli ailelerin yanlarına yerleştirildiği tahmin edilmektedir. Bu çocuklara başta kendi isimlerinin unutturulması olmak üzere, komünist rejim propagandası yapılmaktadır. Onların mensup olduğu İslam dinine inanmak yerine Komünist Parti’ye, Devlete ve Parti yöneticilerine tapmaları mecbur tutulmuştur. Örneğin, çocuğu zorla elinden alınan bir Uygur Baba, oğlunu birkaç yıl sonra televizyonda görmüş onun kendi Müslüman Uygur kimliğinden koparıldığının dehşetini yaşamıştır.<br />
&nbsp;<br />
Aynı şekilde çocukları yurt dışında bulunan ailelerin, evlatları irtibat kurmaları da yasaklanmıştır. Yurt dışındaki akrabalar ile sürekli olarak görüşmek suç sayılmış ve çok sayıda insan bu nedenle hapse maruz kalmıştır. Bu nedenden ötürü benim annemde 2017’nin Nisan ayında kendisi ile görüştüğümde “Bizi bir daha arama oğlum” demiştir. 25 Nisan 2017’den beri ne annemden ne de babamdan bir daha haber alamadım. Ben ve benim gibi diasporada yaşayan on binlerce Uygur anne ve babalarının hayatta olup olmadıklarını bile bilmemektedir.<br />
&nbsp;<br />
Sizlerin de bildiği üzere bir coğrafyanın İslam memleketi olmasının en büyük nişanesi hiç şüphesiz camiler ve bu ibadet yerlerini süsleyen minareler ve bu minarelerden duyulan ezanlardır. Doğu Türkistan’ın bu özelliği de yine Çin Komünist rejim tarafından silinmiştir. Araştırmalara göre Doğu Türkistan’da yaklaşık 16 bin cami rejimin hedefi olmuştur. Bu camilerin tamamı hasar görmüş, yarısı komple yıkılmıştır. Mezarlıklar tahrip edilmiştir. Şehir merkezlerinde yer alan bazı tarihi camiler ise eğlence merkezlerine, barlara dönüştürülmüştür. Göstermelik olarak açık tutulan camiler de bile artık ezan sesi duyulmamaktadır.<br />
&nbsp;<br />
Çünkü Çin Komünist rejimi İslam dinine inanmayı suç saymakta hatta düşman olarak görmektedir. Bu nedenle İslam’a karşı savaş açmış ve bu savaşı önce Doğu Türkistan’da kazanmak istemektedir. Müslüman Uyguların anavatanında Camilerden Kur’an ayetlerinin silinip yerine komünist rejim propagandası ifadelerin yazılması, minarelerin yıkılması ve Kur’an-ı Kerimlerin yakılması Pekin hükümetinin İslam’a karşı açtığı savaşta ortaya çıkan tahribatlardandır.&nbsp;<br />
Bütün bu içler acısı soykırım tablosuna bakıldığında sizlerin aklına doğal olarak ‘neden’ sorusu gelebilir. Bu soruya iki açıdan cevap vermek mümkündür. İlki Komünist rejimin işgal ettiği Doğu Türkistan’ı tamamen Çinlileştirmesi hedefi, ikincisi ise ekonomik ve diplomatik çıkarlardır.<br />
&nbsp;<br />
<span style="color:#c0392b;"><strong>Uygur Çocuklarımıza Dinimizin Öğretilmesi Yasak</strong></span></p>

<p>İlk açıdan baktığımızda karşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır. Çin Komünist rejiminin 1949’dan bu yanan sistematik olarak Müslüman Uygurların dini ve kültürel kimliklerini yok etmek istediğini başta belirtmiştim. Bu nedenle İslami eğitim veren okulların hepsi kapatılmıştır. Okullarda dini eğitim veren hiçbir ders bulunmamaktadır. Doğu Türkistan halkı kendi kimliklerini korumanın en büyük kalkanının dinlerini muhafaza etmek ve onu çocuklarına öğretmek olduğunun farkındadır. Bu nedenle medreseler kapatılınca Uygurların önemli bir kısmı çocuklarına dini eğitimi evde vermektedir. Bir dönem mahallelerde yer altında Kur’an ve tefsir dersleri de öğretilmiştir. Bütün sistematik propagandaya ve toplum hayatını komünist rejim tarafından şekillendirmeye rağmen Doğu Türkistan halkının İslami kimliğini muhafaza etmesi Komünist rejim tarafından tehlike olarak görülmüştür. Bu nedenle de 2014’den itibaren Müslüman Uygurların evlerine sözde akrabalar yerleştirilmiştir. Bu akrabalar sözde Han Çinlileri ile Müslümanları kaynaştırmak içindir. Ama asıl amaç Müslümanların hayatını evlerinin içinde gözetlemektedir. Nitekim bu görevli akrabalar dönem dönem gelip Müslümanların evlerinde kalmakta ve onları sürekli gözetlemektedir. Böylece Uygurların çocuklarına evlerinde dinini öğretme imkanları yok edilmiştir. Diğer taraftan Müslüman Uygur kadınların, komünist sözde akrabalarla aynı yatağı paylaşmak zorunda kalmaları da bu zulmün bir başka boyutudur. Gündüz rejimin gözetiminde gece sözde akrabaların denetiminde baskı altında kalan Müslüman Uygurların hayatı katlanılamaz hale gelmiştir.<br />
&nbsp;<br />
Neden sorusunun ikinci kısmına yani ekonomik ve diplomatik hegemonya amacını ise şu şekilde değerlendirmek gerekmektedir. Çin’de Xi Jinping’in Komünist Parti’nin başına geçmesi Doğu Türkistan’ın kaderini kötü yönde değiştiren dönüm noktalarından biridir. Babası bir dönem Doğu Türkistan’da Komünist Partinin yöneticisi olarak görev yapmıştır ve o dönemde binlerce Müslüman Uygur’un öldürülmesinden sorumludur. Kendisini Çin’in ölümsüz liderleri arasında gören Xi, Dünyayı Pekin hükümetinin hegemonyası altına almak için yeni politikalar geliştirmektedir. Bu politikaların başında ise 2013 yılında ilan edilen Kuşak ve Yol İnisiyatifi kısa adı ile BRI gelmektedir. İlk ilan edildiği andan itibaren BRI, dünyaya ekonomik ve sosyal refah getirecek yalanı ile pazarlanmıştır.<br />
&nbsp;<br />
Bu inisiyatife 17’si Ortadoğu ülkesi olmak üzere yaklaşık 140 ülke BRI’ye katılmıştır. Çin’den Avrupa’ya uzanan tarihi İpek Yolu’dan ismini alan BRI’de iki büyük coğrafya ana hedeftir. Afrika ve Ortadoğu bölgesi Çin’in hem yeraltı kaynakları hem de yatırımlar açısından hedefe koyduğu bölgelerdir. Çin’in Asya Pasifik bölgesindeki hegemonyası açısından da hem bizi misafire den Endonezya hem de Malezya gibi Asya Pasifik bölgesindeki ülkeler stratejik önemdedir. 2022’de İslam İş Birliği Teşkilatı Dışişleri toplantısına katılan Wang Yi, BRI kapsamında Müslüman dünyasına bugüne kadar 600 proje için yaklaşık 400 milyar dolarlık yatırım yapıldığını duyurmuştur. Afrika ve Ortadoğu ülkelerinin BRI kapsamında aldığı projelerin tutarı 2020’de yüze 8’den yüzde 38’e yükselmiştir. Müslüman Arap dünyasına Çin’in yaptığı yaptırımların miktarı üç katına çıkarken bu oran inşaat projelerinde iki katı artmıştır. Bu projelerin yapıldığı ülkelerde oluştuğu söyleyen ekonomik katkı ise tartışmalıdır. Çünkü projeleri yapan şirketler Çin’den, projenin ev sahibi ülkeye kredi veren şirket Çin’den, projede çalışacak kişilerin Çin’den geldiği düşünüldüğünde ortaya çıka tabloda kazanan tek tarafın Pekin hükümetinin olduğu gerçektir. Yatırımların yapıldığı ülkeler ise Sri Lanka örneğinde olduğu gibi büyük bir borç yükü ile karşı karşıyadır. Bugün Afrika’da çeşitli ülkelerde BRI projelerinin tartışılmaya başlaması da dikkat çekidir.<br />
&nbsp;<br />
<span style="color:#c0392b;"><strong>Çin, Doğu Türkistan'ın Vazgeçilmez Öndemde Olduğunu Biliyor</strong></span></p>

<p>Çin’in dünyanın en büyük ekonomik gücü haline getirecek BRI için Doğu Türkistan vazgeçilmez önemdedir. Uygurların anavatanının Çin’in Orta Asya’ya ve Ortadoğu’ya bağlayan konumda bulunması, Pekin Hükümeti’nin Doğu Türkistan’ı Çinlileştirmek için en önemli gerekçelerindendir. BRI kapsamındaki altı büyük ticari koridorun dördü Doğu Türkistan’dan geçerek diğer bölgelere ulaşmaktadır. Doğu Türkistan’ın tarihi şehirlerden Kaşgar, aynı zamanda BRI kapsamında en büyük yatırımların yapıldığı Pakistan’a komşudur. Burada özel ticari bölgeler oluşturulmuştur. BRI’nin 2013 yılında ilan edilmesinden bir yıl sonra Doğu Türkistan’da toplama kamplarının kurulması dikkat çekicidir. BRI projelerinin hızlandığı 2017’den itibaren de milyonlarca Uygur toplama kamplarına gönderilmiştir. Komünist rejim bir yandan ticari olarak dünyaya hükmetmek isterken diğer taraftan bu sömürgeci emelleri uğruna Uygurları yok etmektedir.<br />
&nbsp;<br />
Çin Komünist rejiminin demokrasiye, insan haklarına ve evrensel değerlere aykırı bir şekilde, insanlığa karşı işlediği bu suçlar uluslararası kamuoyunda yankı bulmuştur. 14 ülke Doğu Türkistan’da yaşananları soykırım olarak kabul etmiştir. BM İnsan Hakları Komisyonu yayınladığı raporda Çin’in Müslüman Uygurlara yönelik insanlığa karşı suçlar işlediğini ortaya koymuştur. Londra’daki Bağımsız Halk Mahkemesi, Çin’in soykırım suçu işlediğini kabul etmiştir. Ancak üzülerek ifade etmem gereken bir husus, maalesef Müslüman bir topluma yapılan zulme karşı en sessiz kalan ise yine İslam Dünyası olmuştur. Çin’in ekonomik, diplomatik ve politik etkisi altındaki İslam dünyası, Pekin hükümeti tarafından ağır bir dezenformasyona tabi tutulmaktadır. Bu dezenformasyon sonucu olarak Doğu Türkistan’da yaşananlardan İslam dünyasının haber alması engellenmiştir. Bu nedenle sizlerin yaptığı bu misafirperverlik ve Uygurlara sahip çıkmanız, biz Uygurlar için büyük bir kıymete sahiptir.<br />
&nbsp;<br />
Bu noktada daha fazla detay vererek sizleri yormak istemiyorum. Kısaca toparlamam gerekirse bugün Doğu Türkistan, İslam Alemi’nin tıpkı sizler gibi Doğu’daki bekçilerinden biridir. Yukarıda detayları ile anlattığım üzere Doğu Türkistan’da yaşananlar sadece bir topluma yönelik değildir. Burada hedef Doğu Türkistan’da İslam’ı yok etmektir. Çünkü Pekin hükümeti İslam’ı kendisine tehdit olarak görmektedir. Sözde bu tehdidi ortadan kaldırmak için de her türlü zulmü ve soykırımı işlemektedir. Müslüman Uygurlar olarak sizlerden beklentimiz, demokrasiye, insan haklarına, dini özgürlüklere ve insanlığa aykırı zulmü durdurmak için bir an önce harekete geçilmesidir. Eğer İslam dünyası kendi dindaşlarına sahip çıkmayacaksa bize kim sahip çıkacak? Müslüman Uygurların sesini kim dünyaya duyuracak?<br />
&nbsp;<br />
Sözlerimi Hz. Peygamber Efendimizin bir hadis-i şerifi ile bitirmek istiyorum. “Kim bir kötülük görürse onu eli ile düzeltsin. Eli ile gücü yetmiyorsa sözle düzeltsin. Buna da gücü yetmiyorsa kalbi ile karşı koysun.” Bugün Müslüman Uygur halkı soykırımdan kurtulmak için sizin ortaya koyduğunuz bugünkü destelerin devam etmesini bekliyor. Bu mübarek Ramazan ayında dualarınızla Uygur halkının yanında olmanızı istirham ediyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Doğu Türkistan, MP Dosya</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/bir-dogu-turkistanlinin-ramazanda-muslumanlara-seslenisi</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Apr 2023 20:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2023/04/haber-manset-3.jpg" type="image/jpeg" length="44705"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğu Türkistan’ın Barın Şehidleri 33. Yıldönümünde Anıldı]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/dogu-turkistanin-barin-sehidleri-33-yildonumunde-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/dogu-turkistanin-barin-sehidleri-33-yildonumunde-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgalci Çin’in Doğu Türkistan’da 5 Nisan 1990'da işlediği vahşi cinayet Barın Katliamı, 33. yılında acısı eksilmeden Uygur Soykırımı olarak devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uygur Hareketi, 33. yılında Barın Katliamı ile ilgili bir basın bülteni yayınlarak Doğu Türkistan halkının özgür ruhunun temsilcisi Barın şehidlerini andı.</p>

<p>Uygur Hareketi yayınladığı basın bülteninde şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p>Uygur Hareketi, Doğu Türkistan’ın Kaşgar yakınlarındaki Akto ilçesine bağlı Barın’da Çin rejimi tarafından acımasızca katledilen cesur protestocuların anısını onurlandırıyor.</p>

<p>5 Nisan 1990’da binlerce insanın hayatına mal olan bu vahşet, bu yıl 33. yıldönümünü kutluyor. UygurHareketi, Çin Komünist Partisi’nin baskıcı ve acımasız yönetimi altında Uygurların ve diğer Türk halklarının on yıllardır mahrum bırakıldığı özgürlük ve adalet için ayağa kalkarken en büyük fedakarlığı yaparak şehid olanlara övgüde bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çin rejiminin 5 Nisan 1990’daki barbarca katliamı, ÇKP’nin muhalefeti bastırmaya yönelik acımasız ve vahşi taktiklerinin sadece bir örneğidir. ÇKP’nin tarihi boyunca, Uygur halkının meşru talepleri sadece göz ardı edilmekle kalmamış, aynı zamanda sayısız birey seslerini yükseltmeye cesaret ettikleri için nihai bedeli ödemiştir.</p>

<p>Çin’in iğrenç “Tek Çocuk Politikası” uyarınca, Uygur kadınları rutin olarak bebeklerini kürtaj etmeye zorlandı ve Zeydin Yusuf liderliğindeki köylüler bu baskıcı politikayı protesto etti. Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) protestoyu şiddetle bastırdı, ağır silahlı güçlerini silahsız Uygurların üzerine saldı ve binlerce insanın acımasızca katledilmesiyle sonuçlandı. Protestonun ardından, Çin rejimi 7.000’den fazla kişiyi tutukladı, birçoğu uzun hapis cezalarına çarptırıldı ve diğerlerini idam etti.</p>

<p>Uygur Araştırmaları Merkezi Araştırma Direktörü İlşat Hasan Kökböre, “Barın Katliamı, Uygur çiftçilerinin Çin Rejimi’nin kültürel ve etnik baskısına karşı cesur mücadelesinin akılda kalıcı bir hatırlatıcısı olarak duruyor. Bu cesur şehitler tarafından yapılan fedakarlıklar, vatanseverliklerini, onurlarını ve eşitlik haklarını savunmaya olan sarsılmaz bağlılıklarının bir kanıtı olarak hizmet etmektedir. Bugün Baren Katliamı’nı anarken, özgürlük ve adalet yürüyüşünü sürdürerek ve devam eden Uygur soykırımına karşı savaşmak için birlikte durarak miraslarını onurlandırıyoruz.” dedi.</p>

<p>Bu önemli olay vesileyle, Uygur Hareketi İcra Direktörü Ruşen Abbas şunları söyledi: “Doğru olduğunu bildikleri şey için hayatlarını feda eden bu masum insanların hatırası, küresel toplumumuza Uygurların ve diğer Türk grupların hakları için savaşmaya devam etmeleri için ilham veriyor. Adaletin, Çin rejimi bizi yok etmeye çalışırken bile, takip edilmeye değer bir dava olduğunu hatırlamalıyız. Bu trajik olaylar, bu soykırımı sona erdirmek için kendimizi yeniden adamamız için bir açık çağrı görevi görüyor“</p>

<p>Çin rejimi Uygur soykırımını işlemeye ve insanlığa karşı suç işlemeye devam ederken, uluslararası toplumu, sadece barbarca ve yozlaşmış yollarını tüm insanlara dayatmak için hiçbir şeyden vazgeçmeyecek bir rejimin döktüğü masum kanı için değil, aynı zamanda özgür bir dünyanın geleceğini korumak için adalet talep etmeye çağırıyoruz.</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Doğu Türkistan</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/dogu-turkistanin-barin-sehidleri-33-yildonumunde-anildi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Apr 2023 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/uploads/2023/04/28-yildir-dinmeyen-aci-barin-katliamiad.jpg" type="image/jpeg" length="88144"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uygur Kültürü İslam’dan Ayrılamaz]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/uygur-kulturu-islamdan-ayrilamaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/uygur-kulturu-islamdan-ayrilamaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Komünist Çin rejiminin soykırım politikaları altında var oluş mücadelesi veren Uygurlar, bir taraftan da dinî değerlerini ve öz kültürlerini muhafaza etmek için çabalıyor. İslam, Uygur kültürünün, Uygurlar da İslam’ın vazgeçilmez bir parçası.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Abdulhakim Idris</strong></span></p>

<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Uygurlar bin yıldan beridir Müslüman kimlikleriyle, Doğu Türkistan coğrafyasının asıl ev sahipleri konumundalar. Bu gerçeği değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyecek.Çin işgalinden bu yana İslam, Uygurların asimilasyondan korunabilmeleri için adeta kalkan görevi görüyor. Uygurların geleneksel kültürlerinin korumalarını sağlıyor, millî birliklerini güçlendiriyor. Onlara bir taraftan manevî rehberlik yaparken, diğer taraftan da Çin saldırganlığına karşı direniş ruhlarını diri tutuyor. İşte bu yüzden komünist rejim, Uygurların İslam'la bağlarını koparmaya çalışıyor, dinin kamu alanındaki görünürlüğünü ortadan kaldırmaya uğraşıyor. Cami minarelerini yıkmaktan da, Kuran'ı yakmaktan da, mezarları tahrip etmekten de, dinî sohbet için bir araya gelen bir avuç insanı 'suçlu' olarak yaftalamaktan da çekinmiyor.</span></p>

<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Çin'in İslam'a karşı yürüttüğü savaş özellikle 1949'daki komünist işgalden sonra daha belirgin hale geldi. Sözde 'Büyük Kültür Devrimi' ile Doğu Türkistan'da din özgürlüğü tamamen ortadan kaldırıldı. 1979'da Sovyetlerin Afganistan'ı işgali ve aynı yıl Vietnam ile Çin arasında başlayan savaşın ardından, komünist rejim kendisini köşeye sıkışmış hissetti. İçeride sorun yaşamamak için göstermelik bir 'Reform ve Açık Kapı' politikası benimsedi. Bu dönem Uygurlara yönelik dinî baskılar kısmen hafifledi. Çok sayıda cami yeniden inşa edildi ve dinî kitaplar yayımlandı. Ancak bu dönem çok uzun sürmedi. Rusların Afganistan'dan çekilmesi ile birlikte Çin Doğu Türkistan'a yönelik soykırım ve asimilasyon politikalarına geri döndü. Aynı dönemde Tiananmen Meydanı katliamı Çin'in hiçbir zaman demokrasiye, insan haklarına, dini özgürlüklere ve konuşma serbestiyetine izin vermeyeceğinin işareti oldu. Doğu Türkistan'da Müslüman Uygurların İslam dininin pratiklerini yasaklayan uygulamaları yeniden başlatıldı. 2012'de Xi Jinping'in Çin devletinin başına geçmesi Uygur Soykırımı'nın şiddetlendiği, aynı zamanda İslam'a karşı açıkça savaş ilan ettiği dönemin başlangıcı oldu. Doğu Türkistan'da Kur'an-ı Kerim'ler yakıldı, camiler yerle bir edildi. Dinî kitaplar yasaklanırken, İslam'ı çağrıştıran her unsur terörizmle eş tutuldu.</span></p>

<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Uygurları sindirmek, tutuklamak ve toplama kamplarına yollamak için İslam dininin pratiklerini uygulamak bahane olarak kullanıldı. Rejimin gözünde namaz kılmak, başörtüsü takmak, sakal bırakmak hatta Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelere seyahat etmek bile toplama kamplarına ya da hapishanelere gönderilmek için yeterliydi. Komünist rejimin, İslam'a karşı yürüttüğü savaş, 2023 yılına girmeye hazırlandığımız şu günlerde doludizgin devam ediyor.</span></p>

<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">1980'lerde bazı Uygur gençleri İslami ilimleri okumak üzere Mısır, Suudi Arabistan ve Türkiye gibi Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelere gittiler. Bir kısmı Doğu Türkistan'a dönerek rejimin baskısın altından dinî faaliyetlere devam ederken, bir kısmı da yurt dışına yerleşti.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Doğu Türkistan'daki Uygur din alimleri, Çin rejiminin baskısına rağmen Uygurların İslami kimliğinin korunması için her türlü çabayı sarf etmeyi sürdürüyor. Bu alimlerden bazıları rejimin onayıyla kimi camilerde imamlık görevine getirildi. Fakat komünist baskı nedeniyle vaazların çoğu gizli veriliyor.</span></p>

<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Daha önce de belirttiğimiz üzere, her türlü baskıya rağmen çok sayıda dinî eser de yayımlandı. Bazı verilere göre, Doğu Türkistan'da 1980 ile 2015 yılları arasında 200 din kitabı basıldı.</span></p>

<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bu kitapların çoğu artık elektronik ortamda da mevcut. Basılı eserlerin derlenmesi ve yayımlanması konusunda Taklamakan Uygur Yayınevi'nin kurucusu Abdulcelil Turan (Türkiye) ve Türkistan Kütüphane Ağı'nın kurucusu Rahmatullah Inayitullah önemli katkılarda bulundu.</span></p>

<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Diasporada, özellikle de Batı'da, Müslüman bir topluluk olarak hem o ülkeye entegre olmak hem de asimilasyona uğramamak hayatî önem taşıyor. Bu nedenle, bilhassa Uygur çocuklarına dinî değerlerin ve Uygur dilinin öğretilmesi, tüm Uygurlar için aslî bir vazife olmalıdır. Bu başarılabilirse, kültürüne, inancına derinden bağlı, halkının özgürlük mücadelesini sürdürmeye kararlı nesiller yetiştirilebilir.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Doğu Türkistan</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/uygur-kulturu-islamdan-ayrilamaz</guid>
      <pubDate>Mon, 19 Dec 2022 19:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/dosyalar/dosyalar/3844n.png" type="image/jpeg" length="17083"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uygur Hareketi Malezya’da Soykırımı Anlattı]]></title>
      <link>https://www.muslimport.com/uygur-hareketi-malezyada-soykirimi-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.muslimport.com/uygur-hareketi-malezyada-soykirimi-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uygur Hareketi Başkanı Rushan Abbas öncülüğündeki heyet Malezya’da Parlemanto üyelerine Doğu Türkistan’da yaşanan baskı ve zulümleri anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uygur hareketi başkanı Rushan Abbas ve Uygur araştırma merkezi müdürü Abdulhakim İdiris 3 Ekim Malezya Ziyareti başlatarak, önce Malezya parlamentosunda 20'den fazla milletvekilini ziyaret ederek, Çin hükümetinin Doğu Türkistan'da uygur ve diğer Türk soylu halklara yaptığı soykırım, tecrit, mescitleri yıkarak yok etme, ibadet özgürlüklerini elinden alma ve Uygurların zorla çalıştırılması gibi bir çok konuda bilgi verdi.</p>

<p><img  width="100%" /></p>

<p>Malezya hükümeti ve parlamentosundan BM İslam işbirliği örgütü gibi örgütlerden Doğu Türkistan'da devam eden soykırımın durdurulması hususunda kendisine düşen vazifenin yapılması istendi.</p>

<p><img  width="100%" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Malezya Parlamentosu Başkan yardımcısı Hacı Muhid Rashid bin Hasanun kabul görüşmesinde, Malezya parlamentosu Uygurları destekleyeceğinin sözü alındı.</p>

<p>Ayrıca Rushan Abbas ve Abdulhakım idris Malezya'daki çok sayıda STK temsilcileri, kadın örgütleri ,dini cemaat liderleri ve öğrencilerle görüşerek Doğu Türkistan'da devam eden Uygur soykırımı hakkında detaylı bilgi verdi ve Malezya hükümetinden Çin'e Uygur soykırımı hakkında baskı yapılması talep edildi.</p>

<p><img  width="100%" /></p>

<p>Bir hafta devam eden çalışma ziyaret sırasında, Kuala Lumpur'da hizmet ziyaretine gelen İslam İşbirliği Teşkilatı insan hakları Mülteci komisyonu başkanı Hacı Ali Açıkgül ile görüştü.</p>

<p>Çin hükümetinin Uygurlara yaptığı soykırımı durdurması konusunda destek vereceğinin sözü alındı.</p>

<p>Bundan başka Kuala Lumpur'da bulunan İslam devletleri büyükelçileri ile görüşüp, Uygur soykırımı ve Uygur davasında gelinen son durum aktarıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Doğu Türkistan, Uzak Asya</category>
      <guid>https://www.muslimport.com/uygur-hareketi-malezyada-soykirimi-anlatti</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Oct 2022 12:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://muslimportcom.teimg.com/crop/1280x720/muslimport-com/dosyalar/dosyalar/3764n.png" type="image/jpeg" length="77281"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
