• İstanbul25 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rothschild'in Piyonu Attali'nin Prensi: Siyonist Dostu Macron
12 Mayıs 2017 Cuma 19:27

Rothschild'in Piyonu Attali'nin Prensi: Siyonist Dostu Macron

Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bundan birkaç yıl öncesine kadar Fransa’da kimsenin tanımadığı bir isimdi. Peki, Emmanuel Macron kimdir, şimdiye kadar neler yaptı, bu pozisyona nasıl ulaştı ve bundan sonraki projeleri nelerdir?

MuslimPort Haber Merkezi | Emir İhsan YAREN

Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bundan birkaç yıl öncesine kadar Fransa’da kimsenin tanımadığı bir isimdi. Peki, Emmanuel Macron kimdir, şimdiye kadar neler yaptı, bu pozisyona nasıl ulaştı ve bundan sonraki projeleri nelerdir?

4-018.jpg

Adım Adım Cumhurbaşkanlığına Uzanan Proje: Macron

39 yaşındaki Fransa’nın yeni lideri Kuzey Fransalı doktor bir ailenin oğlu olarak dünyaya gözlerini açtı. Lise öğrenimini Katolik Cizvit Tarikatı tarafından kurulan bir okulda tamamlayan Macron sonrasında Paris-Nanterre Üniversitesi'nde felsefe okudu. Bu alanda yüksek lisans yaptı. Felsefe eğitiminin ardından, önce Paris’in saygın okullarından Sciences-Po ve nihayetinde ülkenin kamu ve özel sektör yönetici kadrolarını yetiştiren Strasbourg’daki ENA (Ecole Nationale d’Administration) öğrencisi oldu. ENA eğitimi sonunda Nijerya’daki Fransız büyükelçiliğinde staj yaptı.

1-040.jpg

ENA sonrası mali müfettişliğe başladı. Politika bu dönemde hayatına girdi. Fransa’da ENA öğrencisi olup siyasete ilgi duymamak neredeyse imkânsızdı. Fransa’nın eski başbakanlarından, Sosyalist Parti sağ kanadının temsilcisi Michel Rocard ile tanıştı. Onun merkeze yakın sosyal-liberal çizgisinden etkilendi.

Rocard ile tanışması çevresinin genişlemesinde rol oynadı. Fransa’nın Tüsiad’ı MEDEF’in patronu Laurence Parisot 2006 yılında kendisine MEDEF bünyesinde genel müdürlük önerdi, ancak Macron bu öneriyi geri çevirdi. İlerleyen zamanda Jacques Attali ile tanıştı ve adım adım cumhurbaşkanlığına kadar uzanan yolculuk başladı.     

3-037.jpg

Siyonist Jacques Attali: “Macron’u ben yarattım, ben icat ettim”

Jacques Attali tarafından yönetilen ekonomik büyüme komisyonunda Macron, 2007 yılında yardımcı raportörlüğe getirildi. Yeni cumhurbaşkanının Attali ile tanışması siyasi kariyerinin dönüm noktası olacaktı. Attali sıradan bir isim değildi. Cezayir’in bağımsızlığı sonrası Paris’e göçmek zorunda kalan Siyonist bir ailenin çocuğuydu. 1981-1991 yılları arasında dönemin cumhurbaşkanı François Mitterrand’ın “özel danışmanı” olarak görev yapmıştı. Aynı zamanda ünlü bir ekonomist ve düşünürdü. 1991’de kurulan Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası’nın (BERD) kurucu başkanıydı. Attali-Macron ilişkisinin önemini,  Attali yıllar sonra “Macron’u ben yarattım, ben icat ettim, tamamen” diyerek özetleyecekti.

5-020.jpg


Fransa ve dünya çapında tanınan düşünürün bir diğer önemli özelliği ise yine Siyonist David Rocthschid ile yakın ilişkileriydi. Birkaç yıl önce Fransa’da katıldığı bir televizyon programında Siyonist işgale dair “Mevcut durumda bölgede iki devletli bir çözüm olması gerekir; ancak başka bir ideal daha var, o da Kudüs’ün dünyanın, dünya devletinin başkenti olmasıdır. Kudüs’ün bu özelliği herkesin birleşebileceği bir şehir olmasından gelir” sözleri ile yeni dünya düzenine atıfta bulunan Attali, Kudüs’ün bölgede üzerinde en son uzlaşılabilecek konu olduğuna vurgu yaptı. Siyonist düşünür “Belki de Kudüs konusunda hiçbir şey yapmamak, Mesih’in şehrin kapısından girip dünya barışını sağlayacağı günleri beklemek en iyisi” cümlesi ile Siyonist işgalin devamını kendi teolojisine göre temellendirerek meşrulaştırıyor ve bölgede bitmeyen karmaşanın devamından yana tavır koyuyordu.

Rotschild'da kariyer

Macron Attali aracılığı ile Rotschild iş bankasına geçti. Performansı ile orada olağanüstü hızla yükseldi, milyarlarca dolarlık satış dosyalarını yönetti. Özellikle sermaye ile yakınlaşması bu dönemde gerçekleşti.

Yine Attali aracılığı ile 2011 yılında o dönem cumhurbaşkanlığına hazırlanan François Hollande ile tanıştı. Hollande kendisini “ekonomi danışmanı” olarak yanına aldı. Hollande 2012 yılında cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Macron’u ekonomiden sorumlu cumhurbaşkanlığı genel sekreter yardımcılığı görevine getirdi. Macron ülke yönetiminin en stratejik merkezi olan cumhurbaşkanlığı genel sekreterliğindeydi.  

ap-17113738424500,fbiy_gbr_ucm-rtho6dulg.jpg

Ekonomi Bakanı

Kronik işsizliğe bir türlü çare üretemeyen Hollande Ağustos 2014’te Macron’u Ekonomi ve Sanayi Bakanı olarak atadı. Macron hiçbir seçimde aday olmaksızın bakanlığa kadar yükselmişti. “Macron yasası” olarak bilinen “büyüme, istihdam ve ekonomik anlamda şansların eşitliği” isimli yasa ile ülkede ekonomik reformların baş aktörü olurken yüzbinlerce Fransız sokaklara inerek şiddetle bu yasayı ve sosyal politikalardan vazgeçen Hollande’yi protesto etti. Öyle ki Fransız toplumu kendisini kesinlikle tanımıyordu.

 İktidardaki Sosyalist Parti içindeki bölünmeleri, hükümetin liberalliğe kayan politikalarına parlamentodaki sosyalist parlamenterlerin direnmeye başlaması ve Hollande için 2017 cumhurbaşkanı seçiminde aday olma olasılığının azalmaya başlaması Macron’un yeni bir hareket kurmasına fırsat oluşturdu.

 Aslında, sistem ve AB karşıtı olmayan, siyasi mazisi “lekesiz”, genç ve dinamik bir ismin siyasette ön plana çıkması liberal iş dünyası, AB ve Siyonist lobi tarafından bilinçlice desteklenecekti. AB, kurum olarak, Macron lehinde propaganda yapacak, Almanya Başbakanı Merkel de kendisini Berlin’de makamında kabul ederek desteğini gösterecekti. Macron, ülkede yükselen sağ ve sol popülizme karşıt kitlelerin birleşebileceği adeta siyasi bir mühendislik ürünü olarak ortaya çıktı. 

nintchdbpict000303516105.jpg

"En Marche!”

Genç lider 2016 yılında “En Marche!” (Yürüyüş) adlı siyasi bir hareket kurdu. Hareket bilinçli olarak siyasi parti olmadı, sivil toplum kimliği kasıtlı bir şekilde korundu. Macron kendisini diğer siyasi partilerden farklı göstermek ve “ne sağ ne sol” mesajı ile ideolojiden bağımsız bir kampanya süreci geçirmek istiyordu. Kampanyasını Rothschild ve Lehmann Brothers gibi dünyaca bilinen Siyonist sermayenin maddi desteği ile sürdürdü. Kısa sürede genç, okumuş, kazanmak isteyen, geleneksel siyasetten usanmış kent burjuvazisini kendine çekmeyi başardı. Macron ve ekibi büyük kentlerin banliyölerinde yaşayan, yeni teknolojileri seven yeni nesli de kucakladı. Bu kitle bugüne kadar üzerine yeterince durulmamış bir oy rezerviydi. Macron kendi ekibine bu gençlerden çok sayıda ismi de kattı.

 Genç lider cumhurbaşkanı adaylığını resmen ilan etmeden önce de mensubu olduğu hükümetin olağanüstü negatif bilançosuna ortak olmamak amacı ile 30 Ağustos 2016 tarihinde bakanlıktan istifa etti. Kurnaz bir manevrayla merkez sol ve merkez sağda yapılan ön seçimlere girmedi, böylelikle siyasi çekişmelerden sıyrıldı ve yıpranmaktan kurtuldu. 16 Kasım 2016 tarihinde adaylığını ilan ederek de en yüce siyasi makam olan cumhurbaşkanlığına yürüyüşünü resmen başlatmış oldu. Şimdi ise yeni bir yarış onu bekliyor.

Yarış daha yeni başlıyor

Haziran ayında iki turlu olarak yapılacak parlamento seçimleri için "En Marche" olan hareketin adı "La Republique En Marche " yani "Cumhuriyet Yürüyüşü" olarak değiştirildi. Fransa’nın yeni cumhurbaşkanı hareketin liderliğinden istifa etti. Yerine hareketin kurucularından Catherine Barbaroux geçti. Macron milletvekili listesinin yüzde 50'sini sivil toplumdan, diğer yüzde 50'sini ise seçilmişlerden oluşturacağını, bunu da 11 Mayıs tarihine kadar açıklayacağını dile getirdi.

 Macron'un seçilmesinin hemen ardından zaman kaybetmeyen anket firmaları ise şimdiden milletvekili seçimleri için kolları sıvadılar. Bir Fransız araştırma şirketi tarafından yapılan ankette Macron'un hareketinin milletvekili seçimlerinde de yüzde 24 oy oranı ile ilk turu birinci bitireceğini öngörülüyor.

 Cumhuriyetçilerin yüzde 22, ırkçı Ulusal Cephe’nin yüzde 21, radikal Sol Cephe'nin yüzde 15, iktidardan düşen Sosyalist Parti'nin yüzde 9, Yeşiller'in yüzde 3,5 oy alacağı tahmini yapıldı.

'Kırılgan' zafer

Ancak bir diğer şirket tarafından yapılan bir başka anket ise Fransızlar'ın yüzde 61'inin yeni cumhurbaşkanına bağlı siyasi hareketin Fransız Parlamentosu'nda salt çoğunluğu almasını istemediklerini dile getirdi. Bu da seçmenin yüzde 61'inin Macron'un milletvekili seçimlerini kaybetmesini ve başka bir siyasi ekiple birlikte yönetmesini istedikleri anlamına geliyor. Ankete katılanların yalnızca yüzde 15'i, Macron'un kesinlikle kazanmasını istediğini dile getiriyor.

 Yaklaşık 20 milyon seçmenin oyunu alan Macron yüzde 66,1 oranında oy alsa da, her 10 Fransız'dan 6'sı Macron'a oy vermedi. Seçmenin yüzde 24,8'i rekor seviyede sandığa gitmezken, sandığa giden seçmenin yüzde 12'ye yakın miktarı da "beyaz oy" denen tepki oyu attı. Seçimi kaybeden rakibi aşırı sağ lider Marine Le Pen ise 11 milyonun üzerinde oy alarak FN tarihinin en yüksek oy oranını elde etti. Özetle Macron iyi bir skor elde etse de, siyasi olarak oldukça kırılgan bir skora imza attı.

 Macron'un gerçek sınavı parlamento seçimleri ile ortaya çıkacak. Eğer salt çoğunluk için gereken 259 milletvekilini çıkarmayı başaramaz ise, projelerini somutlaştıracak yasaları Meclis'ten geçirmesi güçleşecek.

gettyimages-485410476.jpg

Genç liderin 5 büyük projesi

Bugüne kadar medyaya yaptığı açıklamalarda, "İlk 100 güne inanmıyorum" diyen genç lider, aynı zamanda geniş projeleri hızla başlatmak için programında 5 büyük proje tanımı yaptı. Fransa'nın yeni cumhurbaşkanının bu projeleri hızla hayata geçirmesi bekleniyor. Özellikle de BM Güvenlik Konseyi’nde Ortadoğu’ya yönelik yaptırımlar ve operasyonlar konusunda birçok kez çekimser kalan Hollande’ye karşın genç liderin daha aktif bir rol üstlenmesi muhtemel gözüküyor.    

Siyasi Etik Yasası: Öncelikle siyasi yaşamın temizlenmesini öngören yolsuzluklarla mücadele eden bir "siyasi ahlak" yasası seçimlerden önce hızla gündeme getirilecek. Özellikle, Cumhuriyetçi cumhurbaşkanı adayı François Fillon'un eşi ve çocuklarını danışman kadrosunda göstererek devlet bütçesinden 1 milyon Euro ödediği skandalın ardından, siyasal ahlak yasasında milletvekillerine ailelerini işe alma yasağı gelecek. Milletvekillerine başka iş yapma sınırları daha da daraltılacak. Milletvekillerinin 3 dönemden fazla üst üste seçilme yasağı gibi detaylar da yer alacak. Macron, milletvekili sayısını da ciddi oranda indirmeyi planlıyor.

Çalışma Yasası Reformu: En çok tartışma oluşturan ikinci proje ise Çalışma Yasası'nın "daha esnek" hale getirilmesi. Bütün kampanyasını bu söz üzerine oturtan Macron, hızla çalışma dünyasını baştan sona yeniden çağın gelişmelerine uygun biçimde düzenleneceğini vurguladı. “Haftada 35 saat çalışma süresinin kaldırılarak çalışanın ve işyerinin doğasına göre yeni çalışma sürelerinin belirlenmesi, işe alım ve işten çıkarmaların kolaylaştırılacağı, işverene daha fazla söz hakkı verilen, sendikal müzakerelerin daha çok iş yeri koşullarına göre adapte edileceği" yeni bir çalışma yasası hazırlanıyor. Genç lider, genel çizgileri hazır olan yasaya karşı sendikaların direncini kırmak için onlarla görüşerek yasanın detaylarını hazırlamayı planlıyor.

_94009975_c116ce39-aff9-461c-adbe-920fb250b8f3.jpg

Eğitim eşitsizliğinin giderilmesi: Kampanyası boyunca eğitim eşitsizliğini gidereceği sözü veren yeni cumhurbaşkanı özellikle hassas bölgelere öncelik vererek, bu bölgelerde eğitimin güçlendirilmesi için yeni projeler açıklayacak.

Terörle Mücadele: Terör saldırıları ile sarsılan Fransa'da Macron'un önceliklerinden birisi de terör ile mücadele olacak. Macron ilk ziyaretinin Ortadoğu'da görev yapan Fransız birliklerini ziyaret olacağını açıkladı. Macron, doğrudan Elysee'ye bağlı "IŞİD'e karşı özel müdahale birliği/Task force anti-DAESH " adlı bir birim de oluşturmak istiyor.

Avrupa'ya yeni yön: Macron göreve başlar başlamaz hızla masaya getirilecek yasalardan birisi de Avrupa'ya yeni yön vermeyi amaçlayan Avrupa Birliği projesi olacak. Önce Merkel ile hızla görüşecek olan Macron, NATO zirvesi için 24-25 Mayıs tarihlerinde Brüksel'e gidecek. Ardından 27 Mayıs'ta G-7 toplantısına geçecek. İlk AB liderler zirvesine ise 22-23 Haziran tarihlerinde katılacak. Burada kampanyası boyunca dile getirdiği "Savunma Avrupası" gündemi ele alınacak.

YORUMLAR
bülent
Dünyaya modern kölelik düzeni geliyor. Özgürsün ama köle haklarına sahipsin. İşte siyonist rotşildsin tek dünya devletini kurmak yeni tezgahı. Kapitalist dünya bu para babalarına güç veriyor azdırıyor. macronda turp gibi rotşildse hizmet edecek. İkiside siyonizmin uşağı. Kapitalizm insanlığın sonunu getirecek gibi görünüyor. Zekat vererek kapitalizm hastalığından kendinizi koruyun.
13 Mayıs 2017 07:42
212.253.137.241
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim