• İstanbul5 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C

Mustafa Uzun / Muslim Port

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mustafa Uzun / Muslim Port

Erbakan'ın Ümmet Mücadelesi

05 Mart 2015 Perşembe 20:40

Erbakan’ın “Ümmet”  mücadelesi

Türkiye’de üçüncü sınıf muamelesi gören ve her fırsatta ezilen, hor görülen, toplumsal hayattan ve idareden dışlanan kitlelerin merkeze yerleşmesini sağlayan sürecin ilk adımıdır Erbakan.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kalabalık cenaze namazı ile hakka uğurladığımız Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, her boyutu ile geniş kitleleri heyecanlandırmış, yeni nesiller yetiştirmiş ve baharın ilk çiçeği olmuştur.

Cumhuriyet sonrası yok sayılan Anadolu insanının, dindar kitlelerin yeniden güven duygusuna sahip olması ve yeni girişimcilik ruhu kazanmaları merhum Erbakan’ın dinç, özgün, aykırı ve devrimci duruşu ile başlamıştır. Samimi bir iman ile Rabbine bağlanan Erbakan ibadet aşkı ile mücadele etmiş, her türlü zorluğa karşı inanılmaz bir metanetle karşı koymuş, asla pes etmemiş ve büyük bir kararlılıkla yoluna devam etmiştir.

Erbakan’ın cesaretle açtığı kapıdan bütün bir Anadolu coğrafyası azimle girmiştir. Türkiye coğrafyasını heyecanlandıran Erbakan aynı zamanda dünyanın neresinde bir Müslüman acı çekse onun acısını yüreğinde hissetmiş ve bütün mazlumlar için esaslı bir kavga vermiştir.

Erbakan’ın en büyük özelliği sadece edebiyat düzleminde kalmamış olmasıdır. Kavgasını, hassasiyetlerini ve mücadelesini icraata da döken Erbakan aynı zamanda Anadolu Coğrafyasının o acı çeken Müslümanların dertleri ile dertlenmesini de sağlamıştır. Ondan önce Türkiyeli Müslümanlar Filistin davası nedir, Moro neresidir, Patani’de neler olmaktadır, Keşmir’in mücadelesi için neler yapılmalıdır türü soru ve sorunlarla ilgilenememekteydi. Dünya Müslümanlarından kimsenin haberi yoktu. Erbakan sadece geniş kitlelere mazlumların hassasiyetlerini yansıtmamış, aynı zamanda yeni dünya düzeni ile alakalı önemli öneriler de getirmiştir.

Erbakan için İslam Birliği, Müminlerin birlik ve dirlik düzeni, kuvvet ve şevket temini için kullanılan bir kavramdır. Bu amaçla yazmış, konuşmuş, teşkilatlanmış, heyecan vermiş, ayağa kaldırmış, somut adımlar atmış ve bundan dolayı da bedel ödemiştir.

Erbakan, İslam Birliği yolunda somut adımlar atan ve bundan dolayı büyük bedeller ödeyen kutlu bir liderdir.

Niyetim, merhum Erbakan’ı bu topraklara her yönü ile anlatmaktır. Erbakan’ın İslam Birliği kavgası, olayın bir başka boyutudur. Önemle okumanızı temenni ederim.

ERBAKAN’IN İSLAM BİRLİĞİ MÜCADELESİ NEREDE BAŞLADI?

Yıl, 1976.
Hicrî 13 Cemazi-ül Evvel 1396.
Milâdî 13 Mayıs 1976.

Yer, İslam Dünyasının asırlarca yönetim üssü olan ve mazlumların umut bağlayıp zalimlerin korku duyduğu Topkapı Sarayı.

İslam Dünyasının dört bir tarafından gelen temsilciler pürdikkat bir kutlu lideri dinlemektedir. Sakin, güçlü ve derinden bir sesle İslam dünyasının problemlerine, çözüm yollarına ve yol haritasına işaret eden konuşmacı daha o yıllarda ismi ile ümmete umut vermektedir.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ismi dalga dalga coğrafyamıza yayılmaktadır. 13 Mayıs 1976 günü akşamında Topkapı Sarayı’nda yaptığı konuşma, bütün bir mücadelesinin başlangıç dönemleri denilebilecek bir süreçte dahi İslam Birliği’ne olan sevdasını net olarak ortaya koymaktadır.

Erbakan’ın İslam Birliği mücadelesini başlattığı mekân özellikle seçilmiştir.  O geceki konuşmasının girişinde; “Bu gece hepimizin hayatı boyunca unutamayacağı tarihî bir gece yaşadığımıza inanıyorum” diyen Erbakan, içinde bulunulan mekânı da İslam Dünyasından gelen temsilcilere şöyle anlatıyordu; “Biraz evvel buraya girerken hepimizin bir bir altından geçtiğimiz tarihî Topkapı Sarayı'nın kapısının üzerinde Kelime-i Tevhid «Lâ ilahe illallah Muhammedü'r Resûlüllah» yazılıdır. Bu sarayı Sultan Fatih İstanbul'un fethini müteakip yaptırdı. Devlet işlerini burada görürdü. Asırlar boyu bu sarayda bütün İslâm Âlemine hizmet için geceli gündüzlü ihlâs ile çalışıldı. Asırlar boyu hakkı ve adaleti bütün yeryüzüne yaymak için hareket eden ordular bu meydanda toplanarak yola çıktılar. Endonezya'nın, Filipinlerin, Hollanda müstemlekesi olmaması için gönderilen donanmanın sevk kararı bu sarayda alındı. Libya, Fas, Tunus ve Cezayir'in yabancıların istilâ ve zulmünden kurtarılması için gönderilen donanmaların ve orduların sevk kararı bu sarayda alındı. Şu anda hepimizin sırtımızı dayadığımız şu arkadaki saray binasının içinde Server-i Kâinat Peygamber Efendimiz Aleyhisselâtü Vesselâm'ın sancağı var, mübarek hırkası var, kılıçları var, Sakal-ı Şerifleri var, yabancı ülkeleri sulh yoluyla hidayete, doğru yola davet eden mübarek mektupları var. Bu arkamızdaki binada Kâbe-i Muazzamanın anahtarı var. Sizler ki, bugün yeryüzünde, Suudî Arabistan'dan Moritanya'ya, Endonezya'dan Fas'a kadar arza yayılmış nüfusu bir milyara varan 50’ye yakın Müslüman Ülkelerden gelen temsilcilersiniz. İslâm Konferansı münasebetiyle tarihî şehir İstanbul'a teşrif ettiniz. Bu gece burada Hicretten 1396 sene sonra hepimiz beraberce Peygamber Efendimiz Aleyhisselâtü Vesselam'ın mübarek emanetlerinin huzurunda tekrar bir araya toplandık. Ey Müslüman ülkelerden gelen temsilciler, size hitap ettiğim bu mikrofonun üzerine konduğu şu gördüğünüz taş, asırlar boyu bu saraydan bütün, dünyaya hakkı ve adaleti yaymak için hareket eden şehitler ve gaziler ordularının sefere çıkarken sancaklarını koyduğu taştır.”

Erbakan’ın İslam Birliği mücadelesi sembolik de olsa Topkapı Sarayı’ndan başlamıştır.

ONURLU KAVGA

Onun mücadelesi onurlu bir kavganın adıdır. Sadece edebiyat düzleminde kalmamış ve her aşamada somutlaştırılarak 90’lı yılların sonlarına doğru D-8 gibi devasa bir adıma dönüşmüştür.

Erbakan o gece tam manası ile bir İslam Birliği dersi vermiştir. O gece, Müslümanlar kardeştir ayetini adeta zihinlere kazıyan Erbakan’a göre asırlar boyu Müslüman ülkelerin hâkim olduğu devirlerde yeryüzünde temelde hakkaniyet ve adalet hâkimdi. Bir ülkenin insanlarını yurdundan çıkartıp, yabancıları' oraya yerleştirmek veya ülkeleri insan haklarına aykırı olarak müstemleke yapmak gibi fiiller cereyan edemiyordu. Son asırlardaki haksızlıkların ve insanlığın bugün içine düştüğü manevî çöküntünün önlenebilmesi, bunların ortadan kalkması için Müslüman ülkelerin dayanışması ve yeniden güçlenmeleri lüzumludur ve bütün insanlık için faydalıdır. Son bir asrın ilk yarısında Müslüman ülkelerin büyük kısmı insan haklarına aykırı olarak yabancıların istilâsı altına girdi. Fakat son 50 yıl zarfında Müslüman ülkeler bu haksız istilâlardan yaptıkları millî mücadeleler ile kendilerini kurtardılar. Türk İstiklâl Savaşı bu yeni devrin başlangıcı sayılabilir. Bugün Müslüman ülkeler haksız istilâlardan bazı istisnalar hariç kurtulmuşlardır. Müslüman ülkeler 1969 da ilk İslam Konferansını akdettiler. Ve o tarihten beri aralarında her türlü işbirliğini artırmaya, her sahada dayanışmaya başladılar.

Tarihî İstanbul şehrinde, asırlar boyu İslam Âlemine idare merkezliği yapan başşehirlik yapan, İstanbul'da toplanan seçkin kalabalığa hitap eden Erbakan şu temennilerde bulunuyordu; “Bu toplantıda faydalı adımların atılmasını diliyoruz. Bu toplantının Müslüman ülkeler arasındaki işbirliği ve dayanışmanın şuurlu bir şekilde en ileri dereceye erişmesinin ve bu toplantının Müslüman ülkeler arası münasebetlerde bir perçinleme rolü oynamasını temenni ediyoruz.”

Erbakan bu konuşmayı yaparken Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısıdır. Hükümetin genel duruşunu açıklamaktadır. Şöyle der Erbakan; “Türkiye olarak İslâm Konferansının kurucu üyesi olmaktan ve bugüne kadar ki bütün konferanslara iştirak etmekten bahtiyarlık duyuyoruz. Hükümet programımızda kardeş Müslüman ülkelerle işbirliğimizi siyasî yönden, iktisadî yönden ve her türlü dayanışma yönünden en ileri dereceye eriştirmek azim ve kararında olduğumuzu açıkça bütün dünyaya ilân etmişizdir.”

Erbakan, İslam Birliği’nin nüvesini attığı o toplantıda madde madde coğrafyamızı ele almakta ve fikirlerini şöyle ileri sürmektedir;

-          Mukaddes Kudüs şehri bir İslâm şehridir, en kısa zamanda istilâdan kurtarılarak inşallah, yeniden bir İslâm şehri olacaktır.

-          Orta Doğu'da devamlı sulhun teessüsünde ilk adım olarak önce İsrail'in işgal ettiği topraklardan derhal geri çekilmesini şart olarak görüyoruz.

-          Filistin halkına yıllardan beri yapılan insanlık dışı muameleyi kınıyoruz. Filistin halkının her türlü haklarına kavuşmasını istiyoruz ve Filistin halkının bir an evvel vatanlarına ve yurtlarına kavuşmaları gereğine inanıyoruz.

-          Türkiye, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün Türkiye'de bir büro açması için müzakerelere hazır olduğunu açıklamıştır.

-          Bugün yeryüzünde Filistinlilerden başka ayrıca Eritre'de, Keşmir'de, Filipinler'de, Batı Trakya'da,  Doğu Türkistan'da ve diğer bazı ülkelerde Müslümanlara gayri müslimler tarafından yapılan insan haklarına aykırı zulümleri kınıyoruz.

-          Bu zulümlere en kısa zamanda son verilmesini ve bu ülkelerdeki Müslümanların en kısa zamanda her türlü haklarına kavuşmalarını istiyoruz.

-          Biz, İslâm Konferansının 7. İstanbul Toplantısından sonra artık, zaman zaman toplanıp dağılan bir teşkilât olması yerine sürekli olarak çalışan güçlü ve devamlı bir teşkilât olmasını temenni ediyoruz.

-          Biz, İslâm Konferansı'nın organlarının yapacağı çalışmalarla Müslüman ülkeler arasındaki ekonomik, siyasî, kültürel işbirliğinin en ileri dereceye ulaştırılmasını istiyoruz. Bütün Müslüman ülkeler arasında daha fazla gecikilmeden müşterek pazar kurulmalıdır.

-          Müslüman ülkelerin asrın en ileri teknolojisine sahip olmaları için müşterek yatırımlar yapmaları ve koordine kalkınma plânları hazırlamaları şarttır.

-          Hiçbir Müslüman ülkenin batı ülkelerini taklide ihtiyacı yoktur. Ne faizci, sömürücü kapitalizmin, ne de insan tabiatına uymayan komünizmin ve komünizmden türeyen cereyanların insanlara saadet getirmesi mümkün değildir.

-          İslâm Konferansının kültür araştırmaları yapan, sıhhatli bir ekonomiye geçişi sağlamak için ekonomik araştırmalar yapan ve mesut bir topluluk doğmasını hedef alan sosyal araştırmalar yapan organlarla teçhiz olunmasında zaruret vardır.

İSLAM BİRLİĞİ İÇİN BEŞ TEMEL HEDEF

Müminler kardeştir ayetini her fırsatta tekrar eden Erbakan’a göre en güzel işbirliği ve her türlü ileri dayanışma Müslümanlara ve Müslüman ülkelere yaraşır. İslâm Âleminin bu gün bütün mensupları, aynı hedeflere erişmeyi istiyorlar. Kalp beraberliği, gönül arzusu ve hedef beraberliği içindedirler. Erbakan bu yüzden İslâm Konferansı'nın kısa zamanda daha çok ileri mesafeler kat edeceğine inanıyor.

İslâm Ülkelerinin Dışişleri Bakanlarının ve üst düzey yöneticilerinin katıldıkları konferansta ev sahipliğini Başbakan Yardımcısı olarak Erbakan yapmaktadır. Abdurrahman Gürses hocanın çok güzel bir Kur’an okuyuşuyla başlayan Siret Konferansı’nın ilk konuşmasını yaptığında İslâm Ülkeleri Dışişleri Bakanları ve diğer delegeler kendisini uzunca bir müddet ayakta alkışlamıştır. İslâm Ülkelerinin mutlaka gerçekleştirmesi gerekeceği beş temel esasa dikkat çeken Erbakan’a göre bu esaslar

İslâm Ülkeleri Birleşmiş Milletler Teşkilatı,

İslâm Ülkeleri Ortak Pazarı,

İslam Ülkeleri Ortak Savunma Paktı,

İslam Ülkeleri Kültür İşbirliği,

İslam Ülkeleri Ortak Para Birimi”dir.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın "bir an önce bu oluşumlar gerçekleştirilmelidir. Yoksa İslam dünyasın başı beladan kurtulmaz" diyerek gündeme getirdiği bu beş temel entegrasyon o toplantıda bulunan bütün İslâm Ülkeleri yetkililerinin gönüllerinde büyük heyecan uyandırmıştır.

Erbakan daha yürüyüşünün başlangıcı sayılabilecek bir zamanda oldukça cesur adımlar atarak İslam Birliği çağrısı yapmıştır.  O, İslâm âleminde, Birleşmiş Milletler (BM), NATO, AT, UNICEF ve IMF gibi batının her sahada gerçekleştirdiği temel organizasyonları yerine ikame edilebilecek ve üstelik sadece İslâm âlemine ait olacak nitelikte söz konusu organizasyonları dile getirmiştir.

Bu konuya devam edeceğiz inşallah.

M. Mustafa Uzun

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim