• İstanbul15 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C

Mustafa Kaya / Milli Gazete

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mustafa Kaya / Milli Gazete

Suriye’de Dönüş Mümkün mü?

22 Ağustos 2017 Salı 09:17

Suriye’nin sıradan bir tuzak olmadığı konusunda artık herkes ittifak ediyor. Daha düne kadar Suriye’de yapılan yanlışların yılmaz savunucuları olanlar, Suriye’nin yakın tarihimizin en büyük baş belası olduğunu açıkça yazıp çizmeye başladılar.

Hani bindiğin dalı kesmek, kendi ayağına sıkmak gibi deyimlerimiz var ya, işte Suriye konusunda bu deyimler bile içine düşürüldüğümüz girdabı açıklamaya yetmiyor. Onların bu açıklamalarına karşı, ‘bak yine dediğimize geldiniz” demek de doğru değil ki. Yaptığımız uyarılar hiçbir zaman nefsimizi tatmin için söylenmiş sözler olmadı. Her bir uyarı coğrafyamızın, milletimizin hakkını, hukukunu korumak adına dile getirilmişti.

Suriye’de tuzağın büyüklüğü öylesine kendisini gösteriyordu ki, görmemek için özel bir gayrete gerek vardı. Onlar da bunu yaptılar. Tarihe karşı suç işlediler. Bilerek veya bilmeyerek yaptıkları manipülasyonlarla milletin doğruyu görmesini engellediler. Yapmayın, etmeyin diyenleri de zalimle işbirliği yapmakla suçladılar. İnsanlarımızı zalimler arasında tercih yapmaya zorladılar. Mezheplerin, ırkların düşmanlık için kullanılması gibi bir senaryonun göz göre göre kurgulanmasına sessiz kaldılar. Attıkları adımlar izan, insaf, öngörü, tarih, coğrafya bilgilerinden yoksundu. Akıllarını değil, duygularını rehber edinerek sorunları çözeceklerini zannettiler. İnsanlar zaten diken üstünde bir yaşam mücadelesi veriyordu. Zaten rejim kırk yıldır insanlara zulmediyordu. Bu bilinen bir gerçekti. Halkın rejim altında yaşadığı mağduriyetler öylesine kullanıldı ki, şimdi halk o günleri bile arar oldu. Fitne ortamıyla birlikte canları, malları, ırzları, namusları heder edildi. Yerlerini, yurtlarını terk ettiler. Sahillere vuran çocuklarının cesetlerine sarıldılar. Boğuldular. Birçoğunun mezarı bile belli değil. Balıklara yem oldular. Yetimler, öksüzler organ mafyalarının ellerinde alınır satılır hale geldi. Genç kızların hayatları karartıldı. Tepelerine inen kimyasal gazlarla aldıkları her nefesin nasıl ölüme dönüştüğünü bizzat yaşadılar.

Onlar can derdindeyken, ırkçı emperyalistler onların kaçtıkları vatanlarında başka başka oyunlar planladılar. Şimdi artık küresel güçler Suriye’nin yerlisi (!) haline geldi. Buralardan gitmeyi düşünmüyorlar. Kendilerine maşalar buldular. Kahvelerini yudumlayarak ölüm senaryoları yazıyor, coğrafyamızı parçalama planlarını adım adım uygulamaya çalışıyorlar.

Son günlerde yapılan bazı görüşmeler, ziyaretler sorunun çözümü için az da olsa umut veriyor. İran ve Rus Genelkurmay Başkanlarının ziyaretleri önemli olduğu kadar hayati de. En azından bundan sonra uyanık olunmalı. PYD’ ye ağır silahlar vererek terörü destekleyen ABD ile konuşmayı içimize sindirebiliyorsak, Kuzey Irak’taki bağımsızlık referandumunun en büyük destekçisi olan İsrail’le bu açıklamalarını aramızda sorun etmiyorsak, İran ile hayli hayli oturup sorunlarımızı konuşabilmeliyiz.

Bu saatten sonra İran bölgesel krizleri kendi adına fırsata çevirmek gibi bir yanlışa düşecek adımlar atmamalıdır. Aynı zamanda Türkiye de Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma tehlikesi ile karşı karşıya kalacak, önü sonu belli olmayan maceralara girmemelidir. Türkiye ve İran’ın tek hedefleri bölgesel sorunların kendi mecrasında çözüme kavuşması için taşın altına birlikte el koymak ve sorumlulukları birlikte paylaşmak olmalıdır.

22.08.2017 / Milli Gazete

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim