MP Dosya Analiz

MOSSAD ve CIA Radarındaki Bir Nükleer Bilimci: Abdul Kadir Khan

12 Ekim 2021 13:04

Pakistan'ı nükleer ile buluşturarak İslam ülkelerinde de bir ilke imza atan Abdul Kadir Khan, bu hafta İslamabad'da vefat etti. Uluslararası istihbarat ağlarından sıyrılarak, İran'ın nükleere ulaşmasına ve Libya'nın reaktör amaçlarına destek oldu. ABD ve İsrail’in radarında yargılanması istendi!

Salih Eser

85 yaşında Covid teşhisiyle vefat eden Abdul Kadir Khan, Pakistan'da ulusal bir kahraman olarak kabul ediliyor. Dünya çapında ise "Pakistan'ın nükleer silahlarının babası" olarak anılıyor. Kimilerine göre de İran'ın nükleer programının da beyni olarak da kabul görüyor.

1936'da Hindistan'da doğan Khan, 1952'de Pakistan'ın özgürleşmesinin ardından ailesiyle birlikte taşındı. 1972'de 36 yaşındayken, Avrupa URENCO konsorsiyumunun bir parçası olan Hollanda'daki bir laboratuvara uzmanlaşmak üzere gitti. Uranyumu zenginleştirmek için santrifüjler inşa edilmesinde yer aldı.

Khan URENCO’nun belgeleme ve planlamalarında bulundu. Hollanda'da çalışırken düşman kabul ettikleri Hindistan'ın o dönem nükleer silah üretebilecek konuma gelmesi üzerine 1976 yılında ülkesine dönerek nükleer çalışmalara başladı. Pakistan Başbakanı Zülfikar Ali Butto'yu Hindistan'ın nükleer silahlarına denk bir nükleer program başlatmaya karşı ikna etti.

Aynı dönem ilginç bir gelişme daha yaşandı. Aynı yıl, ilerde İsrail casusu olacak Arnon Milchen bir hırsızlığa karıştı. Milchen, İsrail'in 'Bilimsel İrtibat Bürosu' istihbarat birimince, URENCO'nun santrifüj çizimlerini bir Alman mühendisten satın aldı ve İsrail'in nükleer silahları için Dimona'da benzer santrifüjler inşa etmeye başladı. 

Pakistan ilk halka açık nükleer testini Navaz Şerif'in başbakan olduğu 1988 yılında gerçekleştirdi.

Abdul Kadir Khan (soldan beşinci) Pakistan'ın ilk halka açık nükleer silah testini gerçekleştirmesinden hemen önce, 1998'de Räs Koh Tepeleri içindeki demir çelik tünelin dışında diğer yetkililerle birlikte (Wikipedia)

Ülkesinin önemli bir nükleer program inşa etmesinde önemli rol oynayan Khan daha sonra emekli oldu. Adına bir labaratuvar kurarak uzun yıllar çalışmalarını buradan yürüttü. Ağını genişleterek, Malezya, Kuzey Kore ve İsviçre de dahil olmak üzere birkaç ülkede atölyeler kurulmasını sağladı.

İslam dünyasının nükleer programının dehası olarak kabul edilmeye başlandı. 80'lerin sonu ve 90'ların başında Ortadoğu'da kapsamlı bir şekilde seyahat ederek hizmetlerini sundu. Mısır, Suudi Arabistan, Cezayir ve hatta Suriye’ye çalışmalarını teklif etti. İran ve Libya tarafından kabul edildi.

Khan’ın bölgedeki çalışmaları İsrail istihbarat servisi Mossad’ın radarına girdi. O sırada Mossad şefi Shabtai Shavit liderliğindeki İsrail istihbarat servisi, Khan'ın bölgede seyahat ettiğini gözlemlemeye başladı. Shavit, İsrailli gazeteci Yossi Melman’a söylediği gibi, Mossad ve Aman (askeri istihbarat) Khan'ın neyin peşinde olduğunu bir türlü anlayamadı.

Melman'a göre, İsrailli istihbaratçı Shavit ve meslektaşları, Khan'ın niyetini doğru yorumlasaydı, Khan'ı öldürmek için bir Mossad ekibi göndermeyi ve böylece en azından İsrail-İran ilişkileri bağlamında "tarihin akışını değiştirmeyi" düşüneceğini de sözlerine ekledi.

Sonunda Khan'ın ağını ifşa eden olay Kaddafi ile oldu.

Abdul Kadir Khan'ın serbest çalışan nükleer silahların yayılması çalışmasının ilk alıcısı olan Libya lideri Muammer Kaddafi, daha sonra Khan'ın düşüşünün nedeni oldu. Credit: AP Photo/Andrew Medichini

Amerika’nın 2003'te Irak'ı işgal etmesinin ardından, Libya lideri sıranın kendisine geleceğini dillendirmeye başladı.

Khan'ın çalışmalarının Batı’ya ifşasında Kaddafi olduğu ilerleyen yıllarda orataya atıldı.

Kaddafi, CIA ve İngiltere'nin gizli servisi MI6 ile pazarlık ettiği ve Khan'ın ağının, bazıları tavuk çiftliği kılığında, kendisi için nükleer tesisler inşa ettiğini tüm belgelerle birlikte açıkladığı yazıldı. CIA ve MI6, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (IAEA) Libya'nın hem nükleer hem de kimyasal programlarını dağıttı.

Yossi Melman’a göre, CIA ve MI6, Kaddafi ile müzakereleri o kadar sakladı ve bölümlere ayırdı ki, Mossad ve Aman Aralık 2004'te BBC'de haberleri duyduklarında duruma vakıf olabildi.

Pakistan başkenti İslamabad'daki Nükleer Bilim ve Teknoloji Enstitüsü Merkezi Kredi: AP

Akabinde de İsrail geçmiş dosyalarını ve bilgi ipuçlarını daha derinlemesine incelemeye başladı. İsrail’in, Suriye'nin bir çölünde nükleer reaktör inşa ettiğini keşfettiği ancak Khan ve İran'ın bununla hiçbir ilgisi olmadığının ortaya çıktığı da aktarıldı. Plütonyum üretmeyi amaçlayan Suriye reaktörü, Kuzey Kore'nin yardımıyla inşa edilmiş ve Eylül 2007'de İsrail hava kuvvetleri tarafından bir saldırının hedefi olmuştu.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, Libya-Amerika-İngiliz kanalı aracılığıyla Khan'ın Tahran'a verdiği nükleer belgelerin eş zamanlı teşhirine dayanarak İran'ın nükleer emelleri üzerindeki uluslararası baskıyı artırdı. 2006'da BM Güvenlik Konseyi, İran'a ağır yaptırımlar uyguladı.

Bu yaptırımlar sonunda İran müzakere masasına taşındı ve 2015'te altı büyük güçle JCPOA nükleer anlaşmasını imzaladı. Anlaşma, İran'ın yaptırımların kademeli olarak kaldırılması karşılığında nükleer programının unsurlarını yavaşlatma ve hatta dağıtma rızasını formüle etti.

Ancak 2018'de ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Mossad şefi Yossi Cohen'in teşvikiyle anlaşmadan çekildi. İran da artık Khan’ın da desteğiyle temelleri atılan hedefe, nükleer bir eşik ülkesi olmaya her zamandan daha yakın oldu.

Pakistan sosyal medyasında Abdul Kadir Khan'a övgü; fon, Pakistan'ın 1998'deki ilk halka açık nükleer testinin sahnesi (Twitter)

Khan sadece Mossad'ın elinden sır olmadı: Ayrıca CIA’de Khan'ın Pakistan'daki nükleer rolünü ve müteakip serbest nükleer silahlanma çalışmalarını durdurma cambazlığını da kaçırdı. Khan'ın 1975'te Hollanda'dan dönmesinden yıllar sonra, Hollanda Başbakanı Ruud Lubbers, CIA'in Khan'ı ve onun nükleer teknolojiyi dağıtmaya karışmasını o zamanlar zaten bildiğini, ancak ABD'nin Pakistan'ın nükleer silah elde etmesini durdurmak için çok az şey yaptığını açıkladı.

CIA’in tüm bunlara rağmen, Khan'ı takip etmeyi sürdürdü. Bilinen ise, Khan’ın Dubai'deki özel çalışma alanına sızdığıydı. Khan'ın İsviçreli muhataplarından birinin CIA için çalıştığı ortaya çıkarıldı ve bazı üyeleri tutuklandı.

Khan'ın santrifüj parçalarını İsviçre, Dubai ve Malezya'daki üretim tesislerinden satan üç İsviçreli mühendislik uzmanı hakkında soruşturma başlatıldı. Daha ilginç olanı ise, CIA'in, mühendislerin istihbarat servisi ile iş birliğini göz önünde bulundurarak savunma pazarlığı talep etmesiydi.

Khan'ın Libya'daki rolü 2004'te açığa çıktığında, Pakistan makamları, yoğun uluslararası baskı altında kaldı. Tüm baskılara rağmen Pakistan makamları, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın Khan'ı sorgulamasına izin vermeyi reddetti. ABD, uluslararası mahkemelerde yargılanmasını istedi fakat bu istek özellikle Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref tarafından kesin bir dille reddedildi ve ulusal mahkemelerde yargılanacağı beyan edildi.