• İstanbul10 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C

Mehmet Seyfettin Erol

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Seyfettin Erol

İran’ın Yakın Çevre Politikası İflas mı Ediyor?

26 Temmuz 2018 Perşembe 11:28

Bu soruya sağlıklı bir cevap verebilmek için ABD ve İran’ın son dönemde izlediği politikaya dikkatlice bakmak gerekiyor. Bu bağlamda karşımıza: “Kamuoylarını etkileme-kamuoyu desteğini alma”; “diplomasiye ağırlık verme ve bu kapsamda yeni denge-ittifak, işbirliği ve destek arayışları”; “baskı politikaları”; “sahada konumlarını kuvvetlendirme ve gözdağı faaliyetleri.” şeklinde dört ana başlık etrafında özetlenebilecek bir tablonun çıktığını görüyoruz.

Bu dört madde dikkatlice analiz edildiğinde sonuçları itibarıyla İran’ın yakın çevresi üzerinden kalbine işaret etmektedir. Bir diğer ifadeyle, İran’ın “siyaset-strateji-araçlar” bağlamında izlediği ahenksiz yakın çevre politikasının bugün sadece dışarıda değil, içeride de bumerang etkisi yaptığı görülecektir.

Nitekim ilk maddeye taraflar açısından bakıldığında ABD’nin uluslararası kamuoyu nezdinde kaybeden bir görüntüsü söz konusu iken, İran kamuoyu üzerinde istediği/beklediği sonucu önemli ölçüde elde ettiği görülüyor. İran sokaklarından yönetime başta yakın çevresi ve Filistin mevzuu olmak üzere, izledikleri dış politika bağlamında yöneltilen eleştiriler/tepkiler bu kapsamda değerlendirilebilir.

Diplomasi noktasında ise durum daha çok İran’ın lehine gözüküyor. ABD sahip olduğu çok boyutlu gücü-avantajları kullanarak bir taraftan İran’a karşı yeni ve güçlü bir blok inşa politikası izlerken; diğer taraftan da İran etrafında şekillenmiş ya da İran’ı da bünyesinde bulunduran örgütleri ve ikili/çoklu işbirliklerini doğrudan-dolaylı bir şekilde hedef almaya çalışıyor.

Fakat bu politikası başta Çin, Hindistan ve hatta Avrupa olmak üzere birçok ülkede ters etkiye yol açmış durumda. Buna Rusya da dahil. Zira Rusya her ne kadar İran ve ABD-İsrail ikilisi bağlamında bir denge politikası izlemeye çalışsa da, nihayetinde İran faktörünü yakın çevre güvenliği politikası kapsamında göz önünde bulundurmak zorunda. (Bu hususu aktörler bazında daha detaylı bir şekilde bir sonraki yazımda kaleme alacağım için şimdilik geçiyorum.)

Daha da ötesi ABD’nin İran politikası tüm dünyayı ikiye bölmüş durumda: ABD-İsrail ikilisi ve “Ötekiler”. Trump ile özdeşleşen bu politika bir “Ötekiler İttifakı” oluşumunu hızlandırmakta. BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika), Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve Astana süreçlerinin verecekleri tepki hiç kuşkusuz burada oldukça önemli bir yere sahip. Hatta bu krizi ABD’nin zayıflaması noktasında bir fırsata çevirmek isteyenler de olacaktır. Bu bağlamda önümüzdeki süreçte Avrupa Birliği’ni (AB) farklı bir tavır-oluşum süreci içinde görürsek hiç de şaşırmayalım. Dolayısıyla İran politikası, ABD’yi gittikçe yalnızlaştırıyor.

İran Kaybederse “Ötekiler” de Kaybeder…

ABD’nin İran’a yönelik baskı politikası her ne kadar diğer aktörler bazında farklı sonuçlara yol açıyor gibi görünse de, diğer taraftan İran ekonomisi ve toplum üzerinde istenilen sonuçları veriyor gibi. Eğer Çin, ciddi anlamda İran’ı sübvanse etmez ise, İran’daki mevcut şartlarda rejimin daha fazla direnebilmesi/dayanabilmesi mümkün değil. Bu noktada halkı sakinleştirmeye, onların gazını almaya yönelik siyasi-bürokratik mekanizmalardaki bir takım değişiklikler de istenilen sonucu vermeyecektir.

ABD bunun farkında olduğu için İran’a yönelik yaptırımlarda çok daha kararlı bir tutum izleyeceğe benziyor. Buna başta İran’ın komşuları ve müttefikleri olmak üzere, uluslararası toplumunu vereceği cevap elbette önemli. Zira İran kaybettiğinde onlar da büyük ölçüde kaybetmiş olacaktır.

Bundan dolayı İran krizi sadece iki ülke arasındaki bir kriz olarak değerlendirilmemektedir. Tahran da bunun bilincinde olarak bir politika geliştirmeye çalışmaktadır. Tahran’ın Washington’a meydan okumasındaki rahatlığın arka planında da büyük bir ihtimalle bu husus yatmaktadır.

İran’ın Yakın Çevre Politikası İflasın Eşiğinde…

İran’ın son yıllarda izlediği “yakın çevre politikası” daha çok Tahran’ın güvenlik arayışlarının bir sonucu olarak ifade edilirken, süreç içerisinde yaşanan gelişmeler bunun bir bölgesel emperyalist politika olduğunu gösterdi. ABD’nin bu ülkeye özellikle Afganistan, Irak, Yemen ve Suriye’de açtığı sistematik güç boşluğu politikası İran’ın tarihsel hırsını/arzularını gün yüzüne çıkardı ve bu ülkeyi hızlı bir şekilde bölgesel bir tehdit haline dönüştürdü. ABD, sistematik bir şekilde bölgesel bir tehdit haline dönüştürdüğü bu ülkeyi şimdilerde bölgesel-küresel bir hedef olarak tüm dünyaya lanse etmekte…

Nitekim İran’ın başta yakın çevresi olmak üzere, bölgede terörle mücadele adı altında kullandığı yöntem ve araçlar bugün onu bulunduğu ülkelerde-bölgelerde bir tehdit unsuru haline getirmiş durumda. İran; aynen Irak, Afganistan, Libya ve diğer örneklerde görüldüğü üzere terör örgütlerine destek veren “başarısız bir devlet” konumuna sokulmaya çalışılıyor. Trump’ın İran’ı “terörist bir devlet” olarak ilanı bu açıdan dikkatlerden kaçmamalı.

İşin ilginç yanı, İran’ın müttefiki konumunda olan ülkeler bile bu politikadan rahatsız. Örneğin Rusya… Rusya; Suriye’de İran’ın izlediği politikadan fazlasıyla rahatsız olan bir ülke; eğer böyle bir rahatsızlık olmasaydı Helsinki’de Putin çok daha farklı bir tutum takınabilirdi.

Bunun dışında Irak’ı da göz ardı etmemek gerekiyor. İran’ın seçim sürecinde ve sonrasında Irak kamuoyunda karşı karşıya kaldığı tepki de açıkçası dış politikada “istenmeyen ülke” durumuna işaret ediyor. Önümüzdeki süreçte bunu diğer ülkeler de takip edebilir. Dolayısıyla İran’ın yakın çevresi artık çok da güvenli değil.

Bundan ötürü İran’ın yakın çevresine yönelik yeni bir politika izlemesi ve kendi tarihsel nüfuz alanına çekilerek ABD’nin kendisine kurduğu tuzaktan bir an önce kurtulması gerekiyor. Aksi takdirde İran’ın kendisi bu gidişle bir yakın çevre sorunu olacağa benziyor!

 

26.07.2018 / Milli Gazete

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim