• İstanbul27 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İsrail Sina’ya Geri mi Dönecek?
05 Nisan 2017 Çarşamba 23:30

İsrail Sina’ya Geri mi Dönecek?

İsrail’in Sina’daki sınırlı askeri operasyonları basında sıradan olmaya başladı. Her ne kadar Mısır medyası, olumlu ve olumsuz tekit ve şüpheyi toplar tarzdaki sunumuyla sıra dışı bir şekilde göstermeyi çalışsa da..

Muslim Port Çeviri | Muhammed Mücteba EMRE

Aslında İsrail’in bu saldırıları, sadece Sina’dan yapılan füze saldırılarına -yalan veya gerçek- bir misilleme olmaktan ziyade, daha büyük uzun vadeli hedeflere evirilme durumunda. Acaba Tel-Aviv, bu hususta İsrail güvenliğinin taleplerine karşı Mısır siyasi yönetiminin “anlayışı”nı ve Filistin-İsrail ikileminden kurtulmak için Sina’nın tümünden veya bir kısmından vazgeçmeye hazır oluşunu fırsat bilerek Sina ile ilişkilerini yeniden gözden geçirecek mi?

Stratejik Derinlik

Gerçekte İsrail devleti bünyesi iki zıt problemle boğuşmakta: Birincisi stratejik derinlik eksikliği; ikincisi ise her ne kadar askeri güce sahip de olsa sınır ötesi genişleme politikalarının külfetini kaldıramaması. İşte İbrani devleti bu iki sorunun halli için farklı yollar deniyor.

Stratejik derinlik problemi İşgalci İsrail Devleti’nin, 27bin km2 alana tekabül eden Tarihî Filistin’in büyük çoğunluğu (1948 toprakları ve uluslararası olarak da işgal altında görülen Batı Şeria) üzerine kurulu olmasından ileri gelmektedir. Buna karşın, yarı özerk olarak Gazze ise bu alanın sadece %1.33’üne karşılık gelen 360 km2 alana sahiptir. İsrail’in yatay uzunluğu 180 km, dikey uzunluğu ise 450 km’dir.

Hal böyle olunca İşgalci İbrani Devleti coğrafi açıdan tehlike sınırlarında fakir bir durum arz etmektedir. Bununla beraber bu konuda İsrail ne bölgesel ne de küresel bir yalnızlık içindedir.  İsrail’in içinde bulunduğu coğrafi darboğazın zorluklarını arttıran yine kendi tabiatı, yapısıdır. Zira İsrail Devleti düşmanlık, işgal ve sürgünler üzerine kurulmuştur. Böylece kendini bitmek bilmez kan davaları ve düşmanlıklar içine sokmuştur.

Her ne kadar Akdeniz sahili İsrail için önemli bir çıkış noktası gibi gözükse de İsrail’i çepeçevre kuşatan ve dahilde tehdit eden tehlikeyi izale etmesi mümkün gözükmemektedir. Akdeniz kıyısı -haçlı askerlerinin de yaptığı gibi- bir kaçış noktası veya komşu ülkelere kuvvetli bir deniz gücüyle göz dağı verebilmek için bir kapı olabilir ancaksınır ötesinden gelen ve gerçekten ilkel koşullarda üretilmiş füzelerden dahi ülkeniniç kısımlarını koruyamamaktadır.

İsrail sürekli olarak bu kompleks problemin çözümüne uğraşıyor ve bu çabasında iki temel yönteme odaklanmış durumda. Birincisi: Özellikle yakın coğrafya çemberindeki Arap ülkeleri ile siyasi ilişkiler geliştirmek veya barış anlaşmaları imzalamak için güçlü bir çaba; ikincisi ise: Komşu Arap ülkelere karşı ezici İsrail askeri üstünlüğünü sağlamak. Bu ikinci yöntem şimdiye kadar İsrail stratejisinde söz konusu problemi çözmek için kullanılan en belirgin yöntem olarak karşımıza çıkmakta.

Bölgesel gerginlikler ve korkuya rağmen İsrail’in bu yapısına uluslararası alanda çok anlayışla bakılıyor. Büyük devletlerden hiçbiri hatta İsrail’in bazı politikalarına açıkça karşı duranlar bile İsrail’e gelişmiş ve kaliteli silahlar vermekten geri durmuyor. Fransa mesela; bu alanda İsrail’i en çok destekleyen devletlerden. Bununla beraber Fransa İsrail’in Filistinlilere karşı yürüttüğü baskı politikalarını eleştiriyor ve bu politikaları Filistin meselesinin “iki devletli çözüm” diye isimlendirilen çözümünde, birçok Avrupa çevresinin de anahtar pozisyonda olduğunu düşündüğü Filistin Yönetimi’ni zayıflatmak olarak kabul ediyor.

Ancak İsrail’in tüm diğer Arap ülkelerine karşı sahip olduğu askeri üstünlük, imkanları İsrail’inkine nispetle çok mütevazi kalan Lübnan Hizbllah’ı gibi ve hem siyasi teşkilata hem askeri yapılanmaya sahip Filistin Hamas hareketi gibi yapıların, İsrail iç bölgeleri için bir tehdit oluşturmasına ve İbrani ordusunu son askeri operasyonlarında zorla işgal ettiği toprakların bir kısmından geri çekilmeye zorlamasına engel olamamaktadır.

Bu bağlamda yüzölçümü işgal altındaki Filistin topraklarının iki buçuk katı olan Sina toprakları, 1967’deki Haziran savaşından sonra ve İsrail’in 1982’deki geri çekilişinden önce İsrail için güney yönünde önemli bir stratejik derinlik arz ediyordu. Bu şartlarda Mısır ve İsrail arasında patlak verecek herhangi bir savaş -ki bu Ekim 1973 Savaşında gerçekleşmişti. Yenilgi durumu da dahil olmak üzere İsrail’e daha iç bölgelere varmadangeri çekilme, manevra ve geri dönüş alanı sağlayacaktı.

İsrail’in Sina için 1979 yılında ABD gözetiminde Enver Sedat’la yaptığı takas, kazanç ve kayıpları olan iki yönlü bir anlaşmaydı. Birincisi İsrail’in Arap-İsrail mücadelesinde birincil düşmanı olan Mısır’ın ötralize ettiği kazancı; ikincisi ise İsrail’in Sina gibi iç bölgelerin korunması için emsalsiz bir toprağı kaybetmesiydi. Tel-aviv bu kaybını, Sina yarım adasının orta ölçekli ve ağır silahlardan arındırılması ve çokuluslu güçlerin (MFO: Multinational Force and Observers) bölgede bulundurulması şartını ortaya atarak telafi etmeye çalıştı.

harita-sina-001.png

 

Yayılmanın Külfeti

Ürdün eski krallarından Hüseyin bin Talal hakkında ağızdan ağıza dolaşan hikayeler vardır. Bunlardan birinde; kral seksenlerin sonlarında etrafındakilere: “İsrail Ürdün’ü kaç saatte işgal edebilir?” diye sorar. Orada bulunanlar: “2 saatte” cevabını verince kral: “Bundan daha kısa bir süre için 38 yıldır çalışmama rağmen mi!” der.

Her ne kadar 1968 Karameh Savaşı aynı soruya, Filistin gönüllü kuvvetleri ile Ürdün ordusunun kahramanlıkları karşısında İsrail ordusu Ürdün Nehrini geçemediğinde farklı bir yoldan cevap vermiş de olsa bu hikaye, arap orduları ile İsrail arasındaki farkın oldukça belirgin olmasına rağmen İsrail ordusunun sınır ötesi yayılma maliyetlerini kaldıramadığıyla da ilintili olarak İsrail siyasetini açığa vurmaktadır. Bu durum İşgalci İbrani Devletinin yukarıda zikrettiğimiz yapısal problemlerinin ikincisidir.

İsrail’in sınırlı sayıdaki halkının, işgal ettiği toprakların sakinleri ile birlikte yaşam tecrübesi , %70’den fazla örnekte İsrailin başarısızlığını ortaya koymaktadır. Bilakis işgal edilen bazı bölgeler ordu ve halk olarak İsrail için cehenneme dönüşmüştür. 2005’teki geri çekiliş öncesi Gazze’de ve şu an Batı Şeria’nın pek çok yerinde olduğu gibi…

Halkın güvenliğini tehdid eden unsurları ve halkıyla sürtüşmeleri azaltan sadece tek İsrail siyasetinin başarılı olduğu söyleyebiliriz ki o da halkın (Filistinliler) tam veya tama yakın sürgünü ve yahudi yerleşkeleri inşa siyasetidir. Ancak bu durum gün geçtikçe İsrail’in yüzünde patlayan gerginliği başka noktalara taşımaktadır. Şöyleki: İç sürgünler yani 1948 Filistin sınırları dahilinde Şeria ve Gazze’ye sürgünler, bu bölgelerin İsrail Devleti için çok tehlikeli düşmanlara dönüşmesine sebep olmuştur. İsrail’e kıyasla askeri olarak çok zayıf gözüken Ürdün’e yapılan dış sürgünler için de aynı durum geçerli aslında. Ancak burası İsrail’in işgal etmeyi düşünebileceği en çetin bölgelerden birisi olarak gözüküyor.

Sina yarımadasının Mısır’a iadesinden sonra dahi çoğu bölgesinin silahlardan arınmış, kalkınma olmadan ve çok az bir nufus yoğunluğu üzre bırakılması hususundaki İsrail ısrarı, stratejik derinlik eksikliği probleminin çözümünün bir parçası olduğu gibi, bu problemin de çözümü için düşünülen İsrail stratejisinin bir parçasıydı.

1982’deki İsrail işgali sonrası Sina’nın özgürleştirilmesinin ardından Mısırlıların arasında dolaşan pek çok fikir, Arz-ı Feyruz’un (Sina Yarımadasının halk arasındaki isimlerinden biri) buradaki kalkınmanın hızlanması için anavatana katılması etrafında dönüyordu. Böylece, İsrail’in gelecekte burayı işgal etmesi durumunda İsrail bölgeden yararlanamayacak ve bölgede her türlü düşmanca yayılmayı başarısız kılacak güçlü bir insan seddi oluşacaktı. Ancak budüşüncelerin pek azı gerçeğe dönüşüyordu. Sina Yarımadası ise yarı özgür, yarı işgal altında devam ederken, İsrail’in şimdiye kadar Mısır ile aralarında patlak veren hiçbir çatışmada Sina’dan yararlanma fırsatı kaybolmuş değil.

Günümüz Sahnesinde Sina

Günümüzde Sina yarımadası Mısır-İsrail-Filistin sahnesinin ilk sırasına Tel-Aviv’e göre eşsiz bir atmosferde geri dönüyor. Zira Mısır devletinin dizginlerini, Sina’nın İsrail için büyük önemini bilen, bununla beraber pratik olarak Mısır için önemini ve son derece tehlikeli oluşunu idrak edememiş biri ellerinde tutuyor. Çünkü “Sina -merhum Cemal Hamdan’ın da dediği gibi-sadece bir boş alan veya metruk bir yer değildir. O (Mısır için) coğrafi bir derinlik ve kendisinde mekana karşılık zamanı satın alabileceğiniz bir erken uyarı (toprağı)dır.” (Hamdan, Sina fi’l-istrâteciyyeti ve’s-siyâseti ve’l-cuğrâfyâ, s.40)

Mısır’da 2013 Temmuz’undaki askeri darbeden sonra Sina’da cereyan eden pek çok olay da önceki Başkan’ı teyit eder nitelikte: İlk olarak Mısır’ın kuzey-doğu sınır hattının en çok nüfuslu yeri olduğu halde Refah bölgesi sakinlerinin, Gazze sınırının insansızlaştırılması için bölgeden uzaklaştırılması; sonra barışçıl vatandaşlarla şiddet yanlısı gruplar ve kanuna karşı gelenler birbirinden ayırt edilemez hale gelsin diye Sina’nın çatışma/savaş alanına dönüştürülmesi; son olarak da Sisi’nin Gazze ve Sina’nın bir bölümünü kapsayan bir Filistin Devleti kurulması teklifi.

Bu saydıklarımızın hepsi aslında İsrail’in hayal dahi etmediği birer lütuftur. Çünkü mevcut yüksek gerginlik Sina Yarımadasını, son on sene boyunca sakinleri için nispeten cazibe alanı olduktan sonra sırf İsrail’in dilediğinde birkaç saat içinde işgal edebileceği, dilediğinde de güven içinde kalabileceği, tamamen veya kısmen insansızlaştırılmış bir bölge olsun diye halkını kendinden uzaklaştıran bir yere dönüştürmüştür.

Belkide eğer İsrail siyaset sahasındaki yaygın ve dini hırs, mevcut duruma müdahil olmazsa gelecekte İsrail’in açık bir Sina işgali pek muhtemel değildir. Ancak gerek bazı Filistinlilerin Sina’ya göçe zorlanmaları gerekse bölgedeki her türlü kalkınmaya direnç göstermek suretiyle İsrail, Mısır’ın Sina’dan en düşük düzeyde istifadesindeki ısrarına devam edecektir.

Nebî el-Fûlî | Mısırlı Araştırmacı-Yazar

 

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim