• İstanbul21 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Libya Vekalet Savaşlarına mı Teslim Edildi?
11 Temmuz 2019 Perşembe 12:12

Libya Vekalet Savaşlarına mı Teslim Edildi?

Libya, Kuzey Afrika'da yer alan ve stratejik konumu ile birlikte yer altı kaynakları ile de oldukça önde olan bir ülke. Ancak yaşanan iç karışıklıklar nedeniyle uzun bir süredir de gündemden düşmüyor.

Muslim Port Haber Merkezi | Mücahit Taş

Petrol zengini Libya, Arap Baharı'nın başladığı ve ardından Muammer Kaddafi'nin linç edilerek öldürüldüğü 2011 yılından bu yana giderek derinleşen bir iç savaşın içinde. Ülkede çok sayıda silahlı grup faaliyet gösterse de uluslararası alanda destek bulan ve etkinliğini artıran iki güç var: Bunlardan biri Birleşmiş Milletler, Türkiye ve Katar'ın yanı sıra bazı Batı ülkelerinin tanıdığı Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti. Diğeri de Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır, Fransa tarafından desteklenen ve ülkenin doğusunu kontrolü altına bulunduran Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi. İşte Türkiye'yi düşman ilan eden ve kendini Libya Ulusal Ordusu olarak tanımlayan silahlı birliklerin komutanı General Halife Hafter de Temsilciler Meclisi'nin yanında.

Hafter ve destekçilerinin Türkiye'ye karşı suçlamalarda bulunmasının nedeni ise Türkiye'nin Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne siyasi desteğin yanı sıra silah satışı yaparak askeri destek de vermesi. Ulusal Mutabakat Hükümeti‘ne bağlı güçlerin Türk malı silahları kullanarak önemli bir şehri geri alması Hafter‘in Türkiye'ye açık cephe almasına yol açtı ve Libya'daki altı Türk'ün tutuklanmasıyla da gerginlik tırmanmıştı.

Libya’daki Vekâlet Savaşında Türkiye

Kaddafi öncesinde Türkiye'nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki yatırımları açısından Libya'nın açık ara öne çıkan bir ülke olduğunu belirten Ortadoğu uzmanı Oytun Orhan, "Kaddafi döneminde Libya'da çok sayıda Türk firması faaliyet gösteriyordu. Yaşanan iç savaş ise Türkiye'nin ekonomik anlamda burada ciddi bir kayıp yaşamasına neden oldu. Tabii işin bir diğer boyutu da Doğu Akdeniz'deki güç mücadelesi konusu" diyor.

Türkiye geçen aylarda Doğu Akdeniz'de petrol ve doğal gaz arama amaçlı sondaj çalışmalarına başlamıştı. Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin faaliyetlerini yasa dışı bularak tepki göstermesinin ardından Doğu Akdeniz, uluslararası politikada bir çatışma alanı olarak ortaya çıkmaya başladı. Libya'nın bu çatışma alanında jeopolitik önemi nedeniyle kritik bir konumda olduğuna işaret eden Orhan, "Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki güç mücadelesinde, enerji oyununda kendi yanındaki müttefiklere ihtiyacı var. Libya'yı da bir müttefik olarak koruma çabası içinde" değerlendirmesini yapıyor.

erdogan-005.jpg

Birleşik Arap Emirlikleri Libya’da Ne Yapıyor?

Birleşik Arap Emirlikleri, Arap Baharı sonrası süreçte 2013 Mısır darbesindeki rolü ile anılsa da, bölgedeki birçok askeri operasyonda yer alan bir aktör.

2010-2011'deki halk hareketleriyle birlikte Kuzey Afrika ve Orta Doğu'da ortaya çıkan dönüşüm süreçlerinin ardından, müttefiki Suudi Arabistan ile birlikte Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), dış politikasına artarak askeri güç unsurlarını da ekleyerek bölgenin jeopolitiğinin şekillenmesinde belirgin bir rol oynamaya başladı.

2011’e kadar bölgesel bir finans ve uluslararası iş merkezi olmayı önceleyen BAE, Arap Baharı ile ortaya çıkan bölgesel dinamiklerin etkisiyle Orta Doğu’da etkisi ve görünürlüğü artan askeri bir güç haline geldi.

2013’te gerçekleşen darbenin ardından Abdülfettah es-Sisi’nin iktidara gelmesinin ardından, Suudi Arabistan-BAE bölgesel ittifak bloğuna Mısır’ın da dahil edilmesi ile birlikte, BAE dış politika amaçlarını Libya’ya doğru genişletti ve Libya siyasetindeki iktidar rekabetinin seyrinin değişmesinde önemli bir rol üstlendi.

baeeeee.jpg

BAE’nin Asıl Hedefi Müslüman Kardeşler

BAE ve Hafter arasındaki ilişki karşılıklı çıkarlara dayanıyor. Halife Hafter’in Libya’daki Müslüman Kardeşlerle mücadelesi, BAE’nin bölgedeki siyasi gündeminin önemli bir parçası. BAE, 2012’den itibaren İhvan'ın BAE uzantısı Islah hareketine karşı “rejimi yıkmaya teşebbüs suçlamasıyla” operasyonlara başlamış, çok sayıda tutuklama ve yargılama gerçekleştirmişti. 2014 yılında ise BAE, Suudi Arabistan ile birlikte Müslüman Kardeşleri “terör örgütü” olarak tanımış, hareketi hem ulusal hem de uluslararası bir ulusal güvenlik tehdidi olarak tanımlayarak İhvan’la geniş cepheli bir savaşa başlamış oldu.

Ambargoya Rağmen ABD Silahları Libya'da

BM tarafından desteklenen Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin Giryan kentini ele geçirmesinin ardından kentte Halife Hafter'e ait birliklerce kullanılan ve BAE tarafından sağlandığı düşünülen ileri teknoloji "Javelin" füzeleri dahil olmak üzere ABD menşeli silahlar ortaya çıktı. Senato Dış İlişkiler Komitesi Demokrat üyesi Bob Menendez, olayın incelenmesini talep etti. Pentagon tarafından Amerikan silahlarının BM silah ambargosunun hâlâ geçerli olduğu Libya’ya nasıl ulaştığına dair bir soruşturma açıldı. Ancak Trump yönetimindeki ABD’nin BAE’ye yönelik kısa vadede çok sert bir cevap vermeyeceğini de düşünmek mümkün. Başkent Trablus’a yakın Tacura bölgesinde yer alan mülteci kampının hava saldırısı ile vurulmasının ardından -saldırının BAE tarafından gerçekleştirilmiş olduğu iddiaları da mevcutken- acil olarak toplanan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ABD’nin desteğini alamadığı için saldırıyı kınayamadı. Bu durum ise BAE’nin bölgedeki politikalarında, hem amaçlar hem de enstrümanlar açısından giderek daha pervasız hareket etmesine olanak tanıyor.

fuzeeeeeleer.jpg

Libya “Ulusal Ordusu” Komutanı Halife Hafter

Libya "Ulusal Ordusu" Komutanı Halife Hafter Libya’nın İtalya sömürgesi olduğu dönemde, 1943 yılında Bingazi’nin güneyindeki Ecdebiye kasabasında dünyaya geldi. Bölgenin en büyük aşireti olan El-Farjani’ye mensup olan ailesi Hafter’i 16 yaşındayken Bingazi’deki Kraliyet Askeri Koleji’ne kaydetti. Mezuniyetinden sonra Sovyetler Birliği’nde topçu ihtisas eğitimi aldı. Burada ayrıca Harp Akademisi’ni bitirdi. “Kurmay” olarak ülkesine dönünce, Mısır’da “askeri ataşe” olarak görevlendirildi.

1969’da Kral İdris yönetiminin devrilmesi için Albay Muammer Kaddafi’nin darbesine destek verdi. Darbe başarılı olunca Kaddafi yönetiminde ordu içerisinde hızla yükseldi. Hafter bu dönemde kendisini “Laik ve Nasırcı” olarak tanımlıyordu. Libya Devrim Komuta Konseyi’ne seçilen Hafter, daha sonra Kaddafi tarafından genelkurmay başkanlığına atandı. 

1980'lerin başında Çad ile Libya arasında yaşanan savaşta orduyu yönlendiren kişi oydu. Ancak cephe savaşı sırasında 1987’de Halife Hafter, 700 kadar askeriyle birlikte Çad ordusu tarafından yakalandı ve esir alındı. Bu dönemde Kaddafi Çad ile bir ateşkes anlaşması imzalamıştı. Bunu ihlal ettiği gerekçesiyle Hafter’in geri verilmesi konusunda “istekli olmadığını” açıkladı. Kaddafi’nin Hafter’i reddetmesinin sebebi, ileride karşısına muhalif bir güç olarak çıkma ihtimaliydi.

haftar.jpg

Kaddafi'ye Karşı CIA Destekli Darbe Girişimi 

Hafter bu gelişme üzerine ABD’nin organize ettiği bir operasyon ile Zaire’ye geçip Kaddafi’ye karşı muhalefet hareketi başlattı. “Libya’nın Özgürlüğü İçin Ulusal Cephe” adını taşıyan bir örgüt kurdu. 1990’da beraberindeki 300 askeriyle birlikte ABD’ye iltica talebinde bulundu. Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA tarafından uzun yıllar korundu ve desteklendi. Nihayet, 1999’da Kaddafi’ye karşı CIA destekli bir darbe girişiminde bulundu. 
Libya’nın doğusunda “fiili yönetim” kurmuş olsa da, başarısızlığı üzerine 2007’de ABD’ye döndü ve Washington’ın dış mahallelerinden birinde satın aldığı eve yerleşti. Uzun süre burada yaşadı, ta ki 2011’de Kaddafi iç savaş sırasında öldürülünceye kadar.
Kaddafi’nin ölümünden hemen sonra Libya’daki geçici yönetime girmek üzere Bingazi’ye geldi. Bu hükümette Kara Kuvvetleri Komutanı olarak görev aldı, ama hükümet lideri Abdülfettah Yunus’un bir suikast sonucu öldürülmesinden hemen sonra ülkeyi terketti.
Gelişmeleri ABD’nden takip etti. 2012 yılında yaklaşık 150 Libyalı üst düzey komutan, Halife Hafter komutasında bir genelkurmay başkanlığı kurulmasını teklif etti. Ancak siyasiler, Hafter’in ülkede yeni bir diktatörlük kurma hevesi içinde olduğu gerekçesiyle bu teklifi kabul etmedi.

Bu dönemde Libya’da “CIA ajanı” olarak tanımlanan Hafter, 2014’te yeniden sahneye çıktı. Televizyondan okuduğu bildiride, Libya’nın siyasi geleceğine ilişkin yeni bir yol haritası açıkladı, ve askeri vesayet kurulmasını önerdi.

Tobruk'ta Kendi Hükümet ve Meclisi'ni Kurdu 
Önerileri kabul edilmeyince Tobruk’ta kendi hükümetini ve meclisini kurarak Trablus’taki BM tarafından tanınmış Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne karşı savaşmaya başladı. Çevresindeki aşiretlerden topladığı 60 bin kadar askerle Fizan bölgesini ele geçirdi. 
Son 4 yılda Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’ın etkin desteğini aldı. ABD Başkanı Donald Trump da, özellikle DAEŞ’e karşı başlattığı saldırılarda, kendisini destekleyen açıklamalarda bulundu. Rusya da, Hafter’i, Libya’daki aşırılığa karşı tek gerçekçi siper olarak gördüğünü”, belirtti. Fransa ise, Hafter’in Libya’nın geleceğini inşa etmede önemli bir rol üstleneceğini savunuyor.


Trablus'taki Meşru Yönetimi Devirme Girişimi 
Bu yıl 4 Nisan’da Trablus’taki meşru yönetimi devirmek üzere harekete geçen Halife Hafter, BM’nin kınamasıyla karşılaşsa da bu saldırıyı sürdürmekte kararlı görünüyor. Ancak Hafter güçleri Tarblus harekatında bekledikleri başarıyı elde edemedi. Yenilgisiyle ilgili olarak Hafter yönetimi, meşru yönetimi destekleyen ülkeleri suçluyor. Bunlar arasında Türkiye de bulunuyor.

trabluss.jpg

Hedefleri Libya Petrolü

Libya, 2009’da Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan edip sınır ülkelerle anlaşmaya hazır olduğunu ilan etti. Erdoğan haritalarla Libya’ya gidip anlaşmanın ilk adımını attı. Ancak 2011’de Kaddafi devrilince Yunanistan Libya’nın deniz alanını işgal etti. Milli Savunma Bakanı Akar’ın Kasım 2018’de haritalarla Libya’ya gitmesinden sonra bu kez Hafter’in harekete geçirilmesi dikkat çekti.

Libya, bundan 10 yıl önce 27 Mayıs 2009’da Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan edip sınır ülkelerle anlaşmaya hazır olduğunu ilan etti. 29 Kasım 2010’da dönemin başbakanı Cumhurbaşkanı Erdoğan Libya’ya, beraberinde haritalarla gitti. İki ülke, anlaşma için çalışmaları başlattı. Henüz birkaç ay geçmişti ki Libya’da düğmeye basıldı. 2011 yılı başında patlak veren iç savaş çalışmaların rafa kaldırılmasına neden oldu. Kaddafi devrilince Yunanistan, Libya’nın 39 bin kilometrekarelik deniz alanını işgal etti. Yıllar sonra 5 Kasım 2018’de Hulusi Akar’ın Libya Ulusal Mutabakat Hükümetini ziyaretinde o haritalar tekrar masaya çıkarıldı. Çalışmalar yeniden başlatıldı. Aradan 1 ay geçmeden 2019 başında Hafter harekete geçirildi ve Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni devirmeyi amaçlayan Trablus saldırısını başlattı. Libya’da iç savaşı doğuran nedenlere bakıldığında bölgesel güç oyunları, Libya’nın yurt dışındaki 150 milyar dolarlık kayıp parası, ülkedeki petrol ve doğal gaz kaynaklarının paylaşılması savaşı var. Ancak Türkiye ile Libya ne zaman bir MEB anlaşmasına yakın olsa hızla çıkarılan bu kargaşa, Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşımı meselesini Libya müdahalesinde ilk sıraya çıkarıyor.

gemii.jpg

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim