MP Dosya

“Demokrasi Götüreceğiz” İddiasıyla Girilen Irak Bölünme Noktasına Geldi

21 Mart 2020 16:40

Amerika’nın Irak işgalinin üzerinden tam 17 yıl geçti. 20 Mart 2003 tarihinde Irak'ı işgal eden Amerika milyonlarca masum sivil ve ülkesini korumaya çalışan askeri katletti. İşgalin ardından fitillenen mezhepçilik, kısa süre içerisinde iç savaşa dönüştü; 2003'ten 2018’e kadar hayatını kaybedenlerin sayısı milyonlara ulaştı.

Muslim Port Haber Merkezi | Yunus Emre Kaynak

20 Mart 2003’te Amerika ve İngiltere’nin öncülüğündeki Çok Uluslu Koalisyon Kuvvetleri’nin Irak’a girmesinin üzerinden 17 yıl geçti. 

Saddam Hüseyin'in biyolojik silahlar ürettiği iddiasıyla başlatılan işgal, ülkeye sözü verilen "demokrasi" yerine iç savaş, terör ve kaos getirdi.

Irak’a işgalden önce ambargo uygulanırken, sonrasında da ekonomik, kültürel ve toplumsal anlamda büyük tahribatlar yaşandı.  Ülkenin alt yapısı büyük zarar gördü, vatandaşlara verilen hizmetlerde ciddi aksamalar meydana geldi. 

“İkinci Körfez Savaşı” olarak da kabul edilen Irak’ın işgali, koalisyon güçleri tarafından “Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu” olarak kabul edildi.  

Paramiliter grupların ağırlıklı olarak yer aldığı lokal çatışmaların ardından, 9 Nisan'da başkent Bağdat tamamen düştü. Kuzeyde de TBMM'nin tezkereyi geçirmemesi nedeniyle yaşanan gecikmelere rağmen 10 Nisan'da Kerkük, 11 Nisan'da Musul ele geçirildi. Saddam yönetiminin en büyük kalesi Tikrit de 13 Nisan tarihinde kontrol altına alındı. Takip eden süreç içerisinde Irak direnişi Felluce gibi birçok şehirde ağır savaşlara sahne olacak yerel ayaklanmalar ve saldırılar tertip etti.

1 Mayıs'ta ABD başkanı Bush savaşın büyük kısmının sona erdiğini ilan etti. Kısa bir süre sonra, 13 Aralık tarihinde Saddam Hüseyin yakalanarak yargılandı. Saddam yaklaşık 3 sene sonra, 30 Aralık 2006 tarihinde idam edilecekti.

Irak'ın işgalinin ardından ülkede ağırlıklı olarak Sünni ve kısmen Şii silahlı gruplar tarafından ABD ve İngiltere öncülüğündeki güçlere karşı kapsamlı bir direniş hareketi başlatıldı. ABD koalisyonunun hiçbir zaman tam olarak sona erdiremediği silahlı direniş, koalisyon güçlerine ciddi kayıplar verdirdi. Yaklaşık 8 yıllık savaşın ardından ABD, 2011 yılının sonunda ülkeden çekildi. Askeri işgal sürecinde hava saldırılarında ölen siviller, Ebu Gureyb gibi cezaevlerinde yapılan işkenceler, yaygın insan hakları ihlalleri, yasaklı silahların kullanımı gibi birçok olay akıllara kazındı.

ABD'nin çekilmesinin ardından Irak, işgalin sebep olduğu çatışma ve kaos ortamından halen kurtulabilmiş değil. 2003 yılında başlayan ve etkileri günümüze dek süren işgalin doğrudan ve dolaylı olarak milyonlarca sivilin ölümüne sebep olduğu tahmin ediliyor.

15 Aralık 2013’te biten savaş için, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry sonradan itiraf niteliğinde bir açıklama yapmıştı. Irak’taki savaş kararının vahim bir hata olduğunu söyleyen Kerry 2014 yılında verdiği bir demeçte şu ifadeleri kullanmıştı:

"Irak savaşının vahim bir hata olduğunu ve ABD yönetiminin Irak savaşının yol açtığı problemlerle bugün dahi uğraşmak zorunda kaldığını düşünüyorum. Savaşın o günlerden bugüne getirdiği çok büyük kalıntılar var. Verilen kararın ardından bölgenin üstüne çöken kara bir bulut adeta. Şimdi çok yoğun biçimde çalışıyoruz.“

Irak'a Getirilen Sözde "Özgürlük Operasyonu"

Irak'a "istikrar ve demokrasi" getirileceği vadedilen operasyona "Irak'ı Özgürleştirme Operasyonu" adı verildi. Ancak bu askeri müdahale çıkartılan mezhepsel savaş ve terör eylemlerinden dolayı yüz binlerce sivilin hayatını kaybetmesi, milyarlarca doların harcanması ve son olarak terör örgütü DEAŞ'ın ortaya çıkmasına zemin hazırladı.

İşgalin ardından ülkede mezhep savaşı ve terör eylemleri had safhaya ulaştı. 

“Özgürlük Operasyonu” adı altında başlayan işgal ile ülke tam bir kaos alanına döndü. Ülkede milyonlarca can kaybı yaşandı. 

Amerika İşgalinden Önce Mezhep Ayrılığı Yoktu

Irak’lı gazeteci Amir El-Kubeysi Türkiye’de katılmış olduğu bir konferansta Irak’ta mezhepsel ayrılıkların Amerika işgaliyle birlikte ülkeye baş gösterdiğini anlattı.

Saddam Biyolojik Silahlara Sahip İddiası

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, 5 Şubat 2003'te BM Güvenlik Konseyi'nde konuştu, iddiayı ortaya attı.

"Saddam Hüseyin'in biyolojik silahlara sahip olduğundan hiç şüphe yok ve daha fazlasını üretebilecek kapasiteye sahip."

Biyolojik Silahtan Eser Yoktu

İddiaların aksine, BM Silah Denetleme Komisyonu Başkanı Hans Blix 14 Şubat 2003'te hazırladığı raporda, Irak'ta incelemelerde bulunan ekibinin herhangi bir biyolojik silah bulamadığını açıkladı.

ABD ve İngiltere, Irak'ın işgali için BMGK'ya yeterli kanıtları sunamadı.

Işid, Amerika'nın İşgalinden Sonra Ortaya Çıktı

Kurtarıcı olarak gelen yabancı bir ülkenin, bir ülkeyi işgal etmesinin, o ülkeye yarar değil zarar getirdiği önü sürülerek, bugün Irak'ta yaşananların herkese ders olması gerektiği dikkati çekildi. Saddam'ın devrilmesinden sonra Irak'ın yabancıların işgali altında olduğu ve İŞID belasının bu ülkelerin ortaya çıkardığı öne sürüldü.

Irak'a "istikrar ve demokrasi" getirileceği vadedilen operasyona "Irak'ı Özgürleştirme Operasyonu" adı verildi. Ancak bu askeri müdahale yüz binlerce sivilin hayatını kaybetmesi, milyarlarca doların harcanması ve son olarak terör örgütü DEAŞ'ın ortaya çıkmasına zemin hazırladı.

13 Yıllık Ambargo

BM Güvenlik Konseyi, bu dönemde ABD ve İngiltere'nin engellemeleri nedeniyle Irak'ın tüm itirazlarını geri çevirdi.

Irak'ta 13 yıl boyunca uygulanan ağır ambargo nedeniyle kötüleşen ekonomik durum, halkın hayat standartlarını dramatik bir şekilde aşağıya çekti; ülke altyapısı büyük zarar gördü, vatandaşlara hizmetlerde ciddi aksamalar meydana geldi.