Taha Kılınç


Paris’in İmamı

27 Kasım 2020 23:49

Fransa’nın başkenti Paris, 16 Temmuz 1926’da, görkemli bir törene ev sahipliği yapıyordu. Şehrin bugünkü 5’inci Bölge’sinde, Sorbonne Üniversitesi’ne ve ünlü tarihî eserlere yürüme mesafesinde, merkezî bir konumdaki dev bir caminin açılışı gerçekleştiriliyordu.

Resmî adıyla “Paris Büyük Camii”, ta 1842’lerden beri devam eden çabaların bir semeresiydi. Kuzey Afrika kökenli Müslümanların Paris’te kalıcı bir caminin açılması yönündeki talepleri Fransa’nın “laik” yönetimleri tarafından sürekli savsaklanmış, Osmanlı İmparatorluğu’nun Paris Büyükelçiliği’nce Père Lachaise Mezarlığı içinde 1856’da açılan derme-çatma musallâ uzun ömürlü olmamış, 1914’te yine Osmanlı’nın Paris’te bir cami inşa etme projesi ise Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle kadük kalmıştı. 1920’de nihayet cami için kolların sıvanmasıyla 1922’de temeller atılmış, dört yıllık bir çalışmanın sonunda ortaya Kuzey Afrika ve Endülüs mimarî tarzının karışımı, şık bir cami ve külliye çıkmıştı.

Binlerce Müslümanın yanı sıra gayrimüslimlerin de büyük ilgi gösterdiği açılış töreninde, kurdeleyi Fransa Cumhurbaşkanı Gaston Doumergue, Fas Sultanı Yûsuf bin Hasan ve Paris Büyük Camii’nin kurucu başkanlığını üstlenen Abdulkâdir Bengabrit (“Sî Kaddûr Bengabrit” adıyla ünlüydü) birlikte kesmişti. Bu isimlerden Bengabrit, oldukça sıra dışı bir kimliğe sahipti:

Endülüs kökenli bir eşraf ailesinin oğlu olarak 1868’de Cezayir’de dünyaya gelen Abdulkâdir Bengabrit, temel eğitimini başkentte tamamladıktan sonra, Fas’ın Fes şehrindeki Karaviyyîn Üniversitesi’ni bitirmiş, hukuk alanında çalışmaya başlamıştı. 1892’den itibaren Fransa Dışişleri Bakanlığı bünyesinde memuriyet hayatına atılan Bengabrit, Kuzey Afrika’daki bütün diplomatik adımlarında “tercüman” sıfatıyla Fransızlara eşlik etmişti. 1901’de Fas-Cezayir sınırı belirlenirken, 1906’da Fransa’nın Fas’taki üstünlük hakkı tescil edilirken, 1912’de Fas üzerinde resmen “Fransız himâyesi”ni başlatan anlaşma imzalanırken… Bengabrit hep başroldeydi. Fransızlara yalnızca tercümanlık yapmıyordu, aynı zamanda Araplar ve Müslümanlar hakkında istihbarat da taşıyordu. Verdiği bilgiler ve hazırladığı raporlar o kadar kıymetliydi ki, Fransa Dışişleri Bakanlığı koridorlarında kendisinden “en güvenilir Arap muhbir” diye söz ediliyordu.

Birinci Dünya Savaşı başladıktan sonra, Fransa, Bengabrit’i 1916’da elçi olarak Mekke’ye gönderdi. Onun ağzından, Şerif Hüseyin’e yapılan teklif netti: “Osmanlı’ya isyan et ve Türklerle bütün bağını kopar. Bunun karşılığında, senin liderliğinde oluşturulacak Arap Hilâfeti’ni destekleyelim.” Şerif, o sırada İngilizlerle yazışmaya çoktan başlamış olduğundan, Bengabrit’e müspet karşılık vermedi. Ancak Fransa üzerinden hacca gelecek Müslümanlara her türlü kolaylığın gösterilmesi imtiyazını takdim etti.

1917’de Fransa ve Kuzey Afrika’daki Müslümanların hac yolculuklarını organize etmek üzere bir teşkilât kuran Abdulkâdir Bengabrit, Fransız hükümeti nezdindeki kredisini Paris Büyük Camii’nin inşası projesinde kullandı. Dolayısıyla, cami açıldığında başkanlığına Bengabrit’in getirilmesinden daha doğal bir şey de yoktu. 1954’te Paris’teki ölümüne kadar vazifesini sürdüren Bengabrit, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Paris işgal edildiğinde, Almanların elinden yüzlerce Yahudiyi kurtarmasıyla da kayıtlara geçti. Yahudilere sahte “Müslüman” kimliği düzenledi, caminin mahzenlerinde onları sakladı, birçoğunun yeraltı tünellerinden gizlice Paris’i terk etmesine yardımcı oldu. Cezayir asıllı ünlü şarkıcı Selîm Helâlî, Bengabrit’in kurtardığı Yahudilerin en ünlüsüydü. Bengabrit, Helâlî’nin büyükbabasının aslında Müslüman olduğunu gösteren düzmece bir kabirle Nazileri ikna etmişti.

Paris Büyük Camii, bugün tümüyle Fransız devletinin resmî politikasına angaje biçimde faaliyetlerini sürdürüyor. Cami yönetiminin, 2017’deki cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında Emmanuel Macron’un desteklenmesi yönünde Müslümanlara yaptığı resmî çağrıyı hatırlamak, siyasetle ve devletle kurulan ilişkinin biçimini anlatmaya yeter. Caminin başkanlığını 1992’den bu yana yine bir Cezayirli, Delîl Bûbekir yürütüyor.

“İslâm’ı yeniden şekillendirme” hayallerine kapılan Fransa Cumhurbaşkanı Macron, bugün Abdulkâdir Bengabrit türünde karizmatik ve yetenekli çalışma arkadaşları arasa da dünya çok hızlı değişiyor, Fransa da öyle. Cumartesi yazısında, Bengabrit’in günümüzde yaşayan oldukça sönük ve silik bir kopyasından -Hasan Şalğûmî- hareketle, Macron’un Fransa (ve Avrupa) Müslümanlarına dayatmaya çabaladığı dinî projelerin ayrıntılarına ve “başarı şansı”na daha yakından bakalım.

(*) Taha Kılınç'ın bu yazısı Yeni Şafak Gazetesi'nden alıntılanmıştır.