Ensar Küçükaltan


Afrika Ülkelerinde İktidar ve Yönetişim

23 Ocak 2020 14:36

Afrika kıtasında bağımsızlık sonrasındaki demokrasi denemeleri askeri müdahaleler, darbeler, dış müdahaleler gibi sebeplerle kesintiye uğramıştır. Çoğunlukla sömürgeci ülkelerin mirası olan Afrika’ya özgü demokrasi modeli, genellikle ordu gücünü arkasına alan askeri veya sivil liderin muhaliflere karşı güç tehdidi veya doğrudan müdahalesi ile ilerlemek zorunda kalmıştır. Bunun en doğal sonucu da uzun süren iktidarlar ve yürümekte zorlanmasına rağmen koltuğunu bırakmak istemeyen liderlerdir.

Ömür boyu liderlik fenomeninin sağlanması için kimi zaman anayasalarda belirlenen seçim yasalarının değiştirilmesi kimi zaman ise farklı ülkelerin dolaylı yardımları kullanılmıştır. Bu problemin asıl nedeni, bağımsızlık sonrasında birçok ülkenin gücün dönüşümü ve paylaşımı konularında yaşadığı sıkıntılardır. Bazı ülkelerde kanlı geçen bağımsızlık mücadelesi bazı ülkelerde daha sakin bir geçiş şeklinde olmuştur. Bu mücadelelerin halk önderleri olan liderler ise bağımsızlık sonrasında da lider olmaya talip olmuşlardır. Bu istekleri haklı nedenlere dayansa da daha sonrasında iktidarın paylaşımı hususunda yaşanan sıkıntıların başlamasına da neden olmuştur. Kıtada bugün babadan oğula geçen iktidarlar, kurucu kadroların kendi aralarında olan değişimler, ordu gücü ile alınan iktidarları görmek mümkün. Hiç mi şeffaf seçimler yoluyla değişen iktidar yok derseniz, elbette var. Çeşitli demokrasi indekslerini incelediğinizde Botswana, Senegal, Zambia, Mauritius gibi daha pek çok ülke sayılabilir. Farklı demokrasi kriterlerine göre oluşturulan bu listelere ulaşmak kolay. Ancak uzun süreli iktidarlar Afrika’nın belli bölümlerinin değişmez gerçeği.

Gabon’da Omar Bongo iktidarı 41 yılı gördü. Ekvatoryal Gine’de Mbasogo 41 (devam), Angola’da dos Santos 38, Togo’da Eyadema 37 yıl görevde kaldı. 2017 yılında iktidardan uzaklaştırılan Mugabe de bu örneklerden biriydi. Uganda’da tartışılan Yoweri Museveni 33 yıldır ülkenin başında. Kamerun’da Biya iktidarının 38. yılına girildi. Bu listeyi daha da uzatmak mümkün. Göreve gelen liderlerin gidişi kabullenmeleri her zaman kolay olmayabiliyor. Gambia’da Jammeh, bunun örneklerinden. Jammeh seçimi kaybetmesine rağmen koltuğu bırakmamaya karar verince ülkede çıkan krizin üzerinden çok geçmedi. Zimbabve’de Mugabe’nin gidişinde olduğu gibi muhaliflerin askerleri iktidara gelmek için kullandığı ülkeler de var. Afrika Birliği’nin yaptırımlar tehdidi vasıtasıyla bazı ülkelerdeki bu tip askeri müdahaleleri önlediği bilinmekte ancak dış destekli bu tip girişimlerde dışarıdan verilen kredi ve yardım sözleri Afrika Birliği’ni de devre dışı bırakabiliyor.

İnsan hakları ihlalleri, sansür gibi uygulamaların neden olduğu baskı bazı durumlarda patlak verebiliyor. Ancak bugün demokrasi narası atan, Batı müttefiklerinin Afrika’daki bu rejimlere destek verdiği ortada. Kıtadaki terör örgütleri ile mücadele kapsamında bu ülkelerin Afrika’daki uzun süreli iktidarlarla iyi geçinmesi sahada bilinen bir durum. Ayrıca bu mücadeleler kapsamında, bu liderlerin cömert askeri harcamalarının önemli bir kısmının kendilerine destek veren ülkelere gitmesi başka bir meşruiyet vesilesi olarak karşımıza çıkıyor.