Türkiye

Neden Bu Kadar Sahipsiziz?

18 Haziran 2021 13:09

Ailelerinden güzel bir haber alabilmek ümidiyle sesini duyurmak isteyen Uygurların Çin’in İstanbul Konsolosluğu önünde nöbet tutmalarına izin verilmedi.

Muslim Port Haber Merkezi | Bekir Şirin

Çin Konsolosluğu’nun önünde sesini duyurmak isteyen mazlum Uygurlar polis engeline takılırken olayın mağdurları gazetemize konuştu. Mağdur Uygurlardan Medine Nazimi, “Ben neden bu kadar sahipsiz kalıyorum?” feryadında bulunurken diğer Uygur Türkü de, “En azından konsolosluğa girerken bizim önümüzden geçmek zorunda kalıyorlar. Bırakın izin verin, önümüzden her geçtiklerinde görsünler, öldürdükleri insanları” dedi.

“Dört Senedir Kardeşimin Sesini Duyamıyorum”

Uygur kökenli Türkiye vatandaşı Medine Nazimi yaşadıklarını anlattı. Çin tarafından tutsak edilen kardeşinin Türk vatandaşı olduğunu söyleyen Nazimi, dört senedir kendisinin sesini duymadığını dile getirdi.

Medine Nazimi, kardeşinin durumuna ilişkin olarak gerek Dışişleri Bakanlığı gerekse de Türkiye’nin Pekin Büyükelçiliği ile irtibata geçtiğini fakat bir sonuç alamadığını belirtti. Nazimi, “Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Benim Çin tarafından tutsak edilen kardeşim de öyle. O bir kadın, o bir anne. Dört senedir sesini duyamıyorum. Sağlığı nasıl bilmiyorum. Hal böyleyken ben neden bu kadar sahipsiz kalıyorum? Ben Pekin Büyükelçiliğimize de, Dışişleri Bakanlığımıza da başvurdum. Ne yazık ki beni mutlu edecek bir cevaba ulaşamadık. Bir hayat söz konusu. Neden hâlâ bir bilgiye ulaşamıyoruz?” dedi.

“Ne Yazık ki Hiçbir Gelişme Yok”

8 Şubat’tan beri Türk yetkililerin talebiyle nöbetlerini sahilde tuttuklarını kaydeden mağdur Uygur, bu süreçte ailelerine kavuşabilme bağlamında herhangi bir gelişme olmadığını kaydetti.

Mazlum Uygur Türkü, konuya ilişkin olarak, “İlk başta İstanbul’da bulunan Çin Konsolosluğu’nun önünde nöbet tutmaya başlamıştık. Sonrasında Ankara’daki Çin Büyükelçiliği önüne gittik. Sonrasında bize dilekçe hazırlayıp Çin’e vermemiz söylendi. Dilekçelerimizi vermek istediysek de kabul görmedi. Ailelerimiz için İstanbul’da nöbet tutmaya tekrar başladık bu süreçte. 8 Şubat tarihinden itibaren Türk yetkililerin talebiyle nöbetimizi sahilde tutmaya başladık. O günden beri Çin’in İstanbul Konsolosluğu’na uzak olan sahildeyiz. Ne yazık ki ailelerimize kavuşabilmemiz noktasında hiçbir gelişme yok.” diye konuştu.

Doğu  Türkistan zalim Çin güçlerinin mezalimi altında inlerken Türkiye’de bulunan mağdur Uygurlar ailelerinin selameti için mücadele ediyor. Türkiye’deki Uygurlar, bu doğrultuda uzunca bir süredir aileleri için nöbet tutuyor. Doğu Türkistanlılar, ailelerinden bir haber alabilme umuduyla mücadelelerini sürdürürken birkaç gündür Çin’in İstanbul Konsolosluğu önünde tatsız olaylar yaşandı. Sesini dünyaya duyurmak isteyen mazlum Uygurlar, polis engeline takıldı. Yaşananlar vicdanları sızlatırken üzüntü verici olayın mağdurları açıklamalarda bulundu.

“En Azından Önümüzden Geçmek Zorunda Kalıyorlar”

Çin’in İstanbul Konsolosluğu önünde yaşanan olaylara dair konuşan bir mağdur Uygur, nöbetlerine engel olmak için konsolosluk önüne barikatların konduğunu ve eylem yapmalarına izin verilmediğini söyledi. Ailelerinin selameti için gerçekleştirdikleri nöbeti konsolosluk önünde tutmaları durumunda eylemlerinin daha etkili olduğunu söyleyen Uygur Türkü, “Şehit haberleri geliyor. Bir tane kızı şehit etmişler. Bir arkadaşımızın da toplama kampındaki teyzesini öldürmüşler. En azından konsolosluğa girerken bizim önümüzden geçmek zorunda kalıyorlar. Bırakın izin verin, önümüzden her geçtiklerinde görsünler, öldürdükleri insanları” ifadelerini kullandı.

“Sürekli Şehit Haberi Geliyor”

Uygur kökenli Türkiye vatandaşı Medine Nazimi şu ifadeleri kullandı: “Altı aydır Çin’in İstanbul’daki konsolosluğu önünde ‘Ailem nerede?’ isimli bir faaliyette bulunuyoruz. Bu eylemimiz 18 Aralık 2020’de başlamıştı. Eylemimiz başlayalı yüz seksen günü geçti. Çin tarafından öldürüldüğünü yeni öğrendiğimiz bir kişiyi anmak ve konuya dair açıklama yapmak için pazartesi günü Çin’in İstanbul konsolosluğu önüne gitmek istedik. Oradaki bir komiserimiz taleplerimizin valiliğe iletileceğini söyleyerek oradan ayrılmamızı istedi. Bize ertesi gün gelmemizi söylediler. Bunun üzerine oradan ayrıldık. O gün eve dönerken bir şehit haberi aldık. Bizimle birlikte nöbet tutan bir arkadaşımızın teyzesinin toplama kampında Çin tarafından öldürüldüğünü öğrendik. Ertesi gün tekrar Çin’in İstanbul konsolosluğu önüne gittik. Son süreçte Çin tarafından öldürüldüğünü öğrendiğimiz iki kişinin fotoğraflarını taşıyarak oraya gitmek istedik. Bizim talebimiz, çiçeğimizi ve fotoğrafları Çin konsolosluğunun önüne bırakmaktı. Böylece Çinlilerin işledikleri suçun farkına varmalarını istedik. O insanların fotoğraflarını görerek konsolosluğa girmelerini istedik.”

“Ben Neden Bu Kadar Sahipsiz Kalıyorum?”

Çin tarafından tutsak edilen kardeşinin Türk vatandaşı olduğunu söyleyen Nazimi, dört senedir kendisinin sesini duymadığını dile getirdi. Medine Nazimi, kardeşinin durumuna ilişkin olarak gerek Dışişleri Bakanlığı gerekse de Türkiye’nin Pekin Büyükelçiliği ile irtibata geçtiğini fakat bir sonuç alamadığını belirtti. Nazimi, “Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Benim Çin tarafından tutsak edilen kardeşim de öyle. O bir kadın, o bir anne. Dört senedir sesini duyamıyorum. Sağlığı nasıl bilmiyorum. Hal böyleyken ben neden bu kadar sahipsiz kalıyorum? Ben Pekin Büyükelçiliğimize de Dışişleri Bakanlığımıza da başvurdum. Ne yazık ki beni mutlu edecek bir cevaba ulaşamadık. Pekin Büyükelçiliğimiz bilgi almak için uğraşıyormuş ama seneler geçip gidiyor. Bir hayat söz konusu. Neden hâlâ bir bilgiye ulaşamıyoruz?” dedi.

“Ailelerimize Kavuşmak İstiyoruz”

Mazlum Uygur Türkü Nazimi, Çin’in İstanbul Konsolosluğu önünde nöbet tutmalarına izin verilmesini istediklerini ifade ederek, “Bizim orada durmamıza izin verin. Biz ailemizi arıyoruz. Aile üyelerimize kavuşmak istiyoruz. Hiçbir taşkınlık yapmayacağımızı da söyledik. Ama Çin’in İstanbul’daki konsolosluğu önüne gitmemize izin verilmedi. Bugün arkadaşlarım tekrar gitti, ben gidemedim. Çin konsolosluğuna giden sokağın başına bariyerler kurulmuş. Dünden daha fazla polis gelmiş. Biz en doğal hakkımızı istiyoruz. Aile üyelerimizle görüşmek istiyoruz, onların sesini duymak, sağlık durumlarını öğrenmek istiyoruz.” diye konuştu.

“Bacılarınız Tecavüze Uğruyor, Lütfen Bu Kadar Zulme Sessiz Kalmayın”

Hükümete ve Türkiye’deki kadınlara seslenen Medine Nazimi, “Türkiye’deki kadınlara, Nene Hatun’un evlatlarına seslenmek istiyorum. Bacılarınız Çin’in karanlık toplama kamplarında sistematik tecavüze maruz kalıyor. Çocuklar annelerinden kopartılıyor. Dışarıda kalan kadınların evlerine Çinli erkekler yerleştiriliyor. Lütfen bu kadar zulme sessiz kalmayın. Hükümetimizin de, devletimizin de yapılan bu zulme sessiz kalmamasını, elinden ne geliyorsa yapmasını istiyorum. Yedi tane ülke Doğu Türkistan’da yapılanları ‘soykırım’ olarak nitelendirdi. Çin’e savaş açmadan da yapılacak çok şey varmış. Türkiye’den de aynı şeyleri bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Muslim Port Haber Merkezi | Bekir Şirin

Çin Konsolosluğu’nun önünde sesini duyurmak isteyen mazlum Uygurlar polis engeline takılırken olayın mağdurları gazetemize konuştu. Mağdur Uygurlardan Medine Nazimi, “Ben neden bu kadar sahipsiz kalıyorum?” feryadında bulunurken diğer Uygur Türkü de, “En azından konsolosluğa girerken bizim önümüzden geçmek zorunda kalıyorlar. Bırakın izin verin, önümüzden her geçtiklerinde görsünler, öldürdükleri insanları” dedi.

“Dört Senedir Kardeşimin Sesini Duyamıyorum”

Uygur kökenli Türkiye vatandaşı Medine Nazimi yaşadıklarını anlattı. Çin tarafından tutsak edilen kardeşinin Türk vatandaşı olduğunu söyleyen Nazimi, dört senedir kendisinin sesini duymadığını dile getirdi.

Medine Nazimi, kardeşinin durumuna ilişkin olarak gerek Dışişleri Bakanlığı gerekse de Türkiye’nin Pekin Büyükelçiliği ile irtibata geçtiğini fakat bir sonuç alamadığını belirtti. Nazimi, “Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Benim Çin tarafından tutsak edilen kardeşim de öyle. O bir kadın, o bir anne. Dört senedir sesini duyamıyorum. Sağlığı nasıl bilmiyorum. Hal böyleyken ben neden bu kadar sahipsiz kalıyorum? Ben Pekin Büyükelçiliğimize de, Dışişleri Bakanlığımıza da başvurdum. Ne yazık ki beni mutlu edecek bir cevaba ulaşamadık. Bir hayat söz konusu. Neden hâlâ bir bilgiye ulaşamıyoruz?” dedi.

“Ne Yazık ki Hiçbir Gelişme Yok”

8 Şubat’tan beri Türk yetkililerin talebiyle nöbetlerini sahilde tuttuklarını kaydeden mağdur Uygur, bu süreçte ailelerine kavuşabilme bağlamında herhangi bir gelişme olmadığını kaydetti.

Mazlum Uygur Türkü, konuya ilişkin olarak, “İlk başta İstanbul’da bulunan Çin Konsolosluğu’nun önünde nöbet tutmaya başlamıştık. Sonrasında Ankara’daki Çin Büyükelçiliği önüne gittik. Sonrasında bize dilekçe hazırlayıp Çin’e vermemiz söylendi. Dilekçelerimizi vermek istediysek de kabul görmedi. Ailelerimiz için İstanbul’da nöbet tutmaya tekrar başladık bu süreçte. 8 Şubat tarihinden itibaren Türk yetkililerin talebiyle nöbetimizi sahilde tutmaya başladık. O günden beri Çin’in İstanbul Konsolosluğu’na uzak olan sahildeyiz. Ne yazık ki ailelerimize kavuşabilmemiz noktasında hiçbir gelişme yok.” diye konuştu.

Doğu  Türkistan zalim Çin güçlerinin mezalimi altında inlerken Türkiye’de bulunan mağdur Uygurlar ailelerinin selameti için mücadele ediyor. Türkiye’deki Uygurlar, bu doğrultuda uzunca bir süredir aileleri için nöbet tutuyor. Doğu Türkistanlılar, ailelerinden bir haber alabilme umuduyla mücadelelerini sürdürürken birkaç gündür Çin’in İstanbul Konsolosluğu önünde tatsız olaylar yaşandı. Sesini dünyaya duyurmak isteyen mazlum Uygurlar, polis engeline takıldı. Yaşananlar vicdanları sızlatırken üzüntü verici olayın mağdurları açıklamalarda bulundu.

“En Azından Önümüzden Geçmek Zorunda Kalıyorlar”

Çin’in İstanbul Konsolosluğu önünde yaşanan olaylara dair konuşan bir mağdur Uygur, nöbetlerine engel olmak için konsolosluk önüne barikatların konduğunu ve eylem yapmalarına izin verilmediğini söyledi. Ailelerinin selameti için gerçekleştirdikleri nöbeti konsolosluk önünde tutmaları durumunda eylemlerinin daha etkili olduğunu söyleyen Uygur Türkü, “Şehit haberleri geliyor. Bir tane kızı şehit etmişler. Bir arkadaşımızın da toplama kampındaki teyzesini öldürmüşler. En azından konsolosluğa girerken bizim önümüzden geçmek zorunda kalıyorlar. Bırakın izin verin, önümüzden her geçtiklerinde görsünler, öldürdükleri insanları” ifadelerini kullandı.

“Sürekli Şehit Haberi Geliyor”

Uygur kökenli Türkiye vatandaşı Medine Nazimi şu ifadeleri kullandı: “Altı aydır Çin’in İstanbul’daki konsolosluğu önünde ‘Ailem nerede?’ isimli bir faaliyette bulunuyoruz. Bu eylemimiz 18 Aralık 2020’de başlamıştı. Eylemimiz başlayalı yüz seksen günü geçti. Çin tarafından öldürüldüğünü yeni öğrendiğimiz bir kişiyi anmak ve konuya dair açıklama yapmak için pazartesi günü Çin’in İstanbul konsolosluğu önüne gitmek istedik. Oradaki bir komiserimiz taleplerimizin valiliğe iletileceğini söyleyerek oradan ayrılmamızı istedi. Bize ertesi gün gelmemizi söylediler. Bunun üzerine oradan ayrıldık. O gün eve dönerken bir şehit haberi aldık. Bizimle birlikte nöbet tutan bir arkadaşımızın teyzesinin toplama kampında Çin tarafından öldürüldüğünü öğrendik. Ertesi gün tekrar Çin’in İstanbul konsolosluğu önüne gittik. Son süreçte Çin tarafından öldürüldüğünü öğrendiğimiz iki kişinin fotoğraflarını taşıyarak oraya gitmek istedik. Bizim talebimiz, çiçeğimizi ve fotoğrafları Çin konsolosluğunun önüne bırakmaktı. Böylece Çinlilerin işledikleri suçun farkına varmalarını istedik. O insanların fotoğraflarını görerek konsolosluğa girmelerini istedik.”

“Ben Neden Bu Kadar Sahipsiz Kalıyorum?”

Çin tarafından tutsak edilen kardeşinin Türk vatandaşı olduğunu söyleyen Nazimi, dört senedir kendisinin sesini duymadığını dile getirdi. Medine Nazimi, kardeşinin durumuna ilişkin olarak gerek Dışişleri Bakanlığı gerekse de Türkiye’nin Pekin Büyükelçiliği ile irtibata geçtiğini fakat bir sonuç alamadığını belirtti. Nazimi, “Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Benim Çin tarafından tutsak edilen kardeşim de öyle. O bir kadın, o bir anne. Dört senedir sesini duyamıyorum. Sağlığı nasıl bilmiyorum. Hal böyleyken ben neden bu kadar sahipsiz kalıyorum? Ben Pekin Büyükelçiliğimize de Dışişleri Bakanlığımıza da başvurdum. Ne yazık ki beni mutlu edecek bir cevaba ulaşamadık. Pekin Büyükelçiliğimiz bilgi almak için uğraşıyormuş ama seneler geçip gidiyor. Bir hayat söz konusu. Neden hâlâ bir bilgiye ulaşamıyoruz?” dedi.

“Ailelerimize Kavuşmak İstiyoruz”

Mazlum Uygur Türkü Nazimi, Çin’in İstanbul Konsolosluğu önünde nöbet tutmalarına izin verilmesini istediklerini ifade ederek, “Bizim orada durmamıza izin verin. Biz ailemizi arıyoruz. Aile üyelerimize kavuşmak istiyoruz. Hiçbir taşkınlık yapmayacağımızı da söyledik. Ama Çin’in İstanbul’daki konsolosluğu önüne gitmemize izin verilmedi. Bugün arkadaşlarım tekrar gitti, ben gidemedim. Çin konsolosluğuna giden sokağın başına bariyerler kurulmuş. Dünden daha fazla polis gelmiş. Biz en doğal hakkımızı istiyoruz. Aile üyelerimizle görüşmek istiyoruz, onların sesini duymak, sağlık durumlarını öğrenmek istiyoruz.” diye konuştu.

“Bacılarınız Tecavüze Uğruyor, Lütfen Bu Kadar Zulme Sessiz Kalmayın”

Hükümete ve Türkiye’deki kadınlara seslenen Medine Nazimi, “Türkiye’deki kadınlara, Nene Hatun’un evlatlarına seslenmek istiyorum. Bacılarınız Çin’in karanlık toplama kamplarında sistematik tecavüze maruz kalıyor. Çocuklar annelerinden kopartılıyor. Dışarıda kalan kadınların evlerine Çinli erkekler yerleştiriliyor. Lütfen bu kadar zulme sessiz kalmayın. Hükümetimizin de, devletimizin de yapılan bu zulme sessiz kalmamasını, elinden ne geliyorsa yapmasını istiyorum. Yedi tane ülke Doğu Türkistan’da yapılanları ‘soykırım’ olarak nitelendirdi. Çin’e savaş açmadan da yapılacak çok şey varmış. Türkiye’den de aynı şeyleri bekliyoruz” ifadelerini kullandı.