Kafkasya

Karabağ'da Rusya Endişesi; Türkiye Barış Gücünde Yer Almalı mı?

12 Kasım 2020 00:30

Azerbaycan’ın, Ermenistan işgali altındaki Dağlık Karabağ’ı geri almak amacıyla başlattığı operasyonun ardından 44 günün ardından yapılan anlaşma ve Rusya ile Türkiye'nin bölgedeki varlığı ne anlama geliyor?

Azerbaycan’ın, Ermenistan işgali altındaki topraklarını geri almak amacıyla başlattığı operasyon, 44 günün ardından Rusya’nın arabuluculuğu ile son buldu. Azerbaycan’ın Şuşa’yı alarak bölgede tam hâkimiyet kurmasına ramak kala Ermenistan, yenilgiyi kabul ederek ateşkes imzalamaya yanaştı. Üç devlet başkanının telekonferans toplantısıyla ile imzalaması beklenen görüşmeye Ermenistan katılmadı. Rus askerinin barış gücü olarak sahada görev yapacağı ateşkes anlaşmasında beraberinde birçok endişeyi de getirdi. Anlaşmada henüz Ermenistan’ın çekilme planı yer almazken, Karabağ’ın statüsünün ne olacağı da soru işareti. Öte yandan ilk günden beri Azerbaycan’a açık destek veren Türkiye masada da, sahada da aktif olmayacak. Türk askeri bölgede kurulan bir merkezde yer alacak.

“ERMENİSTAN'IN ÇEKİLME PLANI BELİRTİLMEDİ”

Yapılan anlaşmayı gazetemize değerlendiren Politika Enstitüsü Koordinatörü Doğacan Başaran, “10 Kasım 2020 tarihli anlaşmaya bakıldığında, birtakım belirsizlikler olduğu görülüyor. İlk olarak ifade edilmesi gerekir ki; Azerbaycan'ın 44 gün önceki statükoya kıyasla, mühim bir başarı elde ettiği açıktır. Ancak anlaşmadaki belirsizlikler de göz ardı edilemez. Zira Ermenistan'ın işgal ettiği topraklara ilişkin çekileceğini beyan ettiği yerler bulunsa da bazı yerlere ilişkin Ermenistan'ın çekilme planı belirtilmemiştir. Bu da çeşitli yerleşim yerlerinde işgalin devam edebileceği riskini barındırmaktadır. Dahası Putin, tarafların anlaşmada belirtilen yerler dışında mevcut konumlarını koruyacaklarını açıklamıştır” dedi.

“HEDEFE TAM ANLAMIYLA ULAŞILMADI”

Arzulanan hedefe tam anlamıyla ulaşılmadığını belirten Başaran, “Azerbaycan'ın 44 gün öncesine göre büyük başarı elde ettiğini söylemek mümkünse de arzulanan hedefe tam anlamıyla ulaşıldığı öne sürülemez. Bir diğer belirsizlik ise Aliyev'in barış gücünde Türkiye'nin de bulunacağını ifade etmesine rağmen anlaşma metninde bu durumun yer almamasıdır. Dolayısıyla mevcut durum, Azerbaycan için bir kazanım olsa da anlaşmadan asıl zafer elde eden aktör Rusya'dır. Çünkü Rus Ordusu, 30 yıl aradan sonra yeniden Azerbaycan topraklarına konuşlanacaktır. Dahası Erivan'da iktidar değişikliğinin fitili de ateşlenmiştir. Bu da Rusya açısından mühim bir kazanımdır.  Moskova, yakın çevresi olarak gördüğü Kafkasya'da hem Azerbaycan topraklarında barış gücü olarak yer alma imkânı elde etmiş hem de Ermenistan'da Rus yanlısı bir iktidarın tesis edilmesi için uygun bir fırsat yakalamıştır” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE MUTLAKA BARIŞ GÜCÜNDE YER ALMALI”

Esenyurt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Sait Yılmaz da, “Anlaşmaya bakılırsa Ağdam’ı ve Laçin’i vereceklerse bu çok iyi bir anlaşma. Çünkü savaşmadan toprak kazanmış olunacak. Fakat benim iki konuda endişem var. Birincisi Rusya’nın barış gücü olması. Ruslar burada pozisyon değiştirebilir veya buradan çıkmayabilir. Ermenistan da Karabağ’da yeni bir maceraya girmek için Rus birliğini üs olarak kullanabilir. Bu konuda çekincelerim var. Bu yüzden Türkiye mutlaka barış gücünde yer almalı. İkinci endişem de masadaki görüşmeler... Masadaki görüşmelerde de Türkiye mutlaka yer almalı. Buradaki en büyük tehlike Rusya. Çünkü Rusya’nın oyun kurucu olduğu belliydi, istediği zaman savaşı bitirebileceğini de biliyordu” dedi.

KARABAĞ, AZERBAYCAN TOPRAĞI OLACAK DİYE NET BİR ŞEY YOK

Yılmaz, Karabağ’ın Azerbaycan toprağı olarak tanınmasının net olmadığını söyleyerek, “Bizim aldığımız duyumlar göre Karabağ’ın, Azerbaycan toprağı olmayacağı yönünde. Karabağı özerk bölge statüsüne getirecekler. Bu özerk bölgede tabii Azerbaycan yetkili olmak isteyecektir. Fakat dışişleri bakanlığı gibi daha az yetkilendirme de olabilir. Şu an Karabağ, Azerbaycan toprağı olacak diye net bir şey yok. Tüm bu sebeplerden dolayı Azerbaycan’ın güçlü olması için Türkiye bölgede olmalı. Bir diğer konuda Nahçıvan’ın Azerbaycan ile iletişiminin kesilmemesi için temasın, yolların garanti altına alınması lazım. Bu yol Türk dünyası için çok önemli. Çünkü o tarafa geçmek için Gürcistan ile iyi geçiniyoruz. Böyle bir yol olursa direkt geçiş olur ve diğer Türk ülkeleri ile de ilişkiler güçlenir” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Milligazete

Azerbaycan’ın, Ermenistan işgali altındaki topraklarını geri almak amacıyla başlattığı operasyon, 44 günün ardından Rusya’nın arabuluculuğu ile son buldu. Azerbaycan’ın Şuşa’yı alarak bölgede tam hâkimiyet kurmasına ramak kala Ermenistan, yenilgiyi kabul ederek ateşkes imzalamaya yanaştı. Üç devlet başkanının telekonferans toplantısıyla ile imzalaması beklenen görüşmeye Ermenistan katılmadı. Rus askerinin barış gücü olarak sahada görev yapacağı ateşkes anlaşmasında beraberinde birçok endişeyi de getirdi. Anlaşmada henüz Ermenistan’ın çekilme planı yer almazken, Karabağ’ın statüsünün ne olacağı da soru işareti. Öte yandan ilk günden beri Azerbaycan’a açık destek veren Türkiye masada da, sahada da aktif olmayacak. Türk askeri bölgede kurulan bir merkezde yer alacak.

“ERMENİSTAN'IN ÇEKİLME PLANI BELİRTİLMEDİ”

Yapılan anlaşmayı gazetemize değerlendiren Politika Enstitüsü Koordinatörü Doğacan Başaran, “10 Kasım 2020 tarihli anlaşmaya bakıldığında, birtakım belirsizlikler olduğu görülüyor. İlk olarak ifade edilmesi gerekir ki; Azerbaycan'ın 44 gün önceki statükoya kıyasla, mühim bir başarı elde ettiği açıktır. Ancak anlaşmadaki belirsizlikler de göz ardı edilemez. Zira Ermenistan'ın işgal ettiği topraklara ilişkin çekileceğini beyan ettiği yerler bulunsa da bazı yerlere ilişkin Ermenistan'ın çekilme planı belirtilmemiştir. Bu da çeşitli yerleşim yerlerinde işgalin devam edebileceği riskini barındırmaktadır. Dahası Putin, tarafların anlaşmada belirtilen yerler dışında mevcut konumlarını koruyacaklarını açıklamıştır” dedi.

“HEDEFE TAM ANLAMIYLA ULAŞILMADI”

Arzulanan hedefe tam anlamıyla ulaşılmadığını belirten Başaran, “Azerbaycan'ın 44 gün öncesine göre büyük başarı elde ettiğini söylemek mümkünse de arzulanan hedefe tam anlamıyla ulaşıldığı öne sürülemez. Bir diğer belirsizlik ise Aliyev'in barış gücünde Türkiye'nin de bulunacağını ifade etmesine rağmen anlaşma metninde bu durumun yer almamasıdır. Dolayısıyla mevcut durum, Azerbaycan için bir kazanım olsa da anlaşmadan asıl zafer elde eden aktör Rusya'dır. Çünkü Rus Ordusu, 30 yıl aradan sonra yeniden Azerbaycan topraklarına konuşlanacaktır. Dahası Erivan'da iktidar değişikliğinin fitili de ateşlenmiştir. Bu da Rusya açısından mühim bir kazanımdır.  Moskova, yakın çevresi olarak gördüğü Kafkasya'da hem Azerbaycan topraklarında barış gücü olarak yer alma imkânı elde etmiş hem de Ermenistan'da Rus yanlısı bir iktidarın tesis edilmesi için uygun bir fırsat yakalamıştır” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE MUTLAKA BARIŞ GÜCÜNDE YER ALMALI”

Esenyurt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Sait Yılmaz da, “Anlaşmaya bakılırsa Ağdam’ı ve Laçin’i vereceklerse bu çok iyi bir anlaşma. Çünkü savaşmadan toprak kazanmış olunacak. Fakat benim iki konuda endişem var. Birincisi Rusya’nın barış gücü olması. Ruslar burada pozisyon değiştirebilir veya buradan çıkmayabilir. Ermenistan da Karabağ’da yeni bir maceraya girmek için Rus birliğini üs olarak kullanabilir. Bu konuda çekincelerim var. Bu yüzden Türkiye mutlaka barış gücünde yer almalı. İkinci endişem de masadaki görüşmeler... Masadaki görüşmelerde de Türkiye mutlaka yer almalı. Buradaki en büyük tehlike Rusya. Çünkü Rusya’nın oyun kurucu olduğu belliydi, istediği zaman savaşı bitirebileceğini de biliyordu” dedi.

KARABAĞ, AZERBAYCAN TOPRAĞI OLACAK DİYE NET BİR ŞEY YOK

Yılmaz, Karabağ’ın Azerbaycan toprağı olarak tanınmasının net olmadığını söyleyerek, “Bizim aldığımız duyumlar göre Karabağ’ın, Azerbaycan toprağı olmayacağı yönünde. Karabağı özerk bölge statüsüne getirecekler. Bu özerk bölgede tabii Azerbaycan yetkili olmak isteyecektir. Fakat dışişleri bakanlığı gibi daha az yetkilendirme de olabilir. Şu an Karabağ, Azerbaycan toprağı olacak diye net bir şey yok. Tüm bu sebeplerden dolayı Azerbaycan’ın güçlü olması için Türkiye bölgede olmalı. Bir diğer konuda Nahçıvan’ın Azerbaycan ile iletişiminin kesilmemesi için temasın, yolların garanti altına alınması lazım. Bu yol Türk dünyası için çok önemli. Çünkü o tarafa geçmek için Gürcistan ile iyi geçiniyoruz. Böyle bir yol olursa direkt geçiş olur ve diğer Türk ülkeleri ile de ilişkiler güçlenir” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Milligazete