• İstanbul20 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dünyanın En Büyük İç Denizi Akdeniz’de Neler Oluyor?
10 Mayıs 2019 Cuma 15:00

Dünyanın En Büyük İç Denizi Akdeniz’de Neler Oluyor?

Hazar ve Ortadoğu petrolünün Avrupa’ya transferinin kavşak noktasında bulunan ve; Rum Tarafı, İsrail ve Lübnan arasındaki deniz sahasının enerji denkleminde stratejik öneme sahip Türkiye’nin de yer aldığı Akdeniz’de neler oluyor?

Muslim Port Haber Merkezi | Analiz

Doğu Akdeniz Münhasır Ekonomik Bölgeleri

Son yıllarda yapılan hidrokarbon arama çalışmalarına hız verilmesi ve ülkelerin tek taraflı olarak ilan ettikleri Münhasır Ekonomik Bölgeleri’nin (MEB) diğer sahildar ülkelerin bölgeleriyle çakışması uyuşmazlıkları beraberinde getirmektedir.

Dünyanın en büyük iç denizi olan Akdeniz, doğu-batı uzunluğu yaklaşık 4.000 kilometre, kuzey-güney genişliği 750 kilometre, yüz ölçümü 2,9 milyon kilometrekare, ortalama derinliği 1.400 metre olup, Tunus’un Bon Burnu ile Sicilya Adası ucundaki Lilibeo Burnu arasında çizilen hatta göre Doğu ve Batı Akdeniz olarak ikiye ayrılmıştır.(1)

Doğu Akdeniz’e sahildar olan Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Mısır,  Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Lübnan, Suriye, İsrail ve Gazze Şeridi devletler Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (BMDHS) göre Doğu Akdeniz’de var olan petrol ve doğalgaz kaynakları üzerinde  hak sahibidir.  

Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) kavramı 1982 yılında imzalanan Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ile düzenlendi. Münhasır ekonomik bölge kıyı devletin sahil şeridinden itibaren başlar ve 200 millik bir alanı kapsar. Bu alanda sahildar devletler sınırlı bir egemenlik hakkına sahiptir.

"MEB, kara sularının ölçülmeye başlandığı esas hatlardan itibaren 200 deniz milini geçmeyecek şekilde deniz yatağı ve toprak altı canlı ve cansız doğal kaynakların araştırılması, işletilmesi, muhafazası ve yönetimi konuları ile; aynı şekilde sudan, akıntılardan ve rüzgârlardan enerji üretimi gibi, bölgenin ekonomik amaçlarla araştırılmasına ve işletilmesine yönelik diğer faaliyetlere ilişkin egemen hakları sahildar devlete sağlamaktadır."

Türkiye MEB ilanında bulunmazken GKRY, Suriye, Lübnan ve İsrail MEB ilanında bulunan doğu Akdeniz kıyı devletler arasındadır. Türkiye açısından Doğu Akdeniz’de MEB sınırlandırılması üç ayrı bölgede değerlendirilmektedir:

  1. Birinci bölge Türkiye, Suriye ve KKTC kıyılarının bulunduğu bölge.
  2. İkinci bölge Türkiye ve KKTC kıyılarının bulunduğu bölge.
  3. Üçüncü bölge ise Türkiye, Yunanistan, KKTC, GKRY ve Mısır kıyılarının bulunduğu bölge.(2)

İsrail ve Mısır’la da Anlaşma İmzalayan Rum Yönetimi Türkiye’yi Yok Sayıyor!

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tek taraflı olarak 17 Şubat 2003 yılında Mısır, 17 Ocak 2007’de Lübnan ve 3 Şubat 2011’de de İsrail ile imzaladığı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmaları imzalamıştır. 

Kıbrıs Türklerinin yok sayan bir tutum ile GKRY’nin tek başına bütün Kıbrıs adına uluslararası anlaşma yapması ve Kıbrıs Rum tarafının 19 Eylül 2011 tarihinde sondaj faaliyetlerine başlaması üzerine, Kıbrıs Türklerinin haklarını ve çıkarlarını korumak için “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında 21 Eylül 2011 tarihinde “Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması” imzalanmıştır.

KKTC Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Dışişleri Bakanlığı Basın Açıklamasında “Rum tarafının sondaj faaliyetlerine 19 Eylül 2011 tarihinde başlandığının açıklanması üzerine,  Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Derviş Eroğlu arasında bugün (21 Eylül) BM Genel Kurulu çalışmaları vesilesiyle bulundukları New York’ta imzalanmıştır. Türkiye ile KKTC’nin Akdeniz’deki  kıta sahanlıklarının bir bölümünü,  uluslararası hukuka uygun olarak  ve hakça ilkeler dikkate alınarak belirlenen  27 coğrafi koordinatın  birleştirilmesiyle elde edilen  bir çizgi ile sınırlandırmaktadır. Kıbrıs Türklerinin, aynen Kıbrıslı Rumlar gibi Ada’nın kıta sahanlığının tümü üzerindeki meşru, eşit ve ayrılmaz haklarını da dikkate almaktadır. ”şeklinde ifade edildi. (3)

KKTC, ada ve çevresinde hidrokarbon arama faaliyetleri için Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) 22 Eylül 2011 yılında arama ruhsatı vermiştir. Bu kapsamında 7 adet deniz ruhsat alanı ve 2 adet kara ruhsat alanında çalışmalar devam etmektedir. KKTC kara alanlarında 693 km 2 boyutlu sismik veri toplanmış, toplam 11.924 noktada Gravite-Manyetik ölçümleri  yapılarak modeller oluşturulmuş ve H no’lu ruhsat alanında 4125 metre derinlikte Türkyurdu-1 arama kuyusu kazılmıştır. (4)

dd-002.jpg

Harita: KKTC’nin TPAO’ya vermiş olduğu ruhsat alanları

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) 1, 2, 3, 8, 9, 12 ve 13 numaralı bloklarda arama izni vermiştir.

Türkiye ve GKRY arasındaki ihtilafın biri olan GKRY’nin tek taraflı davranarak, 2007’den itibaren ruhsatlandırma çabalarına girmesi sonucunda parsellediği blokların 1,4,5,6,7 kısımlarının Türkiye kıta sahanlığı ile örtüşmesidir.

ddd-002.jpg

Harita: GKRY ilan ettiği 1, 2, 3, 8, 9, 12, 13 bloklarındaki deniz yetki alanları KKTC deniz sınır alanları ile örtüşmektedir.

Doğu Akdeniz Hidrokarbon Sahaları

Doğu Akdeniz bölgesinde Afrodit, Leviathan, Nil ve Herodot gibi dört önemli petrol ve doğalgaz sahası bulunmaktadır. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi’nin raporuna göre, Kıbrıs, Lübnan, Suriye ve Filistin/İsrail arasında kalan ve Levant Havzası olarak isimlendirilen Afrodit bölgesinde 3,45 trilyon metreküp doğalgaz ve 1,7 milyar varil petrol bulunduğunun tahmin edildiği belirtilmektedir.[2] Aynı rapora göre Nil Delta Havzası’nda yaklaşık 1,8 milyar varil petrol, 6,3 trilyon metreküp doğalgaz ve 6 milyar varil sıvı doğalgaz rezervi olduğu tahmin edilmektedir. Kıbrıs Adası’nın çevresinde ise 8 milyar varillik bir petrol rezervi olduğu tespit edilmiştir. Girit Adası’nın güneydoğusunda kalan ve Heredot olarak adlandırılan bölge ile Kıbrıs Adası etrafındaki bölgede de toplamda 3,5 trilyon metreküplük doğalgaz olduğu belirlenmiştir.(5)

Kıbrıs, Lübnan, Suriye ve İsrail arasındaki bölgede 3 milyon 450 bin metre küp doğalgaz ve yaklaşık 1 milyar 700 milyon varil petrol bulunuyor. Delta havzasında 7 trilyon metreküp doğalgaz ve 1 milyar 800 milyon varil petrol var. Kıbrıs, İsrail ve Mısır arasında kalan alanda 10 trilyon metreküp doğalgaz, 8 milyar varil petrol mevcut. Doğuya uzanan bölgede ise 3 trilyon metreküp doğalgaz var. Akdeniz'de toplam değeri 3 trilyon dolar olan 60 milyar varil petrole eşdeğer hidrokarbon rezervi olduğu belirtildi. Bu veriler ışığında Türkiye'nin 572 yıllık, Avrupa'nın ise 30 yıllık doğalgaz ihtiyacını karşılayabileceği ön görülmektedir.(6)

İsrail'in Leviathan ve Tamar sahalarında ispatlanmış doğalgaz miktarı yaklaşık 700 milyar metreküp ve bunun 1.8 trilyon metreküpe kadar çıkabileceği belirtiliyor. Sadece Leviathan sahasındaki ispatlanmış 453 milyar metreküplük doğalgaz miktarı, 25 Avrupa ülkesine 6 yıl yetecek büyüklükte ve bu oran sadece İsrail'in MEB'i içinde kalan doğalgaz için geçerli. Kıbrıs-İsrail-Mısır-Girit arasındaki deniz bölgesinde ise toplam 15 trilyon metreküplük bir doğalgaz rezervi bulunuyor. (7)

dddd.jpg

Tablo: 1999-2013 Yılları Arası Doğu Akdeniz Bölgesinde Keşfedilen Doğalgaz Miktarları (8)

GKRY 2007 Şubat ayında 3 ve 13 No’lu bloklar dışında kalan 11 blok için birinci ihaleye çıktı. Amarikan şirketi Noble Energy,12 blok için üç yıllık arama ruhsatı aldı. Noble Energy şirketi, 2010 Aralık ayında İsrail sularında Leviathan gaz sahasını keşfettiğini duyurdu. Keşfedilen doğalgaz sahası (18 trilyon fit küp ile 22 trilyon fit küp arasında), Ağustos 2015’te Mısır kıyılarındaki Zohr doğalgaz sahasını keşfedilene kadar Akdenizin en büyük doğalgaz sahası olma özelliğini taşımaktadır. Noble Energy şirketi GKRY tek taraflı tutumu ile hiçbir bilgilendirme yapmadan 19 Eylül 2011 tarihinde 12. Blokta hirokarbon arama sondajına başlaması neticesinde Türkiye ile KKTC arasında Kıta Sahanlığı Anlaşması imzalandı. Sonrasında 28 Eylül 2011 Piri Reis sismik araştırma gemisi Rum tarafının sözde MEB’indeki 12. blokta sondaj çalışması yapmakta olan Noble Energy Platformu’na yakın bir alanda sismik araştırmalar yaptığı belirtildi. Noble Energy sirketi 28 Aralık 2011 tarihinde 12. bloktaki Afrodit doğalgaz sahasını keşfedildiğini duyurdu.

GKRY 2012 Şubat ayında 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 13 numaralı bloklar için ikinci ihaleye çıktı. GKRY 24 Ocak 2013’de ENI-KOGAS Konsorsiyumu ile 2. 3. ve 9. Bloklarda arama ruhsatı için sözleşme imzaladı. 6 şuabat 2013 ‘de GKRY Fransız Total şirketiyle, 10. ve 11. Bloklarında arama sözleşmesi imzaladı. 25 Eylül 2014’de Eni-KoGas konsorsiyumu tarafından 9 numaralı parseldeki “Onasagora” olarak adlandırılan yatakta sondaja başladı. Ancak Aralık 2014’de Eni-KoGas konsorsiyumu yeterince ticari olarak işletilebilir doğalgaz bulunmadığını açıkladı. Ocak 2015’de Eni 9 numaralı parseldeki “Amathusa” olarak adlandırılan yatakta arama sondajına başladı. Sonuç olarak “Amathusa” olarak adlandırılan sahada da doğalgaz bulunamadı.  İtalyan şirketi Eni, 2015 Ağustos ayında yaptığı duyuru ile; Mısır Zohr sahasında (Zohr 1X NFW arama kuyusu) Akdeniz’deki en büyük doğalgaz keşfini gerçekleştirdiğini açıkladı. tahmini sahadaki potansiyelin 850 milyar m³ yerinde orijinal doğalgaz (30 Tcf OGIP) olduğu belirlenmiştir. 11. Bloğun altında olup, 12. Blokta olan Afrodit sahasına 90 km uzaklıkladır. 2017 Aralık ayı itibariyle, Zohr sahasında üretime başlanmıştır. GKRY 28 Aralık 2015’de Eni-KoGas konsorsiyumu 2, 3 ve 9 numaralı deniz bloklarında arama faaliyetleri için 2 yıl daha uzatmış ancak Şubat 2016'da sona ermiş olup, Şubat 2018'e kadar uzatılmıştır. GKRY Mart 2017’de üç 6,8 ve 10. Bloklar için ruhsat verme kararına ilişkin; 6. blok Eni/Total, 8. Blok Eni ve 10. Blok ise ExxonMobil ve Katar Petrolünden oluşan bir konsorsiyuma verildi. GKRY’nin Eni ve Total şirketlerine 6. blokta doğalgaz arama izni vermiş olması ve 6. bloğun bir kısmı Türkiye’nin MEB’i içerisinde yer almaktadır. Eni şirketinin sondaj gemisi 6. bloktaki arama faaliyetlerinin ardından 3. Bloğa geçmek istemesi üzerine 9 Şubat 2018 tarihinde Türk savaş gemileri tarafından durdurulmuş ve faaliyetlerine izin verilmemiştir.  28 Şubat 2019’da Exxon Mobil – Quatar Petroleum konsorsiyumu 10. blokta “Glafkos 1” kuyusunda yapılan sondajda bulunan rezervin tahmini olarak 5 ile 8 trilyon ayak küp diğer bir ifade ile 141-226 milyar metreküp olduğu açıkladı.(tüm açık haber kaynakları)

Fatih Sondaj Gemisinin Çalışma Başlatması Diğer Ülkeleri Rahatsız Etti

Barbaros Hayreddin Paşa Sismik Araştırma Gemisi tarafından yürütülen sismik araştırmalar  neticesinde 4 Mayıs 2019’da Fatih Sondaj Gemisi tarafından Kıbrıs’ın batısında sondaj çalışmaları başladı. Rum yönetimin adanın tek hâkimi ve Kıbrıs Türklerini yok sayarak ve Türkiye’nin de kendi kıta sahanlığı olan sözde ilan ettikleri 19’ncu parselde sondaj çalışması yapılması Rum yönetimini ve destekçilerin kabul edilmesi mümkün olmayan açıklamalarıyla bölge tansiyonunun yükselmesine neden olmuştur.

Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon arama faaliyetlerine ilişkin açıklamalara T.C. Dışişleri Bakanlığı ve T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye'nin kendi kıta sahanlığında gerçekleştirmekte olduğu sondaj faaliyetine ilişkin olarak bölge içi ve dışı aktörlerce yapılan açıklamaların kabul edilmesi mümkün olmadığını belirterek,  Türkiye ve KKTC’nin bölgedeki enerji  denkleminden dışlanamayacağının altı çizildi.

Ülkemizin Milli enerji politikası çerçevesinde kazan-kazan  yaklaşımından faydalanmaya, Adada adaletli bir paylaşımı sağlanması,  istikrarlı bir bölgenin oluşturulmasına katkı vermesi, bölge içi ve dışı çevrelerin bu durumdan rahatsızlık duymaları ve kabul edilmesi mümkün olmayan açıklamalarla bölge gerilimini tırmandırmaktadır.

Türkiye, Ortadoğu ve Hazar Petrolünün Kavşak Noktasında Bulunuyor

Doğu Akdeniz’e sadece bir hidrokarbon kaynak rezervleri olarak bakılmaması gerekir. Türkiye, Hazar ve Ortadoğu petrolünün Avrupa’ya transferi hususunda kavşak konumundadır. Ayrıca bölgede bulunan gazın ihracatı konusunda en ekonomik yol Türkiye üzerinden Avrupa’ya ihracatıdır. Diğer yollar sadece popülist yaklaşımlardır (Kıbrıs –Akdeniz- Yunanistan doğalgaz boru hattı gibi). En büyük sorunlarda biride tüm sahildar ülkelerin anlaşmış olduğu bir MEB anlaşması bulunmamaktadır. Bu sorun bulunan enerji kaynağın ve projenin geleceği belirsiz olmaktadır. Tüm bu nedenler adanın çözümünün gecikmesine üçüncü ülkelerin bölgedeki bu istikrarsızlıktan kendilerine yarar çıkmalarına neden olmaktadır.

dddd.png

NOT: İlan edilmiş PETROL&DOĞALGAZ ruhsat alanlarını gösteren bir harita (9)

 

Özcan DALMIŞ / Petrol ve Doğalgaz Yüksek Mühendis - USSAP-ENAM Enerji Uzmanı

 

1) Muhittin Ziya Gözler, ‟Doğu Akdeniz’de Paylaşılamayan Kaynaklar”, http://www.21yyte.org/tr/arastirma/enerji-ve-enerji-guvenligi-arastirmalari-merkezi/2014/12/17/7927/dogu-akdenizde-paylasilamayan-kaynaklar

2) Sertaç Hami Başeren, Doğu Akdeniz Deniz Yetki Alanları Uyuşmazlığı, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı Yayınları, No. 31, İstanbul, 2010, s. 2; Başeren, “Doğu Akdeniz Deniz Yetki Alanları Uyuşmazlığı”, Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi, 8 (14), Ocak 2010, ss. 132-133.

3) http://www.mfa.gov.tr/no_-216_-21-eylul-2011-turkiye-_-kktc-kita-sahanligi-sinirlandirma-anlasmasi-imzalanmasina-iliskin-disisleri-bakanligi-basin-ac_.tr.mfa

4) http://www.tpao.gov.tr/?mod=projeler&contID=92

5) Cihat Yaycı, ‟Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Paylaşılması Sorunu ve Türkiye”, Bilgi Strateji, Cilt 4, Sayı 6, 2012, s. 11.

6) http://www.sonsayfa.com/Haberler/Ekonomi/Dogu-Akdenizde-servet-yatiyor-204685.html

7) https://www.sabah.com.tr/gundem/2011/09/20/akdenizde-buyuk-oyun (Cevrim içi 17.04.19)

8) Merve Aksoy Ercümen “Doğu Akdeniz Enerji Rekabeti” https://insamer.com/tr/dogu-akdeniz-enerji-rekabeti_366.html

9) http://maps.openoil.net/concessions/?c=ALL#6/36.642/34.585 (çevrim içi 19.04.2019)

YORUMLAR
Vahit kuzuoğlu
Doyurucu bir derleme, her zaman olduğu gibi atı alan köprüyü geçtikten sonra yakınmıyalım.
12 Mayıs 2019 09:23
188.56.204.240
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim