• İstanbul12 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
MuslimPort'a Konuşan Hamas Sözcüsü'nden Netanyahu'ya Sert Cevap
02 Kasım 2017 Perşembe 14:49

MuslimPort'a Konuşan Hamas Sözcüsü'nden Netanyahu'ya Sert Cevap

Balfour Deklerasyonu'nun 100. yıl dönümünde önemli açıklamalarda bulunan Hamas sözcüsü Sami Ebu Zuhri, Netenyahu'nun Filistin direnişine dayattığı şartlara çok sert cevap verdi.

Muslim Port Haber Merkezi | Bekir Şirin - Mehmet Tanrıkulu

Siyonist İsrail Rejimi'nin Filistin topraklarını gasp ettiği sürecin mihenk taşlarından olan Balfour Deklerasyonu'nu üzerinden 100 yıl geçti.

100 yıldır Filistin topraklarında gerçekleştirilen adaletsizliklerin, gasp ve şiddetin temel dayanaklarından olan Balfour Deklerasyonu'nun 100. yıl dönümünde İslami Direniş Hareketi Hamas'ın sözcüsü Sami Ebu Zuhri İlim Yayma Cemiyeti Genel Merkezi'nde "Cihannüma Fikr'İstanbul Buluşması" etkinliğine katılarak, "100. Yılında Balfour/Utanç Deklarasyonu ve Filistin'in Geleceği" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Balfour Deklerasyonu çerçevesinde Filistin'de son 100 yılda yaşananları irdeleyen Ebu Zuhri, özellikle Siyonist çevrelerin öne çıkardığı "Filistinliler topraklarını sattı" söylemine karşı çıkarak "Bu bir Yahudi yalanıdır" dedi.

Hamas sözcüsü Sami Ebu Zuhri değerlendirmelerinde Sultan Abdulhamid Han'dan övgü dolu sözlerle bahsetti. Abdulhamid Han'a ilişkin olarak "Tarihe adını altın harflerle yazdırdı" diyen Ebu Zuhri, "Bugün hangi Müslüman lider Filistin için tarihe adını yazdıracak? Hangi lider Balfour’un zıttı bir deklerasyon yayınlayacak?" sözleriyle İslam ülkelerinin liderlerine de çağrıda bulundu.

Hamas sözcüsü Sami Ebu Zuhri, Filistin'e giden gıda ve sıhhi yardımlarına ilişkin de konuştu. Silah desteğine ihtiyaç duyduklarını aktaran Hamas sözcüsü, "Biz Filistin için kendimizi feda etmeye hazırız. Amerika’nın İsrail’e olan desteğini görüyoruz askeri noktada biz de İslam ülkelerinden aynı desteği bekliyoruz. Askeri destek olmazsa olmaz bir şey" ifadelerini kullandı.

Hamas sözcüsü Sami Ebu Zuhri Muslim Port muhabirinin de sorusunu yanıtladı. Siyonist İsrail Rejimi Başbakanı Benjamin Netenyahu'nun "Hamas'la Fetih arasındaki uzlaşıyı tanımamızın 3 şartı var. Bunlar; Hamas'ın İsrail'i tanıması, Kassam Tugayları'nın lağvedilmesi ve Hamas'ın İran'la olan tüm ilişkilerini kesmesi" sözlerini hatırlatarak Fetih'le gerçekleştirilen uzlaşı sürecini değerlendirmesini istediğimiz Ebu Zuhri'nin cevabı şu şekilde oldu:

"Hamas'la Fetih arasındaki problemi çözmeye çalışıyoruz"

Hamas’la Fetih arasında bir problem var. Bu problem dış müdahelelerden de kaynaklanıyor. Bu problemi çözmeye çalışıyoruz. Birçok noktada da alttan alıyoruz. Kahire’de birkaç gün önce bir anlaşma imzaladık. Bu anlaşma yürürlüğe de kondu. Biz ne söz verdiysek bunları yerine getiriyoruz ve şimdi de Fetih’in verdiği sözleri yerine getirmesini bekliyoruz.

İsrail’e gelince… Netenyahu’nun sözlerinin hiçbir kıymeti yok bizim için. Hamas olarak İsrail’in hiçbir şartını kabul etmiyoruz. Hamas silahlarını asla teslim etmeyecek. Bu silahlar Filistin’in özgürlüğü için kullanılıyor ve Filistin özgürlüğüne kavuşmasksızın bu silahlar bırakılmayacak. İsrail’i kesinlikle tanımayacağız. Hırsızın evde söz sahibi olması nasıl beklenebilir? Kesinlikle ve kesinlikle İsrail’i tanımayacağız. O gün gelmeyecek, İsrail’i tanıyacağımız gün gelmeyecek.

İran açık şekilde bize hem silah veriyor hem de mali yardımda bulunuyor. Hangi devletten olursa olsun biz desteği kabul ederiz. İsrail’in İran’a ilişkin şartı da kabul görmeyecek. İran’ı ziyaret ettiğimiz tarih de özellikle seçildi. Bu İsrail’e bir cevaptır.

Müslüman ve Arap ülkelerinde çaldığımız birçok kapı yüzümüze kapandı. İran ise bize her türlü yardımda bulunuyor ve bunu gizleme gereksinimi de duymuyor. Biz diğer Arap ülkelerinden de aynı desteği bekliyoruz. Şunu da belirtmeliyim ki İran bize yardımlar karşısında hiçbir talepte de bulunmuyor.

3-036.png

 

Hamas sözcüsü Sami Ebu Zuhri'nin Balfour Deklerasyonu'nun 100. yıldönümünde yapmış olduğu açıklamaların tamamı şu şekilde:

Balfour Deklasrasyonu, İngilizlerin Yahudilere verdiği bir söz. Öyle bir söz ki Filistin’in bugünki halinin temellerini atan bir söz. Balfour Deklarasyonu’nda İsrail’e ırkçı bir devlet vaat edildi. Balfour’dan önce de İsrail’e verilen vaatler vardı.

Yahudilere verilen ilk vaat Napolyon’dan

Filistin’e ilişkin Yahudilere verilen en eski vaadi Napolyon vermişti.. 1799’da Mısır’ı işgal edip Filistin’e yöneldiğinde Yahudileri Filistin’e devlet kurmaya çağırdı. Fakat Yahudiler o dönem bu çağrıyı pek umursamadı.

Yahudiler Kenya’yı kabul etmedi

İngiliz Balfour, 1903’te yine İsrail’e bir devlet vaadinde bulunmuş ve yer olarak da Kenya’yı  göstermişti. Bunun sebebi o dönemde Avrupa kıtasında Yahudilerin İngiltere’ye yönelik göçünü engellemekti. Yahudiler bu teklifi kabul etmedi zira Filistin topraklarını istiyorlardı. Amaçları Filistin’de devlet kurup bütün Yahudileri oraya toplamaktı.

Sultan Abdülhamid adını altın harflerle yazdırdı

Yahudiler zamanında Osmanlıya da bir talepte bulunmuştu. Teodor Herzl’in Abdulhamid Han’dan istediklerini biliyoruz. Abdulhamid Han, Teodor Herzl’in isteklerine olumsuz yanıt verdi. Sultan Abdulhamid, Teodor Herzl’e verdiği cevapla adını tarihe altın harflerle yazdırdı. Sultan bu yaptığının bedelini de ödedi elbette. Yaptıklarının bedeli olarak sultanlığı elinden alındı.

Abdulhamid Han’a geri adım attıramayan Yahudiler, İngilizlere yöneldi. Yahudilerin çalışmaları sonuç verdi. 2 Kasım 1917’de Balfour Deklarasyonu ilan edildi.  Özellikle dönemin büyük ülkeleri de bu deklerasyona destek verdi.

2-034.png

 

Avrupa Yahudilerden kurtulmak istedi

Avrupalılar Avrupa kıtasında Yahudileri istemediler. Filistin’e gitmelerini istediler. Batı Avrupa’daki Yahudiler bütün ticari sistemi elinde tutuyordu. Bu durum Avrupa’da sıkıntı oluşturuyordu. Özellikle Fransa ve İngiltere’de ciddi manada söz sahibiydiler. Bu durum uzunca bir süre devam etti. Balfour Deklerasyonu, Avrupalıların Yahudileri çok sevdikleri için değil onlardan kurtulmak istedikleri için ilan edildi. Öte yandan Avrupalı siyasiler Yahudi sermayesinden faydalanmak istedi. Ve de İsrail’i kurarak Arap aleminin bölünmesine ön ayak olmak istediler. Haritaya baktığınızda görürsünüz ki Filistin, Afrika ve Asya’yı birbirine bağlayan bir konumda. Bundan dolayıdır ki; Filistin’i karıştırmayı başarırsan bu iki kıtayı da rahatlıkla karıştırırsın. Protestanlarla Yahudiler arasındaki sıkı ilişki de bu süreçte değinilmesi gereken bir nokta. Protestanların Siyonistlere ciddi bir desteği oldu.

İngilizler Yahudileri 1. Dünya Savaşı’nda Mısır’a savaşmaya çağırdı. Böylece Yahudiler devlet kurmadan silahlı eğitim almış oldu. İngilizler, Filistin topraklarını işgal ettiğinde ülkeye atadıkları vali bir Yahudiydi. Bu ilk adımdı. O dönemde İngilizler Balfour Deklerasyonu’nu tanıması için uluslararası kamuoyuna ciddi anlamda baskı yaptı. Ve bu deklerasyon uluslararası arenada tanınmış oldu.

Filistinliler Yahudilere toprak satmadı! Bu bir Yahudi yalanı

Burda değinmek istediğim bir konu var. Filistinliler asla Yahudilere toprak satmamıştır. Bu tamamıyla bir Yahudi yalanıdır. Yahudiler Filistin’de devlet kurmadan toprak sahibi olmaya başlamıştır. Yahudiler bu toprakları İngiltere devleti ve Filistin dışındaki Arap tüccarlar vesilesiyle elde etti.Bazı Arap tüccarlar Filistinlilerden toprak satın aldı sonra da aldıkları toprakları gidip Yahudilere sattı. Öte yandan Filistinliler topraklarını korumak amacıyla büyük bir dieniş gösterdi. İzzeddin El Kassam’ı biliyorsunuz. İzzeddin El Kassam bir alim ve 1935’te Yahudilere karşı direniş başlatan bir isim. İzzeddin El Kassam’ı şehit eden de İngilizler oldu. Günümüzde Filistinli gençler de direniş için oluşturdukları birliklerine İzzeddin El Kassam’ın adını veriyor.

İngilizler Filistin’de Yahudi polis teşkilatı kurdu

İngilizler Filistin topraklarında İsrail’i sağlamlaştırmak istedi. Yahudi bir polis teşkilatı kurdular ve dediler ki kurulan bu teşkilat İngilizlerin bir koludur. Filistin sömürü sürecinde İngilizlerin Filistin’deki üst düzey temsilcilerinin Yahudi olduğunu da hatırlatmakta fayda var. İngilizler bu şekilde hareket ederek fiili bir Yahudi idaresi oluşturdular.

Yahudiler 2. Dünya Savaşında da İngilizlerle birlikte savaştı. Ve böylece daha fazla askeri eğitime ve silaha sahip oldular.

İngilizler Filistin’den çekilince bu toprakları Yahudilere teslim etti. O dönemde Filsitinliler güce sahip değildi. Bazı Arap ülkeleri Filistin’e asker gönderse de bu durum göstermelikti. Çünkü Arapların Filistin’e asker göndermelerinin sebebi Yahudilerle savaşmak değildi. Hatta askerler Yahudilerle savaşacağına Filistinlilerin elindeki silahları da almıştı.

1-038.png

 

İhvan Yahudilerle savaştığı için hapse atıldı

O dönem dediğim gibi Filistinliler de hiç imkan yoktu. Arapların da komplosu vardı. O dönem İhvan hareketinden çok sayıda kişi Filistin’e savaşmaya geldi. Filistin’e gelen ve Yahudilerle savaşan İhvan mensupları Mısır tarafından hapse atıldı. Bunları anlatınca Filistin’in bugünkü hale nasıl geldiğini daha iyi anlıyoruz.

Hangi Müslüman lider Balfour’a cevap verecek?

Balfour’dan 100 yıl sonra görüyoruz ki bu deklerasyon bizi yok etti. Filistin’i özgürleştirsek dahi karşı bir deklerasyon yayınlamalıyız. Filistinlilerin Filistin’e dönmesini sağlamalıyız. Bunun için bir deklerasyon yayınlamalıyız.

Dün Yahudiler lehine çalışan Balfour adını tarihe yazdırdı. Bugün hangi Müslüman lider Filistin için tarihe adını yazdıracak? Hangi lider Balfour’un zıttı bir deklerasyon yayınlayacak? Tabi burda siz Türklere büyük görevler düşüyor. Filistin’in özgürlüğüne kavuşmasında Türkiye çok önemli. İngiltere’nin İsrail’e verdiği söz gibi bir söz bekliyoruz Türkiye’den.

Gıda değil silah istiyoruz

Yahudilere karşı sadece Filistin halkının mücadelesi caiz değildir. Bütün bir ümmetin birlikte hareket etmesi lazım. Ümmet de yanımızda olmalı. Biz Filistin için kendimizi feda etmeye hazırız. Bu hissiyatımız maalesef maddi yetersizliklere takılıyor. Ümmetten daha fazla destek bekliyoruz. Sadece gıda yahut sıhhi yardım değil Filistin direnişine doğrudan destek bekliyoruz. Amerika’nın İsrail’e olan desteğini görüyoruz askeri noktada biz de İslam ülkelerinden aynı desteği bekliyoruz. Askeri destek olmazsa olmaz bir şey.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim