Uzak Asya

Moro Mücadelesinin Baş Müellifi: Büyük Dava Adamı Selamet Haşimi

21 Ocak 2021 20:24

Bangsamoro Destanı’nın baş müellifi olan Selamet Haşimi, Filipinler güçlerine karşı mücahede ederken aynı zamanda toplumda bir İslami dönüşümün meydana gelmesine vesile oldu.

Öyle ki, Selamet Haşimi’nin büyük emek verdiği İslami dönüşüm neticesinde bugün Moro’da camiler her vakit namazda doluyor. Moro’da Milli Görüş Hareketi’ne benzer bir teşkilatlanma örneği sergileyen Haşimi, Morolulara topyekûn mücadele etmeyi aşıladı.

Güney Asya’nın izzet dolu diyarında yüzyıllardır işgale, sömürüye ve asimilasyona direnen Bangsamoro Müslümanları, destansı bir mücahedenin ardından zafere ulaştı. Nice zorluklarla dolu yolu aşan ve zafere kavuşan Bangsamoro, bugün şeri hükümlerle idare edilme imkânına sahip bir bölge konumunda… Kapsamlı özerkliğe kavuştukları referandumun yıl dönümüne günler kala Bangsamoro Müslümanlarının yazmış olduğu destanı ele aldık. Asırlar süren direnişi, cihadın askeri gücü Moro İslami Kurtuluş Cephesi’ni, büyük dava adamı Selamet Haşimi’yi Moroluların, Osmanlı ve Türkiye sevgisini, Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Moro için önemini, şeriat ile yönetilebilme imkânına kavuşan Bangsamoro’nun bugününü ve çok daha fazlasını yazı dizimizde okuyabilirsiniz.

Asırlar süren işgalin etkisiyle birlikte Moro’da İslami izlerin önemli ölçüde silinmiş olduğu bir dönemde doğan Selamet Haşimi dünyaya gözlerini açtığında takvimler 7 Temmuz 1942 tarihini gösteriyordu. İslami hassasiyete sahip olan ve çevresince bilinen bir ailenin içerisinde dünyaya gelen Haşimi, 16 yaşına geldiğinde lise eğitimine ara vererek hac ibadetini gerçekleştirmek üzere kutsal topraklara gitti. Selamet Haşimi, almış olduğu kararla birlikte hac ibadetini ifa etmesinin ardından Suudi Arabistan’da kalacak ve lise eğitimini burada tamamlayacaktı. Selamet Haşimi’nin Suudi Arabistan’dan sonraki durağı Mısır olacak ve Haşimi, Ezher’de yükseköğretim tahsilinde bulunacaktı.

“MORO İÇİN NE YAPABİLİRİM?” SORUSUNA CEVAP ARIYOR

On senelik bir süre civarında Moro’dan uzak kalan Selamet Haşimi için özellikle Mısır’da kaldığı dönem önemli etkilere sahip oldu. Zira Ezher’de nitelikli bir eğitim alan Haşimi, bu süreçte zulüm altındaki vatanını da unutmadı. Selamet Haşimi, “Moro için ne yapabilirim?” sorusunun cevabına yönelik çalışmalarda bulunurken teşkilatçılık özelliğinin yansımalarını da gösterdi. Bu bağlamda önce ‘Filipin Öğrenciler Birliği’ sonrasında da ‘Güneydoğu Asya Öğrencileri Birliği’ isimli teşkilatlar kurulurken Selamet Haşimi de bu teşkilatlarda aktif görev aldı. Haşimi, Mısır’da tamamladığı yükseköğretim eğitiminin ardından Pakistan’a gitti. Mısır’da kaldığı süreçte İhvan-ı Müslimin hareketinden ve özellikle Seyyid Kutub’dan etkilendiği bilinen Selamet Haşimi, Pakistan yıllarında da Cemaat-i İslami üzerinde gözlemlerde bulundu. Haşimi, yaklaşık beş sene süren Pakistan serüveninin sonunda Moro’daki zulümle mücadele etmek amacıyla ülkesine döndü. 

SELAMET HAŞİMİ MORO’YA DÖNÜYOR

Selamet Haşimi 1969 yılında zulüm altında inleyen memleketine döndü ve Moro mücadelesinin yakın tarihteki unutulmaz sayfaları yazılmaya başlandı. Selamet Haşimi’nin Moro’ya geldiği yıllarda zulüm git gide artıyordu. Filipinler güçlerinin saldırıları neticesinde bu süreçte çok sayıda insan ya şehit ya da yaralanıyor, yine çok sayıda kişi de topraklarını terk etmek zorunda kalıyordu. Moro halkının gerçekleştirilen zulümler karşısında silahlı direnişten başka bir seçenekleri olmadığına karar verdiği bu süreçte ‘Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi (MUKC)’ kurulurken Selamet Haşimi bu hareketin önde gelen iki ismi arasında yer aldı. Haşimi, MUKC’nin Dış İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı olurken hareket çok geniş bir alana yayılıyor ve arazi neredeyse MUKC’nin kontrolüne geçiyordu.

MORO İSLAMİ KURTULUŞ CEPHESİ’NİN KURULUŞUNA DOĞRU

Selamet Haşimi’nin üst düzey görevde bulunduğu Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi, Filipinler güçlerine karşı gösterilen direnişte çok önemli bir rol oynadı. Malezya’nın da yardımlarıyla Filipinler’e karşı askeri noktada önemli başarılar elde edilirken 1973 yılında çok önemli bir gelişme yaşandı. Bu bağlamda dönemin Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi, Filipinler güçleriyle Moro Müslümanları arasındaki savaşın durdurulması noktasında önemli bir adım atarak tarafları masa etrafında buluşturmak istedi. Filipinler’e ‘Masaya gelmediği takdirde petrol ambargosu uygulama’ uyarısında bulunan Kaddafi’nin girişimi sonucunda Filipinler zorla da olsa masaya oturuyor, Filipinler’in karşısında da Moro halkını temsilen MUKC lideri Nur Misuari hazır bulunuyordu. 1973 yılında Libya’nın başkenti Trablus’ta gerçekleştirilen görüşmede Moro’nun özerk olması noktasında anlaşmaya varıldı. Libya’da Kaddafi’nin ev sahipliğinde Filipinler yönetimi ile Nur Misuari arasında varılan ‘Trablus Anlaşması’ MUKC’nin ikiye bölünmesine yol açtı. Filipinler ile gerçekleştirilen anlaşma, başından beri Nur Misuari ile tam olarak anlaşamayan Selamet Haşimi için bardağı taşıran son nokta özelliği taşıyordu. Zira Haşimi; söz konusu anlaşmanın bir aldatmacadan ibaret olduğunu ve istedikleri şartların sağlanmadığını belirtiyordu.

YİRMİ YILLIK YOL HARİTASI VE DÖRT TEMEL SACAYAĞI

Moro İslami Kurtuluş Cephesi lideri Selamet Haşimi’nin çıkmış olduğu yol zor fakat hayati gereklilikleri içeriyordu. Moro’da adil bir düzen kurmak isteyen Haşimi, hem Filipinler güçlerine karşı mücadele etmeli hem de Moro toplumunun İslami dönüşümü doğrultusunda ilerleme sağlamalıydı. Moro toplumu Müslümanlardan oluşsa da fertlerin çoğu İslami hassasiyet noktasında zayıf bir haldeydi. Bu bağlamda Moro’da İslami bir dönüşüm hedefleyen Selamet Haşimi, dört tane sacayağından oluşan bir yol haritası belirledi. Konuya ilişkin olarak bilgisine başvurduğumuz İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Mütevelli Heyeti ve Moro Barış Süreci İzleme Heyeti Üyesi Hüseyin Oruç şu ifadeleri kullanıyor: “Selamet Haşimi, istişareye dayalı bir sistem oluşturmak amacıyla merkez komitesi kuruyor. MILF bunun üzerine kuruluyor. İstişareler sonucunda bir yol haritası çiziliyor. Bu bağlamda planlar öncelikle yirmi yıllık, sonrasında elli yıllık yol haritası şeklinde.

Bu yirmi yıllık yol haritası dört tane sacayağı üzerine oturtuluyor. Birincisi İslamlaşma. Bu noktada toplumun İslamileştirilmesi üzerinde duruluyor. Toplumun neyi niçin yaptığını bilmesi amaçlanıyor. Yani toplumun “Cihat ne anlama geliyor?” sorusunun cevabı noktasında şuur sahibi olması hedefleniyor. Selamet Haşimi’nin çok sık kullandığı bir söz var. Selamet Haşimi diyor ki; “Cihat yalnızca bana farz değil. Hepimize farz.” Bu mücadelenin bir İslam mücadelesi olduğunu topluma anlatmak, bunu kabul ettirmek ve bunun bir hayat tarzı olmasını istiyorlar.”

MORO’DA MİLLÎ GÖRÜŞ HAREKETİNE BENZER BİR TEŞKİLATLANMA ÖRNEĞİ

Moro direnişinin lideri Selamet Haşimi’nin zafere giden yolda uyguladığı yol haritasının diğer sacayağını da ‘Kurumsallaşma’ kavramı oluşturdu. ‘Moro İslami Kurtuluş Cephesi’nin güçlendirilmesi’ anlamına gelen bu kavram doğrultusunda ortaya çok başarılı bir teşkilat şeması çıkarıldı. Öyle ki; MİKC bu teşkilat metoduyla Moro’nun her tarafında organize bir güç oldu. Her mahallede bir temsilci bulunduran ve böylece toplumun en derinine kadar inmeyi başaran MİKC’nin söz konusu teşkilat şeması Millî Görüş hareketiyle de benzerlik taşıyor.

HERKES CİHAT EĞİTİMİ ALIYOR

Moro destanının yazılma sürecinde üzerinde durulan bir diğer sacayağının orduya ilişkin olduğunu görüyoruz. Askeri güce büyük önem veren Selamet Haşimi, orduyu tarif ederken, “Filipinlilerin yapmaya çalıştığımız toplumsal dönüşümü başlangıcında müdahale edip boğmaması için güçlü bir orduya ihtiyacımız var” ifadelerini kullanıyor. Kadınlar da dahil olmak üzere herkesin askeri eğitimden geçirildiği Moro’da herkesin fiili olarak silahlı mücadele gerçekleştirebilecek noktaya gelmesi amaçlanıyor. Askeri eğitim alanındaki söz konusu durum bugün halen devam ediyor.

HERKES GÜCÜNÜN YETTİĞİNCE MÜCADELEYE KATILDI

Selamet Haşimi liderliğinde izlenen yol haritasındaki dördüncü ve son sacayağı da ‘Kendi kendine yetme’ ilkesi etrafında şekilleniyor. Bu ilke doğrultusunda gerek Moro İslami Kurtuluş Cephesi’nin gerekse mücahitlerin maddi noktada kendi kendilerine yetmesi amaçlanıyor. “Cihat hepimizin sorumluluğu” noktasından hareketle “Herkes bu harekete veren olsun, kimse hareketten bir şey almasın” anlayışı oluşuyor. Bu bağlamda, “hareketin mensubu kendi işini yapsın ama cihattan da uzak kalmasın” düşüncesi etkili oluyor.

SELAMET HAŞİMİ’NİN DUYGULANDIRAN SÖZÜ

Moro destanının müelliflerinin ilk sıralarında yer alan Moro İslami Kurtuluş Cephesi lideri Selamet Haşimi, 2003 senesinde rahmet-i Rahman’a kavuştu. Vefatının üzerinden uzun bir dönem geçse de Haşimi’nin Moro halkının gönlündeki yeri silinecek gibi durmuyor. Moro halkının bugün ulaştığı zaferde büyük pay sahibi olan Selamet Haşimi’nin şu sözü adeta yapmış olduklarının özetini ihtiva ediyor: “Ben Moro’da yaşayan herkesin kalbine cihat tohumu ektim. Cihat bitmeyecek.” Öyle ki yazı dizimizi hazırlarken görüşlerine başvurduğumuz bölgeyi çok iyi bilen Hüseyin Oruç’un aktardığına göre Morolular bugün cihat konusunda çok hassaslar. Moro’da hayat tarzının cihat olmasına vesile olan Haşimi’nin dünyaya önem vermeyişinin Moro halkına sirayet etmiş olması da üzerinde durulması gereken bir başka noktayı oluşturuyor.

NAMAZIN ÇOK AZ KILINDIĞI TOPLUMDAN CAMİLERİN DOLDUĞU YILLARA

Moro destanının efsanevi isimlerinin başında gelen Selamet Haşimi’nin yol haritasının ilk sacayağını oluşturan ‘İslamlaşma’ noktasında Allah’ın yardımıyla çok büyük bir başarı sağlandı. Öyle ki tesettürün azınlığa düştüğü bir toplumdan kolay kolay tesettürsüz bir hanım göremeyeceğiniz bir Moro’ya dönüşüm gerçekleşti. Selamet Haşimi bu bağlamda önce MİLF mücahitleri sonra mücahitlerin aileleri sonrasında da halkanın git gide genişlemesi suretiyle büyük bir kesim nezdinde amacına ulaştı. Moro’daki toplumsal dönüşümün başarısını ortaya koymak açısından şu tablo da büyük bir önem arz ediyor; 1960’lı ve 1970’li yıllarda namazın çok az konuşulduğu Moro, günümüzde gençlerin namaz kılmak için camileri doldurduğu bir Moro’ya dönüştü. Tüm vakitlerde camilerin dolduğu bölgede çok güzel bir şekilde Kur’an-ı Kerim ve ezan okunduğu da kaydediliyor.

“ÖNCE ŞUURLU MÜSLÜMAN OLMALIYIZ”

Selamet Haşimi ile Nur Misuari arasında başından bu yana yaşanan anlaşmazlığın birçok sebebi vardı. Nur Misuari her ne kadar karizmatik bir lider olarak görülse de istişare etmeyen, kendi üzerinden yürüyen bir liderlik profili çiziyordu. Selamet Haşimi ise Misuari’nin tersine ekip çalışmasına çok önem veriyor ve istişareye yönelik bir çalışma izlenmesi gerektiğini düşünüyordu. MUKC’nin iki önemli ismi arasında farklılıklarının yaşandığı bir diğer nokta da yönetimsel bakış açısına ilişkindi. Bu bağlamda daha uzun vadeli ve daha kapsamlı bir proje çizen Selamet Haşimi, ilk olarak yapmaları gerekenin şuurlu Müslümanlar olmak olduğunu dile getiriyordu. “Biz Müslüman olduğumuz için bunları çektik, Müslüman olduğumuz için bu zulümlerle karşılaşıyoruz ve Müslüman olduğumuz sürece de bunlar başımıza gelmeye devam edecek. Bu nedenle biz önce şuurlu Müslüman olmalıyız. Biz bütün dünyada ‘Moro Cihadı’ olarak anılıyoruz” ifadelerini kullanan Haşimi, o dönem az sayıda mücahidin namaz kıldığını belirtiyor ve bu durumun kabul edilemez olduğunu, namaz kılmayan bir mücahit profiliyle cihat etme ve başarıya ulaşma arasındaki çelişkiye dikkat çekiyordu.

MORO İSLAMİ KURTULUŞ CEPHESİ KURULUYOR

Filipinler güçlerine karşı savaşan mücahitlerin yanı sıra o dönemde halkta da İslami hassasiyetlerin zayıfladığına yönelik emareler görünüyordu. Tesettür ve namaz başta olmak üzere İslami konularda eksiklikler olduğunu gözlemleyen Haşimi, bu bağlamda toplumda İslami temelli bir dönüşüm gerçekleşmesi gerektiğini kaydediyordu. Selamet Haşimi bu doğrultuda, “Toplumumuzu dönüştürmeden savaşla bir şeyi çözemeyiz. Bir toplumsal dönüşüm hareketini ortaya koymamız lazım. Önce kendimizi düzeltmeliyiz, önce şuurlu Müslüman olmalıyız” diyordu. Selamet Haşimi, 1979 yılına gelindiğinde zihnindeki bu düşüncelerle birlikte ‘Moro İslami Kurtuluş Cephesi’ni (MİKC) kurdu. MİKC, Moro halkının yaşamış olduğu İslami dönüşümde çok büyük rol oynarken toplumun çok büyük bir kesiminin de desteğini arkasına alacaktı. Filipinler güçlerine karşı silahlı direniş gerçekleştiren MİKC aynı zamanda diplomasiyi de işletecek ve kazanılan ‘kapsamlı özerklik’te önemli bir paya sahip olacaktı. Selamet Haşimi, vermiş oldukları mücadeleyi bir ölüm kalım savaşı olarak nitelendiriyor ve MİKC’nin amacına dair şu ifadeleri kullanıyordu: “Bütün çabamız, dinimizi savunmak ve Bangsamoro halkının onurunu koruyarak cihat şuuruyla yalnızca Allah’ın rızasını umarak meşru hakkımız olan özerkliğimizi elde etmektir.”

 

Öyle ki, Selamet Haşimi’nin büyük emek verdiği İslami dönüşüm neticesinde bugün Moro’da camiler her vakit namazda doluyor. Moro’da Milli Görüş Hareketi’ne benzer bir teşkilatlanma örneği sergileyen Haşimi, Morolulara topyekûn mücadele etmeyi aşıladı.

Güney Asya’nın izzet dolu diyarında yüzyıllardır işgale, sömürüye ve asimilasyona direnen Bangsamoro Müslümanları, destansı bir mücahedenin ardından zafere ulaştı. Nice zorluklarla dolu yolu aşan ve zafere kavuşan Bangsamoro, bugün şeri hükümlerle idare edilme imkânına sahip bir bölge konumunda… Kapsamlı özerkliğe kavuştukları referandumun yıl dönümüne günler kala Bangsamoro Müslümanlarının yazmış olduğu destanı ele aldık. Asırlar süren direnişi, cihadın askeri gücü Moro İslami Kurtuluş Cephesi’ni, büyük dava adamı Selamet Haşimi’yi Moroluların, Osmanlı ve Türkiye sevgisini, Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Moro için önemini, şeriat ile yönetilebilme imkânına kavuşan Bangsamoro’nun bugününü ve çok daha fazlasını yazı dizimizde okuyabilirsiniz.

Asırlar süren işgalin etkisiyle birlikte Moro’da İslami izlerin önemli ölçüde silinmiş olduğu bir dönemde doğan Selamet Haşimi dünyaya gözlerini açtığında takvimler 7 Temmuz 1942 tarihini gösteriyordu. İslami hassasiyete sahip olan ve çevresince bilinen bir ailenin içerisinde dünyaya gelen Haşimi, 16 yaşına geldiğinde lise eğitimine ara vererek hac ibadetini gerçekleştirmek üzere kutsal topraklara gitti. Selamet Haşimi, almış olduğu kararla birlikte hac ibadetini ifa etmesinin ardından Suudi Arabistan’da kalacak ve lise eğitimini burada tamamlayacaktı. Selamet Haşimi’nin Suudi Arabistan’dan sonraki durağı Mısır olacak ve Haşimi, Ezher’de yükseköğretim tahsilinde bulunacaktı.

“MORO İÇİN NE YAPABİLİRİM?” SORUSUNA CEVAP ARIYOR

On senelik bir süre civarında Moro’dan uzak kalan Selamet Haşimi için özellikle Mısır’da kaldığı dönem önemli etkilere sahip oldu. Zira Ezher’de nitelikli bir eğitim alan Haşimi, bu süreçte zulüm altındaki vatanını da unutmadı. Selamet Haşimi, “Moro için ne yapabilirim?” sorusunun cevabına yönelik çalışmalarda bulunurken teşkilatçılık özelliğinin yansımalarını da gösterdi. Bu bağlamda önce ‘Filipin Öğrenciler Birliği’ sonrasında da ‘Güneydoğu Asya Öğrencileri Birliği’ isimli teşkilatlar kurulurken Selamet Haşimi de bu teşkilatlarda aktif görev aldı. Haşimi, Mısır’da tamamladığı yükseköğretim eğitiminin ardından Pakistan’a gitti. Mısır’da kaldığı süreçte İhvan-ı Müslimin hareketinden ve özellikle Seyyid Kutub’dan etkilendiği bilinen Selamet Haşimi, Pakistan yıllarında da Cemaat-i İslami üzerinde gözlemlerde bulundu. Haşimi, yaklaşık beş sene süren Pakistan serüveninin sonunda Moro’daki zulümle mücadele etmek amacıyla ülkesine döndü. 

SELAMET HAŞİMİ MORO’YA DÖNÜYOR

Selamet Haşimi 1969 yılında zulüm altında inleyen memleketine döndü ve Moro mücadelesinin yakın tarihteki unutulmaz sayfaları yazılmaya başlandı. Selamet Haşimi’nin Moro’ya geldiği yıllarda zulüm git gide artıyordu. Filipinler güçlerinin saldırıları neticesinde bu süreçte çok sayıda insan ya şehit ya da yaralanıyor, yine çok sayıda kişi de topraklarını terk etmek zorunda kalıyordu. Moro halkının gerçekleştirilen zulümler karşısında silahlı direnişten başka bir seçenekleri olmadığına karar verdiği bu süreçte ‘Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi (MUKC)’ kurulurken Selamet Haşimi bu hareketin önde gelen iki ismi arasında yer aldı. Haşimi, MUKC’nin Dış İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı olurken hareket çok geniş bir alana yayılıyor ve arazi neredeyse MUKC’nin kontrolüne geçiyordu.

MORO İSLAMİ KURTULUŞ CEPHESİ’NİN KURULUŞUNA DOĞRU

Selamet Haşimi’nin üst düzey görevde bulunduğu Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi, Filipinler güçlerine karşı gösterilen direnişte çok önemli bir rol oynadı. Malezya’nın da yardımlarıyla Filipinler’e karşı askeri noktada önemli başarılar elde edilirken 1973 yılında çok önemli bir gelişme yaşandı. Bu bağlamda dönemin Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi, Filipinler güçleriyle Moro Müslümanları arasındaki savaşın durdurulması noktasında önemli bir adım atarak tarafları masa etrafında buluşturmak istedi. Filipinler’e ‘Masaya gelmediği takdirde petrol ambargosu uygulama’ uyarısında bulunan Kaddafi’nin girişimi sonucunda Filipinler zorla da olsa masaya oturuyor, Filipinler’in karşısında da Moro halkını temsilen MUKC lideri Nur Misuari hazır bulunuyordu. 1973 yılında Libya’nın başkenti Trablus’ta gerçekleştirilen görüşmede Moro’nun özerk olması noktasında anlaşmaya varıldı. Libya’da Kaddafi’nin ev sahipliğinde Filipinler yönetimi ile Nur Misuari arasında varılan ‘Trablus Anlaşması’ MUKC’nin ikiye bölünmesine yol açtı. Filipinler ile gerçekleştirilen anlaşma, başından beri Nur Misuari ile tam olarak anlaşamayan Selamet Haşimi için bardağı taşıran son nokta özelliği taşıyordu. Zira Haşimi; söz konusu anlaşmanın bir aldatmacadan ibaret olduğunu ve istedikleri şartların sağlanmadığını belirtiyordu.

YİRMİ YILLIK YOL HARİTASI VE DÖRT TEMEL SACAYAĞI

Moro İslami Kurtuluş Cephesi lideri Selamet Haşimi’nin çıkmış olduğu yol zor fakat hayati gereklilikleri içeriyordu. Moro’da adil bir düzen kurmak isteyen Haşimi, hem Filipinler güçlerine karşı mücadele etmeli hem de Moro toplumunun İslami dönüşümü doğrultusunda ilerleme sağlamalıydı. Moro toplumu Müslümanlardan oluşsa da fertlerin çoğu İslami hassasiyet noktasında zayıf bir haldeydi. Bu bağlamda Moro’da İslami bir dönüşüm hedefleyen Selamet Haşimi, dört tane sacayağından oluşan bir yol haritası belirledi. Konuya ilişkin olarak bilgisine başvurduğumuz İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Mütevelli Heyeti ve Moro Barış Süreci İzleme Heyeti Üyesi Hüseyin Oruç şu ifadeleri kullanıyor: “Selamet Haşimi, istişareye dayalı bir sistem oluşturmak amacıyla merkez komitesi kuruyor. MILF bunun üzerine kuruluyor. İstişareler sonucunda bir yol haritası çiziliyor. Bu bağlamda planlar öncelikle yirmi yıllık, sonrasında elli yıllık yol haritası şeklinde.

Bu yirmi yıllık yol haritası dört tane sacayağı üzerine oturtuluyor. Birincisi İslamlaşma. Bu noktada toplumun İslamileştirilmesi üzerinde duruluyor. Toplumun neyi niçin yaptığını bilmesi amaçlanıyor. Yani toplumun “Cihat ne anlama geliyor?” sorusunun cevabı noktasında şuur sahibi olması hedefleniyor. Selamet Haşimi’nin çok sık kullandığı bir söz var. Selamet Haşimi diyor ki; “Cihat yalnızca bana farz değil. Hepimize farz.” Bu mücadelenin bir İslam mücadelesi olduğunu topluma anlatmak, bunu kabul ettirmek ve bunun bir hayat tarzı olmasını istiyorlar.”

MORO’DA MİLLÎ GÖRÜŞ HAREKETİNE BENZER BİR TEŞKİLATLANMA ÖRNEĞİ

Moro direnişinin lideri Selamet Haşimi’nin zafere giden yolda uyguladığı yol haritasının diğer sacayağını da ‘Kurumsallaşma’ kavramı oluşturdu. ‘Moro İslami Kurtuluş Cephesi’nin güçlendirilmesi’ anlamına gelen bu kavram doğrultusunda ortaya çok başarılı bir teşkilat şeması çıkarıldı. Öyle ki; MİKC bu teşkilat metoduyla Moro’nun her tarafında organize bir güç oldu. Her mahallede bir temsilci bulunduran ve böylece toplumun en derinine kadar inmeyi başaran MİKC’nin söz konusu teşkilat şeması Millî Görüş hareketiyle de benzerlik taşıyor.

HERKES CİHAT EĞİTİMİ ALIYOR

Moro destanının yazılma sürecinde üzerinde durulan bir diğer sacayağının orduya ilişkin olduğunu görüyoruz. Askeri güce büyük önem veren Selamet Haşimi, orduyu tarif ederken, “Filipinlilerin yapmaya çalıştığımız toplumsal dönüşümü başlangıcında müdahale edip boğmaması için güçlü bir orduya ihtiyacımız var” ifadelerini kullanıyor. Kadınlar da dahil olmak üzere herkesin askeri eğitimden geçirildiği Moro’da herkesin fiili olarak silahlı mücadele gerçekleştirebilecek noktaya gelmesi amaçlanıyor. Askeri eğitim alanındaki söz konusu durum bugün halen devam ediyor.

HERKES GÜCÜNÜN YETTİĞİNCE MÜCADELEYE KATILDI

Selamet Haşimi liderliğinde izlenen yol haritasındaki dördüncü ve son sacayağı da ‘Kendi kendine yetme’ ilkesi etrafında şekilleniyor. Bu ilke doğrultusunda gerek Moro İslami Kurtuluş Cephesi’nin gerekse mücahitlerin maddi noktada kendi kendilerine yetmesi amaçlanıyor. “Cihat hepimizin sorumluluğu” noktasından hareketle “Herkes bu harekete veren olsun, kimse hareketten bir şey almasın” anlayışı oluşuyor. Bu bağlamda, “hareketin mensubu kendi işini yapsın ama cihattan da uzak kalmasın” düşüncesi etkili oluyor.

SELAMET HAŞİMİ’NİN DUYGULANDIRAN SÖZÜ

Moro destanının müelliflerinin ilk sıralarında yer alan Moro İslami Kurtuluş Cephesi lideri Selamet Haşimi, 2003 senesinde rahmet-i Rahman’a kavuştu. Vefatının üzerinden uzun bir dönem geçse de Haşimi’nin Moro halkının gönlündeki yeri silinecek gibi durmuyor. Moro halkının bugün ulaştığı zaferde büyük pay sahibi olan Selamet Haşimi’nin şu sözü adeta yapmış olduklarının özetini ihtiva ediyor: “Ben Moro’da yaşayan herkesin kalbine cihat tohumu ektim. Cihat bitmeyecek.” Öyle ki yazı dizimizi hazırlarken görüşlerine başvurduğumuz bölgeyi çok iyi bilen Hüseyin Oruç’un aktardığına göre Morolular bugün cihat konusunda çok hassaslar. Moro’da hayat tarzının cihat olmasına vesile olan Haşimi’nin dünyaya önem vermeyişinin Moro halkına sirayet etmiş olması da üzerinde durulması gereken bir başka noktayı oluşturuyor.

NAMAZIN ÇOK AZ KILINDIĞI TOPLUMDAN CAMİLERİN DOLDUĞU YILLARA

Moro destanının efsanevi isimlerinin başında gelen Selamet Haşimi’nin yol haritasının ilk sacayağını oluşturan ‘İslamlaşma’ noktasında Allah’ın yardımıyla çok büyük bir başarı sağlandı. Öyle ki tesettürün azınlığa düştüğü bir toplumdan kolay kolay tesettürsüz bir hanım göremeyeceğiniz bir Moro’ya dönüşüm gerçekleşti. Selamet Haşimi bu bağlamda önce MİLF mücahitleri sonra mücahitlerin aileleri sonrasında da halkanın git gide genişlemesi suretiyle büyük bir kesim nezdinde amacına ulaştı. Moro’daki toplumsal dönüşümün başarısını ortaya koymak açısından şu tablo da büyük bir önem arz ediyor; 1960’lı ve 1970’li yıllarda namazın çok az konuşulduğu Moro, günümüzde gençlerin namaz kılmak için camileri doldurduğu bir Moro’ya dönüştü. Tüm vakitlerde camilerin dolduğu bölgede çok güzel bir şekilde Kur’an-ı Kerim ve ezan okunduğu da kaydediliyor.

“ÖNCE ŞUURLU MÜSLÜMAN OLMALIYIZ”

Selamet Haşimi ile Nur Misuari arasında başından bu yana yaşanan anlaşmazlığın birçok sebebi vardı. Nur Misuari her ne kadar karizmatik bir lider olarak görülse de istişare etmeyen, kendi üzerinden yürüyen bir liderlik profili çiziyordu. Selamet Haşimi ise Misuari’nin tersine ekip çalışmasına çok önem veriyor ve istişareye yönelik bir çalışma izlenmesi gerektiğini düşünüyordu. MUKC’nin iki önemli ismi arasında farklılıklarının yaşandığı bir diğer nokta da yönetimsel bakış açısına ilişkindi. Bu bağlamda daha uzun vadeli ve daha kapsamlı bir proje çizen Selamet Haşimi, ilk olarak yapmaları gerekenin şuurlu Müslümanlar olmak olduğunu dile getiriyordu. “Biz Müslüman olduğumuz için bunları çektik, Müslüman olduğumuz için bu zulümlerle karşılaşıyoruz ve Müslüman olduğumuz sürece de bunlar başımıza gelmeye devam edecek. Bu nedenle biz önce şuurlu Müslüman olmalıyız. Biz bütün dünyada ‘Moro Cihadı’ olarak anılıyoruz” ifadelerini kullanan Haşimi, o dönem az sayıda mücahidin namaz kıldığını belirtiyor ve bu durumun kabul edilemez olduğunu, namaz kılmayan bir mücahit profiliyle cihat etme ve başarıya ulaşma arasındaki çelişkiye dikkat çekiyordu.

MORO İSLAMİ KURTULUŞ CEPHESİ KURULUYOR

Filipinler güçlerine karşı savaşan mücahitlerin yanı sıra o dönemde halkta da İslami hassasiyetlerin zayıfladığına yönelik emareler görünüyordu. Tesettür ve namaz başta olmak üzere İslami konularda eksiklikler olduğunu gözlemleyen Haşimi, bu bağlamda toplumda İslami temelli bir dönüşüm gerçekleşmesi gerektiğini kaydediyordu. Selamet Haşimi bu doğrultuda, “Toplumumuzu dönüştürmeden savaşla bir şeyi çözemeyiz. Bir toplumsal dönüşüm hareketini ortaya koymamız lazım. Önce kendimizi düzeltmeliyiz, önce şuurlu Müslüman olmalıyız” diyordu. Selamet Haşimi, 1979 yılına gelindiğinde zihnindeki bu düşüncelerle birlikte ‘Moro İslami Kurtuluş Cephesi’ni (MİKC) kurdu. MİKC, Moro halkının yaşamış olduğu İslami dönüşümde çok büyük rol oynarken toplumun çok büyük bir kesiminin de desteğini arkasına alacaktı. Filipinler güçlerine karşı silahlı direniş gerçekleştiren MİKC aynı zamanda diplomasiyi de işletecek ve kazanılan ‘kapsamlı özerklik’te önemli bir paya sahip olacaktı. Selamet Haşimi, vermiş oldukları mücadeleyi bir ölüm kalım savaşı olarak nitelendiriyor ve MİKC’nin amacına dair şu ifadeleri kullanıyordu: “Bütün çabamız, dinimizi savunmak ve Bangsamoro halkının onurunu koruyarak cihat şuuruyla yalnızca Allah’ın rızasını umarak meşru hakkımız olan özerkliğimizi elde etmektir.”