• İstanbul14 °C
  • Mekke29 °C
  • Medine27 °C
  • Kudüs13 °C
  • Kahire18 °C

Mustafa Kaya / Milli Gazete

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mustafa Kaya / Milli Gazete

ABD’nin YPG’ ye desteği biter mi?

29 Kasım 2017 Çarşamba 09:55

Yazının sonunda söylenmesi gerekeni başta ifade edeyim;ABD ’nin bu desteği bitmez, boyut değiştirir. Hatta daha stratejik bir aşamada işbirliği devam eder. Nereden çıkarıyoruz bunu? ABD şu anda kendince yeterli gördüğü silah desteğini vererek bir eşiği tamamlamış oldu. Yani YPG elinde bulundurduğu bu silahlarla neredeyse düzenli bir ordu haline getirildi.

Sonradan sayıyı 503 olarak düzeltmeye(!) çalışsa da, ABD’li Tümgeneral Jarrad’ın Suriye ’de 4 bin civarında olduğunu ifade ettiği askerler de YPG’ye her türlü eğitim ve altyapı desteğini verdiler.

ABD’yi anladık da, bazıları şimdi Rusya’nın Suriye’nin geleceğindeki YPG ısrarını anlamakta zorlanıyor. Daha önce yazmıştık. Mahabad Kürt Cumhuriyeti 1946 yılında Sovyetler Birliği’nin desteği ile İran topraklarında kurulmuş ve 11 ay hayatta kalabilmişti. Yani demem o ki aslında Rusya’nın Kürt kartını kullanmak istemesinin tarihi arka planı var ve Rusya kendi içinde tutarlı bir strateji izliyor. Suriye’deki süreci başından beri irdelediğinizde de YPG ile karşı karşıya gelmemek için özel gayret gösterdiklerini anlayabiliyorsunuz. PYD/YPG de ABD ve Rusya arasındaki bu yaklaşım birlikteliğinden kendileri adına ne elde edebilirler onun hesaplarını yapıyorlar. Bu durumda şeytan akıllara 1916’daki Sykes-Picot gizli anlaşmasını getiriyor. İnsan ABD ve Rusya Suriye konusunda acaba böyle bir işbirliği içindeler mi diye sormadan edemiyor. Görünür bütün sonuçlar değerlendirildiğinde Rusya ve ABD’nin bölgesel çıkarları çatışıyor gibi algılanıyor ama acaba gerçekten öyle mi? Yoksa Şubat 1945’te Yalta’da dünyayı kendi aralarında paylaştıkları gibi Suriye ve Irak’ta da böyle bir strateji mi uyguluyorlar?

Bir nokta daha var. 19. Yüzyılın sonlarından itibaren Filistin’deki Yahudi varlığı Rusya’dan kaçanlarla birlikte artmış, dönemin Siyonistlerle işbirliği yapan Osmanlı bürokratları da nüfus kayıtlarıyla oynayarak yeni gelenleri sanki 300-350 yıldır orada yaşıyormuş gibi göstermişti. Böylece Yahudilerin Filistin topraklarına göç etme yasağı aşılmıştı(!) 1948’in altyapısı işte bu şekilde hazırlanmıştı. Şimdi Suriye’nin kuzeyinde özerklik olursa –ki Rusya yeni anayasada bunu destekliyor- bu durum İsrail’in bölgede arzuladığı bir şey. Öteden beri kendi topraklarında yaşayan Yahudi bankerlerin finansal enstrümanları kullanarak başına bela olduklarını düşünen Rusya’nın bu durumda İsrail’le aynı noktada buluşması nasıl yorumlanmalı? Bir de soruyu şöyle soralım. Rusya için hayati önemde olan Tartus Limanı bu şekilde Rusya için ilânihaye güvende olabilecek mi?

Türkiye’nin uyarısına rağmen Rusya, YPG’nin sürece aktif olarak katılmasını istiyor. Bu gizli bir şey değil. Aynı Suriye Demokratik Güçleri gibi bir çatının altına YPG’yi alarak Türkiye’yi susturmayı planlayacaklar. Putin ve Trump Vietnam görüşmesinde de bu konuda ittifak etmişlerdi. Şimdi Suriye’de yeni bir sürece giriliyor. Soçi Zirvesi’nden bir gün önce Putin ve Esad’ın diplomatik teamülleri aşan görüntülerine dikkatli bakın. Biz her şeye rağmen Suriye’nin toprak bütünlüğü diyoruz ama Esad bile bugün PYD’nin özerklik talebine evet diyebilecek durumda. Aramızda kalsın, yarın ABD’yi, Rusya’yı, Esad’ı PYD/YPG konusunda aynı safta görürsem şaşırmayacağım. Peki, İran’ın durumu ne olacak? Orası kolay! Devrimden bu güne hem İran, hem de ABD ve diğer batılı ülkeler “Kontrollü Gerginlik” konusunda yeteri kadar tecrübe sahibi oldular. Öyleyse bu durumda Türkiye ne yapmalı?

Kimin kendisi üzerinde bir planı varsa, onların tamamına “Demir Leblebi” olduğunu siyasi, diplomatik açıdan atacağı proaktif adımlarla göstermeli.

Daralan çemberden ancak böyle çıkılabilir.

29.11.2017 / Milli Gazete

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÖZEL HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Muslim Port | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0090 535 921 45 31 | Haber Yazılımı: CM Bilişim