• İstanbul14 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Prens Selman, Ortadoğu'nun Putin'i mi Olacak?
27 Kasım 2017 Pazartesi 12:00

Prens Selman, Ortadoğu'nun Putin'i mi Olacak?

Riyad’da yaşanan son olaylar, veliaht Muhammed bin Salmanın Suudi Arabistan’ın bir sonraki kralı olacağının işaretleriyse, çetin ve engebeli bir yola girmiş bulunmaktayız demektir.

Muslim Port Haber Merkezi | Çeviri: Muhammed Karaman

Riyad’da yaşanan son olaylar, veliaht Muhammed bin Selman'ın Suudi Arabistan’ın bir sonraki kralı olacağının işaretleriyse, çetin ve engebeli bir yola girmiş bulunmaktayız demektir.

Veliaht Selman'ın tanınma çabası

Kadim Suudi gücünün çalkalanması, üstüne üstlük Riyad’da Saad Hariri’nin zorla istifa ettirilmesi, Muhammed bin Selman'ın kendi otoritesinin hem içeride, hem de dışarıda tanınması için çaba içerisinde olduğunun göstergesidir.

Bazı yorumcular tarafından Muhammed bin Selman (MBS), Suudi Arabistan’daki oligarkları saf dışı bırakması ve Suudilerin güç dengesiyle oynaması yönünde attığı adımlardan ötürü Suudi Arabistan’ın Vladimir Putin’i olarak görülüyor.

Putin'in oyun kitabından Selman'a

MBS’nın ve Vladimir Putin’in aynı dili konuşmaları, son aylarda yaşanan Rusya-Suudi ilişkilerini tartışmasız olarak netleştirdi. Her iki lider yaşanan sorunları hem içeri de hem de dışarıda hallederken orantısız güç kullanıyor ve her ikisi dünyayı siyah beyaz görüyor.

2015’in ilk dönemlerinden bu yana babası tarafından MBS’ya tam yetki verildiğinden beri Suudi dış politikası Rusya tarzı bir kabuk değiştirme yaşadı ve açık bir şekilde saldırgan karaktere büründü. Yemen savaşı, Katar ambargosu (krizi), ve Lübnan’da yaşanan son gelişmelerdeki “Suudi parmağı”, Putin'in oyun kitabından ödünç alınmış gibi görünüyor.

Rusya Cumhurbaşkanı, tartışmasız olarak Suriye’de yürüttüğü askeri mücadeleyle ve eski Sovyet Cumhuriyetlerine yaptığı bir takım müdahaleleri ile reel-politiği yeniden gündeme getiren bir lider. Bölgedeki sürekli değişen güç dengesizliğinin farkında olan Suudi rejimi ise hem “hazır ol” vaziyetinde bekliyor hem tedbirli davranıyor. Bu nedendendir ki, Putin’in revizyonist (tashihçi) politikaları güçlü bir şekilde Riyad yönetiminde yankılanıyor.

Eğer Muhammed bin Selman Putin stratejisini “rehber kitap” olarak kullanıyorsa, bunu bütünüyle yanlış kullanıyor.

Putin ve MBS’nın dış politikada aynı duruşları sergilemesiyle beraber her iki liderin farklı başlangıç noktaları mevcut. Yönetimiyle beraber Putin, kendi “evinde” ciddi problemlerle karşılaşmıyor. Aynı zamanda uzun dönemli “havuç ve sopa” stratejisini de başarılı bir şekilde icraata dökebiliyor. MBS için ise dış politika, dikte edilerek en kısa sürede kendi otoritesine “çimento döküp” sağlamlaştırabilmesi adına gerekli olan unsur.

Rus ve Suudi politikası, ulus gelişiminde benzer ve aynı zamanda muazzam rolü üstleniyor. Güç gösterisi yapmak, bir liderin hem ülke sınırları içinde hem de ülke sınırları dışında kabulünü ve meşruluğunu sağlayan en önemli etkendir. Putin kamuoyundaki imajını yaratmak ve güçlendirmek için yıllarını harcadı (aynı zamanda şu noktaya dikkatinizi çekmek isterim ki son yıllardan günümüze kadar Putin’in beğenilme ve kabul görme reytingi 80%’nin üzerinde). İster beğenin ister beğenmeyin, Putin’in kararlı ve değişmez dış politikası sayesinde günümüz Rusya’sını, düşünceleri dikkate alınır ülke konumuna getirdi. Artık gözle görülür bir şekilde MBS’nin de aynı şekilde kendi rolünü sağlamlaştırmak ve genişletmek için aynı çabayı gösterdiği ve bunun belki de on yıllar süreceği aşikâr.

Dizgini ele almak için

Hiç şüphe yok ki, hem Putin hem de MBS güçlü bir sistemin “çocukları” ve bu “çocuklar” dizginleri ele almak için uğraştılar. Putin’in yükselişi 90’lı yılların “asi Rusya’sının” yükselişi ile başladı. 2000’li yıllarda kontrolü ele almak için uğraşıyor, iş dünyasının oligarklarına savaş açıyor ve bu savaşı kazanıyor. Benzer bir şekilde de MBS, Suudi kraliyet ailesinin kanuni varisi, babası Kral Selman tahta sahip çıkarken kendi sırasının gelmesini sabırla bekliyor.

Devralma prosedürü “büyük aile sistemi” temel alınarak inşa edilmiş (ne tesadüf dür ki, Rus oligarşi sistemi de aynı şekilde inşa edilmiş ve hatta “Aile” olarak adlandırılmıştır). Bu prosedür Arabistan’da veliaht için yeni başlatıldı fakat bunun Rusya’daki örneğini biz çoktan gördük. Yıllar sonra savaş patlak verdi. Oligarklar ister politikaya atılmış olsun isterse de sürgün edilmiş, yolsuzluk ve rüşvet hayatın her safhasına hatta daha da derinlere işledi.

Krallığı yıkabilecek bir hakimiyet

Her ne kadar MBS, Putin’in stratejisini yol haritası olarak izlese de, gerçekte bütünüyle yanlış yapıyor. Genç prens kaba güç kullanarak ailede nüfuz ve söz sahibi olan bireyleri ortadan kaldırmak ve tabiri caizse yarıştan elemekle on yıllardan beridir süre gelen ve Krallığı bir arada tutan dengeyi ve sabitliği tehlikeye sokuyor. Peki MBS kim ve ne yapmaya çalışıyor? Doğrusunu söylemek gerekirse MBS, Putin’in “rehber kitabındaki” gibi tek adamlık sistemi ve yönetimini oturtmaya çalışıyor fakat Putin’den farklı olarak o, Krallığı on yıllardır bir arada tutan dengeyi alt üst ediyor.

Bu eleme ve saf dışı bırakma şu an gözle görülür boyutlara ulaşmamış olsa da aslında elit tabaka arasında büyük bir muhalif fikir oluşturmakta. Bu aslında Riyad’daki sarsıcı gelişmeleri de açıklıyor. Belki de bu yaşanan son olaylar, herhangi bir muhalefet oluşmamış muhalif fikirli şahısları ortadan kaldırmaya yöneliş bir hareketin olduğunun göstergesidir.

Bu nüanslar, MBS ile Putin arasındaki kilit farklılıktır. Rus Cumhurbaşkanının sınır içindeki güç akımlarını sezme hissi çok gelişmiş ve onları dizginlemeyi iyi beceriyor.  Putin ülkesinde öyle bir politik düzen kurmuş ki, “ailenin” fertleri birbirinin ayağının altına çukur kazmaya çalışırken Putin, onlar arasında sanki hakemmiş gibi davranış sergiliyor.

Bu güç yapısı içerisindeki klanlar, lidere en yakın olabilmek ve Putin’in gözüne girip, onun dikkatini ve iltimasını kazanabilmek için birbirileri ile yarışıyor. Böylelikle bu “tiyatronun oyuncuları” kendi iç çekişmeleri üzerinde yoğunlaşıyor ve “yukarıya” hiçbir sorun çıkarmıyorlar. Çünkü bu güç piramidinin dağılmasıyla muhalif kesim de dâhil olmak üzere onların da sonunu geleceğinin farkındalar.

MBS “Suudi Evindeki” diğer üyeleri zayıf düşürecek ve kendi otoritesini onlar üzerinde güçlendirecek farklı bir sistemi yaratma peşinde koşuyor. Bu organizasyon büyük olasılıkla önceki sabitliğin devam edeceğini garanti etmiyor ve yine büyük bir ihtimaldir ki bu yeni yapılanma, şu anki rejimin uzun ömürlülük hedefini tehlike altına atmış olacaktır.

 

Kaynak: Al Jazeera

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim