• İstanbul21 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C

Mustafa Kaya / Milli Gazete

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mustafa Kaya / Milli Gazete

Sokağa İnek Başını Kim Attı?

26 Eylül 2018 Çarşamba 11:34

Düne kadar adına türküler yaktığımız, çarıklarımızın hâlâ izlerini koruduğu Yemen’de olup bitenlere karşı kayıtsız ve kapalıyız. BM, ¨Nüfusunun üçte birinin insani yardıma muhtaç olduğu Yemen’de insanların yiyecek hiçbir şey bulamadığı için ot ve yaprak yediğini ve kıtlığa karşı mücadelenin kaybedildiğini” açıkladı. Yani dram ifadesi bile acıyı anlatmaya yetmiyor. Çocuklar katlediliyor ve bizler kendimize bile açıklayamadığımız maslahatları öne sürerek Yemen’de yaşananları görmezden geliyoruz.

Peki, Huş’una bile Muş derken en küçük bir tereddüt yaşamadığımız, o kadar bizden, o kadar içimizden olan Yemen’de neler oluyor? Aslında sadece bugün değil uzun süreden beri Yemen çatışmaların tam da merkezinde yer alıyor. Yönetime karşı ayaklanan Husiler, Eylül 2014 yılından bu tarafa başkent Sana ve çevresini kontrol altında tutuyor. Husiler özellikle İran tarafından destekleniyor. Diğer taraftan Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri de, Mart 2015’ten beri Husilerin ellerindeki yerleri geri almaya çalışıyor.

Yemen, Büyük Ortadoğu Projesi’nin mezhep farklılıkları üzerinden kurguladığı çatışma ortamı için tam laboratuar vazifesi görüyor. Akıl tatile çıkmış, fikredecek makul bir ses ortalıkta görünmüyor.  Kazanan ise Batı’daki silah tüccarları oluyor.

Arap Baharı ile birlikte Ortadoğu coğrafyası küresel güçler için köşe kapmaca oynanan bir oyun alanına dönüştü. İdlib için Türkiye ve Rusya arasında ortaya konulan son uzlaşıda kısmen dışarıda kalan İran ile Türkiye Katar konusunda aynı yerde duruyor. Suudi Arabistan ve BAE ise Katar üzerinden Türkiye’yi kendilerince cezalandırmak için PYD/YPG’ye destek veriyor ve Irak’ın kuzeyinin bağımsızlığı için gizli-açık bölgesel yönetimin yanında duruyor.

Bu hengâme içinde Yemen bütün bu olanların gölgesinde kalıyor ve hak ettiği ilgiyi bulamadığı için insanlar büyük bir krizle boğuşmaya devam ediyor. İran’ın Ahvaz kentinde askeri geçit töreninde yaşanan terör saldırısını da aslında bu çekişmelerden bağımsız düşünemeyiz.

Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç Kasım 2016’da Yeni Şafak’taki “Yek Vücut Olabilmek Mümkün mü?” başlıklı köşe yazısında Gandi’nin bir tespitine yer vermişti. Gandi; “Hind alt-kıtasında Hindular ve Müslümanlar ne zaman İngiliz kolonyalizmine karşı ortak hareket etmeye başlasalar hemen birileri bir gece bir inek kesip ölüsünü Hinduların geçtiği yola atardı. Bunun üzerine insanlar onları bırakıp birbirlerine saldırırlardı.” demiş. Ne kadar ilginç değil mi? Oyun hep aynı, tuzak hep aynı yerlere kuruluyor ve sonunda emperyalistler istediklerini alırken, geriye de kan ve gözyaşından başka bir şey kalmıyor.

Aynı yazının sonunda ise Kılıç Hoca; “Hasıl-ı kelam; Şiiler ve Sünniler hep birlikte emperyalizme karşı yekvücut olmadan hakiki imana eremeyeceklerdir, bunu bilsinler… Hindu ve Müslüman inançlarının farklılığından daha mı uzaklar birbirlerinden? Sokağa inek başını kimin attığını görmek için arif mi olmak lazım?..” diye soruyor.

 Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Yemen’de bu olanları görüp yaşadıktan sonra ‘sokağa inek başını kimlerin attığını’ hâlâ göremiyorsak başımıza gelenlerden şikâyet etmeye hakkımız yok.

Allah bizleri bu yaşadığımız felaketlerin, katliamların daha beterlerinden korusun.

26.09.2018 / Milli Gazete

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim