• İstanbul20 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C

Mustafa Uzun / Muslim Port

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mustafa Uzun / Muslim Port

Faizi Kökünden Kazımak Lazım

20 Eylül 2016 Salı 14:07

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın faiz mücadelesini irdelemeye devam ediyoruz. Daha önceki yazıları okumak için buyrun;

 

1: Kapitalist Nizam İşte Tam Buradan Yıkılacak

2: İnsanlığın İcat Ettiği En Büyük Fitne

3: Irkçı Emperyalizm Ne ile ve Nasıl Yıkılabilir? 

4: Faizsiz Bir Ekonomide Neler Olur? 

5: Faizi kaldırmak mümkün mü?

6: Faizciliğin terki şarttır.

7: Faizi kökünden kazımak lazım

1975 yılında yayınlanan “Milli Görüş, Temel Görüş” isimli kitabında da yine faizlere geniş yer ayırıyor. Kitap, merhum Erbakan’ın kapsamlı eserlerinden biridir. Abdullah Lelik tarafından basıma hazırlanan Milli Görüş Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a ait kitap Dağarcık Neşriyat ve Dağıtım tarafından piyasaya sürülmüş.

“Milli Görüş, Temel Görüş” ismi ile yayınlanan kitapta “Maarif, iç barış, herkese refah ve anahtar” gibi alt başlıklar bulunuyor. Faiz bölümü ise şöyle; Millî Selâmet Partisi fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapan ve her sene fiyatların artmasına, korkunç pahalılığa sebep olan faizi kökünden kaldıracak. Millî Selâmet Partisi vergileri yalnız fakirlerden değil hattâ hiçbir zaman fakirlerden değil, malî gücü olanlardan alacak. Böylece memleketimizdeki coğrafî ve zümresel dengesizlikleri ortadan kaldıracak.

Esasen bakınız batıdaki nizamlar, nasıl meydana çıkmıştır. Kapitalist nizamda faizcidir, sömürücüdür. Avrupa milletleri de uzun yıllar müstemlekecilik yapmış, sömürücülük yapmışlardır. Çünkü Avrupa'da hâkim olan temel düşüncede asıl düşünce hakka bağlılık değildir. Bir kuvveti hak zannetme düşüncesidir. Ondan dolayı kuvvete bağlı olma kuvveti büyük görme, kuvveti hak zannetme temel felsefesinden hareket edildiği için batıda sömürü esas olmuştur. Onu taklit eden Adalet Partisinde de temelde sömürü vardır.

Bundan başka Millî Selamet faizi kaldıracak memleketimizdeki dengesizliği gidermek için çünkü faiz fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapıyor. Faizden yakın da kurtulacağız. Paramız altın para olacak inşallah. Her sene pahalılık değil ucuzluk gelecek. Millî Selamet Partisi bugünkü vergi kanunlarını değiştirecek. Bugün vergi fakirden alınıyor. Kârdan alınıyor.

Aziz kardeşlerim Millî Selamet işçi kardeşlerimize hangi refahı getirecek bakınız Millî Selamet de işçi ve işveren diye birbirine zıt iki ayrı gurup yoktur. Muhterem kardeşlerim Millî Selamette işçi işveren birbirlerine yardımcıdırlar. Bunlar birbirleriyle beraber kardeştir. Aynı gaye için çalışmaktadır. Millî Selamette işçinin ücreti alnının teri kurumadan verilecektir. Millî Selamette sağlam para tam ücret prensibi esas olacaktır.

Millî Selamet faizi kaldıracağı için işçi ücretlerindeki uyuşmazlık kökünden kalkmış olacak. Çünkü para sağlam para olursa yapılan bir anlaşmanın bir müddet sonra bozulması zarureti doğmayacaktır. Çok kâr etmiş olacak ancak tabii kâr olunca zararına da ortak olmak lâzım gelir. Ancak mütehassıs müesseseler bu paraları her zaman verimli şekilde kullanmaktadırlar. Size anlattığım bu usulün temeldeki farkı nedir biliyor musunuz?

Bugün 5 milyon liralık bir fabrika kurmak istersek 5 milyonunu gidip bir bankadan aldık mı bir milyon lira faiz borcu çıkıyor. Fabrika bize 6 milyon liraya mal olmuş oluyor. Ondan dolayı mallarımız pahalı oluyor, hiçbir millete satamıyoruz, ihracat yapamıyoruz. Piyasamız daha pahalı oluyor. Ama para faizli olmaz da kâr ortaklığı şeklinde alınırsa, 2,5 milyon lira ben koyuyorum. 2,5 milyon lirada banka bana ortak oluyorsa o takdirde fabrika beş milyona kurulmuş olur. Altı milyona kurulmuş olmaz. Onun için bankalar teşebbüslere kâr ortağı şeklinde iştirak etti mi maliyetler ucuzlar ve işin içerisînden faiz kalkmış olur. Aziz kardeşlerim işte Millî Selamet maliyetlerin ucuzlamasını temin edecek ve faizi bu sistem dahilinde ortadan kaldıracak.

Vergi kanunlarını değiştirecek, vergileri fakirlerden değil, varlığı olanlardan alacak. Böylece Millî Selamet şu bankada bulunan paraları Adaletin yaptığı gibi yalnız İstanbul'daki mutlu azınlığa değil, 40 milyon memleket evladı içerisinde kim

faydalı iş yapacak, kime para lazımsa ona verecek ve faizsiz olarak.

Aziz kardeşlerim bakınız MSP faizi kaldıracak zira faizi fakir ödüyor.

Faiz fakiri eziyor. Bugün 1 liralık ekmek alsak içinde fahiş faiz ödüyoruz. 100 lira versek ayakkabı alsak içinde 40 lira faiz veriyoruz. Faizi hep fakirler ödüyor. Zenginler faiz ödemez neden? Buğday tüccarı köylüden buğdayı alırken bankaların faizli parasıyla alıyor, o gidiyor bankaya faizi ödüyor ama faizi masrafa yazıyor. O buğday un olup da ekmek halinde sana satılırken ekmek parasının içinde onun bankaya ödediği faiz sonunda sana ödettiriliyor. Onun için faizi sonunda ödeyen fakirdir. MSP faizi kaldırınca bu yükten kurtulacağız inşallah.

Bir memlekette % 30 faiz var demek o memleketin parasının kıymeti her sene % 30 düşecek her sene memlekette en az % 30 pahalılık olacak demektir. Millî Selâmet faizi kaldırınca bu pahalılıkta ortadan kalkacak paramız altın para gibi olacak inşallah kardeşlerim. Her sene pahalılık değil ucuzluk gelecek.

Aziz kardeşlerim MSP bugünkü vergi kanunlarını da kökünden değiştirecek.

Bugün vergiler fakirlere ödettiriliyor, zengin vergi ödemiyor, Neden? Çünkü vergi kârdan ödeniyor. Kârda fakir halktan alınıyor. 1 lira versek ekmek alsak içinde 30 kuruş vergi ödetiliyorlar bize, 100 liralık ayakkabıya 40 lira vergi ödetiyorlar. Bak 1 kilo şeker 5 lira oluyor, şekerin aslı 1 lira 4 lira vergi var içinde.

(Milli Görüş Temel Görüş, Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Dağarcık Neşriyat, 1975)

FAİZ KALKARSA BANKACILIK DA KALKAR MI?

Merhum Erbakan’ın, dönemin Milliyet Gazetesi’nin Genel Yayın Müdürü ve daha sonra suikastle katledilen Abdi

İpekçi’ye verdiği söyleşi de faiz merkezli olmuştur ve Hoca’nın “Milli Görüş” isimli kitabına alınmıştır.

Dergâh Yayınları’nın Türk siyasî düşüncesi dizisi’nin 4. Eseri olarak yayınlanan “Milli Görüş” isimli bu kitapta yer alan söyleşinin faize dair bölümleri şöyledir;

ERBAKAN: Milli görüşün birinci temel prensibi önce israflar kalkacak, israf olan yerde zenginlik olmaz. Madde bir. Ne kastettiğimi arz edeceğim biraz sonra, ikinci temel prensip faizcilik kalkacak. Bu iktisadî hayatı kaygan bir zemin üzerine oturtan hem iktisadi hem de sosyal mahzurlar getiren faktördür. Kalkmadan iktisadi hayatta huzur sağlamak mümkün değildir. Hatta içtimaî hayatta da bu olmadan huzur elde etmek mümkün değildir. Komünizm faizin yavrusudur zaten...

Çünkü faiz yüzündendir ki zenginler daha zengin, fakirler daha fakir olmaktadır. Faiz bugün her imal edilen mala bir maliyet unsuru olarak girmekte ve fiyatları suni olarak yükseltmektedir. Faiz kalktığı gün meselâ bugün 100 liraya aldığınız bir çift ayakkabıyı kendiliğinden 75 liraya

alabileceksiniz. Bizim bu fikirlerimiz şimdi İngiltere'de Keynes. Fransa'da Jean Jacques Servan Schreiber tarafından benimsenmiştir.

İPEKÇİ — Faizin kalkması aynı zamanda bankacılığın kalkması olmuyor mu?

ERBAKAN — Hayır... Bankacılığın kalkması değil, faiz kalkacak. Yani faiz diye bir para marjı maliyetlerin içine girmeyecek. Bankalar kâr ortakları şeklinde çalışacaklar. Maliyete girmeden, iki kişinin ortak olması şeklinde çalışacaklar.

İPEKÇİ — Yani faiz alıp vermeyecek mi banka?

ERBAKAN — Hayır, faiz alıp vermeyecek. Banka herhangi bir projeye, arzuya ortak olacak veya müesseselerin hisse senetleri o günkü borsa kıymetleri üzerinden satacak veya alacak.

İPEKÇİ — Mevduat sahiplerine?

ERBAKAN — Mevduat sahipleri de mevduatlarını bugün getirip bankaya koyacaklar. Bankadan paralarını almak isterlerse bankanın kısa vadeli çalıştırmalarına ait projelerine iştirak etmiş olacaklar.

İPEKÇİ — Onların kârlarından pay almış olacaklar.

ERBAKAN — Pay almış olacaklar. Tıpkı Avrupa'daki bankaların mevduat değil, hisse senetlerine para yatırmaya kaydıkları gibi. Sonra bugünkü vergi kanunları köklü bir değişime tâbi tutulacak. Vergilerin fakirlerden alınmasından vazgeçilecek vs vergileri yalnız fakirler ödemeyecekler. Üçüncü temel prensip bu, Vergi, kârdan alınmayacak, ağırlık itibariyle varlıktan alınacak ve varlık nispetinde alınacak. Bugün bankalarda milletin birikmiş olan mevduatı ne CHP'nin elediği gibi devlete, ne de Adalet Partisinin yaptığı gibi bir ufak azınlığa kredi olarak verilecek. Yani kim teminat mektubu getirirse ona kredi verilecek prensibinden hareket edilmeyecek, kime para lazımsa ve kim faydalı iş yapacaksa ona verilecek ve faizsiz olarak yine kâr ortaklığı proje iştiraki şeklinde olacak.

İPEKÇİ — Faydalı olup olmadığını kim takdir edecek?

ERBAKAN — Bunun kriterlerini koymak mümkün. Bankalar bunu umumi prensipler içinde takdir ederler. Böylece bugünkü sisteme nazaran geniş kütlelerin para bulması imkânı temin edilecek. Bir beşinci prensip de fabrikalar, atölyeler tezgâhlar, köylere kadar götürülecek, Anadolu’nun insanı kışın kahvede oturmaktan kurtulacak, çalışarak kazanması temin edilecek. Böylece o fabrikaların sahipleri CHP’nin dediği gibi ne devlet, no de Adalet Partisinin dediği gibi bir ufak azınlık olacak. Fabrikalar hangi bölgede yapıldıysa sahipleri o bölgede oturanlar ve o fabrikanın içinde çalışan işçiler olacaktır.

İPEKÇİ — Fabrikanın mülkiyeti ve işletmesi...

ERBAKAN — Hissedarlar onlar olacak.

İPEKÇİ — Çalışanların...

ERBAKAN — Bölgesel kalkınma şirketleri kurulacak. Bunun istisnası da olacak. Parası olan insan yatırım da yapacak. Ama biz bütün Türkiye'yi satıh olarak kalkındırmayı hedef alan bir parti olduğumuz için Van'da fabrika kurulmasını ve Van’daki

fabrikanın sahiplerinin ise orada oturanların olmasını gerçekleştirmek isteriz. İstanbul'daki zenginin Van'a gidip fabrika kurmuş olması millî görüş değildir.

İPEKÇİ — Bu fabrikaların sermaye ihtiyaçları nasıl karşılanacaktır?

ERBAKAN — Kâr ortaklığı ile karşılanacak.

İPEKÇİ — Yani işçiler sahip olacakları fabrikanın sermayesine mi katılacaklar?

ERBAKAN — Sermayesine katılacaklar.

İPEKÇİ — Bahsettiğiniz iktisadî görüş ve prensiplerin dünyanın herhangi bir yerinde uygulanmakta olduğunu gösteren bir model var mı?

ERBAKAN — Hayır! Bunların hepsini bizim düşündüğümüz gibi kullanan bir yer olduğunu zannetmiyorum. Ancak kısım kısım bu prensipleri tatbik eden yerler bulunduğunu görüyoruz. Aslında zaman ilerliyor ve ben size ana hatlarıyla vermek

istediğim şevi daha henüz vermiş saymıyorum. Bilhassa iktisadi konuda.

(Milli Görüş, Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Dergah Yayınları)

KAPİTALİST SİSTEM FAİZ’DEN YIKILACAK

Bütün hayatı faizle mücadele etmekle geçen Erbakan, iktidarı döneminde ise tam anlamı ile faizi bitirmiştir. Faiz ile ilgili tek bir yeni anlaşmaya imza atmayan Erbakan, faize gitmekten kurtardığı kaynakları da işçiye, emekçiye, mağdur ve muhtaçlara dağıtmıştır. Memurun maaşlarına %300 zam yapan Erbakan, sistemin yumuşak karnının da faiz olduğu göstermiş oluyordu.

1975 yılında yazdığı “Milli Görüş” isimli kitabında da Erbakan, Kapitalizm’i bitirecek noktanın faiz olduğunu şöyle açıklamıştı;

“Faiz müessesesi üzerinde en modern görüşlere, uygun bir tarzda durmaya mecburuz. Faiz meselesi halledilmeden kalkınma olmaz. Faiz meselesi halledilmeden içtimaî sulh olmaz. Faiz meselesi halledilmeden adalet olmaz. Faiz meselesi halledilmeden dengesizlik kalkmaz.

Niçin?

Kendimizi aldatmayalım: Faiz, kapitalist nizamın bir mefhumudur... Ve en zayıf noktası, en tehlikeli noktası, kapitalist nizamın yıkılacağı noktadır. Kapitalist nizam buradan yıkılacak.”

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim