• İstanbul25 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mali’de Bir Kültür Hazinesi: Yakup Dukri
29 Mayıs 2018 Salı 10:36

Mali’de Bir Kültür Hazinesi: Yakup Dukri

Yüzde 95'i Müslüman olan Mali'nin Timbuktu şehrinde kendisi de evi de başlı başına bir hazine olan Yakup Dukri tüm yoksunluklara rağmen azimli çalışmalarına devam ediyor

Mali’nin TİMBUKTU kenti; kadim bir İslam medeniyeti ve kültür merkezidir. Bu bölgede İslam'a ait köklü bir gelenek yaşamıştır. Meşhur MOSSİ Krallığı, zengin ve Müslüman bir idareye sahipti. Kral, hacca giderken ve dönerken develerle götürdüğü altınları yol üzerinde dağıtmıştır.

Böylesine zengin bir devletin topraklarında yaşayan bugünkü Mali'nin de yüzde 95'i Müslümandır. Ama eski zenginlik ve medeniyetten eser kalmamıştır. Geçen aylarda oraya yapacağımız seyahat öncesinde oradaki dostlarımızla görüşmemizde, kendilerinden Mali’de yaşayan İslam âlimlerinden birilerini ziyaret etmek istediğimizi söylemiştim. Bir de mümkünse Müslümanlara ait bir kütüphane…

Amacımız, burada İslam'a ve onların kültürüne dair neler kalmış. Hangi kaynaklara ulaşmak mümkün olacak… Programımız bize gönderildiğinde kütüphane ziyareti listede yoktu. Tekrar bu talebi yenileyemesem de içimden “Keşke bir de kütüphane olsa…” demiştim…

mali.jpg

Ziyaret programımızda ülkenin önde gelen âlimlerinden YAKUP DUKRİ var. Yaşı yetmişin üzerinde... Hem mütevazı hem de vakur bir şahsiyet. Mali şartlarında güzel denilebilecek evin salonunda ağırladı bizi. Salonda bolca kitaplar vardı. Çok değişik mevzulardan sohbetler başladı. Ziyaretine gittiğimiz şahıs; üniversite mezunu olmayan, tüm bilgi birikimini özel ilim halkalarından temin eden, çok farklı alanlarda kitapların sahibi ve okuru bir âlim. Arif, Münevver ve ülkesi ve dünyaya karşı sorumluluk hissine sahip mütefekkir bir insanla karşı karşıyayız.

Bize kendi telif ettiği eserleri takdim etti. Bu eserlerin ilgi alan dağılımı çok ilginç… Mesela bunlardan birisi ilkokullarında okutulan “Mali Coğrafyası Ders Kitabı...” bir diğer eseri elimize alıyoruz “Medaihu’nnebi” Hz. Muhammed’i (SA) öven şiirler. Bu küçük şiir kitabı da kendisine ait... Yani karşımızda aynı zamanda bir şair var… Konu bu kitap açılınca mevzu, Afrika bölgesinde büyük yer tutan ve Müslümanlar için çok özel öneme sahip mevlit programlarına kayıyor. Biz, Peygamber’in (SAV) dünyaya teşrif ettiği günü mevlit kandil olarak kutlarız. Ama bu bizde camilerde yapılan vaazlar, ilahiler veya methiyelerin okunmasıyla icra edilir. Afrika'da bu durum çok farklıdır. Bir caminin bahçesinde ya da şehrin geniş bir alanında yatsı namazından sonra başlar ve sabah namazına kadar vaaz ve ibadete devam eder. Kadınlar, erkekler bu törende yerlerinde hazırdır. İşin ilginç yanı da ertesi günü tüm devlet daireleri tatildir. Bu uygulama Müslüman nüfusun azınlık olduğu diğer Afrika ülkelerinde bile vardır. Ama Mali’de buna bir ilave daha varmış. Oda yedinci gün yani akika günü de tatil yapılır.

dukri.jpg

Sonra yazdığı dört maddelik bir reddiye kitabını gösteriyor bize… Tabii kitabı görünce dünyanın aslında çok da büyük olmadığını anlıyorsunuz. Yani bir köşedeki tartışma diğerinde nasıl da yankılanmış… Ne dediğimi anladınız mı bilmiyorum. Tartışılan ve Üstat Dukri’nin hakkında reddiye yazma ihtiyacı hissettiği maddeler, Türkiye'de bilinen, konuşulan ve üzerinde tartışılan mevzular…

Bunlardan birisi; “Kuranı kerimdeki surelerin mealleri ile namaz kılınabilir mi?” şimdi bu tartışma; Amerika'da, Almanya'da veya Fransa'da olsa anlamak çok kolay. Zira Kur’an-ı Kerim’i Arapça telaffuz edemeyecek insanlar olabilir… Ama bu binlerce yıllık bir İslam beldesinde oluyorsa…

Aslında buradan şunu anlıyoruz ki ihtilaflar, tartışmalar ve üzerinde taraf oluşturan konular; bir memleketin ihtiyaçları için ortaya çıkmıyor. Bir yerlerden bu dönemde nelerin konuşulması gerektiği ayarlanıyor ve dünyanın çok farklı noktalarında Müslümanlar bunu konuşuyor. Hafızasını yoklayıp geriye dönenler için hatırlamak çok zor olmayacaktır. Biz de özellikle Ramazan aylarında Türkçe ezan ve Türkçe namaz konuları tartışılırdı. Ama bu tartışmayı yapanların hiçbirinin Ezan dinlemek ve namaz kılmak gibi bir dertleri de yoktu.

Kitaplarının hepsini Arapça olarak yazmış. Kendisi neredeyse Fransızcayı hiç bilmiyor. Düzenli bir okula, üniversiteye gitmeden bu kadar kendini farklı alanlarda yetiştirmiş bir insanın Fransızca öğrenmemesi takdir edersiniz ki mümkün değil. Yetiştiği dönemde bu durum Fransa sömürüsüne karşı bir direniş olarak yapılmış. Bunun örneklerini Burkina Faso’dan da biliyorum. Müslümanlar, Fransa'nın sömürü ve hegemonyasına bir alternatif olarak Fransızca öğrenmemeyi ve konuşmamayı tercih etmişler. Üstat Yakup Dukri de aynı yöntemi tercih edenlerden. Lakin biraz sonra size tanıtacağım kütüphanesinde bol miktarda Fransızca kitap da var.

mali-kutuphane.jpg

Batı felsefesine hâkim bir mütefekkir var. Farklı topraklarda veya ülkesinde yeni yetişen nesil için Allah'ın varlığını modern bilimle ispat eden değişik görüşlerini dinledik. Bununla ilgili çalışmalarından bahsetti. Neredeyse her gün ayrı bir şehirde konferans veriyormuş. Bazen de ülke dışında… Konferanslarında birini imkân olsa katılıp dinlemek isterdim. Ama böyle bir imkânımız olmadı.

Osmanlı döneminde veya İslam kültürünün eski dönemlerinde kullanılmış “ebced” hesabı vardır. Bu sayfanın okurları duymuş olmalı… Harflerin farklı rakamsal değerleri vardır. Bu değerlere göre bir kelimeden değişik anlamlar çıkarılabiliyor. Buna ait çalışmalarından bahsetti. Bir kısmına anlamakta biz de zorlandık. Tasavvufa mesafeli duruyor. Lakin kadim mutasavvıflar ve özellikle İmam-ı Gazali ve Abdulkadir Geylani gibi bu işin önderleriyle çok yakın bir teması var. “İhyayı Ulumiddin’den” bahsederken çok büyük bir sitayişle bahsediyor. Yani onların eserlerini ve fikirlerini önemsiyor. Ancak bugün tasavvufa mesafeli oluşunu bölgedeki tarikatları ve tarikat adı altında ortaya çıkmış oluşumları bir nebze tanıyınca çok daha kolay anlıyorsunuz.

Sonra bize kütüphanesini gezdirdi 14 oda dolusu kitabı vardı. Biz on kadarını gezdik. Tabi odalar küçük ve tahtalardan yapılma basit raflara sıkıştırılmış kitaplar. Her odada birçok kitap da kolilerin içinde bekliyor. Onlara raflarda yer bulamamış. Kendisi çok güzel tasnif etmiş. Mesela odanın birisi tıp kitapları ile doluydu. Yani birçok doktorda bile bu kadar Tıp kitabını bir arada zor bulursunuz. Bir başka odanın bir duvarında Şia’nın düşüncelerini anlatan ve Şii inancının kendi yazdığı ve yayınladığı kitapları vardı. “Üstat bunları ne yapacaksın?” diye sorduk. Aldığımız cevap insanın tefekkür dünyasının kalitesini ispat edecek cinsten: “Ben bir Müslümanım. Onların da düşüncelerini bilmem gerekir. Onu bilmek için kendi kitaplarına bakmalıyım. En doğrusunu kendi kitapları ve fikirlerinden bulurum.”

Diğer bir odada kendi yazdığı kitapları vardı. Kolilerin içinde. Birçoğu yazılmış ama basılmamış. Bazıları basılmış kitaplar. En yürek yakıcı yer de odanın içindeki ağır kokuydu. Durumu kendisi açıkladı: “Özür dilerim kokular için. Odalara fare giriyor da onun için ilaç koydum…” Yani bunca kitap ve medeniyet hazineleri, farelerin insafına terkedilmiş durumda…

Bizden, Türkiye'den, Türklerden bu kitaplarını kolayca sergileyebileceği, istifadeye açacağı bir kütüphane yapımı konusunda yardım istedi. Biz de dua ettik sadece… On dört odaya en zor şartlarda tıkılmış kitapları kurtaracak bir imkân olursa, hem Mali için hem de tüm Afrika kültürü için büyük bir katkı olur. Burası; ekmeğin zor alındığı, karın doyurma derdinin önde olduğu ve maddi imkânların çok kısıtlı olduğu bir bölge… Burada İslam medeniyet ve kültürünün eserleri hala varmış. Onu görmek mutlu etti.

Haşim AKIN / Dünya Bülteni

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim