• İstanbul19 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
'İran'la Olası Savaş Bölgeyi Tarumar Eder!'
23 Temmuz 2019 Salı 15:12

'İran'la Olası Savaş Bölgeyi Tarumar Eder!'

Nükleer anlaşma, Hürmüz boğazı krizi ve İnstex sorunu derken ABD yaptırımlarının hedefi olan İran'ı Gazeteci Ramazan Bursa ile konuştuk.

Muslim Port Haber Merkezi | Mehmet Furkan Bülbül

Hürmüz Boğazı'nda Amerika ve Körfez ülkeleri ile kriz yaşayan, Trump'ın Nükleer Anlaşma'dan çekilme kararıyla Avrupa ülkeleri ile de yeniden karşı karşıya gelen ve beraberinde gelen yaptırımlarla ekonomide çalkantılı dönemden geçen İran'ıRamazan Bursa ile konuştuk. 

'HÜRMÜZ BOĞAZI İRAN'IN AMERİKA'YA KARŞI ELİNDEKİ EN BÜYÜK KOZ!'

obama.jpg

İran’da Hürmüz Boğazında bir kriz yaşandı iki gemide yaşanan patlamalar sonrasında ABD bölgeye askeri sığınak yaptı bunun talebi de körfez ülkelerinden geldi. Hürmüz’de neler yaşanıyor?

Şimdi İran, Amerikan yaptırımlarına karşı elindeki en büyük koz Hürmüz boğazıydı. Niçin Hürmüz’dü? Çünkü Hürmüz, dünyanın en önemli geçiş noktalarından bir tanesi, bilhassa petrol noktasında çok mühim. Günlük dünyanın 100 milyon varil petrol tüketimi var. 5 de 1 i Hürmüz’den geçer. Siz Hürmüz’ü petrol trafiğine kapattığınız takdirde dünyada ciddi anlamda bir petrol krizi çıkar bu da tüm ürünlerin pahalanması ve ekonomisi zayıf ülkelerde ise ekonomik krizi tetikleyecek bir krize dönüşür. Bu açıdan önemli. İran bu süreçte; 'eğer İran’ın Petrol İhracatı engellenirse Hürmüz’den kimse petrol ihraç edemez' diyordu. 

Bundan bir iki ay önce İran devrim muhafızları komutanı değişti. İran Devrim Muhafızları komutanlığına General Selami getirildi. Bu isim ise Hürmüz Boğazı üzerinde en ciddi çalışmayı yapan Devrim Muhafızları komutanlarından birisiydi. Hamaney onu devrim muhafızlarının başına getirdi. Bu aynı zamanda Hamaney anayasanın kendisine vermiş olduğu yetkiler çerçevesince hem ordunun başkomutanı, hem savaşa hem barışa karar verecek tek mercidir. Bunu atamakla beraber aslında Hamaney, Hürmüz konusunda çok ciddi olduklarını ortaya koymuş oldu ama henüz bu kozu kullanmış değiller. Zannedersem İran atacağı adımları daha önceden planlamış durumda. Onun için kademe kademe bu adımları atıyor. Hürmüz’de masada belki en son seçenek. Çünkü Hürmüz adımı büyük bir adım, bütün dünyanın ekonomisini etkileyecek bir adım olacak. Onun için bugünden yarına atılacak bir adım değil fakat masada olduğu çok açık ve bu komutan değişikliğiyle beraber Hamaney bu konuda ciddi olduklarını Amerika’ya göstermeye çalıştı. Mesaj vermek istedi diye düşünüyorum.

hurmuz.jpg

İran'ın askeri kanadı sürekli olarak Körfez'de olası saldırılara karşı taarruz yapabileceklerini açıklıyor. Aynı şekilde Suudi Arabistan’da benzer açıklamalar yapıyor. İran Körfez’de bir askeri çarpışmayı göze alabilir mi?    

İran Devrim Muhafızlarının hem Körfez’de hem de Okyanus'ta ciddi bir gücü var. Aslında deniz gücünün büyük bir bölümü Hürmüz Boğazı, Körfez ve Okyanus'a açılan noktada konuşlanmış durumda. Bu hem Körfez ülkeleri hem Hürmüz’ün güvenliği hem kendi petrol ticaretinin güvenliği açısından da hem de ulusal güvenliği açısında burada ciddi bir gücü var. Bu bölgede İran Devrim Muhafızları'nın hava kuvvetlerinin de ciddi bir yığınağının olduğunu görüyoruz. Buna ilaveten de biliyorsunuz İran ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin bu bölgede adalar krizi var. Üç adada her iki ülke de hak iddia ediyor. Bu adalar şu an İran’ın kontrolünde, bundan 5 ay evvel adalardan bir tanesinde bir provokasyon gerçekleşti. Bu provokasyon da şuydu; adalardan bir tanesinde İran bayrağı indirilip Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı göndere çekildi. O dönemde de İran’ın bir tatbikatı vardı. İran her zaman askeri tatbikatların temeline savunmayı koyar. Savunma temelli tatbikatlar yapar. Hatta 8 yıl Süren İran-Irak savaşına da İran hiç bir zaman savaş dememiştir. 'Vefa-i Mukaddes' yani kutsal savunma ismini vermiştir. Her yıl da yıl dönümünde bazı etkinlikler yapılır. Dolayısı ile İran askeri tatbikatlarında savunma esaslı tatbikat yapar. Bu adadaki bu bayrak krizi sonrası ilk kez saldırı merkezli bir tatbikat yapıldı ve bu şekilde bir mesaj verdi.

'İRAN'LA OLASI SAVAŞ BÖLGEYİ TARUMAR EDER!'

Bu bölgede savaşa girebilecek gücü var mı?  Var. Yani Amerika’nın Irak İşgali bu bölgede bir çok dengeyi değiştirdi. İran ile yapılacak bir savaş bu bölgeyi tamamen kaos ortamına sürükler. Bölgenin tarumar olmasına neden olur, belki de yarım yüzyıl bu bölgede barışa ve istikrara hasret kalırız. Çok yıkıcı olur yani Irak İşgalinin yıkımından daha büyük bir yıkımla karşı karşıya kalır. Bölge için söylüyorum. Evet, bir savaşa girebilir ama İran dediğim gibi saldırı olmadığı müddetçe kendisi bir savaşın başlatıcısı olmaz. Bunu da söylememin sebebi hem Şia teolojisi açısından bu böyledir hem de İran ordusu ve Devrim Muhafızları ordusunun askeri tatbikatları da bunu bize göstermektedir. Ama saldırı olursa muhakkak cevap verecektir.

devrim-muhafizlari.jpg

İran İle P5+1 Ülkeleri arasında imzalanan Nükleer anlaşmadan Trump gerçekte hangi gerekçelerle çekildi. Yani yol ayrımına neden gidildi?

Aslında Trump bakıldığında anlaşmadan çekileceğini daha başkan olmadan evvel seçim kampanyasını yürüttüğü dönemde açıklamış, çok kötü bir anlaşma olduğunu belirtmişti. Başkan seçildikten bir sene gibi bir zaman sonra da anlaşmadan çekildi. Çekilirken de aslında anlaşmanın çok kötü olduğunu, İran’ın saldırgan politikaları engelleyecek nitelikte olmadığını ve hatta nükleer silah elde etmesini de engelleyecek bir anlaşma olmadığını belirtti. Bundan dolayı çekildiğini söyledi ve ilave etti; dedi ki yeni bir anlaşma yapmak için bu anlaşmadan çekiliyoruz yeni anlaşma olana kadar da yaptırımlar devam edecek. 

iran4.jpg

'AMERİKA ATACAĞI ADIMLARIN HEMEN HEPSİNİ YÜRÜRLÜĞE KOYDU ARTIK PEK DE BİR ŞEY KALMADI'

Fakat gerçekte Trump’ın medyaya çekilmeyle alakalı açıklamış olduğu bu nükleer silah elde etmeyi engelleyecek durum olmadığını ve saldırganlığını engellemediğini anlaşmanın ifadeleri, gerekçeleri doğru muydu baktığımız zaman ikisi de doğru değildi. Belki daha sonraki sorularda nükleer anlaşmayı konuşacağız ama ikisi de doğru değildi asıl nedeni süreç içerisinde   gördük ki; birincisi Trump İran’ın bölgeden çekilip içine kapanmasını istiyordu. Yani İran’ın Suriye’den, Hizbullah üzerinden Lübnan’dan, Irak’tan ve Yemen’den çekilmesini istiyordu. İkicisi ise İran vurabilecek uzun menzilli balistik füzeleri üretmesini istemiyordu. Dolayısı ile yeni bir anlaşma masası kurmak suretiyle İran’ın bölgeden içine çekilmesini ve uzun menzilli balistik füzeleri üretmemesini sağlamayı amaçlıyordu. Asıl neden bence bu ikisiydi.

Nükleer anlaşmanın İran İçin getirileri ve götürüleri ne olmuştu?

Yapılan anlaşma ile beraber nükleer programı nedeniyle İran’a uygulanan ambargolar kalkacaktı belki de. İran için en büyük getirisi buydu. Petrolünü daha rahat satacaktı. Limanlarını da aktif bir şekilde kullanacak idi ve ambargodan dolayı dünyanın değişik yerlerinde Fransa’da, Çin’de ve vesaire ülkelerde bloke edilmiş milyarlarca doları vardı, bunlara da ulaşabilecekti. Devrim sonrası Amerika’da bulunan İran parası bloke edilmişti, paraya ulaşabilecekti. Bu paranın da bir bölümünü Amerika ambargo sonrası Obama döneminde ödemişti. En büyük getirisi buydu. Fakat fiiliyata baktığımız zaman Amerika’dan bloke edilmiş parasının bir bölümüne ulaştı. Fransa ve Çin’deki bloke edilmiş paralarına ulaştı. Petrol üretimi arttı günlük üç milyon varile ulaştı. Ama en büyük sıkıntılardan bir tanesi de İran’ın Swift üzerinden uygulanan ambargo ile para transferi problemiydi. Ambargoların kalkmasına rağmen bankalar arası para transferi o dönem bir türlü çözülememişti. Bunlar İran için anlaşmanın olumlu yönleriydi.

nukleer-anlasma.jpg

Olumsuz yönleriyse bu anlaşma çerçevesinde nükleer çalışmalarını hem ağırlaştırılmış su üretim tesislerine bir takım değişikliklere gitti. Olası bir durumda bu tesislerin yeniden aktif hale getirilmesi uzun bir zaman alacaktı hem de maliyetli olacaktı bu da anlaşmanın İran’a olumsuz anlamda en büyük etkisiydi. İran ne kazandı? Bu dönemde sosyolojik ve ekonomik olarak bir rahatlama yaşadı. Amerikan dolarına karşı değer kaybına baktığımız zaman ciddi bir ekonomik rahatlama yaşadı. Ticari anlaşmalar yaptı, Total ile Avrupalı şirketlerle. Fakat bunların hiç birisi yürümedi, ambargodan sonra bunlar tek tek iptal edildi ve bu şirketler İran’dan ayrılmaya başladı. Bu da anlaşma sonrası İran ekonomisine vurulmuş bir diğer darbe olarak karşımıza çıkıyor.

ABD’nin anlaşmadan çekilmesi ve yaptırımları yürürlüğe sokması beraberinde neleri getirdi? Ambargo ve yaptırımlar ülkesi haline gelen İran’ı neler bekliyor?

Anlaşma iptal edildikten sonra ilk olarak İran’ın petrol ihracatına ambargo getirildi. İkincisi Çabahor limanı hariç diğer limanların çoğunda liman ticareti noktasında da ambargo geldi. Çabahor ise sadece gıda, ilaç vesair gibi konularda kullanılması için serbest bırakıldı. Ambargo kapsamında tutulmadı.  Öte taraftan ambargolar hep kademeli olarak yürürlüğe girdi, akabinde ise demir çeliğe ambargo getirildi. İran’la ticaret yapan şirketlere ve ilaveten şahıslara ambargo getirildi ve İran’ın petrol üretimi 3 milyon varilden 8 yüz bin varile kadar düştü. Bu kadar düşmesine rağmen ürettiği petrolü ihraç etme noktasında ciddi problemler yaşamaya devam ediyor.

trump-005.jpg

Denizlerde müdahaleler oluyor. En son İngiltere biliyorsunuz İran’ın petrol tankerlerini durdurdu. Suriye’ye petrol götürdüğü iddiasıyla. Öte taraftan bir takım Körfez ülkeleri engelleme yapıyor. En büyük sorun ise dünya devletlerinin Amerika ambargosuna muhatap olmasından çekindikleri için İran’dan petrol almıyorlar. Yani satmak için İran petrol ihraç etmek için değişik metotlar uyguluyor buna rağmen bir alıcı olmadıktan sonra siz ihraç etmenin yolunu bulmuşsunuz çok da bir önem arz etmiyor. Bu ambargolar geldiği zaman İran’dan büyük miktarda petrol ihraç eden 8 ülke vardı. Bunlar belli süreliğine muaf tutulmuştu. Türkiye de onlardan bir tanesi idi. En son bu muafiyetler de mayıs ayı itibariyle kaldırılmıştı. Şimdi gelinen gelinen noktada İran’ın gelirinin yüzde doksandan fazlası petrol geliri ile sağlanıyor, yani gelirin yüzde doksandan fazlası petrol gelirinden elde ediliyor. Diğer bölümü ise doğalgaz, tarımsal ürünler, sanayi vesaire.

Siz petrol üretimini durdurduğunuz zaman İran ekonomisinin belini kırmış oluyorsunuz. Bu münasebetle de İran tümeni dolar karşısında büyük bir zarara uğradı, değer kaybetti. Ambargo öncesi yani geçtiğimiz yıl temmuz sonu 1 dolar 4.200 tümen iken bu gün itibariyle 11.500’e çıktı. Geçtiğimiz senenin son baharında ise 18.500’ü görmüştü, bu İran ekonomisi açısından ciddi bir zarardır. Demir çelik ihracatında problem yaşıyor, limanları kullanmakta problem yaşıyor, petrol ihracatında problem yaşıyor dolayısıyla bu gün İran’da nasıl bir ekonomik ortam var; yerli ürünler yüzde yüzün üzerinde ithal ürünler ise de yüzde iki yüzün üzerinde zamlandı. Yani İran’da asgari ücret tümen dolara karşı değer kaybettiği için 120 dolar civarına düştü. İnsanların kazancı eridi, maaşlar tümenin değer kaybetmesinden dolayı erirken elektrik, su, doğalgaz ve akaryakıt dışındaki tüm ürünler yüzde yüz ithal ürünler yüzde iki yüz zamlanırken bu da insanların gelirinin erimesine neden oldu. Şimdi İran tabii ki ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıya; bundan sonra ne olabilir? Bundan sonra Amerika’nın atacağı çok da bir adımı kalmadı atabileceği tüm adımları attı. İran ürettiği petrolü farklı yollar kullanarak ihraç ediyor; bunların farklı metotları var, sıkı bir takiple bunları da engellemeye çalışacaktır. Bu da tabi ki ekonomiyi daha fazla etkileyecektir ama pratik olarak çok da fazla atacağı adım yok.

'İRAN EKONOMİSİNDE RAHATLAMA GÖRÜLMEZSE SEÇİMLERDE REFORMİSTLER OLUMSUZ NETİCE ALIR'

İran ise mevcut ekonomik şartlarda çok fazla devam edemeyecek gibi duruyor. Bu da çok hareketli olan iç siyaseti de olumsuz etkileyecektir. İran’da çok değerli bir iç siyaset var ve 2020’de İran’da parlamento seçimleri olacak, 2021’de ise Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Tüm bu ambargodan dolayı oluşan ekonomik durum İran’da ki iç politikayı da etkileyecektir. Eğer bir ekonomik rahatlama mümkün olmazsa önümüzdeki seçimlerde ve daha sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde reformistler seçimde olumsuz bir netice alabilirler. Ama ben ne olursa olsun İran’la Amerika arasında bir müzakere masasının kurulacağını düşünüyorum. Çünkü ABD Başkanı Trump ambargoların başladığını belirttikten sonra yeniden bir müzakere masası kurulacağını ifade etti. Bir taraftan ambargoları kademeli bir şekilde şiddetlendirirken diğer bir hafta ise İsviçre’ye telefon numarası verdi. Bu benim direk telefonumdur, İran beni arasın dedi. Japonyayı arabulucu kıldı bu ne demek oluyor? Bu şu demek oluyor yeni şartlarla yeni bir masa kurmak istiyor. İlk başta da ifade ettiğim gibi Trump aslında İran’ın bölgeden çekileceği balistik füze üretimini de kapsayacak yeni bir müzakere masası kurmak istiyor. Müzakereler tarihine baktığımız zaman ki en son Amerika ile Kuzey Kore arasındaki gerginliğe dikkat çekmek istiyorum. Bütün dünya Amerika ile Kuzey Kore arasında büyük bir savaş patlak verecek diye tedirginken bir de baktık ki Trump ile Kuzey Kore lideri Kim bir müzakere masasında oturdu ve müzakerenin güzel, olumlu geçtiğini açıkladılar. Bu şu demek ülkeler arasında kriz en zirve noktaya ulaştığı vakit perde arkasında da bir müzakere yürütüldüğünü görüyoruz. En yakın örneği ise Kuzey Kore – Amerika gerginliğiydi. Ben şu dönemde İran il Amerika’nın perde arkasında ya düşük düzeyli diplomatlar aracılığıyla veyahut da üçüncü bir ülkenim arabuluculuğu ile bir müzakere ortamının başladığını ya da başlamak üzere olduğunu düşünüyorum.

'İRAN BİR BAŞKA ÜLKEYE DOMATES BİLE SATSA PARA AKTARILAMIYOR!'

iran2-001.jpg

 İran ile Almanya, İngiltere, Fransa arasında bir İnstex anlaşması vardı bununda tıkanmış olduğunu görüyoruz. Son olarak Viyana toplantısı vardı, buradan da sonuç çıkmadı. Burada tarafların karşılanamayan beklentileri neydi?

Şimdi aslında İnstex, ambargo sonrası ABD bir tarafta tek başına adım atmak istemiyordu ve imza sahibi ülkeler yani P5+1 diye formüle edilen İran karşı tarafta ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 5 daimi üyesi artı Almanya arasında imzalanmıştı. ABD bir taraftan anlaşmadan çıkmaya hazırlanırken ve ambargolarını başlatmaya hazırlanırken diğer taraftan da diğer ülkelerinde kendisiyle hareket etmesi için bir temas içerisindeydi. O dönemde hatırlarsanız Amerika Dış İşleri Bakanı Pompeo, Kuzey Irak’a gittiği sırada yaptığı açıklamada imza sahibi diğer ülkelerle de temas kurduklarını ve onlarında kendileriyle beraber hareket etmesi için onları ikna etmeye çalıştıklarını açıklamıştı.  Aslında bu onları ikna etme süreci değil onları tehdit etme süreci idi. Bu sonraki dönemde çok net bir şekilde anlaşıldı. Almanya ise bir taraftan Amerika ile kendi problemleri var. Almanya, Amerika hegemonyasından kurtulmaya çalışıyor ve diğer Avrupa ülkeleri İran ile yapılan bu anlaşmayı da fırsat görerek bazı adımlar atmak istiyor. Hatta Almanya-Fransa arasında Avrupa ordusu gündeme gelmişti. Birincisi buydu. İkincisi de Avrupa’daki dev şirketlerin İran’la çok ciddi ticaretleri vardı. Mesela Total nükleer anlaşma sonrası İran’la çok ciddi ticari anlaşmalar imzalamıştı ve Amerika’nın baskısından dolayı birçok Amerikalı şirket İran’dan ayrılmak zorunda kalmıştı. Hatta bazı Rus şirketler de ambargoya maruz kalmamak için İran’dan ayrılmak zorunda kalmıştı. İkinci de bu Avrupa şirketleri zarara uğramasın istiyordu onun için bir sistem geliştirildi. İnstex dedikleri buna niye ihtiyaç duyuldu?  ABD bir taraftan Petrol ihracatına diğer taraftan limanlara, demir çeliğe vesaire ambargo koyarken, en önemli belki de İran’ın en çok canını sıkacak İran’ı ziyadesiyle olumsuz etkileyecek adımı Swift denilen bankalar arası para aktarımını sağlayan Swift’e ambargo uygulaması. Aslında Swift Amerika’nın kontrolünde ya da Amerika’nın sahibi olmuş olduğu bir sistem değil. Özel bir şirket, fakat o da Amerika ambargolarına maruz kalmamak için İran’a ambargo uyguladı. Bu şu demek İran ile hiç kimse bankalar arası para transferi yapamaz. Böyle olunca siz petrol üretimi şöyle dursun ülkeler arası domates ticareti yapsanız dahi parayı aktaramıyorsunuz. Problemlerle karşılaşıyorsunuz.

ramazan-bursa.jpg

Bu İnstex sistemi tam olarak bu Swift problemini çözmek için inşa edildi. Avrupa’da bir ülke ile İran’da Merkez Bankası arasında sistemi kurulacak ve para Swift’e ihtiyaç duyulmadan bunlar arasında transfer edilecek ve bu Swift problemi dolayısıyla para problemi ortadan kalkmış olacak. Aslında şimdi notlarıma bakıyorum da bu Swift ve İnstex meselesi çok da basit izahı mümkün olmayan bir mesele. İnstex meselesi ortaya atıldığında Aralık, Ocak ayı gibi ciddi anlamda tartışıldı. Önce Almanya akabinde Fransa ve sonrasında İngiltere bu sisteme dâhil olacaklarını ifade ettiler. Fakat tam da bu dönemde 19 Kasım’da bir toplantı yapıldı, esrarengiz bir toplantıydı. Ben bu röportaja hazırlanırken notlarıma bir baktım 19 Kasım’da yapılan bu toplantıda dünyanın en önemli iktisatçıları, ekonomistleri burada bir araya geldiler. Ve en ciddi isimlerden bir tanesi de Commerce Bank’ın eski direktörü Per Fischer'de bu toplantıdaydı. Evvela bu adam İnstex sistemini gündeme getiriyor ve Avrupa benimsiyor. Daha sonra bu sistem gündeme geliyor. Ardından bu adam bu sistemin başına getiriliyor. Tam da bu süreçte çok enteresan bir olay oluyor. Almanya’daki Deutsche Bank’ın bir şubesine baskın yapılıyor. Baskında aslında İnstex sisteminin Deutsche Bank üzerinde yönetileceği belirtiliyor ve bunun üzerinden bir baskın yapılmıştı. Çok enteresan esrarengiz bir baskındı, bunu tabi bu şekilde izah etmediler tam da bu İnstex sisteminin Deutsche Bank üzerinden bir tarafında Deutsche Bank bir tarafında İran Merkez Bankası olacak ve ikisi arasında bu transferler yapılacak. Bu sistemin bu şekilde işleyeceğinin belirtildiği bir dönemde Deutsche Bank’a baskın yapılıyor. Fakat sonra bakılıyor ki aslında Deutsche Bank üzerinden değil, HHBC üzerinden bu çalışma yürütülecekti. Ne demek istiyorum? Şunu demek istiyorum; ABD Ağustos’un başında anlaşmadan çıkıyor, ambargolar başlıyor ikinci kademe anlaşmalar 4 Kasım 2018’de başlıyor. 4 Kasım aynı zamanda Amerika’nın İran Büyükelçiliğinin baskınının yıl dönümüdür, bunu da altını çizerek ifade ediyorum. Sonra 4 Kasımda ikinci kademe ambargo başlıyor. 19 Kasım’da bir toplantı yapılıyor, dünyanın en önemli ekonomistlerinin toplandığı bir toplantı gerçekleşiyor. Çok enteresan bir isim var burada onu da ifade edeyim Rothschild ailesinin finanstan sorumlu üyesi de bu toplantıya katılıyor. Toplantıda Commerce Bank’ın eski direktörü Per Fischer İnstex sistemini gündeme getiriyor, kabul görüyor. Deutsche Bank ve İran Merkez Bankası arasında bu sistemin işleyeceği belirtiliyor. Deutsche Bank’a baskın yapılıyor sonra HHBC ile yapılacağı belirtiliyor vesaire.. Aslında bu şu demek bu İnstex demiş olduğumuz şey Amerika’nın swift yani para transferi ambargosunu delmek için inşa edildiği belirtilse de aslında bu daha büyük bir şey. Nedir diye sormak lazım. İran’daki bu ambargoyu da aşan bir kavganın bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Zannediyorum bu yönüyle de tartışılmadı 9 Kasım toplantısı üzerinden.

'DEVRİM MUHAFIZLARI ABD İLE ANLAŞMAYA ŞİDDETLE KARŞI ÇIKIYOR'

İran'da, Obama döneminde ABD ile yapılan anlaşmaya dönülmesi yönünde bir kamuoyu oluşturuluyor. Buradan maksat anlaşma sağlanması mı, yoksa İran mevcut yeni yaptırımlara karşı taviz verebilir mi?

Aslında İran’da bu anlaşma ilan edildiği zaman müzakereler devam ederken Hamaney 8 madde belirtmişti ve bunlara 'hattı kırmızı' demişti. Bunlar asla çiğnenmeyecek demişti. Fakat anlaşma ilan edildiği vakit tamamının harekete geçirilmediği gördük ve İran’da devrim muhafızlarının anlaşmadan memnun olmadığı, muhafazakâr camianın ise bu anlaşmayı yerden yere vurduğuna şahit olmuştuk.

İran'da bu tarz açıklamalar niye dile getiriyor; aslında Trump’ın teklif ettiği anlaşma İran’a daha büyük zararlar getiriyor. Bir defa İran’ın bölgeden tamamen çekilmesini öngörüyor. Trump, İran’ın füze savunmasını yahut füze üretimini, füze çalışmalarını, füze programını içine alan bir anlaşma öngörüyor. Bu da şu demektir; bu anlaşmadan nasıl ki uranyum zenginleştirilmesine belli sınırlar getirildi, ağır su üretiminde belli sınırlar getirildi ise balistik füze üretiminde ve diğer füze üretimlerinde de belli sınırlar getirilecek. Bu yüzden devrim muhafızları şiddetle karşı çıkıyor. İran hükumeti de defalarca açıklama yaptı: İran’ın füze programı tüm müzakerelerin dışındadır ve İran füze programını geliştirmesi ulusal hukuka da uygundur diye ifade etti. Fakat reel olan şey şudur. Bence her iki taraf da hem Amerika hem İran belli tavizler verecekler ve bir şekilde bu müzakere masası yeniden kurulacak. Bu çok açıktır. Benim kişisel kanaatim ise  bence üçüncü bir ülke ve yahut da daha düşük diplomatlar üzerinden bu müzakereler başlamış olabilir diye düşünüyorum.

Hem yaptırımlar hem de Nükleer anlaşmanın İran ekonomisine nasıl etkisi olmuştu? İran nasıl bir çıkış yolu izleyebilir?   

Şimdi ifade ettiğim gibi ambargoların yeniden başlaması İran ekonomisini fevkalade olumsuz etkiledi. Bilhassa tümen dolar karşısında ciddi anlamda değer kaybetti. Ambargo öncesi 1 dolar 4200 tümen iken 18.500’ü gördü ve dünkü kuru söyleyeyim ben size 11.500’dü, u bile büyük bir değer kaybıdır. Diğer taraftan İran’da zam gelmeyen birkaç şey var bunlardan bir tanesi akaryakıt, diğeri elektrik, diğeri doğal gaz, diğeri de sudur. Onun haricindeki tüm ürünlere %100, ithal ürünlere ise %200’ün üzerinde zam gelmiştir. Hem bu zamlar, hem de tümenin dolar karşısındaki değer kaybetmesi halkın kazancını fevkalade eritmiştir. Bugün İran’da asgari ücret 120 dolar civarındadır, düşmüştür bu yani halkın kazancı erimiştir. Öte taraftan İran psikolojik olarak ambargo geldiği zaman günlük üretimi 3 milyon varildi petrol üretimi, günlük 1 milyon varile kendisini odaklamıştı yani ambargolar bizim petrol üretimimizi olumsuz etkileyecektir biz bunu günlük 1 milyon varil üretiminde sabitlersek ve bunu da değişik değişik metotlarla ihraç edersek, biz İran ekonomisini çökmekten kurtarırız düşüncesi hâkimdi. Bugün 1 milyon doların 1 milyon varilin aşağısına düşmüştür, 800 bin varilin aşağısına düşmüştür. Diğer taraftan bunun ihracatı da kriz getirmiştir. İran’ın burada çıkış noktası şudur 2 noktada. Bir, birincisi tutmadı. Bir milyon varille bizim bunu tutmamız ve bunu ihraç etmemiz lazımdır. Bu 1 milyon varilin aşağısına düşmüştür. İkincisi ise biz bir milyon varil üretip bunu ihraç edersek İran ekonomisini ciddi bir kriz çıkmadan 2020 Kasım’ına kadar götürürüz ve 2020 Kasım’ında Amerika’da seçim var, Trump kaybeder, demokratlardan birisi seçilir ve biz onlarla yeniden masaya otururuz.  Ben bu düşüncenin de tutmayacağını tahmin ediyorum çünkü Trump Amerika dışında ciddi anlamda eleştirilse de, bazı ülkelerde ondan nefret edilmiş olsa da Amerika iç kamuoyunda Trump’ın etkinliğini artmaktadır, Trump’a yönelim artmaktadır. Yapılan anketler bunu göstermektedir çünkü işsizlikte ciddi bir düşüş vardır hatta bazı analistler Amerikan tarihinde ikinci kez işsizliğin bu rakamları gördüğünü belirtiyorlar. Amerika ekonomisi ciddi anlamda ilerleme kaydetmiştir. Benim tahminim ABD’de Trump cumhuriyetçilerin yeniden adayı olacaktır 2020’de ve seçimi kazanacaktır. Son dönemde de İran bu düşünceden vazgeçtiği kanaatindeyim çünkü onlar da dünyayı takip ediyorlar. İran’ın kadim bir dış politikası ve siyaseti vardır. İlk başlarda ama çıkış yolu olarak bunu görüyorlardı. Gelinen noktada bunun çok da etkisi olmayacağı kanaatindeyim. Tek çıkış yolu nedir, her iki tarafında belli konularda taviz vererek yeniden masaya oturması olacaktır. Tabi ki bunu hükümetin yapması çok kolay değildir, bunun karar verici mercii de hükümet değildir,  Ayetullah Hamaney’dir.  Ayetullah Hamaney şu anda müzakerelere sıcak bakmıyor, bunun temel nedeni ise Amerika’ya güvenmemesidir çünkü yaptığı anlaşmadan bir kalemde çıkıveriyor dolayısıyla yeni bir anlaşma yapıldığı zaman 1 sene sonra çıkmayacağının garantisini kim verebilir, bunu Hamaney kendisi böyle ifade ediyor. Ama ekonomik şartlar, bölgesel şartlar belki Hamaney’in fikrini değiştirmesine neden olacaktır. Müzakere dışında çok da bir çıkar yol en azından İran ekonomisi açısından bölgedeki istikrar açısından bölgedeki gerginliğin giderilmesi açısından başka bir yol da gözükmüyor.

rb.jpg

İran’da Trump sonrası ABD yönetiminden bir beklenti var. Eğer Trump’ın seçimden kaybederek çıkma olasılığı İran’a bir çıkış yolu olur mu?

Elbette kimin kazanacağı önemli tabi ki, yani demokratlardan da İran’la çatışacak bir isim seçilebilir çünkü şu anda demokratların adayı da çok net değil onun için bu soruya cevap vermek çok zor fakat İran’ın çok da bu süreci bekleyeceğini tahmin etmiyorum. Trump döneminde yani seçimden önce birtakım adımların atılacağını düşünüyorum. Ama demokratlardan müspet, daha yumuşak, şahin olmayan, güvercin-şahin sınıflandırmasında güvercinler tarafına düşen bir başkanın seçilmesi tabi ki İran’ın problemlerini çözmede elini güçlendirir, daha rahat hareket etmesini sağlar. Fakat şu anda demokratların da dediğim gibi adayı net olmadığı için, İran’ın ekonomisi de fevkalade kırılgan bir noktaya evirildiği için ilaveten 2020’de aynı zamanda İran’da da bir seçim var. Dolayısıyla hükümet reformistler de birtakım adımların atılmasını isteyecektir çünkü seçimlerde eli zayıf olarak girmek istemeyecektir. Bir sene sonra cumhurbaşkanlığı seçimi var İran’da. Tüm bu nedenlerden dolayı Amerikan seçimlerini beklemeden bazı adımlar atılırsa şaşırtıcı olmayacağını düşünüyorum.

Sorularımıza içtenlikle cevap verdiğiniz çok teşekkür ederiz...

Ben teşekkür ediyorum, inşallah faydalı olur.

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim