MP Dosya Analiz

Covid 19 Mültecilere Karşı Kullanılan Bir Silah Mı ?

26 Şubat 2021 10:42

Başta Avrupa ülkeleri ve ABD olmak üzere mültecilerin hedefinde olan ülkelerin, Covid 19 krizine denk gelen en büyük sorunlarının başında engel olamadıkları mülteci akını geliyordu. Tam bu noktada ortaya çıkan salgın, mültecilere karşı bir duvar olarak mı kullanıldı?

Muslim Port Haber Merkezi | Metin Zengin

Pandeminin başlamasından bugüne bir yıldan fazla geçti. Başladığı günden itibaren de birçok iddianın ve teorinin merkezinde olan Covid 19, hala da gündelik hayatımızın parçası olmaya devam etmektedir.

Covid 19’un küresel ve yerel ölçekte birçok yansıması oldu. Toplumlar ve devletlerin pandemiye karşı verdikleri mücadelede ortaya koymuş oldukları yöntemlere bakıldığında çok farklı tepkilerin olduğu görülür. Ayrıca baskıcı rejimler başta olmak üzere bazı yönetimlerin pandemiyi öne sürerek  sert uygulamalar ortaya koymaktadır. Bu uygulamalar arasında garip bir şekilde mültecilere yönelik alınan katı tedbirler göze çarpmaktadır.

Mülteci krizi yer kürenin son birkaç yıldır karşı karşıya kaldığı en büyük küresel sorundu ve böyle olmaya da devam edecek. Savaşlar başta olmak üzere, kuraklık, yoksulluk, nüfus-arazi dengesizliği, işsizlik gibi nedenlerle her sene milyonlarca insan mülteci durumuna düşmektedir. Sadece 2019 yılının ilk yarısına, yani Covid-19 başlamadan hemen önceki döneme, bakıldığında medyada yoğun bir şekilde mülteci olaylarının tartışıldığı görülmektedir. Bu mülteci olaylarının bazısını tekrar hatırlatmakta fayda vardır.

Libya’daki iç karışıklıktan faydalanarak Afrika’nın iç bölgelerinden İspanya ve İtalya üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışan on binlerce göçmeni hatırlarsınız. Bu mülteciler, sürekli battıkları için adına “ Titanic” denilen şişme botlarla denizi aşmaya çalışmakta ve çoğu zamanda başarılı olamamaktadır.

Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçmeye çalışan ve sayıları milyonları bulan Suriyeli, Iraklı, İranlı, Afganistanlı göçmen bu işin başka bir boyutunu oluşturmaktadır. Hatırlanacağı üzere Türkiye’de ilk Covid-19 vakaları göründüğünde yüzbinlerce mülteci Yunanistan sınırında dayanmıştı. Sadece bu örnek üzerine düşünmek bile yeterli olacaktır.

El Salvador, Honduras ve Venezuela gibi ülkeler başta olmak üzere Latin Amerika ülkelerinden Amerika Birleşik Devletleri’ne geçmeye çalışan ve sayıları milyonları bulan Latin mülteciler. Hatırlanacağı üzere 2019’un başlarında yüzbinlerce Latin göçmen Meksika sınırına dayanmış bu olay Amerika siyasetinde uzun süre tartışılan bir mesele haline gelmişti. Trump ise bu göçmenler durdurmak için askerlere “vur” emri verdiği gibi sınıra da yeni bir duvar örmüştü.

El Salvadorlu Oscar Alberto Martinez Ramirez ve 23 Aylık Kızı Valeria 24 Haziran 2019 Tarihinde Amerika’ya girmek için nehri geçmeye çalışırken boğularak ölmüşlerdi. El Salvadorlu Oscar Alberto Martinez Ramirez ve 23 Aylık Kızı Valeria 24 Haziran 2019 Tarihinde Amerika’ya girmek için nehri geçmeye çalışırken boğularak ölmüşlerdi.

Göçmenlerin yoğun olduğu diğer bir bölge ise Güneydoğu Asya bölgesidir. Myanmar gibi savaş sebebiyle yerine terk etmek zorunda kalan milyonlarca insan dışında, Endonezya, Filipinler, Hindistan ve Bangladeş gibi ülkelerden milyonlarca insan çalışmak için Haliç ülkeleri, Singapur, Malezya gibi ülkelere kaçak bir şekilde giriş yapmaktadır. Sadece Myanmar mültecilerinin çekmiş olduğu sıkıntı bölgedeki mülteci krizini anlamak için yeterli olacaktır.

Başta Avrupa ülkeleri ve ABD olmak üzere mültecilerin hedefinde olan ülkeler, Covid 19 krizini mültecilere karşı bir duvar olarak kullanmıştır. Bu ülkeler mültecilere karşı normal zamanlarda yürürlüğe koyamadıkları birçok uygulamayı pandemiyi öne sürerek  hayata geçirmişlerdir. Sınır devriyelerinin sıklaştırılması, mültecilere karşı daha sert tutumların izlenmesi, mültecilerin toplama merkezlerine toplanması, dışlanması gibi normal zamanlarda uygulanamayan Covid 19’la beraber sıradan hale gelmiştir.

Ayrıca, önceki dönemlerde mülteci haklarını savunan sivil toplum örgütleri v.b. kuruluşlar bu dönemde hükümetlerin almış olduğu önlemlere karşı sesiz kalmak zorunda kalmıştır. Libya ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya ve Meksika üzerinden ABD’ye umut yolculuğu kısmen devam etmekle beraber Avrupa ve ABD bu dönemde daha rahat bir nefes alabilmiştir.

Güneydoğu Asya’da mültecilere yönelik uygulanan kısıtlamalar Avrupa’yı çok aratmamıştır. Nüfusun ve insan hareketliğinin fazla olduğu Güneydoğu Asya ülkelerinin bazılarında mülteciler doğrudan mercek altına alınmıştır. Bazı ülkeler kısıtlama ve karantina şartlarını öne sürerek ülkeye kaçak yollarla giren mültecilere yönelik operasyonlar düzenlemiştir. 

Yine ülkede bulunan mülteciler Cuma namazları dahil birçok haktan mahrum bırakılarak toplumdan soyutlanmıştır. Benzer hadiseler Singapur gibi bölgedeki diğer gelişmiş ülkelerde de yaşanmıştır.

Özetle birçok ülke Covid 19’u mültecilere karşı bir silah olarak kullanmıştır. Pandemi nedeniyle uygulamaya konulan birçok kısıtlama mültecilerin ülkeye girişlerini engellemek ve ülkede bulunan mültecileri yakalamak için kullanılmıştır.

Muslim Port Haber Merkezi | Metin Zengin

Pandeminin başlamasından bugüne bir yıldan fazla geçti. Başladığı günden itibaren de birçok iddianın ve teorinin merkezinde olan Covid 19, hala da gündelik hayatımızın parçası olmaya devam etmektedir.

Covid 19’un küresel ve yerel ölçekte birçok yansıması oldu. Toplumlar ve devletlerin pandemiye karşı verdikleri mücadelede ortaya koymuş oldukları yöntemlere bakıldığında çok farklı tepkilerin olduğu görülür. Ayrıca baskıcı rejimler başta olmak üzere bazı yönetimlerin pandemiyi öne sürerek  sert uygulamalar ortaya koymaktadır. Bu uygulamalar arasında garip bir şekilde mültecilere yönelik alınan katı tedbirler göze çarpmaktadır.

Mülteci krizi yer kürenin son birkaç yıldır karşı karşıya kaldığı en büyük küresel sorundu ve böyle olmaya da devam edecek. Savaşlar başta olmak üzere, kuraklık, yoksulluk, nüfus-arazi dengesizliği, işsizlik gibi nedenlerle her sene milyonlarca insan mülteci durumuna düşmektedir. Sadece 2019 yılının ilk yarısına, yani Covid-19 başlamadan hemen önceki döneme, bakıldığında medyada yoğun bir şekilde mülteci olaylarının tartışıldığı görülmektedir. Bu mülteci olaylarının bazısını tekrar hatırlatmakta fayda vardır.

Libya’daki iç karışıklıktan faydalanarak Afrika’nın iç bölgelerinden İspanya ve İtalya üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışan on binlerce göçmeni hatırlarsınız. Bu mülteciler, sürekli battıkları için adına “ Titanic” denilen şişme botlarla denizi aşmaya çalışmakta ve çoğu zamanda başarılı olamamaktadır.

Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçmeye çalışan ve sayıları milyonları bulan Suriyeli, Iraklı, İranlı, Afganistanlı göçmen bu işin başka bir boyutunu oluşturmaktadır. Hatırlanacağı üzere Türkiye’de ilk Covid-19 vakaları göründüğünde yüzbinlerce mülteci Yunanistan sınırında dayanmıştı. Sadece bu örnek üzerine düşünmek bile yeterli olacaktır.

El Salvador, Honduras ve Venezuela gibi ülkeler başta olmak üzere Latin Amerika ülkelerinden Amerika Birleşik Devletleri’ne geçmeye çalışan ve sayıları milyonları bulan Latin mülteciler. Hatırlanacağı üzere 2019’un başlarında yüzbinlerce Latin göçmen Meksika sınırına dayanmış bu olay Amerika siyasetinde uzun süre tartışılan bir mesele haline gelmişti. Trump ise bu göçmenler durdurmak için askerlere “vur” emri verdiği gibi sınıra da yeni bir duvar örmüştü.

El Salvadorlu Oscar Alberto Martinez Ramirez ve 23 Aylık Kızı Valeria 24 Haziran 2019 Tarihinde Amerika’ya girmek için nehri geçmeye çalışırken boğularak ölmüşlerdi. El Salvadorlu Oscar Alberto Martinez Ramirez ve 23 Aylık Kızı Valeria 24 Haziran 2019 Tarihinde Amerika’ya girmek için nehri geçmeye çalışırken boğularak ölmüşlerdi.

Göçmenlerin yoğun olduğu diğer bir bölge ise Güneydoğu Asya bölgesidir. Myanmar gibi savaş sebebiyle yerine terk etmek zorunda kalan milyonlarca insan dışında, Endonezya, Filipinler, Hindistan ve Bangladeş gibi ülkelerden milyonlarca insan çalışmak için Haliç ülkeleri, Singapur, Malezya gibi ülkelere kaçak bir şekilde giriş yapmaktadır. Sadece Myanmar mültecilerinin çekmiş olduğu sıkıntı bölgedeki mülteci krizini anlamak için yeterli olacaktır.

Başta Avrupa ülkeleri ve ABD olmak üzere mültecilerin hedefinde olan ülkeler, Covid 19 krizini mültecilere karşı bir duvar olarak kullanmıştır. Bu ülkeler mültecilere karşı normal zamanlarda yürürlüğe koyamadıkları birçok uygulamayı pandemiyi öne sürerek  hayata geçirmişlerdir. Sınır devriyelerinin sıklaştırılması, mültecilere karşı daha sert tutumların izlenmesi, mültecilerin toplama merkezlerine toplanması, dışlanması gibi normal zamanlarda uygulanamayan Covid 19’la beraber sıradan hale gelmiştir.

Ayrıca, önceki dönemlerde mülteci haklarını savunan sivil toplum örgütleri v.b. kuruluşlar bu dönemde hükümetlerin almış olduğu önlemlere karşı sesiz kalmak zorunda kalmıştır. Libya ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya ve Meksika üzerinden ABD’ye umut yolculuğu kısmen devam etmekle beraber Avrupa ve ABD bu dönemde daha rahat bir nefes alabilmiştir.

Güneydoğu Asya’da mültecilere yönelik uygulanan kısıtlamalar Avrupa’yı çok aratmamıştır. Nüfusun ve insan hareketliğinin fazla olduğu Güneydoğu Asya ülkelerinin bazılarında mülteciler doğrudan mercek altına alınmıştır. Bazı ülkeler kısıtlama ve karantina şartlarını öne sürerek ülkeye kaçak yollarla giren mültecilere yönelik operasyonlar düzenlemiştir. 

Yine ülkede bulunan mülteciler Cuma namazları dahil birçok haktan mahrum bırakılarak toplumdan soyutlanmıştır. Benzer hadiseler Singapur gibi bölgedeki diğer gelişmiş ülkelerde de yaşanmıştır.

Özetle birçok ülke Covid 19’u mültecilere karşı bir silah olarak kullanmıştır. Pandemi nedeniyle uygulamaya konulan birçok kısıtlama mültecilerin ülkeye girişlerini engellemek ve ülkede bulunan mültecileri yakalamak için kullanılmıştır.