Ortadoğu

"İsrail İşgalci Bir Güçtür Filistin Topraklarında Hiçbir Hakkı Yoktur"

16 Mayıs 2021 23:37

İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) Dışişleri Bakanları nezdinde bugün düzenlenen olağanüstü toplantısının nihai bildirgesinde, İsrail’in işgalci bir güç olduğu ve Filistin topraklarında herhangi bir hakkı olmadığı vurgulanarak, İsrailli yetkililerin Filistin’de işlediği tüm ihlallere son verilmesi çağrısında bulunuldu.

İşgalci güç olan İsrail’in Filistin halkına, topraklarına ve kutsal mekanlarına yönelik acımasız saldırıları en güçlü ifadelerle kınanan bildiride, Filistin konusunda uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının ciddi şekilde ihlal edildiği belirtildi, masum sivillere ve mülklerine yönelik tüm bu saldırıların derhal ve tamamen durdurulması talep edildi.

Bu saldırılar ve provokasyonların devam etmesinin, masum sivillerin hayatını tehdit ederek onlara ağır acılar yaşatabileceği ve bölgede güvenlik açısından ciddi etkiler yaratarak istikrarsızlık risklerini artırabileceği konusunda uyarıda bulunuldu.

İİT’ye üye ülkelerin dışişleri bakanları, İsrail’in tekrar tekrar ve kasıtlı olarak dini hassasiyetlere saygı göstermemesi ve özellikle Ramazan ayında Müslümanlara yönelik saldırılarını artırarak Filistin halkı ve tüm İslam ümmetinin duygularını provoke etmesinin tehlikeli etkileri konusunda uyardı.

İsrail’in, kutsal mekanlara, özellikle de Mescid-i Aksa’nın kutsaliyetine saygı göstermemesi de dahil olmak üzere, tüm ihlallerini sona erdirmesi talep edildi.

İsrail’in işgalci bir güç olduğu ve Doğu Kudüs ile Mescid-i Aksa da dahil işgal altındaki Filistin topraklarında hiçbir meşru hakkı olmadığı vurgulanırken, Kudüs’teki İslam ve Hristiyanlığa ait kutsal mekanların Ürdün Haşimi Krallığı’nın gözetiminde kalmasının önemi vurgulandı.

İşgal altındaki Filistin topraklarındaki evlere el koyma yoluyla devam eden İsrailli yerleşimci kolonizasyonunun reddedildiği ve kınandığı ifade edildi.

Tüm bu eylemlerin uluslararası hukukun ağır ihlali anlamına geldiği, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar teşkil ettiğine vurgu yapılarak, işgalcilerin bunlardan sorumlu tutulması, sömürge sisteminin boykot edilmesi ve yaptırımlar uygulanması gerektiği belirtildi.

İsrail’in Filistin topraklarını sömürgeleştirme politikasının hızlanması, özellikle de Şeyh Cerrah ve Silvan mahallesindeki aileler de dahil, Doğu Kudüs’teki yüzlerce aileyi evlerinden zorla tahliye etme tehdidine yönelik endişelerin altı çizildi.

İşgal altındaki tüm Filistin topraklarında Filistin halkına karşı işlediği sistematik suçlar, özellikle de kuşatılmış Gazze Şeridi’ndeki barbarca saldırıları nedeniyle durumun kötüye gitmesinden tamamen işgalci İsrail sorumlu tutuldu.

Filistin halkına uluslararası insani hukuk standartlarına uygun olarak uluslararası koruma sağlanması ihtiyacı vurgulandı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK), İsrail’in Filistin halkına yönelik barbarca saldırısını durdurmak için derhal harekete geçme sorumluluğuna işaret edildi.

Filistin’in haklı davasını desteklemek ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı da dahil olmak üzere devredilemez haklarını güvence altına almak için, ilgili BM kararları ve Arap Barış Girişimi temelinde iki devletli çözüme dayalı adil ve kapsamlı bir çözüme götüren her türlü çabaya girişmeye hazır olunduğu yinelendi.

Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın İslam ümmeti için ‘kırmızı çizgi’ olduğu ifade edilerek, bunların işgalden tamamen kurtulup Filistin halkı ve İslam milletinin bağrına dönmesi dışında hiçbir güvenli ve istikrarlı durum olmadığı ifade edildi.

Bakanlar, İİT’ye üye devletleri toplu ve bireysel çabalara katılmaya, Kudüs çevresinde toplanmaya, onu ve kutsaliyetini savunmaya, İsrail’in suçlarına karşı durmaya çağırdı.

Filistin halkının topraklarındaki kararlılığının yanı sıra saldırılar ve işgal karşısındaki tarihi duruşu selamlandı ve Filistin liderliğine verilen destek bir kez daha vurgulandı.

Uluslararası mahkemeler ve çeşitli BM kuruluşları aracılığıyla, işgalci güç olan İsrail’i Filistin altyapısına, kamu ve özel mülkiyete verdiği zarar için gerekli maddi ve manevi tazminatı ödemeye zorlamak amacıyla uluslararası yasal işlem yapılması çağrısında bulunuldu.

İşgalci güç olan İsrail’in Filistin halkına, topraklarına ve kutsal mekanlarına yönelik acımasız saldırıları en güçlü ifadelerle kınanan bildiride, Filistin konusunda uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının ciddi şekilde ihlal edildiği belirtildi, masum sivillere ve mülklerine yönelik tüm bu saldırıların derhal ve tamamen durdurulması talep edildi.

Bu saldırılar ve provokasyonların devam etmesinin, masum sivillerin hayatını tehdit ederek onlara ağır acılar yaşatabileceği ve bölgede güvenlik açısından ciddi etkiler yaratarak istikrarsızlık risklerini artırabileceği konusunda uyarıda bulunuldu.

İİT’ye üye ülkelerin dışişleri bakanları, İsrail’in tekrar tekrar ve kasıtlı olarak dini hassasiyetlere saygı göstermemesi ve özellikle Ramazan ayında Müslümanlara yönelik saldırılarını artırarak Filistin halkı ve tüm İslam ümmetinin duygularını provoke etmesinin tehlikeli etkileri konusunda uyardı.

İsrail’in, kutsal mekanlara, özellikle de Mescid-i Aksa’nın kutsaliyetine saygı göstermemesi de dahil olmak üzere, tüm ihlallerini sona erdirmesi talep edildi.

İsrail’in işgalci bir güç olduğu ve Doğu Kudüs ile Mescid-i Aksa da dahil işgal altındaki Filistin topraklarında hiçbir meşru hakkı olmadığı vurgulanırken, Kudüs’teki İslam ve Hristiyanlığa ait kutsal mekanların Ürdün Haşimi Krallığı’nın gözetiminde kalmasının önemi vurgulandı.

İşgal altındaki Filistin topraklarındaki evlere el koyma yoluyla devam eden İsrailli yerleşimci kolonizasyonunun reddedildiği ve kınandığı ifade edildi.

Tüm bu eylemlerin uluslararası hukukun ağır ihlali anlamına geldiği, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar teşkil ettiğine vurgu yapılarak, işgalcilerin bunlardan sorumlu tutulması, sömürge sisteminin boykot edilmesi ve yaptırımlar uygulanması gerektiği belirtildi.

İsrail’in Filistin topraklarını sömürgeleştirme politikasının hızlanması, özellikle de Şeyh Cerrah ve Silvan mahallesindeki aileler de dahil, Doğu Kudüs’teki yüzlerce aileyi evlerinden zorla tahliye etme tehdidine yönelik endişelerin altı çizildi.

İşgal altındaki tüm Filistin topraklarında Filistin halkına karşı işlediği sistematik suçlar, özellikle de kuşatılmış Gazze Şeridi’ndeki barbarca saldırıları nedeniyle durumun kötüye gitmesinden tamamen işgalci İsrail sorumlu tutuldu.

Filistin halkına uluslararası insani hukuk standartlarına uygun olarak uluslararası koruma sağlanması ihtiyacı vurgulandı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK), İsrail’in Filistin halkına yönelik barbarca saldırısını durdurmak için derhal harekete geçme sorumluluğuna işaret edildi.

Filistin’in haklı davasını desteklemek ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı da dahil olmak üzere devredilemez haklarını güvence altına almak için, ilgili BM kararları ve Arap Barış Girişimi temelinde iki devletli çözüme dayalı adil ve kapsamlı bir çözüme götüren her türlü çabaya girişmeye hazır olunduğu yinelendi.

Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın İslam ümmeti için ‘kırmızı çizgi’ olduğu ifade edilerek, bunların işgalden tamamen kurtulup Filistin halkı ve İslam milletinin bağrına dönmesi dışında hiçbir güvenli ve istikrarlı durum olmadığı ifade edildi.

Bakanlar, İİT’ye üye devletleri toplu ve bireysel çabalara katılmaya, Kudüs çevresinde toplanmaya, onu ve kutsaliyetini savunmaya, İsrail’in suçlarına karşı durmaya çağırdı.

Filistin halkının topraklarındaki kararlılığının yanı sıra saldırılar ve işgal karşısındaki tarihi duruşu selamlandı ve Filistin liderliğine verilen destek bir kez daha vurgulandı.

Uluslararası mahkemeler ve çeşitli BM kuruluşları aracılığıyla, işgalci güç olan İsrail’i Filistin altyapısına, kamu ve özel mülkiyete verdiği zarar için gerekli maddi ve manevi tazminatı ödemeye zorlamak amacıyla uluslararası yasal işlem yapılması çağrısında bulunuldu.