Taha Kılınç


Beyaz Saray’dan İslâm’a...

15 Aralık 2021 15:45

ABD eski başkanlarından Richard Nixon’ın danışmanı Robert Dickson Crane, 12 Aralık 2021 Pazar günü 92 yaşında hayatını kaybetti. Crane’i Amerikan başkanlarının gelmiş geçmiş sayısız danışmanlarından farklı kılan şey, kariyerinin zirvesindeyken İslâm’ı seçmiş olması ve hayatının sonuna kadar Müslümanların meselelerine kafa yoran bir düşünür olarak kalmasıydı.

Robert Dickson Crane, 1929’da ABD’nin Massachusetts eyaletine bağlı Cambridge kentinde dünyaya geldi. Gençlik yıllarında uluslararası alanda çalışan bir gazeteci olmak niyetindeydi, hatta bunun için Rusça bile öğrendi. 1948’de, o dönemde işgal altında bulunan Almanya’daki Münih Üniversitesi’ne kabul edilen ilk Amerikalı oldu. Avrupa’daki tecrübelerinin ardından yeniden ABD’ye döndüğünde, bu kez de hukuk sahasında kendisini geliştirmek isteyen Crane, alanında dünyanın en prestijli okullarından biri olan Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesinde yükseköğrenimini ve doktorasını tamamladı. Harvard’dayken çok aktif bir profil sergileyen Crane, okulun ilk uluslararası hukuk dergisini kurdu.

1962’den itibaren Washington’daki düşünce kuruluşlarında çalışmaya başlayan Robert D. Crane, aynı dönemde Richard Nixon’la yakın bir mesai içindeydi. Kendisi de hukukçu olan Nixon, Crane’i yalnızca bilgili bir meslektaş değil, aynı zamanda ilerideki siyasî yaşamında yanı başında tutacağı bir danışman olarak da görüyordu. Nitekim 1968’de ikinci kez denediği başkanlık yarışını bu kez kazanınca, Crane’i de Beyaz Saray’da istihdam etti. Ulusal Güvenlik Konseyi’nin başkan yardımcılığına getirilen Crane, aynı zamanda Başkan Nixon için özel raporlar hazırlamakla da görevliydi. Bu raporlardan birçoğu İslâm ve Müslümanlarla ilgiliydi. Başlangıçta profesyonel bir iş olarak başlayan bu süreç, zaman içinde Crane’i İslâm konusunda o dönemde Beyaz Saray’ın en bilgili şahsiyeti haline getirdi.

Richard Nixon’ın 9 Ağustos 1974’de başkanlıktan istifasıyla birlikte Beyaz Saray’dan ayrılan Robert D. Crane, hukuk ve finans alanında mesleki yaşamına devam etti. Çok kısa süre sonra gerçekleşen ilginç bir vesile ise, Müslüman dünyanın merkezinde bilfiil yaşamasını ve Müslümanları yakından tanımasını sağladı: 1976’da Amerikan hükümetinin ricasıyla, yönetime ekonomik danışmanlık sunmak üzere Bahreyn’e yerleşti. Bahreyn’de geçen yıllar boyunca hem oradaki gözlemleri hem de çeşitli İslâm ülkelerine yaptığı yolculuklarla kalbi İslâm’a ısınan Crane, bu dönemde yine kendisi gibi İslâm’a doğru yürüyen önemli bir isimle, Fransız düşünür Roger Garaudy (1913-2012) ile tanıştı. Garaudy ile yaptığı derin sohbetlerde, zihnindeki birçok soruya ikna edici cevaplar buldu.

Nihayet 1980’de Müslüman olmaya karar verdiğinde seçtiği yeni isim, Crane’in hayat çizgisinin ve düşünce dünyasının da özeti gibiydi: “Fârûk Abdulhak”. İslâm tarihinde adaletin sembolü olan Hz. Ömer’in bu unvanı, “doğru ile eğrinin arasını dikkatlice ayıran” anlamına geliyordu. “Abdulhak” ise “Hakk’ın kulu”.

1981’de ABD’nin Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki büyükelçisi sıfatıyla profesyonel diplomatik yaşama giriş yapan Robert D. Crane, siyasî iktidarla yaşadığı görüş ayrılıkları sebebiyle iki yıl sonra sivil hayatına geri döndü. 1983-86 arasında Washington İslam Merkezi’nde yönetici olarak görev yapan Crane, ardından Uluslararası İslâm Düşüncesi Enstitüsü (IIIT) bünyesine katıldı. 1981’de Prof. Dr. İsmail Râcî Fârûkî ve Malezyalı siyasetçi Enver İbrahim tarafından kurulan IIIT, o dönemde Crane’in kendisini en rahat hissettiği oluşumdu. Uzun yıllar boyunca ABD başta olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların fikrî ve siyasî teşkilatlarında görev alan, onlara yol gösteren ve yazdıklarıyla kendi tecrübelerini kitlelere aktarmaya çalışan Crane, 2014’te emekliye ayrılana dek Katar’ın başkenti Doha’da ilmî çalışmalarına devam ediyordu.

Hayatının son demlerine kadar Müslüman dünyanın meseleleriyle ilgisini hiç kesmeyen Crane, yakın dönemde verdiği bir röportajda, Hindistan Müslümanları bağlamında değerlendirmelerde bulunarak, Müslümanların kendi toplumlarında daha aktif ve özne durumunda hareket etmeleri gerektiğini vurguluyordu.

Son olarak:

Vakti ve ilgisi bulunan araştırmacılar için güzel bir kitap konusu: “İslâm’ı seçen Batılı diplomatlar”. Eminim ortaya harika bir eser çıkacaktır.

(*) Taha Kılınç'ın bu yazısı Yeni Şafak Gazetesi'nden alıntılanmıştır.