Balkanlar

En Uzun Süren Kuşatma: Saraybosna

06 Nisan 2020 02:09

28 yıl önce bugün 5 Nisan 1992’de yeni dönem savaşlarının en uzun kuşatması yaşandı. Sırplar’ın, Barış mitinginde 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Suada Dilberovic'i katletmesiyle Saraybosna kuşatması başladı. Amaçları ise Müslüman Boşnakları yok etmekti, tam 3,5 yıl devam etti.

Muslim Port Haber Merkezi

5 Nisan 1992'de Sırpların üniversite öğrencisi Suada Dilberovic'in barış mitinginde katletmesiyle başlayan Saraybosna Kuşatması 3,5 yıl sürdü, 10 binden fazla insan katledildi.

Sırpların Müslüman Boşnakları yok etmek amacıyla başlattıkları savaş, 28 yıl önce 5 Nisan'da başlamıştı. Sırpların silahlanmasına ve ülkede terör estirmesine rağmen Aliya İzzetbegoviç liderliğindeki Müslüman Boşnaklar barış için tüm şartları zorladılar. 5 Nisan 1992'de düzenledikleri Barış mitinginde 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Suada Dilberovic'in katledilmesi sonrasında Sırpların Saraybosna kuşatması başladı. Saraybosna kuşatması modern savaş tarihinin en uzun süren kuşatması oldu ve tam 3,5 yıl devam etti.


Kuşatma Öncesi Bosna Hersek

Yugoslavya'da 1990 ve 1991 yılları arasındaki çözülme sonrasında  Cumhuriyetlerdeki Komünist Birlikler, isimlerini değiştirerek yeni bağımsız partiler haline geldi.

Slovenya ve Hırvatistan, aynı yılın Nisan ayında seçimlere gitti. Seçimler neticesinde oluşan parlamentolar, yeni anayasalar hazırlayarak, bağımsızlık sürecini idare etmeye başladılar.
Yugoslavya'yı oluşturan cumhuriyetler, bir tanesi hariç, "ulus devlet" ilkesinden ilham alıyordu. Fakat Bosna-Hersek, diğerlerinden farklı olarak, ulusal bir devlet çizisini benimsemedi. Bosna'nın etnik yapısı da buna müsait değildi. 1991 sayımlarına göre ülke nüfusunun yüzde 45,3'ü Müslüman, yüzde 31,3'ü Sırp, yüzde 17,3'ü Hırvat, yüzde 6'sı Yugoslav ve yüzde 3'ü Çingene, Macar, Karadağlı ve Yahudi kimliğini benimsiyordu.
Çoklu etnik yapı, Yugoslavya'nın diğer cumhuriyetlerinde olduğu gibi, Bosna-Hersek politikasında da milliyetçi söylemlerin karşılık bulmasını sağladı. Esasında bu ülkedeki Sırp ve Hırvat milliyetçilikleri, hem örgütsel hem de ideolojik anlamda anavatanlarından beslenmekteydi. Sırp milliyetçileri, Müslüman Boşnakları "Müslümanlaştırılmış Sırplar" olarak kabul ederek, "Büyük Sırbistan'ın bir parçası" kabul ediyorlardı. Aynı şekilde Hırvat milliyetçileri de, Müslüman Boşnakları "Müslümanlaştırılmış Hırvatlar" olarak kabul ederek, "asıllarına dönmeleri" çağrısı yapıyorlardı.


Aliya İzzetbegoviç ve arkadaşları, partilerini kurduktan tam bir yıl sonra, 18 Kasım 1990'da yapılan seçimlerden zaferle çıktı. Aliya'nın partisi SDA, oyların yüzde 38'ini alarak, 240 sandalyeli mecliste 86 sandalye elde ettiler. Aynı zamanda yedi başkanlık üyesinin de üçü SDA'nın oldu. Seçimlere katılan diğer partilerden Sosyal Demokrat Parti-SDP, oyların yüzde 30'unu alarak 72 sandalye kazandı. Hırvat Demokratik Birliği- HDZ oyların yüzde 16'sını alarak 44 sandalyenin sahibi oldu. Bunun dışında Bosna-Hersek Komünistler Birliği, Demokratik Değişim Partisi ismiyle yüzde 10 alarak 14 sandalye, Federal Başbakan Ante Markoviç liderliğindeki Liberal Yugoslavya Reformcu Güçler Birliği yüzde 6 alarak 7 sandalye ve Boşnak Müslümanları Teşkilatı 2 sandalye ile temsil hakkı elde ettiler. Seçimlerden sonra Alia İzzetbegoviç cumhurbaşkanı seçildi.

Boşnaklar Yok Edilmek İsteniyor

Seçimlerden sonra kurulan hükümet Hırvat ve Sırp partilerinin Sırbistan ve Hırvatistan'daki ana partilerinin birer uzantısı gibi hareket etmesi sebebiyle, sık sık sorun yaşamaya başladı. Yugoslavya'nın parçalanmaması Boşnakların lehine olduğundan, mevcut durumu muhafaza etmek için ellerinden geleni yaptılar. Aliya İzzetbegoviç, Makedonya'nın komünist kökenli Cumhurbaşkanı Kiro Gligorov'la birlikte, bütünlükçü ve çoğulcu bir seçeneği var etmek için büyük bir çaba gösterdiyse de, gerek Bosna-Hersek'teki diğer etnik gruplardan ve gerekse diğer cumhuriyetlerden aynı karşılığı göremedi.

1991 yılı sona gelindiğinde, Sırplar; altı özerk Sırp bölgesinin oluşumunu tamamlamışlardı.


Avrupa Birliği, 15 Ocak  1992'de, Slovenya ve Hırvatistan'ın bağımsızlığını kabul etti. Bosna ve Makedonya'nın bağımsızlığını ise referandum şartına bağladı. Bu karar üzerine Bosna-Hersek, Şubat 1992'de yapılmak üzere referandum kararı aldı. Sırplar, referandumu boykot edeceklerini açıkladılar. Bu kararla, halkın referanduma katılımını düşürmek ve referandumu geçersiz kılmak istiyorlardı. Bu doğrultuda kararın açıklandığı akşam tüm Boşnak şehirlerinde barikatlar yükseltildi. Sırplar, kimlik kontrolüne başladılar. Böylesine zorlu şartlar altında 28 Şubat – 1 Mart tarihleri arasında yapılan referandumdan Bosna-Hersek'in bağımsızlığı kararı çıktı. Halkın yüzde 64'ünün katıldığı oylamadan, yüzde 99,4 nispetinde bağımsızlığa "Evet" oyu çıktı.

Bu arada Sırplar süratle silahlanıyorlardı. Sırp çentikler Bosna'da terör estiriyordu. Sırplar, son sürat çıkarmayı planladıkları savaşa hazırlık yaparken, Boşnaklar, her şeye rağmen, Saraybosna sokaklarında barış yanlısı gösteriler yapıyordu. 5 Nisan'da yapılan bir gösteri esnasında, civardaki tepelerden ve yüksek binalardan kalabalığın üstüne ateş açıldı. Bu kurşunlara hedef olan Suada Dilberoviç isimli Dubrovnikli tıp fakültesi öğrencisi hayatını kaybetti.


6 Nisan 1992'de ise Sırplar , Müslümanların çoğunlukta olduğu kentlere saldırmaya başladılar. İlk olarak Kuzeydoğu Bosna'daki Biyelyina'yı hedef seçtiler.

Saldırıların artması üzerine son ana kadar barış ümitlerini koruyan Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı, hiçbir çıkar yol kalmadığını anlayınca, 20 Haziran 1992'de resmen savaş ilan etti. Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç, aynı gün Bosna-Hersek Meclisi'nin feshettiğini ilan etti. Başkomutan sıfatıyla, meclisin bütün yetkilerini üstlendi. 26 Haziran 1992'de düzenli birliklerden oluşan Bosna Ordusu kurulduğuna dair bir bildiri yayınlandı.
Böylece 1995'e kadar sürecek savaş fiilen başladı. 3,5 yıl süren ve yüzbinlerce masum insanın hayatını kaybetmesine, milyonlarcasının evlerini terk etmesine yol açtı.