Mustafa Kaya


Her Şey Bir Kere Daha Seçilmek İçin

30 Ocak 2020 21:21

Trump gözünü iyice kararttı. Bir daha seçim kazanmayı hayatta her şeyin önüne koydu. Varsa yoksa 3 Kasım 2020’deki başkanlık seçimlerini düşünüyor. Attığı her adımda o güne dönük hesaplar yatıyor. Hatırlanacağı gibi Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, 24 Eylül 2019'da ‘ABD'nin ulusal güvenliğine zarar verdiği’ ve ‘yeminine ihanet ettiği’ gerekçesiyle Trump hakkında azil soruşturmasının başlatıldığını açıklamıştı. Azil ile ilgili bu süreç tam hız devam ederken, Trump ise köşeye sıkıştırılma girişimlerini nasıl bertaraf edebileceğine dönük hamlelerini ihmal etmiyor. Bu noktada bütün umudunu Yüzyılın Anlaşması’na bağlamış durumda. Aslında Yahudilerden çok da hazzetmediği bilinen bir gerçek. Buna rağmen sonuçta ne alacağına bakıyor. Netenyahu da Trump’ın sıkışmışlığını ABD’deki Yahudi lobisi üzerinden kendisi için fırsata çevirmeye çalışıyor. Hatta bu planın 'tarihte bir kez ele geçecek fırsat' olduğunu bile söyledi. Yani toprakları üzerinde emlak pazarlığı yapılan Filistinlilerin her şeylerini ellerinden alacak olan bu sözde anlaşma ile Trump kendi başkanlığını garantilemek istiyor. Trump’ın tek derdi var aslında, o da kendisi. Dünya batmış, çıkmış hiçbir şeyin onun gözünde bir önemi yok. Popülist politikacılar devrinin zirve ismi olan Trump, kazan-kazan veya al-ver stratejisi ile dünyanın her geçen gün daha da riskli bir sürece girmesini umursamıyor. İşte Yüzyılın Anlaşması’na da çok basit bir siyasi, ticari faaliyetmiş muamelesi yapıyor. Bir taraftan Filistin devletinin tamamen silinmesi anlamına gelecek olan bu anlaşmayı dayatıyor. Diğer taraftan bu zamana kadar İsrail’e mesafeli duran özellikle bölge ülkelerinin İsrail ile yakınlaşmasını sağlayacak planlarını hayata geçiriyor. Yani kaleyi içerden yıkmaya çalışıyor. Bu plan açıklandığında İslam ülkelerinde 2-3 çatlak ses çıkmasın diye sinsi stratejilerle altyapı oluşturmaya çalışıyor.

Bilindiği gibi dünyada yetmiş yılı aşan iki tane ana sorun var. Birincisi Filistin, diğeri ise Keşmir. Her iki sorunun da ortak karakteristiği hak, hukuk tanımazlık üzerine inşa edilmeleridir. İçerde bile aşırı tepkiler alan son “Vatandaşlık Yasası” ile Hindistan aslında İsrail’in peşinden gidiyor. Tam anlamıyla İsrail’i taklit ediyor. Keşmir’de yaptıkları yetmezmiş gibi Modi şimdi de Müslümanlar için Hindistan’ı yaşanmaz kılmaya çalışıyor. Son yıllardaki İsrail-Hindistan yakınlaşması meyvelerini vermiş olacak ki, İsrail Filistin’de neler yaptıysa, Hindistan da Keşmir’de, Müslümanların yoğun olarak yaşadığı Assam Eyaleti’nde ve ülkenin tamamında aynısını yapıyor.

Malum olduğu üzere Netenyahu’nun bugün Beyaz Saray’da Trump ile görüşmesi var. Trump bu görüşmenin şerefine(!) Yüzyılın Anlaşması’nı ilan edeceğini daha önce duyurmuştu. Trump azil soruşturması tehdidini savuşturmaya, Netenyahu ise yolsuzluk gibi yüz kızartıcı iddialardan bu anlaşma ile sıyrılmaya çalışıyor. Bölge ülkeleri ise kendi aralarındaki sorunları daha da derinleştirecek adımları atarak, resmen kendi ayaklarına sıkıyorlar. Bu coğrafyayı kan ve gözyaşına çeviren İsrail ve Amerika’dan medet umuyorlar. Aklıselim ile fotoğrafın bütününü görenler ise bütün bu gelişmeleri maalesef kahrolarak izlemeye devam ediyor.