• İstanbul24 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C

Mehmet Seyfettin Erol

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Seyfettin Erol

İran Trump’a nasıl bir cevap verecek?

14 Mayıs 2018 Pazartesi 09:32

ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Mayıs’ta yaptığı açıklama ile nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmesi sonrası gözler büyük ölçüde İran’a çevrilmiş durumda. Zira İran’ın işi bu sefer hiç de kolay görünmüyor; özellikle 28 Aralık’ta yaşanan gelişmeler sonrası. Muhtemelen Trump da bunu göz önünde bulundurarak İran’ı dış politikası üzerinden vurur gibi yapıp, aslında içeriden vurmayı hedeflemiş görünüyor. Yani öncelik İran’da bir istikrarsızlık ve yeni bir devrim/darbe süreci…

Washington’un bu hedefi Trump’ın şu sözlerinden ve akabinde ABD Maliye Bakanlığı’nın yaptığı açıklamalardan rahatlıkla anlaşılabiliyor. Hatırlanacağı üzere Trump geçen hafta Salı günü ana hatlarıyla şunları söylemişti: “İran terör örgütlerine destek vermektedir. İran terörün devlet sponsorudur. İran, Hizbullah, Hamas, Taliban ve El Kaide›nin destekçisidir. …Nükleer anlaşmaya izin verirsem Ortadoğu’da silahlanma yaşanacak. Bu anlaşma İran’ın bölgedeki amaçlarını engellemedi. …2015’te askıya alınan İran yaptırımları yeniden uygulanacak.”

Nitekim ABD Maliye Bakanlığı, Trump’ın, “2015’te askıya alınan İran yaptırımları yeniden uygulanacak” kararı sonrası önümüzdeki 90 gün içerisinde İran’a yönelik döviz sektörü, metal ticareti, devlet borcu ve otomobil sektörü gibi alanlardaki eski yaptırımları tekrar uygulamaya koyacaklarını ilan etti. Bakanlık bununla da yetinmedi ve 180 gün içerisinde de gemicilik, petrol ve enerji alanlarında eski yaptırımların yeniden uygulanmaya başlanacağını ve 5 Kasım’a kadar da İran’ın tüm devlet ve finansal kurumları tekrar yaptırım listesine alınacağını duyurdu.

ABD’den gelen bu açıklamalar sonrası İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de tüm dünyaya ana hatlarıyla şu mesajları vermişti: 1)Trump’ın kararı bizim için tarihi bir tecrübe. ABD’nin neden anlaşmadan çekildiğini anlamak zor. ABD ne gibi delilleri olduğunu göstermeli. ABD’nin sözünü tutmadığını gördük.2) İran anlaşmanın bütün maddelerine uymuştur. Hiçbir hatamız yanlışımız olmadı. 3) ABD’nin tek destekçisi İsrail’dir.4) Sadece ABD ve İran arasındaki anlaşma değildi. BMGK’dan onaylanmış bir anlaşmaydı. Diğer tüm taraflardan senatolarda, meclislerde onaylanmış anlaşmaydı. Bu noktadan itibaren İran söz konusu anlaşmayı diğer beş devletle (Çin, Rusya, Fransa, İngiltere ve Almanya) devam ettirecektir.

İran: P5+1 Öldü, Yaşasın P4+1…

Son iki madde, İran’ın bundan sonraki süreçte ABD’ye karşı izleyeceği strateji ile ilgili önemli ipucu veriyor. Bu strateji şu şekilde özetlenebilir: ABD’yi yalnızlaştırmak ve başta müttefikleri olmak üzere, dünyanın diğer kalanıyla karşı karşıya getirmek.

Bu kapsamda İran’ın en önemli iki güvencesi olarak karşımıza Rusya ve Çin ikilisi çıkıyor. Rusya daha çok siyasi-güvenlik bazında ön plana çıkarken; Çin siyasi-iktisadi boyutuyla burada önemli bir güvenceyi temsil ediyor.

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in güzergâhı bile bu konuda başlı başına bir fikir veriyor. Nitekim Zarif, Trump’ın açıklaması sonrası başlattığı diplomatik atakta önce Çin’e, sonrasında Rusya ve Brüksel’e gitme kararı aldığını duyurmuştu.

Zarif’in Moskova ve Brüksel’e yapacağı ziyaretlerin hedefi hakkında yaptığı şu açıklama, yukarıdaki tespitimizi teyit etmektedir: “Üç ülkeye ziyaretim önemlidir. Yaptırımlardan önce sonra her daim İran halkının yanında duran Çin ve Rusya’ya ziyaretlerimiz başladı. Çin ve Rusya ile münasebetlerimiz kritiktir ve yaptırımlar sonrasında önemli olacak. ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinden sonra İran’dan nükleer anlaşmada kalmasını için en çok AB ülkelerinden talep geldiği için Avrupalı ülkelerin İran halkının nükleer anlaşmadaki menfaatlerinin ABD’nin çekilmesine rağmen korunacağına dair nasıl güvence vermek istediklerini görmemiz gerekiyor.”

Çin, Çok Kutuplu Dünya Arayışının Liderliğine Zorlanıyor!

Bu doğrultuda Pekin’de Çinli mevkidaşı ile yapacağı görüşmeye işaretle, 5 grubuyla (P4+1) müzakerelerin başlamasının kendileri için önemli olduğunu kaydeden Zarif’in Çin’in İran’ın en yakın dostlarından olduğunu hatırlatması da, ekonomik açıdan en büyük güvencelerini de ortaya koymakta.

Zarif; “Bugün hepimiz Çinlilerin yanımızda duracağından eminiz ve bu bağlamda sohbetimiz olacak.”derken, aynı zamanda ABD-İran krizi üzerinden yeni dünya şekillenmesinin de adeta hız kazanacağına vurgu yapmaktaydı.

Bu vurgu, Çin’i ABD’nin karşısına hızlı dikiş ile eşdeğer. Suriye krizinde Rusya’ya açık desteğini ilan eden Çin’in İran’ı yalnız bırakması pek mümkün görünmüyor. Zira İran Çin’in hem İpekyolu projesi (Kuşak-Yol) hem de yakın çevresine yönelik ABD kuşatmasını bertaraf edebilmesi açısından oldukça önemli bir ülke. Petrol ve doğalgaz ise bu işin daha çok hikâyesi…

Zira “Mehdici”-“Mesihçi” anlayış arasındaki mücadelenin jeopolitik-stratejik boyutu Çin açısından daha önemli…

Bu da bizi bir kez daha “Yecüc-Mecüc” hadisesine götürüyor…

Şimdi Trump’ın neden ısrarla Çin ve Rusya’yı hedef aldığını, diline doladığını anladınız mı? Hadisenin başka boyutları da var!

14.05.2018 / Milli Gazete

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim