Ortadoğu

İran’da Kudüs Gücü Subayı Suikastla Öldürüldü

24 Mayıs 2022 14:53

İran'da bir subay suikast sonucu öldürüldü. İran Devrim Muhafızları İsrail'le bağlantılı grupları suçlarken İsrail medyası öldürülen Hudai’yi dünya genelinde Yahudilere yönelik saldırıların organizatörü olarak niteledi. İran Cumhurbaşkanı Reisi de intikamının alınacağını söyledi.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, önceki gün Tahran’da uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitiren İran Devrim Muhafızları'nın Kudüs Gücü’nde görev yapan Albay Hasan Sayad Hüdayi'nin intikamının kesinlikle alınacağını söyledi. Reisi, Umman'a hareket etmeden önce Mehrabad Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında, “Şehidimizin intikamının alınması kaçınılmazdır. Suçlulardan intikam alınacağına hiç şüphem yok” dedi.  

Hudai’nin suikasta maruz kalmasını Kudüs Gücü’nün operasyonlarına yönelik bir hamle olarak değerlendiren İran Cumhurbaşkanı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sahada kutsalları koruyan güçlerimizin önünde yenilgiye uğrayanlar, hayal kırıklıklarını bu şekilde göstermek istiyorlar. Güvenlik yetkililerinden bu suçun faillerinin peşine ciddiyetle düşmelerini istedim.”  

İran Devrim Muhafızları (DMO) Sözcüsü Ramazan Şerif, Hudai suikastının faillerinin İsrail istihbaratına çalıştığını ve bu ‘korkakça eylemin’ Devrim Muhafızları’nın, İran’ın düşmanlarıyla yüzleşmek konusundaki kararlılığını artırdığını söyledi. Reuters haber ajansının haberine göre Şerif, "Küresel baskıcı sistem ve Siyonizm ile bağlantılı haydutlar ve terörist gruplar, eylemlerinin sonuçlarıyla yüzleşecek" ifadesini kullandı.

İran Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Ebu’l Fazl Şakarci, suikastın tüm boyutlarıyla soruşturulduğunu bildirdi. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin medya kuruluşu Nour News’te yer alan haberde, ‘'Pazar akşamı Tahran’da gerçekleştirilen terör saldırısı, kırmızı çizgilerin hesapsız bir şekilde aşılması anlamına gelir ve bu eylem birçok denklemi değiştirir" ifadesine yer verildi.  

Devrim Muhafızları, belirli bir ülkeye karşı doğrudan bir suçlama yöneltmeden, Hasan Sayad Hudai’nin suikastının sorumluluğunu ‘küresel kibir güçleri’ olarak adlandırdığı yapılara yükledi. Ancak DMO’ya yakın medya kuruluşları suikastın hemen akabinde baş sorumlu olarak İsrail’e işaret etti.  

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade de açıklamasında "İran İslam Cumhuriyeti rejimine karşı güçlü düşmanlıklarını dile getirenler, Devrim Muhafızları’nın bir üyesine suikast düzenleyerek şeytani doğalarını bir kez daha izhar ettiler” dedi. Hudai’nin öldürülmesinden saatler sonra yarı resmi İSNA haber ajansında yer alan haberde, Albay Hasan Sayad Hudai’nin, ülke içinde faaliyet gösteren İsrail istihbarat şebekelerinden birinin tespit edilmesine ve üyelerini tutuklanmasına katkı sağladığı kaydedildi. İSNA’nın haberine göre DMO halkla ilişkiler servisinden yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

 “Söz konusu şebeke içinde yer alanlar, Siyonist rejimin istihbarat servisinin talimatıyla, kamuya mal olmuş şahsiyetleri kaçırarak özel görevlerle ilgili itiraflar, bilgi ve belgeler almayı hedefliyordu.”

Kudüs Gücü komutanlarından olan Albay Hasan Sayad Hudai, pazar günü Tahran’ın doğusundaki evinin yakınlarında otomobil kullanırken, motosikletli iki saldırganın ateş açması sonucu öldü. İran uzun süredir Beşşar Esed rejimine destek vermek amacıyla Suriye’ye gönüllü savaşçılar sevk ediyor. AFP, İran resmi televizyonunun yayınına atıfla ‘Hudai’nin Suriye’de son derece tanınır bir şahsiyet oluğunu’ aktardı. Devrim Muhafızları’nın halkla ilişkiler birimi telegram hesabında yaptığı yayında, Hudai’nin Kudüs Gücü komutanlarından olduğunu, küçük yaşlarda önce Devrim Muhafızları’na ardından Kudüs Gücü’ne katıldığını bildirdi. İran basınında yer alan haberlerde, Hudai’nin direksiyon başındayken öldürüldüğünü gösteren fotoğraflar yayınlandı. Hudai’nin yan camlardan gelen ateş sonucu yaşamını yitirdiği görülüyordu. Tahran’da Başsavcı geniş çaplı soruşturma yapılması talimatı verdi.  

2010 yılından bu yana en az altı İranlı akademisyen suikasta maruz kalarak öldü. Bu eylemlerin bazıları bombalı saldırı bazıları da motosikletli kimliği belirsiz kişiler tarafından yapıldı. Saldırıların Tahran’ın nükleer faaliyetlerini kısıtlamaya yönelik olduğu açık. Bu son suikast eylemi, iktidardaki muhafazakâr yönetim için ağır bir darbe anlamına geldiği aktarılıyor. Nitekim Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde İran’ın nükleer faaliyetlerine yönelik saldırıların artmasının ardından ülke içinde ek güvenlik önlemleri alındığı yönünde bir propaganda sergileniyordu. İran'ın nükleer programının mimarı olarak görülen nükleer fizikçi Muhsin Fahrizade’nin Kasım 2020’de Tahran’da suikasta maruz kalmasının ardından, İran içinde bu düzeyde bir suikast ilk defa gerçekleşiyor. İran, İsrail'i nükleer tesislerine çeşitli saldırılar düzenlemek ve İranlı nükleer bilim insanlarını öldürmekle suçluyor. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 18 Nisan’da yaptığı açıklamada, İsrail'in ülkesine en küçük bir saldırısı durumunda dahi İsrail'in kalbini hedef alacaklarını söylemişti. Reisi, "Siyonist rejim, şunu bilmelisiniz ki ulusumuza karşı en ufak bir hamle yaparsanız, silahlı kuvvetlerimiz kalbinizi hedef alacaktır. Tüm hareketlerinizin keskin gözlerden kaçmayacağını bilmelisiniz" demişti.  

İran ve küresel güçler arasından ‘2015 nükleer anlaşmasının’ canlandırılmasına yönelik Viyana’da düzenlenen görüşmeler Tahran’ın Devrim Muhafızları’nın ABD’nin ‘terör listesinden’ kaldırılması talebinde ısrarı nedeniyle uzun süre askıda kalmıştı. ABD Başkanı Donald Trump 2018’de ‘kötü bir anlaşma’ olarak nitelediği nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmiş, bunun üzerine İran aşamalı olarak nükleer anlaşmadaki yükümlülüklerini terk etmeye başlamıştı.

İsrail Medyası Mossad İle İlişkilendirdi  

İsrail medyasında Hudai suikastı ile İsrail istihbarat servislerinin daha önce duyurduğu, bazı ülkelerde engellenen ‘İran’ın suikast planları’ arasında bağ kuruldu. Kanal-13 televizyonunda yer alan haberde, İsrail’in İstanbul Konsolosuna suikast düzenlemek için seçilen Mansur Resuli’nin Hudai tarafından gönderildiği iddia edildi. İsrail Kamu Yayın Kuruluşunun (KAN) haberine göre Tel Aviv yönetimi, Hudai’ye düzenlenen suikastın ardından ‘İran'ın yanıt verme olasılığı nedeniyle teyakkuza’ geçti. ‘İsrail'in dünya genelindeki elçilik ve temsilciliklerinde güvenlik alarm durumunun devam ettiği’ kaydedildi. Mossad’ın bağlı olduğu İsrail Başbakanlığı, Hudai suikastıyla ilgili yorum yapmamayı tercih etti. İsrail Maarif gazetesinin haberinde, Hudai’nin 2020’de ABD hava saldırısında öldürülen Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’ye yakın bir isim olduğu ve İsraillilere yönelik bir dizi saldırının içinde yer aldığı iddia edildi. Gazeteye göre Hudai, Afrika, Güney Amerika ve Türkiye’de İsraillilere yönelik saldırıların organizasyonunda yer aldı. Haberde Hudai suikastının Tahran’a bir mesaj verme amacı taşıdığı savunuldu.

Ynet internet sitesi, İsrail'in ‘çatışmayı Suriye'den Tahran'ın kalbine genişletmek için çalıştığını’ savundu. Habere göre Hudai ‘İran dışındaki Batılı hedeflere ve muhalif gruplara saldırılar planlayan nispeten gizli bir birim olan Kudüs Gücü'nün 840. Birliği’nde görevli bir subaydı.’  

Jerusalem Post gazetesi, Hudai’nin Suriye'ye silah sokulması ve dünya genelinde Yahudilere yönelik saldırıların planlanmasındaki rolüne dair çıkan haberlere atıfta bulundu. İsrail medyası bu ay, İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın İran topraklarında ‘uyuşturucu tüccarı olduğu iddia edilen Mansur Resuli’yi’ İran topraklarında sorguya çekerken kayda aldığı bir video görüntüsünü yayınladı. Mossad’a göre Mansur Resuli, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na çalışıyor, Resuli’nin alınan video kaydında İsrailli bir diplomata, ABD’li bir general ve Fransız bir gazeteciye suikast düzenleme planını itiraf ediyor. Resuli Mossad tarafından serbest bırakılmasının ardından İran makamları tarafından gözaltına alındı. İran Tasnim haber ajansı, Resuli’yi kaçıranların yakalandığını duyurdu. İsrailli diplomatik kaynaklar, Resuli’nin itiraflarının ABD Başkanı Joe Biden’ı DMO’yu Yabancı Terör Örgütleri listesinden çıkarma niyetinden vazgeçmeye ikna etmede belirleyici olduğunu savundu.  

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, önceki gün Tahran’da uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitiren İran Devrim Muhafızları'nın Kudüs Gücü’nde görev yapan Albay Hasan Sayad Hüdayi'nin intikamının kesinlikle alınacağını söyledi. Reisi, Umman'a hareket etmeden önce Mehrabad Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında, “Şehidimizin intikamının alınması kaçınılmazdır. Suçlulardan intikam alınacağına hiç şüphem yok” dedi.  

Hudai’nin suikasta maruz kalmasını Kudüs Gücü’nün operasyonlarına yönelik bir hamle olarak değerlendiren İran Cumhurbaşkanı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sahada kutsalları koruyan güçlerimizin önünde yenilgiye uğrayanlar, hayal kırıklıklarını bu şekilde göstermek istiyorlar. Güvenlik yetkililerinden bu suçun faillerinin peşine ciddiyetle düşmelerini istedim.”  

İran Devrim Muhafızları (DMO) Sözcüsü Ramazan Şerif, Hudai suikastının faillerinin İsrail istihbaratına çalıştığını ve bu ‘korkakça eylemin’ Devrim Muhafızları’nın, İran’ın düşmanlarıyla yüzleşmek konusundaki kararlılığını artırdığını söyledi. Reuters haber ajansının haberine göre Şerif, "Küresel baskıcı sistem ve Siyonizm ile bağlantılı haydutlar ve terörist gruplar, eylemlerinin sonuçlarıyla yüzleşecek" ifadesini kullandı.

İran Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Ebu’l Fazl Şakarci, suikastın tüm boyutlarıyla soruşturulduğunu bildirdi. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin medya kuruluşu Nour News’te yer alan haberde, ‘'Pazar akşamı Tahran’da gerçekleştirilen terör saldırısı, kırmızı çizgilerin hesapsız bir şekilde aşılması anlamına gelir ve bu eylem birçok denklemi değiştirir" ifadesine yer verildi.  

Devrim Muhafızları, belirli bir ülkeye karşı doğrudan bir suçlama yöneltmeden, Hasan Sayad Hudai’nin suikastının sorumluluğunu ‘küresel kibir güçleri’ olarak adlandırdığı yapılara yükledi. Ancak DMO’ya yakın medya kuruluşları suikastın hemen akabinde baş sorumlu olarak İsrail’e işaret etti.  

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade de açıklamasında "İran İslam Cumhuriyeti rejimine karşı güçlü düşmanlıklarını dile getirenler, Devrim Muhafızları’nın bir üyesine suikast düzenleyerek şeytani doğalarını bir kez daha izhar ettiler” dedi. Hudai’nin öldürülmesinden saatler sonra yarı resmi İSNA haber ajansında yer alan haberde, Albay Hasan Sayad Hudai’nin, ülke içinde faaliyet gösteren İsrail istihbarat şebekelerinden birinin tespit edilmesine ve üyelerini tutuklanmasına katkı sağladığı kaydedildi. İSNA’nın haberine göre DMO halkla ilişkiler servisinden yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

 “Söz konusu şebeke içinde yer alanlar, Siyonist rejimin istihbarat servisinin talimatıyla, kamuya mal olmuş şahsiyetleri kaçırarak özel görevlerle ilgili itiraflar, bilgi ve belgeler almayı hedefliyordu.”

Kudüs Gücü komutanlarından olan Albay Hasan Sayad Hudai, pazar günü Tahran’ın doğusundaki evinin yakınlarında otomobil kullanırken, motosikletli iki saldırganın ateş açması sonucu öldü. İran uzun süredir Beşşar Esed rejimine destek vermek amacıyla Suriye’ye gönüllü savaşçılar sevk ediyor. AFP, İran resmi televizyonunun yayınına atıfla ‘Hudai’nin Suriye’de son derece tanınır bir şahsiyet oluğunu’ aktardı. Devrim Muhafızları’nın halkla ilişkiler birimi telegram hesabında yaptığı yayında, Hudai’nin Kudüs Gücü komutanlarından olduğunu, küçük yaşlarda önce Devrim Muhafızları’na ardından Kudüs Gücü’ne katıldığını bildirdi. İran basınında yer alan haberlerde, Hudai’nin direksiyon başındayken öldürüldüğünü gösteren fotoğraflar yayınlandı. Hudai’nin yan camlardan gelen ateş sonucu yaşamını yitirdiği görülüyordu. Tahran’da Başsavcı geniş çaplı soruşturma yapılması talimatı verdi.  

2010 yılından bu yana en az altı İranlı akademisyen suikasta maruz kalarak öldü. Bu eylemlerin bazıları bombalı saldırı bazıları da motosikletli kimliği belirsiz kişiler tarafından yapıldı. Saldırıların Tahran’ın nükleer faaliyetlerini kısıtlamaya yönelik olduğu açık. Bu son suikast eylemi, iktidardaki muhafazakâr yönetim için ağır bir darbe anlamına geldiği aktarılıyor. Nitekim Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde İran’ın nükleer faaliyetlerine yönelik saldırıların artmasının ardından ülke içinde ek güvenlik önlemleri alındığı yönünde bir propaganda sergileniyordu. İran'ın nükleer programının mimarı olarak görülen nükleer fizikçi Muhsin Fahrizade’nin Kasım 2020’de Tahran’da suikasta maruz kalmasının ardından, İran içinde bu düzeyde bir suikast ilk defa gerçekleşiyor. İran, İsrail'i nükleer tesislerine çeşitli saldırılar düzenlemek ve İranlı nükleer bilim insanlarını öldürmekle suçluyor. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 18 Nisan’da yaptığı açıklamada, İsrail'in ülkesine en küçük bir saldırısı durumunda dahi İsrail'in kalbini hedef alacaklarını söylemişti. Reisi, "Siyonist rejim, şunu bilmelisiniz ki ulusumuza karşı en ufak bir hamle yaparsanız, silahlı kuvvetlerimiz kalbinizi hedef alacaktır. Tüm hareketlerinizin keskin gözlerden kaçmayacağını bilmelisiniz" demişti.  

İran ve küresel güçler arasından ‘2015 nükleer anlaşmasının’ canlandırılmasına yönelik Viyana’da düzenlenen görüşmeler Tahran’ın Devrim Muhafızları’nın ABD’nin ‘terör listesinden’ kaldırılması talebinde ısrarı nedeniyle uzun süre askıda kalmıştı. ABD Başkanı Donald Trump 2018’de ‘kötü bir anlaşma’ olarak nitelediği nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmiş, bunun üzerine İran aşamalı olarak nükleer anlaşmadaki yükümlülüklerini terk etmeye başlamıştı.

İsrail Medyası Mossad İle İlişkilendirdi  

İsrail medyasında Hudai suikastı ile İsrail istihbarat servislerinin daha önce duyurduğu, bazı ülkelerde engellenen ‘İran’ın suikast planları’ arasında bağ kuruldu. Kanal-13 televizyonunda yer alan haberde, İsrail’in İstanbul Konsolosuna suikast düzenlemek için seçilen Mansur Resuli’nin Hudai tarafından gönderildiği iddia edildi. İsrail Kamu Yayın Kuruluşunun (KAN) haberine göre Tel Aviv yönetimi, Hudai’ye düzenlenen suikastın ardından ‘İran'ın yanıt verme olasılığı nedeniyle teyakkuza’ geçti. ‘İsrail'in dünya genelindeki elçilik ve temsilciliklerinde güvenlik alarm durumunun devam ettiği’ kaydedildi. Mossad’ın bağlı olduğu İsrail Başbakanlığı, Hudai suikastıyla ilgili yorum yapmamayı tercih etti. İsrail Maarif gazetesinin haberinde, Hudai’nin 2020’de ABD hava saldırısında öldürülen Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’ye yakın bir isim olduğu ve İsraillilere yönelik bir dizi saldırının içinde yer aldığı iddia edildi. Gazeteye göre Hudai, Afrika, Güney Amerika ve Türkiye’de İsraillilere yönelik saldırıların organizasyonunda yer aldı. Haberde Hudai suikastının Tahran’a bir mesaj verme amacı taşıdığı savunuldu.

Ynet internet sitesi, İsrail'in ‘çatışmayı Suriye'den Tahran'ın kalbine genişletmek için çalıştığını’ savundu. Habere göre Hudai ‘İran dışındaki Batılı hedeflere ve muhalif gruplara saldırılar planlayan nispeten gizli bir birim olan Kudüs Gücü'nün 840. Birliği’nde görevli bir subaydı.’  

Jerusalem Post gazetesi, Hudai’nin Suriye'ye silah sokulması ve dünya genelinde Yahudilere yönelik saldırıların planlanmasındaki rolüne dair çıkan haberlere atıfta bulundu. İsrail medyası bu ay, İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın İran topraklarında ‘uyuşturucu tüccarı olduğu iddia edilen Mansur Resuli’yi’ İran topraklarında sorguya çekerken kayda aldığı bir video görüntüsünü yayınladı. Mossad’a göre Mansur Resuli, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na çalışıyor, Resuli’nin alınan video kaydında İsrailli bir diplomata, ABD’li bir general ve Fransız bir gazeteciye suikast düzenleme planını itiraf ediyor. Resuli Mossad tarafından serbest bırakılmasının ardından İran makamları tarafından gözaltına alındı. İran Tasnim haber ajansı, Resuli’yi kaçıranların yakalandığını duyurdu. İsrailli diplomatik kaynaklar, Resuli’nin itiraflarının ABD Başkanı Joe Biden’ı DMO’yu Yabancı Terör Örgütleri listesinden çıkarma niyetinden vazgeçmeye ikna etmede belirleyici olduğunu savundu.