İsmail Mansur Özdemir


3. Türkiye - Afrika Ortaklık Zirvesi Bağlamında Türkiye’nin Afrika’ya Yönelik Kamu Diplomasisi Çalışmalarının Sonuç ve Etkileri

25 Aralık 2021 09:22

Hafta sonu ülkemiz tarihi bir zirveye ev sahipliği yaptı. İkincisi Ekvator Gine’sinde gerçekleşen Türkiye- Afrika ortaklık zirvesinin üçüncüsü İstanbul’da gerçekleşti. 39 ülkenin katılım gösterdiği zirve oldukça yerinde ve zamanında gerçekleşmiş oldu. Uzun zamandır Afrika’dan uluslararası topluma bazı itiraz sesleri yükseliyor. Özellikle uluslararası alandaki Batılı hâkimiyetine yönelik itirazların güçlü bir şekilde yükseltildiği bir dönemde bu zirvenin İstanbul’un ev sahipliğinde yapılmış olması çok büyük anlamlar taşıyor. Katılımın niteliği de ilginin oldukça yüksek olduğunu gösteriyor.

3. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi sonuç bildirgesi ve toplantı gündemi de oldukça güçlü temalar içeriyor. Sonuç bildirgesinde bir sonraki zirveye kadar olan dönem için gerçekleştirilecek çalışmalar, barış, güvenlik ve adalet, insan odaklı gelişme, güçlü ve sürdürülebilir büyüme olarak vurgulandı. Birlikte Kalkınma ve Refah için Güçlendirilmiş Ortaklık” mottosu ile yapılan çağrı Afrika toplumlarına yönelik Batının kullandığı buyurgan üsluptan oldukça uzak ve makul bir işbirliğine vurgu yapması açısından da oldukça değerli.

Toplantının teknik oturumları yanında en dikkat çekici sıcak etkileşim alanı da özellikle ülkemizin Kamu Diplomasisi kurumlarının ürettikleri alan üzerinden gerçekleşti. Söz konusu Afrika olduğunda Diplomasiyi besleyecek en güçlü enstrüman tartışmasız Kamu Diplomasisi alanı. Uzun yıllardır Afrika’ya yönelik karşılıksız olarak sunulan Kalkınma Yardımları ve İnsani Yardımlar 2010 yılında ortaya konulan “Afrika Açılım Planı” çerçevesinde yeni bir boyut kazanarak bugün etkisi çok güçlü hissedilen bir alt yapı oluşturuldu. Afrika açılım planının en güçlü iki aktörü YTB ve TİKA bölgede çok güçlü bir çalışma programı ortaya koydular.

TİKA’nın istihsal odaklı Afrika stratejisi Afrika toplumunun üretim temelli bir kalkınma stratejisine dönüşmesi konusunda çok önemli bir katma değer ortaya koymuştur. Batı toplumunun bir taraftan sömürerek bir taraftan ta sözde yardımlar yoluyla var ettiği yoksulluğu sürdürme stratejisi TİKA’nın Afrika stratejisi ile tartışılmaya başlamıştır. Toplumların kalkınması ancak üretim kapasitelerinin artırılması ile mümkün olabilir yaklaşımı temelinde ortaya konulan devasa “Afrika Kalkınma ve Refah Artırıcı Destek Programı” bugün pek çok alanda karşılığı gözle görülür bir etkinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. TİKA bu çalışması ile siyasi diplomasi hizmeti ortaya koyan dış misyon birimlerinin toplumla doğrudan etkileşmesine imkân sağlamıştır. Bu yeni ve özgün Kamu Diplomasi hizmetinin ana taşıyıcı aktörü TİKA olmuştur.

TİKA’nın açtığı yolda kısa bir zaman sonra YTB yürüyecek ve özellikle Kalkınma Yardımlarının ikinci ayağı olan nitelikli insan kaynağını karşılamaya yönelik “Türkiye Bursları” markası ile bölgede ses getirici bir bursluluk çalışması gerçekleştirecektir. Tüm dünyada ortaya koyulan bu burslandırma stratejisi her ülkenin sosyal, demografik ve bölgesel hassasiyetlerini göz önüne alan; ülkelerin ve toplumların temel, yapısal, acil ihtiyaçlarını merkeze alan bir anlayış içinde yapılandırılmıştır. Bizim de kurucu başkanı olduğumuz “Türkiye Bursları” kısa zaman içinde tüm dünya ile yarışan özgün bir burslandırma modeline dönüşmüştür. Bölgesel ihtiyaçların merkeze alındığı bursluluk modeli, nitelikli öğrenci seçimi, yerleştirme, barındırma, ulaşım, burs desteği, yan eğitimler, dil eğitimi ve sosyo-kültürel gelişimin de planlandığı özgün bir model olarak emsalsizdir. Değerlendirme Kurulları vesilesi ile tüm kurumların katkı sunduğu bir strateji ile hareket etmiş olan “Türkiye Bursları” çok önemli bir Kamu Diplomasisi markasıdır. 3. Türkiye – Afrika Zirvesi bu bursların muazzam anlam ve etkisinin göz önüne çıktığı bir imkân olmuştur. Türkiye Burslarından 14.000’i aşkın Afrikalı öğrenci yararlanmıştır. Bu öğrenciler akademik eğitim yanında sosyal ve kültürel etkileşim temelinde halkımız ile özel bir etkileşim içine girmişlerdir. Kendi ülkelerinde de sahip oldukları hasbi ve samimi toplumsal doku ile temas eden Afrikalı gençler kendilerini bir gönüllü kardeşlik elçisi olarak tanımlamaktadır. Türkiye- Afrika zirvesine de ülkeleri nezdinde ya da ülkemizden katılan Afrikalı mezun ve öğrenci gençler tüm boyutları ile etkileşimin altın anahtarları olarak dikkat çekmişlerdir. Cumhurbaşkanımız ile yapılan gençlik oturumunda gençlerin ülkemizin Afrika’da yaptığı çalışmaları çok doğru bir şekilde algıladıkları ve bu sürecin devam etmesi konusunda etkin bir gayret içinde olacaklarını ifade etmeleri oldukça anlamlıdır. Akademik eğitimleri yanında ülkemizin tarihi, sosyal, siyasi ve sivil toplum gündeminden de beslenen Afrikalı kardeşlerimizin ülkelerinde üretim sürecinin etkin birer aktörü olacaklarına olan inancımız sonsuzdur.

Özellikle Türkiye Maarif Vakfı’nın kurulması ve bölgede çalışmaya başlaması bölge öğrencilerine ve ülkelerin orta tedrisat müfredatına temas etme imkânını oluşturmuştur. Ülkemizin imkânları ve eğitim alt yapısı konusunda daha erken dönemde güdülenen ve hazırlık sürecine giren Afrika gençliğinin üniversite eğitimi için ülkemizi seçme eğilimi büyük oranda artmıştır. Maarif Vakfı bünyesinde verilen ülke müfredatı yanındaki seçmeli Türkçe ve kültür eğitiminin Türkiye algısını inşa etme konusunda güçlü bir fırsat olduğu bilinmelidir. Yunus Emre Enstitüsü de, öğrenciler yanında yetişkin bireylerin ülkemizin dil ve kültürü ile tanışması konusunda güçlü bir enstrümandır. Tarihsel olarak Afrika halkının yakinen tanıdığı ecdadımız Osmanlı Devleti konusunda Yunus Emre Enstitüsünün dünü ve bugünü anlatmak açısından iyi bir fırsat olduğu düşünülmelidir. İşgalci ve sömürgeci güçlerin Afrika halkının idrakine zorla zerk etmeye çalıştığı yanlış bilgi ve propaganda ile en etkili mücadele gerçeğin en uygun yollarla anlatılmasıdır. Bu çaba toplumların kendi iç sosyal bilinç dönüşümleri açısından da anlamlı olacaktır. Sadece ülkemizin tanıtımı değil, Afrika’daki tüm ülkelerin halkımız, tüccarlarımız ve akademimiz tarafından izlenmesi ve bilinmesi amacıyla da tanıtım ve medya çalışmalarının yaygınlaşması sağlanmalıdır. Bugün en zayıf olduğumuz konulardan biri Afrika konusunda medya ve propaganda alt yapımızdaki noksanlıktır. İdeal anlamda her ülke ve bölgede yerel diller düzeyinde bir Afrika medya alt yapısının oluşturulması çok ivedi bir ihtiyaçtır. Son Etiyopya krizi bu sürecin zor bir testi olmuştur.

Sonuç olarak 3. Türkiye- Afrika Ortaklık Zirvesi, ülkemizin son 10 yıldaki Kamu Diplomasisi mesaisinin güçlü bir görünümü olmuştur. Bu toplantının Afrika başta olmak üzere sonuçlarının geniş bir alanda duyurulması amacıyla tanıtım ve medya ağırlıklı kuruluşların güçlü bir çalışma yapması ile bu zirvenin etkili sonuçlar alması sağlanmalıdır. Alt çalışma ve toplantılarla kararlar sıcak tutulmalı, kamu ve kamu dışı tüm aktörler eliyle çıktılar işlenmelidir. Çok dilli bir şekilde yapılacak olan etkin propaganda, kurumlarımızın ve toplantının sonuçlarının etkililiği açısından oldukça önemlidir.

(*) İsmail Mansur Özdemir'in bu yazısının bir kısmı Yeni Şafak gazetesinin Düşünce Günlüğü sayfasında yayınlanmıştır.