• İstanbul21 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C

Salih Eser / Muslim Port

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Salih Eser / Muslim Port

Amerika TSK'dan Ne İstiyor?

30 Temmuz 2016 Cumartesi 18:55

Ortadoğu'nun en güçlü, dünyanın 6. büyük askeri sistem ağı: Türk Silahlı Kuvvetleri. Yaklaşık 20 Milyar dolarlık savunma bütçesi, 410 bin 500 aktif cephe personeli ile bölgemizdeki en yüksek asker sayısına sahip olan Türk ordusunun 3 bin 657 tankı ve 989 hava aracı mevcut.

Bu verdiğimiz rakamlara en yakın güç olarak dünyanın her yerinden insan ve mental techizat desteği alan İsrail geliyor. İsrail'in 15 milyar dolarlık askeri bütçesi, 176 bin 500 aktif cephe personeli, 3 bin 870 tankı ve 680 hava aracı mevcut.

Bu denkleme 3. sırada eşlik eden ise İran.

Rakamlar belki izahta yetersiz kalabalir ama alınması gereken sonucu anladınız.

Askeri sistemimizi tüm dünyadan ayıran yapılanmaya gelince; Örneğin Kara Kuvvetlerimizin kuruluşu, Büyük Hun İmparatoru Mete Han’ın tahta çıkış tarihi olan M.Ö. 209'dur. Askeri teşkilat esasımız ise 26 Ağustos 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’nde Bizanslıları yenerek, Anadolu’yu yeni bir İslam yurdu yapan Büyük Selçuklu Devleti’nde, Kara Kuvvetlerinin teşkilat ve eğitim sistemidir.

Osmanlı ordusunun teşkilatlı bir şekilde ortaya çıkışı ise, Sultan I'inci Murat zamanında olmuştur. Tarihte ilk süvarili ordu olma niteliğini taşıyan Osmanlı Ordusu, önceleri yalnızca Atlı Akıncılardan oluşmakta iken, daha sonraları yaya birliklerin de katılmasıyla Yeniçeri Ocağı adı altında sürekli bir yapıya dönüştürülmüştür. İmparatorluğun yükseliş dönemlerinde elde edilen zaferlerde Yeniçeri Ocağı önemli rol oynamıştır. 15 Haziran 1826’da ise oluşumun yerini 'Asakiri Mansure-i Muhammediye' almıştır. Bu gücün temelini “Kol” adı verilen taburlar oluşturmuştur. Yine bu teşkilat devresinde; 1834 yılında orduya komuta edecek subayları yetiştirmek amacıyla, ‘Mekteb-i Harbiye-i Şahane’ adıyla Kara Harp Okulu açılmıştır.

1’inci Dünya Savaşında Galiçya’dan Yemen’e ve Kafkaslara kadar uzanan cephelerde büyük başarılar kazanan Harp Ordusu, Çanakkale Zaferi ile tarihe adını altın harflerle yazdırmıştır. Değişik cephelerde elde edilen başarılara rağmen, 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi’nin ağır hükümleriyle karşı karşıya kalmıştır. Mondros Mütarekesi'nin hükümlerine göre, vatan sözde galip devletler tarafından küçültülmüş, kara kuvvetlerinin mevcudu indirilmiş, silahları elinden alınmış, vatan toprakları işgal edilmiştir. Milletimizin vakurlu duruşu ile istila kısa sürede bastırılmış, Sakarya ile 1. ve 2. İnönü zaferleriyle ordumuz yeniden ayakları üzerinde kaymadan durmayı başarmıştır.

Milli birliklerimiz 74 Kıbrıs savaşında göstermiş olduğu başarı ile gücünü birkez daha uluslar arası arenada kanıtlamış, Batı istilasının önüne ağır bir set koymuştur. Ordumuzun gelenekçi yapısı yüzyıllar boyu manevi aidiyatını sürdüregelmiştir.

Peygamber ocağımız bu süreçte dirayetini korurken bölgemiz de son yüzyılda önemli badireler atlatmıştır. Afganistan, Irak güç teşkili babında saf dışına itilmiştir. Son yarım asırda bölgenin ortak deklaresi olarak gösterilen Mısır-Suriye-Filistin'in ortak gücü İsrail savaşıyla arafta bırakılmış; arda kalan ve kısa sürede ağır yapılanmaya giden çift ayaklı Suriye askeri sistemi ise son zamanlarda çökertilmiştir.

Müslüman ülkeler sistematik olarak ağır operasyonlara tabi tutulurken bölgeye taşınan Yahudi işgal güçleri, Batı desteği ile hızlı bir yapılanmaya gitmiştir. İslam beldelerinin pasivize edilmesine paralel olarak işgal alanlarını genişletmiştir. Emperyal sistem, bölgemizde İsrail'in karşısına denk askeri bir güç istememektedir. Silahlı kuvvetlerimiz son olarakta Batı tarafından ülkemize sürülen ve sürekli çeşitli siyasi entrikalarla manevralar yapan terör örgütünü kısa sürede kapsamlı bir operasyonla saf dışına itmiştir. Coğrafyamızda yeniden bir harita yapılanması güden Batı,  ülkemizin bu gücü karşısında rahatsızlığını artık gizlememektedir.

Son 15 yılda da mental bir devlet desteği alan TSK, aynı süre zarfında içeriden ve dışarıdan tahrip edilmek istenmektedir. 15 Temmuz Cuntası da hedef tahtasına koyduğu milli gücümüze ağır darbe vurmuştur. Sistematik girişimi engelleyen milletimiz ve devlet irademiz de bu operasyonun farkındadır.

Tarihi değerlerinden vageçmeyen bu gelenekçi yapı Batı için sürekli bir tehdit olarak görülmüştür/görülmeye de devam edecektir.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim