MP Dosya

Covid-19 Salgını: Vestfalya’da Olduğu Gibi Yeni Bir Sistem Doğar Mı?

21 Mayıs 2020 00:57

Düzen ve güç dengeleri zamanın akışı içerisinde değişir, fakat bu değişim bir anda gerçekleşmez. Nasıl ki Osmanlı veya Roma bir anda inşa edilmemişse, bugünde dünya düzeni bir anda değişmeyecektir. Gazeteci Ramazan Bursa Covid-19 salgınının küresel denkleme etkisini kaleme aldı.

Muslim Port Haber Merkezi

1914’te Birinci Cihan Harbi’nin patlak vermesi ve devamı süreç sistemsel bir değişimi beraberinde getirdiği gibi, Kovid-19 salgınının da  küresel sisteme benzer bir  tesiri olacaktır.

İsrailli Tarihçi Yuval Noah Harari'nin, “dünya artık eski dünya olmayacak. Şimdi alınan kararların 20-30 yıl sonrası için sonuçları olacak” tespiti zamana yayılan sistemsel bir değişime işaret etmesi bakımından önemlidir.

“Covid-19 öncesi ve sonrası” veya “dünya eski dünya olmayacak ”ifadeleri Vestfalya’da doğan sistem gibi yeni bir sistemin doğuşuna işaret etmiyor.

Zira “Covid-19 sonrası küresel sistem” tartışmaları, mevcut küresel sistemin değerleri ve dinamikleri üzerinden yürütülüyor.

Küresel sistemin tağayyuru çerçevesinde yürütülen tartışmalara katılan Harvard Üniversitesi'nden Stephen M. Walt, devletlerin ve milliyetçiliğin güçleneceğini, güvenin batıdan doğuya kayacağını savunurken, Chatham House'dan Robin Niblett ise küreselleşmenin sekteye uğrayacağını düşünüyor.

Princeton Üniversitesi’nden John Ikenberry, Korona krizinin,  Çin destekçilerine, Küreselleşme karşıtlarına ve ulusalcılara ümit aşılayacağını, budurumun kısavadeli olacağını,  uzun vadede küresel politikaların galip geleceğini söylerken CFR'denShannon K. O’Neil,  şirketlerin küresel olmak yerine lokal olmak için adımlar atacağını savunuyor.

Görüldüğü üzere, Covid- 19 salgını sonrası “dünyanın eski dünya olmayacağı” ve “küresel sistemin değişeceği” tartışmaları mevcut küresel sistemin değerleri ve ilkeleri üzerinden yapılıyor.

Küresel sistemin değişimi üzerinden yürüyen global tartışmalar, yaşanacak değişimin Vestfalya’da olduğu gibi denenmemiş bir sistemin doğuşunun öngörülmediğini ortaya koyuyor.

ABD'li Emekli General John Allen’in değişimle ilgili yaptığı değerlendirmede, "Mevcut krizin sonuçlarını galipler belirleyecek. Ya küresel dayanışma ve demokrasi yada otoriter yönetimler galip gelecek. Kesin olan şudur; küresel güç dengeleri el değiştirecek, küresel ekonomi darbe yiyecek." İfadeleri ile CFR'den Shannon K. O’Neil gibi değişimi öncelikli olarak ekonomik açıdan ele alması önemlidir.

Zira küresel sistem, ekonomik güç üzerinde inşa edilir. Ekonomik gücün el değişmesi veya paylaşılması güç dengelerinin yeniden şekillenmesini beraberinde getirir.

SİSTEM TARTIŞMALARI VE SİSTEMİN DÖNÜŞTÜREN GÜÇ!

Covid-19 salgını bir müddet daha ülkeleri içine kapatacak, toplumların da sosyal hayatını kısıtlayacak ancak ilelebet sürmeyecek. Salgın dönemi bittiğinde yeni küresel sistemin inşası için gerekli adımlar hızlı bir şekilde atılacak.

Tam da burada sorulması gereken soru şudur; Küresel sistemi kim değiştiriyor? Devletler mi, küresel monarşi mi?

Çok uluslu şirketler ve bu şirketlerin sahibi global monarşinin, devletlerin ekonomi ve siyasetini nasıl etkilediklerine dair kitapları bulunan Prof.Carroll Quingly’in, “küresel sermaye, demokratlar olarak kamufle olup süper zenginler diktatörlüğü kurmayı amaçlıyorlar” tespiti ve birçok uzmanın bu yönde ortaya koydukları çalışmalar ve bu tespitleri/çalışmaları destekler mahiyeti haiz küresel gelişmeler, BM gibi uluslararası kurumlara ve ABD gibi devletlere yüklenen anlamın abartılı olduğunu ve küresel sistem olarak anlatılan “dünyanın işleyiş biçiminin” bilinenden daha farklı olduğunu ortaya koymaktadır.

Devletlerin borçlanma ve borç bulma süreçleri üzerinde dikkatlice bir araştırma yapıldığında, küresel sistemin sahipleri tarafından ülkelerin zenginliklerinin sömürüldüğü ve siyasetleri, sosyal hayatları ve eğitim sistemlerinin tesir altına alındıkları görülecektir.

ABD Kongre Üyesi Charles A. Lindbergsen’in 1968’de ileriki dönem için söylediği “bundan sonra sürekli krizler oluşturulacaktır.” İfadesi bugünde güncelliğini korumaktadır.

Global boyutta tartışılan Covid-19 sonrası küresel dönüşümün sahipleri devletleri etkileri altına alan, parayı kontrol eden ve harp sanayii elinde tutan ırkçı emperyalizmdir.

Mesela, Merkez Bankaları’nın kurulma serüvenini incelemek ve günümüzde savunma sanayii denen  harp sanayii alanında  dünya devi olan şirketlere projeksiyon yapmak küresel sistemin dönüştürücülerini tanımakta çarpıcı detaylar sunacaktır.

Covid-19 sonrası küresel dönüşümü anlamak için, günümüz küresel sisteminin nasıl ve kimler tarafından kurulduğunun bilinmesi gerekmektedir.

Devletleri yöneten ve dünyanın ekonomisini elinde tutan Siyonizm’in tanınmaması ve sistemin işleyişinin doğru bir şekilde bilinmemesi küresel dönüşüm okumalarında hatalı sonuçlara ulaşılmasına yol açacaktır.

Küreselcilik ve ulus devlet üzerinden yürüyen küresel değişim,  değişimin ekonomiye, sosyal hayata, dinlere, ideolojilere vs. etkileri tartışması, sistemin dönüştürücüsü olan Siyonizm’den kopuk yapılmadığı ölçüde doğru bir okumaya ulaşmak mümkündür.

Muslim Port Haber Merkezi

1914’te Birinci Cihan Harbi’nin patlak vermesi ve devamı süreç sistemsel bir değişimi beraberinde getirdiği gibi, Kovid-19 salgınının da  küresel sisteme benzer bir  tesiri olacaktır.

İsrailli Tarihçi Yuval Noah Harari'nin, “dünya artık eski dünya olmayacak. Şimdi alınan kararların 20-30 yıl sonrası için sonuçları olacak” tespiti zamana yayılan sistemsel bir değişime işaret etmesi bakımından önemlidir.

“Covid-19 öncesi ve sonrası” veya “dünya eski dünya olmayacak ”ifadeleri Vestfalya’da doğan sistem gibi yeni bir sistemin doğuşuna işaret etmiyor.

Zira “Covid-19 sonrası küresel sistem” tartışmaları, mevcut küresel sistemin değerleri ve dinamikleri üzerinden yürütülüyor.

Küresel sistemin tağayyuru çerçevesinde yürütülen tartışmalara katılan Harvard Üniversitesi'nden Stephen M. Walt, devletlerin ve milliyetçiliğin güçleneceğini, güvenin batıdan doğuya kayacağını savunurken, Chatham House'dan Robin Niblett ise küreselleşmenin sekteye uğrayacağını düşünüyor.

Princeton Üniversitesi’nden John Ikenberry, Korona krizinin,  Çin destekçilerine, Küreselleşme karşıtlarına ve ulusalcılara ümit aşılayacağını, budurumun kısavadeli olacağını,  uzun vadede küresel politikaların galip geleceğini söylerken CFR'denShannon K. O’Neil,  şirketlerin küresel olmak yerine lokal olmak için adımlar atacağını savunuyor.

Görüldüğü üzere, Covid- 19 salgını sonrası “dünyanın eski dünya olmayacağı” ve “küresel sistemin değişeceği” tartışmaları mevcut küresel sistemin değerleri ve ilkeleri üzerinden yapılıyor.

Küresel sistemin değişimi üzerinden yürüyen global tartışmalar, yaşanacak değişimin Vestfalya’da olduğu gibi denenmemiş bir sistemin doğuşunun öngörülmediğini ortaya koyuyor.

ABD'li Emekli General John Allen’in değişimle ilgili yaptığı değerlendirmede, "Mevcut krizin sonuçlarını galipler belirleyecek. Ya küresel dayanışma ve demokrasi yada otoriter yönetimler galip gelecek. Kesin olan şudur; küresel güç dengeleri el değiştirecek, küresel ekonomi darbe yiyecek." İfadeleri ile CFR'den Shannon K. O’Neil gibi değişimi öncelikli olarak ekonomik açıdan ele alması önemlidir.

Zira küresel sistem, ekonomik güç üzerinde inşa edilir. Ekonomik gücün el değişmesi veya paylaşılması güç dengelerinin yeniden şekillenmesini beraberinde getirir.

SİSTEM TARTIŞMALARI VE SİSTEMİN DÖNÜŞTÜREN GÜÇ!

Covid-19 salgını bir müddet daha ülkeleri içine kapatacak, toplumların da sosyal hayatını kısıtlayacak ancak ilelebet sürmeyecek. Salgın dönemi bittiğinde yeni küresel sistemin inşası için gerekli adımlar hızlı bir şekilde atılacak.

Tam da burada sorulması gereken soru şudur; Küresel sistemi kim değiştiriyor? Devletler mi, küresel monarşi mi?

Çok uluslu şirketler ve bu şirketlerin sahibi global monarşinin, devletlerin ekonomi ve siyasetini nasıl etkilediklerine dair kitapları bulunan Prof.Carroll Quingly’in, “küresel sermaye, demokratlar olarak kamufle olup süper zenginler diktatörlüğü kurmayı amaçlıyorlar” tespiti ve birçok uzmanın bu yönde ortaya koydukları çalışmalar ve bu tespitleri/çalışmaları destekler mahiyeti haiz küresel gelişmeler, BM gibi uluslararası kurumlara ve ABD gibi devletlere yüklenen anlamın abartılı olduğunu ve küresel sistem olarak anlatılan “dünyanın işleyiş biçiminin” bilinenden daha farklı olduğunu ortaya koymaktadır.

Devletlerin borçlanma ve borç bulma süreçleri üzerinde dikkatlice bir araştırma yapıldığında, küresel sistemin sahipleri tarafından ülkelerin zenginliklerinin sömürüldüğü ve siyasetleri, sosyal hayatları ve eğitim sistemlerinin tesir altına alındıkları görülecektir.

ABD Kongre Üyesi Charles A. Lindbergsen’in 1968’de ileriki dönem için söylediği “bundan sonra sürekli krizler oluşturulacaktır.” İfadesi bugünde güncelliğini korumaktadır.

Global boyutta tartışılan Covid-19 sonrası küresel dönüşümün sahipleri devletleri etkileri altına alan, parayı kontrol eden ve harp sanayii elinde tutan ırkçı emperyalizmdir.

Mesela, Merkez Bankaları’nın kurulma serüvenini incelemek ve günümüzde savunma sanayii denen  harp sanayii alanında  dünya devi olan şirketlere projeksiyon yapmak küresel sistemin dönüştürücülerini tanımakta çarpıcı detaylar sunacaktır.

Covid-19 sonrası küresel dönüşümü anlamak için, günümüz küresel sisteminin nasıl ve kimler tarafından kurulduğunun bilinmesi gerekmektedir.

Devletleri yöneten ve dünyanın ekonomisini elinde tutan Siyonizm’in tanınmaması ve sistemin işleyişinin doğru bir şekilde bilinmemesi küresel dönüşüm okumalarında hatalı sonuçlara ulaşılmasına yol açacaktır.

Küreselcilik ve ulus devlet üzerinden yürüyen küresel değişim,  değişimin ekonomiye, sosyal hayata, dinlere, ideolojilere vs. etkileri tartışması, sistemin dönüştürücüsü olan Siyonizm’den kopuk yapılmadığı ölçüde doğru bir okumaya ulaşmak mümkündür.