• İstanbul11 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C

Mustafa Kaya / Milli Gazete

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mustafa Kaya / Milli Gazete

Adı Konulmamış Savaşın Maymuncukları

13 Şubat 2018 Salı 14:06

Günümüzde terör küresel güçlerin iletişim dili haline dönüştü. Terörizm birbirlerine el ense çektikleri, yoklama yaptıkları bir argüman olarak kullanılıyor. Ele geçirmek veya elde tutmak istedikleri coğrafyalarda bir tehdit unsuruna ihtiyaç duyduklarından doğrudan terörü sahaya sürmekten çekinmiyorlar. Teknolojideki hızlı ilerlemenin istihbarat faaliyetlerini daha da etkin hale getirmesiyle birlikte her türlü bilgiye ulaşmanın getirdiği güç, alan hâkimiyetiyle desteklenmezse bu gücün bir anlamının olmadığını çok iyi biliyorlar. Ordularıyla bunu yapsalar, doğrudan işgalci damgası yiyecekleri için kurtarıcı (!) edasıyla davet edilen olmayı tercih ediyorlar. İşte emperyalist ülkeler alan kontrolünü bu yüzden terör örgütleri üzerinden sağlamaya çalışıyorlar. Bütün bu süreçlerde kavramların da istismar edildiğine şahit oluyoruz. Demokrasi, insan hakları gibi ilk duyulduğunda hiç kimsenin ses çıkaramayacağı kavramlar özellikle kullanılıyor. Kamuoyu böyle ikna ediliyor. Terörü doğuran sebepler de kendileri tarafından oluşturuluyor, sonrasında teröristin yol haritasını da onlar belirliyorlar.

Terör örgütleri ise çoğu zaman çıkış gerekçeleriyle çelişiyor olsa da karşı tarafı kullanacaklarını zannediyorlar. Küresel güçlerle işbirliği yaparken kendilerine göre sözde bir sınır belirliyorlar. O sınıra kadar iş tutacaklarına, bu şekilde onları kullanarak hedeflerine ulaşacaklarına hem kendilerini hem de tabanlarını ikna ediyorlar. Oysa böyle bir sürece girdikten sonra artık tamamen emperyalist çevrelerin oyuncağı haline geliyorlar. Teröre başvurmakla işledikleri suçu bu şekilde katmerli hale getiriyorlar.

İşin özüne bakarsanız hep dile getirilen 3. Dünya Savaşı aslında çoktan başlamış durumda. Terör örgütlerinin maşa olarak kullanıldığı bu süreç, planlayıcılara düzenli orduların kullanılmasına nazaran çok daha az maliyetler getiriyor.

Bir örnek üzerinden gidersek, biliyorsunuz, ilk etapta Irak’ın işgalinden sonra adı duyulan DAEŞ’in Irak’ın üçte birini kontrol edebilecek kapasiteye ulaşmasının önünü açtılar. Sonra DAEŞ’i gerekçe göstererek Irak ve Suriye’ye tam anlamıyla yerleştiler. Aynı zamanda ABD’nin PYD/YPG ile olan ilişkisinin arka planında da malum olduğu üzere sözde DAEŞ var. Alın size bir taşla kaç kuşun vurulmaya çalışıldığının ispatı. Bugün DAEŞ etkisi yok denecek kadar az. Ancak hala böyle bir tehdidin varlığı gerekçe gösterilerek sözde Suriye Demokratik Güçleri adıyla üzeri örtülmüş PYD’ye binlerce tır silah sağlamaya devam ediyorlar. Bugün Afrin’de evlatlarımızı şehit eden silahlar bizzat onlar tarafından PYD’ye verilenlerden oluşuyor. ABD şimdi en yetkili ağızlardan PYD’nin güçlerini Afrin’e kaydırdığını söylüyor. Nereden biliyorsun diye sormaya gerek yok. Biz organize ediyoruz diyemediği için böyle söylüyor. Pentagon DAEŞ’le mücadele(!) için bu yıl PYD’ye 500 milyon dolar destek vereceğini açıkladı. Bu resmi olanı, gayrı resmi olarak ne yapacaklar onu bilmiyoruz. Bütün bunlar olurken Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Kalın ile ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster bir araya geliyor. Bizim kaynaklarımız “Türkiye ve ABD’nin uzun vadeli stratejik ortaklık ilişkilerinin teyit edildiği ve iki ülkenin öncelik ve hassasiyetlerinin ele alındığına” dair bilgiler paylaşılıyor. Sonra da Dışişleri Bakanı ise ABD ile ilişkiler hakkında ‘Ya düzelecek ya da tamamen bozulacak’ diye açıklama yapıyor. Bir tarafta “stratejik ortaklık” teyit ediliyor, diğer tarafta restleşme havası seziliyor. Aslında bu bizdeki kafa karışıklığını gösteriyor.

Rusya PYD konusunda ikili oynamaya devam ediyor. Bizimleymiş gibi görünüyor ama hiç güven vermiyor. Şimdi iş daha da çetrefilli bir hal almaya başlayacak. Çin de artık bölgede Esad’la daha yakın çalışacağını açıkladı. Suriye nereye gidiyor sorusuna herkesin verilebilecek bir cevabı var ama çoğu kimse verdiği cevaba kendisi bile inanmıyor.

Dünyanın neresine bakarsanız bakınız fark etmez. Bir yerde terörist eylemlerde bir artış varsa o bölgenin birilerinin hedef tahtasına konulmuş olduğu sonucuna rahatlıkla varıyorsunuz.

Terör örgütleri hem alan kontrolü, hem de alan açmak adına emperyalistler için birer garantör(!) vazifesi görüyor. Küresel güçler çilingir, örgütler ise onların istedikleri yere girişlerinde maymuncuk olarak kullanılıyor. Sorun şurada; bu sözde çilingirler bazen ev sahiplerinin gafletinden, zaafından istifade ederek kapıya dayanıyor. Bazen de hırsız olarak tezgâh kurup evlere gizlice değil terör örgütlerini kullanarak kapıyı kırıp giriyor.

 

13.02.2018 / Milli Gazete

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim