• İstanbul26 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C

Mustafa Kaya / Milli Gazete

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mustafa Kaya / Milli Gazete

Arap-İslam-Amerikan Zirvesi (!)

23 Mayıs 2017 Salı 09:39

Ve kapitalizm dinin afyon olarak kullanılabileceğini bir kere daha keşfetti(!) Trump’ın son Ortadoğu ziyaretindeki görüntülerle bunu acı bir şekilde teyit etmiş olduk. Seçim kampanyası döneminde danışmanlarının Rus yetkililerle 18 kez görüştüğünün ortaya çıkması ve Lavrov ile gizli bilgileri paylaştığı iddiasıyla azledilme tehdidi yaşayan Trump, bu geziyle birlikte derin bir nefes aldı. 55 ülkeden liderlerin katıldığı toplantının adı da çok ilginçti. 

 

Arap-İslam-Amerikan Zirvesi. Bizim de dışişleri bakanı seviyesinde temsil edildiğimiz bu toplantıda yapılan açıklamalar, bölgemizi yeni sıkıntıların beklediğini gösteriyor.

 

Bu zirve münasebetiyle Suudi Arabistan’ın Trump’la 110 milyar dolarlık silah alım sözleşmesi imzalaması, her adımda iltifatla karşılanması elini olabildiğince güçlendirdi. Bu anlaşma ‘ABD tarihinde türünün en büyük silah anlaşması’ olarak kayıtlara geçti. Hatırlanacağı gibi geçen yıl ABD 11 Eylül saldırılarından sorumlu olduğu gerekçesiyle Suudi Arabistan’ın, Amerika’da bulunan paralarına bloke koymak istiyordu. Suudi Arabistan bu misafirperverliği (!) ve cömertliğiyle kendisine dönük planları tersine çevirebilir mi bilmem. Ancak görünen o ki, bu silah anlaşmalarıyla beraber küresel güçler iki açıdan kazanım elde etmiş olacaklar. Hem silah satacak, hem de o sattıkları silahların Ortadoğu halklarının birbirlerine karşı kullanmaları neticesinde büyük planın adım adım uygulanmasını sağlayacaklar. 

 

Toplantıda İran’ın “uluslararası terörizmin başı’ olarak nitelendirilmesi, bu zirvenin yeni çatışma alanlarının habercisi olduğunu gösteriyor. 

 

ABD rejim, sistem, demokrasi, insan hakları gibi sözde bayraktarlığını yaptığı ne kadar alan varsa çıkarları söz konusu olduğunda bunların hiçbir zaman belirleyici olmadığını tekrar bütün dünyaya gösterdi. Her bir coğrafyanın yaşam koşullarını ve önceliklerini iyi bir şekilde etüt eden ABD sonuçta ambara giren darıya bakıyor. Latin Amerika’da özgürlük ve yolsuzluk söylemleri üzerinden halkları yönetimlere karşı kışkırtırken, Ortadoğu’da etnik ve mezhepsel farklılıkları kullanıyor. Kılık, kıyafet, yaşam tarzı, ibadetlerin şekli, çok dindar olmanızın veya din ile aranıza mesafeler koymanızın onlar açısından hiçbir önemi yok. Zaten Trump “Kendi yaşam tarzlarını başkalarına dayatmada bulunmayacaklarını” söyledi. Neden dayatsın ki? Sonuç itibariyle onların yol haritalarına eyvallah diyorsanız, nasıl yaşadığınızın ne önemi var.

 

Endişem o ki, ABD ülkemizde de sözde dini özgürlükleri destekleyerek aynı stratejiyi uygulamak istiyor. Geçmişte kendilerini seküler olarak tanımlayan toplumsal kesimleri kullanmıştı. Şimdi de dindarları kullanarak çıkarlarını korumanın derdinde. Bizim gibi gelişmekte olan ülkeler batılı normları yakalamak için değil de, gerçekten kendi toplumları hak ettiği için sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel gelişimlerini olması gereken noktaya taşımayı başaramazlarsa, dış müdahaleye her zaman açık olarak kalmaya devam edecekler. Bu kısır döngüyü kırmak için birilerinin bu gidişe dur diyecek cesareti göstermesi gerekiyor. Müslüman halklar biliyor da, yöneticilere de hatırlatmakta fayda var. 

İslam zilleti kabul etmez. Adaletle hükmeder. Evrenseldir. Herkesin sorunlarına çözümleri vardır. Bu tip zirveler ancak köleliği tesciller. Oysa Müslüman onurludur. Mazluma kimlik sormaz. Din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmaz. Daima veren el olmak ister. 

İslam uyanıklık dinidir, uyuşturmaz.

23.05.2017 / Milli Gazete 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim