• İstanbul20 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
BM, Barış Gücü Olarak Kimleri Görevlendiriyor?
11 Ağustos 2017 Cuma 12:53

BM, Barış Gücü Olarak Kimleri Görevlendiriyor?

Kurulduğu günden bugüne değin devletler arası anlaşmazlıkları ve küresel adaletsizliği gidermek konusunda başarısız olan BM, görevlendirdiği Barış Güçleri'nin karıştığı şiddet ve taciz olayları ile de gündemden hiç düşmedi.

 

BM barış güçleri, dünyada savaşın en yoğun yaşandığı bölgelere gönderilir. Mağdur olan halka yardım eder gibi görünerek bölgedeki barışı sağlamaya çalışır. Fakat bazıları -sözüm ona- korumaya gittikleri halkın insanlarına zarar verirler.

Associated Press'in yakın tarihli bir soruşturmasına göre, 2004 ve 2016 yılları arasında BM barış güçleri personelinin işlemiş olduğu ve BM’ye şikâyet edilen iki bin kadar cinsel istismar/taciz suçu var.

BM, cinsel istismar ve taciz şikâyetlerinin ardından ‘sıfır tolerans’ politikası uyguladığını açıkladı. Ancak bu cinsel suçlara maruz kalanların yanı sıra, eylemciler/aktivistler, avukatlar ve insan hakları örgütleri de, bu tür suçları işleyenlerin cezadan muaf tutularak suçların işlenmesine izin verildiğini açıkladı.

BM barış gücü askerleri ve yetkilileri, akademisyenler, araştırmacılar ve aktivistlerle yapılan görüşmelerde, BM verilerinin incelenmesi yoluyla şu sorunun cevabını arıyor: ”Nasıl oldu da BM barış gücü askerleri birer canavara dönüştü?”

İkinci adımda, bütün barış gücü konseptinin kusurlu olup olmadığına bakıyoruz ve şu soruyu soruyoruz: ”Birleşmiş Milletler’in barışı sağlamak adına yolladığı tüm askerler iyi insanlar mı yoksa kötü insanlar da barışı sağlamak amacıyla çeşitli bölgelere gönderiliyor mu?”

Askerler Barış İçin Mi Gönderildi?

İşin aslına bakarsak bazı uzmanlar “barışı korumanın” belirsiz ve çelişkili bir kavram olduğunu söylüyor.

York Üniversitesi’nden Prof. Sandra, orduları şiddet ve saldırganlık eşliğinde askeri disipline uyum sağlayan insanların davranışlarının sergilendiği topluluklar olarak görüyor.

Fakat araştırmacı Paul Higate, barışı sağlamak adına yapılan operasyonların farklı değer yargıları ve duygusal birikimler gerektirdiğini, mesela tarafsız olmak ve empati yapmak gibi geleneksel askeri eğitimle unutturulmuş olan değer ve duygular bütününün gerektiğini belirtiyor.

 2000 yılında, BM Güvenlik Konseyi 1325 sayılı aldığı karar ile silahlı çatışmaların kadınları ve erkekleri farklı şekillerde etkilediğini kabul etti. Ancak bu kararın pratikte ne anlama geldiği belirsiz. Nina Wilen, Uluslararası Barış Gücü dergisinin editör yardımcısı, bu kararın" kadınların savaş ve barış süreçlerine katılımı ve rolüne dikkati çektiğini ve savaş-barış süreçlerinde kadınların aslında barışçıl olduklarını ve kırılgan bir yapıya sahip olduklarını belirtiyor.

Kelly-Jo Bluen, Johannesburg Adalet ve Uzlaşma Enstitüsü'nde eski bir proje lideri ise şu noktaya dikkat çekiyor: “Tecavüzü bir savaş silahı olarak vurgulamak açıkça askeri bir rol oynamayan kişiler tarafından gerçekleştirildiğinde olayın açıklığa kavuşturulmasını zorlaştırıyor. BM Güvenlik Konseyi Kadınları, Barış ve Güvenlik Gündemi çerçevelerini barış güçlerinin uyguladığı cinsel şiddete karşı bir çözüm olarak görmekte. Barış güçlerinin cinsel şiddetini, diğer cinsel şiddet biçimlerinden farklı olarak görmemeliyiz. İyi ve kötü olmak üzere ikircikli dosyalarla muhatabız. Tecavüzleri canavarlar tarafından yapılıyor gibi görüyoruz. Eğer bir suçlu “mükemmel suçlu” algımızla eşleşmiyorsa, ya da kurban “mükemmel kurban” tanımına uymuyorsa, zihnimizdeki “mükemmel suç” şablonuna uymayan bir durum açığa çıkıyor. Cinsel şiddet farklı şekillerde olabilir. Ve ataerkilliğin küresel bir olgu olduğunu kabul edersek, uluslararası kuruluşlar bundan niçin muaf tutulsun ki?”

Irkçılık Belirtileri

Cinsel şiddet aynı zamanda ırkçılık ve yerel halka karşı üstünlük duygularının bir belirtisidir ve bunlar genellikle barış gücünün gösterdiği muameleye dahildir.
 Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Orta Afrika Cumhuriyeti, Haiti, Liberya, Güney Sudan ve Fildişi Sahili'ndeki misyonlarda barış güçlerinin yapmış olduğu cinsel istismar ve taciz vakaları, diğer tüm BM misyonlarına göre daha fazla olmuştur.

Henry şunu belirtiyor; cinsel şiddetten en fazla etkilenen yerler eski Fransız sömürgeleridir. Bu bağlamda ortada ırkçılık, cinsiyet ve sınıf unsurları vardır. Barış güçleri tarafsız değildir.

Aditya Mehta, BM Barış Gücü Operasyonları Departmanında bir iletişim memuru: “Barış gücü görevlerine, birliklere ve polislere katılarak, görev almak isteyenleri araştırmak BM’nin görevidir. BM, üye ülkelerden bu taramayı disiplin/ceza kayıtları ve insan hakları ihlalleri için yaptıklarını belgelemelerini talep ediyor; bunlar arasında cinsel istismar ve taciz de var. 2016 yılının Nisan ayında, BM sekreterliği, askeri birliklerin üyeleri olarak konuşlandırılan tüm bireyleri araştırmaya başlamış ve polis birimleri kurmuştur. Bu, önceden kurulmuş olan inceleme uygulamalarındaki önemli ölçüde bir genişlemeye işaret etmektedir.

Askerileştirilmiş Erkeklik

BM Kadınları İcra Direktör Yardımcısı Lakshmi Puri,Mayıs 2016'da El Cezire'ye, Birleşmiş Milletler kadınlarının "toplumsal cinsiyete duyarlı" hale getirmek için, birlikler görevlendirilmeden önce "toplumsal cinsiyet eğitimi" yaptıklarını söyledi.

Ancak Henry, eğitimin barış güçlerini "toplumsal cinsiyete duyarlı bireyler" haline getirmesinden oldukça safiyane beklenti olarak bahsetti. Henry, eğitimin geliştiğini fakat bunun bir çözüm olmadığını söyledi.

Kelly-Jo Bluen eleştirisinde daha samimi. Daha iyi eğitim ve medeni davranış gibi yorumların içerisinde gizli bir ırkçılık bulunduğu yorumunu yapıyor. Şu anda dünyada BM barış güçleri adına 96000 kişi görev yapıyor. En fazla asker katkısında bulunan ülkeler arasında Bangladeş, Etiyopya, Hindistan, Ruanda ve Pakistan yer alıyor.

1999'da Bosna'daki BM polis memurları arasındaki fuhuş olaylarını açığa çıkaran, Amerikalı eski bir polis araştırmacısı Kathryn Bolkovac, sorunun kötü/zayıf eğitimli Üçüncü Dünya askerlerine ait olduğuna inanan herkesin kuruntulu olduğu kanaatinde.

Bluen ve Balkavoc’un ortak olduğu bir nokta ise problemin eğitim veya askerlerin yeteneklerinde değil askerileştirilmiş erkeklikte olduğu..

Stephane Dujarric, BM genel sekreteri sözcüsü, şunları söylüyor: "Barış gücü" terimi sadece mavi kasklı silahlı askerler için değil aynı zamanda silahsız polis memurları ve askeri gözlemciler, doktorlar ve siviller için de geçerlidir. Barış güçleri sık sık, kimsenin gitmek istemediği, çatışmanın hâlâ aktif olduğu bölgelere, sivilleri korumakla görevli olarak giderler.

Barış güçleri sivilleri korumak için daima ileriye dönük bir eylem/duruş içerisinde olmaları için uyarılırlar. Bu işin ancak eğitimli erkek ve kadın askerler tarafından yapılabileceği açıktır.

Ancak New York merkezli AFW’de görevli Paula Donovan, barış gücü fikrinin/projesinin tekrar gözden geçirilip sorgulanması ve yeniden değerlendirilmesinin zamanının geldiğini iddia ediyor.

Fildişi Sahili, Abobo

2008 yılında, 13 yaşındaki Elizabeth’e yapılan vahşi toplu tecavüz olayı: Elizabeth, BM barış güçlerine mensup on vahşi asker tarafından tecavüze uğradı.

Elizabeth başından geçen bu kötü olayı şöyle anlatıyor: “Onlar beni yere fırlattı ve üzerime doğru şiddetli bir şekilde saldırdılar. Kaçmaya çalıştım fakat on kişiydiler, hiç bir şey yapamadım.”

Temmuz 2017'de, BM'nin Fildişi Sahilleri'ndeki 13 yıl süren görev süresi sona erdi. Başlangıçta 6,800 barış gücü askeri vardı ancak 2016 yılına kadar bu rakam 2,800 civarına düştü.

Azad Essa

Al Jazeera

Çeviri: Abdussamed Akdemir

 

 

Not: Bu makale yazarın şahsi görüşlerini içermektedir, MuslimPort.com yayın politikasını yansıtmıyor olabilir.

 

     

     

           

    

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim