• İstanbul17 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Röportaj | İran Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve Bölgeye Etkisi
17 Mayıs 2017 Çarşamba 11:19

Röportaj | İran Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve Bölgeye Etkisi

İran Cumhurbaşkanlığı seçimine saatler kala seçimin nabzını tutarken seçimin olası sonuçları ve bölgeye etkisini Ramazan Bursa ile konuştuk.

MuslimPort Haber Merkezi | Bekir ŞİRİN

Bölgenin önemli unsurlarından olan aynı zamanda Türkiye’nin sınır komşusu özelliğini taşıyan İran’da Cumhurbaşkanlığı seçimlerine saatler kaldı. İran’ın ve Ortadoğu’nun kaderini etkileyebilecek nitelikteki seçimde 2 farklı siyasal kanat yarışıyor. Muhafazakarlar ve Reformistler olarak iki başat etrafında şekillenen İran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Hasan Ruhani ve İbrahim Reisi isimleri ön plana çıkarken söz konusu seçimleri İran üzerine çalışmalarda bulunan Ramazan Bursa ile konuştuk.

-İran Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde birçok aday söz konusu oldu. Özellikle son süreçte Cihangiri ve Galibaf isimlerinin yarıştan çekilmesiyle birlikte seçimlerin reformist aday Ruhani ve Muhafazakar aday Reisi etrafında şekillenmesi ve yarışta söz konusu iki ismin ön planda olması bekleniyor. Ruhani’nin temsil etiği reformist kanat ve Reisi’nin temsil ettiği muhafazakar kanadı irdelemek gerekirse söz konusu ayrımı şekillendiren motifler nelerdir?

Zor bir soru açıkçası. Evet dediğiniz gibi İran’da reformist ve muhafazakar olarak adlandırılan iki temel siyasi akım var. Ama iki siyasal akıma baktığımız zaman şunu görmekteyiz ki; iki akımında başat aktörleri İran İslam devriminin içerisinde yer almış ve devrim sürecinde önemli görevler almış olan isimler. Lakin şunu belirtmek gerekir ki; İmam Humeyni hayattayken reformistlik yahut muhafazakarlık gibi bir ayrım söz konusu değildi. İmam Humeyni’nin vefatından sonra siyasette bir takım farklı öncelikler ve bu önceliklerin siyasetteki düşünce tarzını farklı noktalara sürüklemesi farklı iki kanadı oluşturdu. 

Aslında nükleer müzakere sürecindeki tavır reformistler ile muhafazakarlar arasındaki fikir ayrımını net bir şekilde ortaya koyuyor. Mesela muhafazakarlar, İmam Humeyni’nin deyimiyle, Büyük Şeytan Amerika ile ne şartta olursa olsun bir müzakerenin yapılamayacağını ifade ettiler. Fakat reformistler ise İsrail hariç Amerika ve tüm Batılı ülkelere diplomatik ilişkilerin kurulabileceğini vs. savunuyorlar.


Reformist kanatla muhafazakar kanat arasındaki bir diğer fark ise direniş eksenine yaklaşım tarzı olarak görülebilir. 2009 Ahmedinejad ve Musevi’nin öncülüğünü yapmış olduğu seçimler çok önemli bir misal teşkil ediyor. Mesela o dönem reformistlerin temel sloganı şuydu; “Ne Filistin ne de Lübnan, Canım Feda İran’a!” Burdaki kasıt Filistin direnişi ve Hizbullah idi. Dolayısıyla bu iki örnek reformistlerle muhafazakarların meselelere yaklaşımını, temel ayrılık noktalarını çok net bir şekilde ortaya koyuyor.

hamaney.jpg

*İran Dini Lideri Ali Hamaney


-O halde söyledikleriniziden ‘Reformistlerin olası bir seçim zaferi direniş ekseni olarak belirtilen aktörleri de olumsuz manada etkileyecektir’ yargısını  çıkarıyorum?


Şöyle..Muhakka etkiler fakat İran’da temel dinamikler vardır. Mesela Velayet-i Fakih’lik makamı vardır, Devrim Muhafızları ordusu vardır. Bu iki unsur İran’ın dış siyasetinde oldukça belirleyicidir. Birçok ülkede İran’ın büyükelçileri dahi Devrim Muhafızları ile müzakere edilerek belirlenir.


Velayet-i Fakih’lik makamının dış politik noktada görevlerinden biri de ülke politikasının ana omurgasını belirlemektir. Gelen hükümetler bu ana iskeletin içinde politikalarını sürdürmek zorundadır. Bundan dolayı reformistler de iktidara gelse İran ile direniş cephesinin zedeleyecek bir adımın atılması güç bir durumdur.


-Dış politikadaki dinamiklerin sabit ilkeler üzerine inşa edildiğini ve devlet politikasının bu sabiteler üzerinden yürüyeceğini anlıyorum Peki iç politikayı irdelemek gerekirse olası bir Ruhani zaferinin sonuçları neler olur? Zira Ruhani’nin kazanması halinde kendisinin üst üste ikinci seçim zaferi olacak. 

Aslında İmam Humeyni sonrası Cumhurbaşkanlığı açısından İran’ın politik seyrine baktığımızda yaklaşık 30 yıllık bir süreç yani bu döneme baktığımız zaman İran 4 Cumhurbaşkanı seçti. Bu isimlerin sadece biri muhafazakardı diğer isimler reformist kanattandı. Dolayısıyla reformist kanattan bir ismin tekrar seçilmesi iç siyasetteki dinamikleri ciddi manada etkilemeyecektir. 
Lakin İran’ın dış tehditlere karşı ki Trump’ın yeni Ortadoğu politikası üzerinden İran’ın güvenliği, İran’ın dış politikası, İran’ın iç dengelerinin hareketliliği meselesinde elbette bu kanatlardan hangisinin Cumhurbaşkanlığı makamına seçileceği bu taarruzlara karşı belirleyici olabilir.
Ama tabi tekrar etmek gerekirse seçim sonuçları ne olursa olsun İran’ın bölgesel dış politik tavrında bir değişiklik beklememek lazım.

reisi-001.jpg

*İran Cumhurbaşkanı Adayı İbrahim Reisi


-Muhazakar aday Reisi’nin kazanması halinde Batı ile yapılan nükleer anlaşmanın seyri ne olacaktır? Geri dönüş mümkün müdür?


Her iki noktada da İmam Hamaney’in rolü belirleyici olacaktır. Hamaney Amerika’ya hitaben ‘Siz bu anlaşmayı yırtarsanız biz yakarız’ demişti. Amerika’da anlaşmaya yönelik tepki var ve anlaşmanın iptali için bir gayret söz konusu. İran anlaşmayı bozan taraf olmaz, kim seçilirse seçilsin.


-Seçim kampanyası sürecindediğer seçimlere nazaran daha keskin bir dil kullanıldığını gördük. Bunu neye bağlamak gerekir?

 

Birincisi Rafsancani’nin olmadığı ilk seçim yapılıyor ve reformist kanatta lider noktasında bir boşluk var. Dolayısıyla reformistler Rafsancani’nin boşluğunu doldurmak adına çok net ve keskin bir söylem kullanıyor olabilirler. Muhafazakarlar açısından bakarsak da muhafazakarların her zaman seçimlerdeki ifadeleri  net olmuştur. Ve açıkçası seçimlerde de bu gayet doğaldır. Türkiye’de de olduğu gibi.


-İran’da belli bir süre bulundunuz. Halkı gayet iyi tahlil edebilmektesiniz. Burdan hareketle halkın gözünde seçimdeki tarafların artıları ve eksileri nelerdir? 


İki tarafa yönelik de eleştiriler var elbette. Örneği muhazafakar seçmenin reformist adaylara eleştiri noktası Batı ile entegrasyonu savunmaları. Yine Musevi’nin söylemleri üzerinden direniş eksenini desteklemekten vazgeçme ihtimallerine yönelik çekince.


Reformist seçmen ise muhafazakarları Ahmedinejad’ın ikinci seçim döneminin ikinci yarısı üzerinden eleştiriyor. Halkı rahatsız eden bir takım politikalar güdüldüğü görüşündeler. 
Ayrıca ekonomik politikalar yönünden de her iki kesimi eleştirenler de var. Ruhani hükümetine yönelik ekonomik tepkilerin sebebi de şu ki: nükleer anlaşma sonrası kısa zamanda ekonomik etkinin kendisini göstereceği kanaatindeydi halkı. Fakat bu durum gerçekleşmedi.


Bu noktada Reisi’nin bu durumu iyi tespit ettiğini belirtmek gerek. Zira vaatlerinin arasında yüzde 50 zam vereceğini kaydediyor. 

ruhani.jpg

*İran Cumhurbaşkanı Adayı Hasan Ruhani


-Anketlerdeki  son durum nedir peki?


Anketlere baktığımızda iki puan farkla Ruhani’nin önde olduğunu görüyoruz. Bu açıkçası çok düşük bir fark. Yani henüz hiçbir şeyin belli olmadığı görülüyor. Ayrıca belirtmek gerekir ki söz konusu anket Cihangiri ve Galibaf’ın seçimden çekilmeden önceki anket.


-İran eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın seçimlerden veto edilmesi konusuna değinmek gerekirsek… Söz konusu seçimlere etkisi ne yönde olacaktır bu durumun?


Ahmedinejad’ın adaylığının kabul edilmemesi ayrı bir tartışma konusu elbette. Ve elbetteki Ahmedinejad’ın aday olmaması reformistlere karşı Reisi’nin elini güçlendirecektir.


-Peki, son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mıdır?


Gerek İran, gerek de bölge için önemli bir seçim olacak. Trump sonrası Amerika’nın Ortadoğu politikası da bunda önemli bir etken. Zira Trump, İran ile Filistin direniş hareketleri arasındaki fikir farklılıklarını körüklemek ve yeni fikir ayrılıkları oluşturmayı amaçlıyor. 


Ayrıca Amerika İran’da iç dinamikleri harekete geçirmek gibi bi adım izleyecektir. Zira yakın zamanda bir rejim değişikliğini öngöremiyorlar. Dolayısıyla iç dinamikleri tetikleyecekler. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin bu konuda aktif bir şekilde görev alacağını görebilmekteyiz. Zira bu iki ülke İran’ın Ahvaz ve Belucistan bölgelerinde uzun zamandır aktif bir şekilde çalışıyorlar. Hatta 2015’de 50 Milyon Dolar civarında Ahvaz’daki ayrılıkçı harekete yardım ettiklerini bizzat Suudi Arabistan açıklamıştı. 


Dolayısıyla bu seçim hem İran açısından hem de bölge açısından önemli bir seçimdir. İnşallah hayırlı olur.

038f0b81-90d9-41bb-adad-d84ede4390dd.jpg

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim